Olumlu ve coşkuluysanız, insanlar sizinle zaman geçirmek ister. jeff keller

Roma Şiirleri

Aşağıda 1,500,000'dan fazla şiir başlıkları arasından "Roma" terimini içeren şiirler listelenmektedir. Roma ile ilgili şiirler "kayıt tarihine" göre listelenmektedir. Şiirlerin "Roma" ile ilgili alakalı olup olmadıkları sistem tarafından otomatik belirlenip içinde aradığından konu dışı bazı şiirler listelenebilir. Roma ile ilgili " 576 " şiir aşağıdadır.
Tugtekin gülümseyerek, “Eyvallah ustam, sağ ol,” dedi ve arkadaşlarına döndü. Kerem takıldı hemen: “Ooo kanka, tanınıyoruz ha!” Tugtekin omuz silkti, “Ara ara geliyorum, kafam dağılıyor,” dedi.
Az sonra balık ekmekler geldi. Dursun Usta, “Afiyet olsun gençler,” deyince hepsi bir ağızdan, “Sağ ol ustam, eline sağlık,” diyerek yemeye başladılar. Aslı’yla Pınar ilk lokmadan sonra birbirlerine baktı. “Çok güzelmiş ya, bayıldık… Hep gelelim buraya,” dediler. Tugtekin kahkaha atarak, “Beni batıracaksınız galiba,” diye espri yapınca masadaki gülüşmeler sahil boyunca yayıldı.
Balık ekmekten bir lokma daha alan Tugtekin, merakla Aslı’ya döndü.
“Aslı, benimle konuşmak istediğin konu neydi?” dedi.
Aslı lokmasını yuttu, koladan bir yudum aldı. Hafifçe gülümsedi ama gözlerinde ciddi bir ifade vardı.

...
Devamını oku »
Merakla bekleyen arkadaşları hemen etrafını sardı. Kerem gülümseyerek, “Aslı, yüzün gülüyor; hayırdır?” diye sordu. Pınar da espri yaparak, “Herhâlde ikramiye aldı,” dedi. Aslı dayanamadı, gülerek, “Yok ya arkadaşlar… Ben de fotoğraf projesine katılıyorum. Ebru Hanım öyle istedi,” dedi.
Kerem’le Pınar bu habere en az Aslı kadar sevindiler. Çünkü düzen değişecekti; onlar ocağın başına geçecek, yeni gelen personeller garsonluk yapacaktı. Yani iş bölümü daha dengeli olacak, herkes kendi alanında rahatlayacaktı. Bu yeni düzenle birlikte çay bahçesindeki heyecan bir kez daha tazelendi; herkes bu gelişmeden mutlu olmuştu.
Ve artık her şey yavaş yavaş düzene giriyordu. İş bölümü oturmuş, herkes yerini bulmuştu. Tugtekin’in de işi bir nebze hafiflemişti. Kısa bir boşluk yakaladığında telefonuna baktı ve Aslı’nın mesajını gördü. Hafifçe gülümsedi. Hemen cevap yazdı: “Çıkışta bir yerde oturur, konuşuruz.”
Aslı telefonunun titremesiyle mesajı okudu. İçinde tarif edemediği bir heyecan vardı. Kısa ve sakin bir cevap yazdı: “Tamam, olur.”
Günün geri kalanında ikisi de işlerine devam etti ama akıllarının bir köşesinde akşam yapılacak o konuşma vardı. Sanki sadece proje değil, başka bir şey de şekillenmeye başlıyordu; henüz adı konmamış, ama hissi yavaş yavaş büyüyen bir şey…

...
Devamını oku »
Aslı, “Ne konuşacağız acaba?” diye içinden geçirerek kısa bir tereddüt yaşadı. Merakı yüzüne yansımıştı ama yine de saygılı bir gülümsemeyle başını salladı. “Peki Ebru Hanım,” diyerek sözünü tamamladı. Odaya girmeden önce üzerini düzeltti, derin bir nefes alıp kapıyı nazikçe çaldı. İçeriden gelen “Gel Aslı,” sesiyle kapıyı açtı. Ebru Hanım gülümseyerek, “Otur,” dedi ve konuşmaya başladı: “Seninle yeni proje hakkında konuşmak istiyorum.” Ardından yumuşak bir tonla devam etti: “Bunu Tugtekin’e yardımcı olmak, yani bir alt seviye gibi algılama… Daha çok iş yükünü paylaşmak olarak düşünebiliriz. Fotoğraf standında onunla birlikte çalışmanı istiyorum. Seni bu görev için düşünüyorum, ne dersin?”
Aslı kısa bir an düşündü, sonra kararlı bir sesle konuştu: “Reddetmek olmaz… Siz uygun gördüyseniz ben elimden gelen gayreti gösteririm, Ebru Hanım,” dedi. Sözleri hem saygı hem de içinde büyüyen yeni bir başlangıcın izlerini taşıyordu. Ebru Hanım memnuniyetle başını sallarken, odanın içinde yeni bir başlangıcın sessiz ama güçlü heyecanı hissediliyordu.

...
Devamını oku »
Çay bahçesine geldiklerinde ilk iş olarak çay ocağını yaktılar. Masaları ve sandalyeleri özenle yerlerine yerleştirip yeni masa örtülerini serdiler. Aslı hemen ses sisteminin yanına giderek günün ruhuna uygun, hafif bir slow müzik açtı ve adeta günün startını verdi. Hep birlikte kahvaltılarını yaptılar. Saatler onu gösterdiğinde reklamcı ekip stant hazırlıkları için geldi. O sırada Ebru Hanım da çay bahçesine uğradı. Ölçüler alındıktan sonra kararlı bir sesle, “Diğer hafta faaliyete geçmesini istiyorum,” dedi. Ustalar saygıyla başlarını sallayıp, “Tamam efendim, inşallah haftaya kalmadan yetiştiririz,” diye karşılık verdiler.
Tugtekin hâlâ çok heyecanlıydı. Müşteriler her geçen gün artıyor, çay bahçesine olan ilgi büyüdükçe istekler de çoğalıyordu. Kimi kuru pasta talep ediyor, kimi küçük kutlamalar ve partiler düzenlemek istiyordu. Masalar doluyor, kahkahalar rüzgâr gibi bahçeye yayılıyordu. Artık burası sadece bir çay bahçesi değil; insanların anı biriktirdiği, dostlukların çoğaldığı sıcak bir buluşma noktası hâline gelmişti.
Artan ilgiyle birlikte yeni ekip arkadaşlarına ihtiyaç doğmuştu. Ebru Hanım bu yüzden yerel radyoya bir ilan verdi. “Bizimle çalışmak ister misiniz?” sloganıyla yayınlanan duyuruda, bay-bayan gençlere istihdam sağlanacağı anlatılıyordu. Çay bahçesinin sıcak atmosferine uyum sağlayacak, güler yüzlü ve enerjik insanları arıyordu. Herkes merak içindeydi; yeni gelecek kişilerle birlikte bahçenin daha da büyüyeceği, kahkahaların ve anıların çoğalacağına inanıyorlardı.

...
Devamını oku »
“O ne demekmiş? Açıklasana oğlum, bilmece gibi konuşma,” diye üsteledi annesi. Tugtekin heyecanını gizleyemeden, “Yani anne, gelen müşterilerin istekleri doğrultusunda fotoğraflarını çekeceğim,” diye anlattı. Annesi “Vay…” diye sözü uzatarak babasına seslendi: “Bey, duydun mu? Bizim prens fotoğrafçı olacakmış!”
Babası gururla gülümsedi. “Evet hanım, yakışır oğlumuza,” dedi. Küçük kız kardeşi Selin ise kahkaha atarak, “Abi, karizmana karizma katar bu iş, tam senlik!” diye espri yapınca evin içini sıcak bir neşe kapladı.
Tugtekin, akşamın uzayan saatlerinde odasına çekildi ve kısa sürede uykuya daldı. Sabah erken kalkacaktı; zihni, ertesi günün heyecanıyla doluydu.
Ertesi sabah işe giderken Aslı’yla karşılaştı. Gülümseyerek, “Ooo Aslı… Bugün pek bir şıksın. Fotoğraf çekimine mi gidiyorsun?” diye takıldı. Aslı kahkaha atarak, “Evet, ilk müşteri ben olacağım,” dedi. Tugtekin göz kırptı, “O zaman sana pahalıya patlar,” diye karşılık verdi. Aslı hiç düşünmeden, “Fark etmez, parasını sen ödersin,” deyince ikisi de aynı anda gülümsedi.

...
Devamını oku »
Aslında yapması gereken iş çok basitti; ama ilk defa insanların fotoğraflarını ciddi bir sorumlulukla çekecek, yüzlerindeki mutluluk anını ölümsüzleştirecekti. Hep birlikte yeri ayarladılar. Ertesi gün reklam firmasından bir ekip gelecek, köşeye büyük ve dikkat çekici bir yazı hazırlayacaktı. Yazının içinde “Hayat sevince güzel” cümlesi yer alacaktı.
O gün herkes bu projeden etkilenmişti. “Müşteriler daha çok ilgi duyacak,” dedi Aslı heyecanla. Ebru Hanım gülümseyerek, “Evet Aslı’cığım… Zaten biz insanları mutlu etmek için çalışıyoruz,” diye karşılık verdi.
Aslı bir an utandı; çünkü düşüncesini fark etmeden sesli söylemişti. Bu küçük mahcubiyetin ardından yine bir kahkaha tufanı koptu. Aralarındaki samimiyet öylesine güçlüydü ki, herkes birbirini içtenlikle seviyor, çalıştıkları yer adeta bir iş ortamından çok sıcak bir aile yuvasını andırıyordu.

...
Devamını oku »
Ebru Hanım, Kerem’e dönerek “Odamda, masanın üzerinde bir fotoğraf makinesi var; getirir misin?” dedi. Kerem “Tabii ki,” diyerek hızla içeri gitti ve biraz sonra makineyi kutusuyla birlikte getirip masaya bıraktı. Ebru Hanım gülümseyerek Tugtekin’e baktı: “Evet, artık senin yeni görevin bu. Gelen müşterilerimizin isteği doğrultusunda bir fotoğraf standı kuracağız ve onları bu eşsiz manzaranın içinde, anılarını ölümsüzleştireceğin karelerle buluşturacağız.” dedi. O an herkesin yüzünde hem merak hem de yeni bir başlangıcın heyecanı vardı...

...
Devamını oku »
Gün boyunca yoğun bir tempoda çalışıyorduk; okuldan çıkan öğrenciler, akşamüstü işten dönen abiler ablalar dinlenmek için uğrar, çaylarını yudumlarken denizi seyre dalarlardı. Baharın kokusu taze demlenmiş çaya karışınca etrafa tarifsiz bir huzur yayılırdı. Deniz ise her zamanki gibi sakindi; ihtişamını sessizliğin içinde saklayan, görkemli bir güzelliğe sahipti. Dalgalar kıyıya usulca dokunurken, zaman sanki ağır ağır akıyor, yorgun kalplere kısa bir nefes veriyordu…
Çay bahçesinin sahibi Ebru Hanım, akşam iş çıkışı bir toplantı yapacağını söylemişti. Hepimiz merakla ne konuşacağını bekliyorduk; çünkü içimizden geçen aynıydı: “Acaba maaşlara zam mı gelecek?” diye fısıldaşıyorduk. Aslı, gülerek “Ne demiştim ben, kesin zamdır,” deyince Tugtekin espriyi patlattı; Kerem de kahkaha atarak “Evet ya, Aslı haklı, bence de yapmaz!” dedi. Gün yavaş yavaş akşama dönerken müşteriler azaldı, çay bardaklarının sesi seyrekleşti. Paydos saati gelmişti… Bir masada toplandık. Ebru Hanım ağır adımlarla yanımıza geldi ve gözlerimizin içine bakarak konuşmaya başladı…

...
Devamını oku »
Yıllardır gönüllü kadroda,
7/24 mesai yapmaktayım.
Fazla mesai ücretim bir tebessüm,
Yol param bir bakışın.

...
Devamını oku »
Myra’ın kapılarına dayanmıştı gladyatörler.
Ağlamaktan morarmış gözleriyle suskundu
Roma’nın bütün dilberleri,
Askerlerden çoktular.

...
Devamını oku »

İlk 1 2 3 4 5 6 Son
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL