Sanatın Boyutları

Sıtkı M. Erinç
  2,7 / 5 3 kişi · 2 yorum · 2.742 okunma · 0 tavsiye
Kitap Künye
ISBN:
9756361182
Sayfa:
192 s.
Yıl:
1.11.2004
Ebat:
13,5 x 19,5 cm
Çevreyi, çevremizdekileri övmek ya da yermek için değil, kendimizi önce doğru tanımak, sonra da aşmak için sanat kaçınılmazdır.


Beğenilerimizin bizi, kişiliğimizi en açık ve seçik ortaya koyan yönümüzü oluşturduğunu fark ettiğimizde sanatı bir başka boyutuyla da öğrenmemiz gerektiğinin bilincine varabiliriz.


Sanatı kavramadan, tüm boyutlarıyla yakalayamadan kendimiz olmayız, kişilik kazanamayız diye düşünüyorum.
Bu kitap, önce kendimi bulmak ve sınamak için, sonra da bu niyette olanlara belki bir katkısı olur diye hazırlandı.

salurhan , Kitap İnceleme
23 Temmuz 2013 Salı 01:02:00
Bu eseri ben de okudum.
Eleştirimin daha berrak olabilmesi niyetiyle hemen belirteyim ki; bir an evvel bitmesini istediğim, yazarın ukala ve ahkem(ahkam değil) keser tavrıyla doldurulmuş, cümle ve öz tekrarlarıyla uzatılan eser oldukça yoruyor insanı. Ancak yine de konuşmaya değer bir eser, konuşmaya değer bir nâ-gehân tanıtımı ve konuşmaya değer bir Havin eleştirisi var karşımızda. Yanlış anlaşılmasın; kimseye kıymet biçmek haddime değil. Hayatta çok az meseleye, yazıya tepki verecek kadar tembelim yalnızca...
Yazar hakkındaki yukarıda da görülen olumsuz kanaatime rağmen aslında yanılanın Havin olduğunu düşünüyorum. Yazar dikkatsiz üslubu, tekrarcılığına rağmen sanat hakkında kayda değer bir kıymet tayini yapıyor(ya da yapmağa çalışıyor) gençlere. Ancak yazarın yukarıdaki hususlar dışında ve daha mühim eksiği; sanatın insanlara Yaratıcı tarafından en büyük insanlık nimeti olarak hediye edildiğini bllmemesi. Havin ise, yazardan çok daha derinlikli, estetik ve secili bir üsluba malik olmakla beraber meselenin özü konusunda yanıldığı, yani sanat denen bu muazzam hediyenin önemini bimediği için herşeye daha geriden(bozuk üslublu yazardan dahi) bakıyor. Havin eleştiri ve savunmasını ise insanlığın herşeyin önünde olduğu gibi karşı konulmaz ve zekice bir temele oturtuyor. Ancak ben buna rağmen kendisini eleştiriyor ve diyorum ki, sanat ile insanlık o kadar içiçedir ki, birini oradan aldığınızda bir diğerinin sadece posası ile karşılaşırsınız. Bu girift, ruhi hatta tasavvufi boyutları olan meseleye çok somut deliller bulamayabiliriz belki. Ama bir örnek verelim; bir ingiliz dergisinde yıllar evvel okuduğum bir yazıda İngiliz Adalet bakanlığı envanterinden alınan bir bigi vardı. Şöyle diyordu; ülkede yapılan araştırmalara göre hırsızlık, cinayet, rüşvet gibi yüzkızartıcı suçlardan cezaevinde yatan her meslek ve zevkteki insanların arasında hayatları boyunca sanatla ilgilenenlerin oranı yalnızca yüzde 0,0006 imiş. Ayrıca bunların da yüzde 98'inin zaruri müdafa gibi hallerde suç işlediği, olumsuz sicil kayıtlarına rastlanmadığı ve aldıkları ceza sürelerinin diğerlerine göre çok daha kısa olduğu belirtilmiş.
Bu örnek sanatın güzelliğe olan tesiri bakımından belki ufak bir katkısı olur diye verilmiştir. önemli olan bu tür istatisikler de değil esasen. Keza
sanatla uğraşmayanlar insan değildir demiyorum elbette. Ancak sanat olmadan insan-ı kamil olmanın neredeyse imkansıza yakın olduğunu düşünüyorum. En azından hayat, okuduklarımız ve tarih bize dünyayı daha kötü bir yere getirenlerin sanata hiç bulaşmamışların olduğunu gösteriyor.

Beni en çok yaralayan ise Havin gibi sanata az-çok bulaştığı belli olan, keyfiyyetli(nitelik-quality) bir kaleme sahib birinin şu yorumu oldu;
" 'Sanatı kavramadan, tüm boyutlarıyla yakalayamadan kendimiz olamayız, kişilik kazanamayız diye düşünüyorum'
Böyle bir anlatım hiçbir dilde haklılık kazanamaz"

Benim dilimde kazanır Havin. Tekrar tekrar altını çizeyim ki yazarın bu kuru ve itici üslubu var ve onun insanı sanattan uzaklaştırmaya uğraştığını düşünenlere dahi kızamam. Ama bu bile onun niyeti ve haklılığı konusunda beni düşündüğümü söylemekten alıkoymamalı. Dedim ya onun eksiği olayın manevi ve tarihi boyutunu ıskalaması. Ancak Yunus'un aklına düşen ve "ilim ilim bilmektir ilim kendini bilmektir..." diyen güzel kıssasındaki "ilim" tabiri sanatı da içeren bir tabirdir. Sanat kelimesi ise malum modern insanın koyduğu bir isimdir. Zaten ismi değil mühim olan, içeriği hakikat bu ya...
Birçok büyük alim ve tasavvuf ehline, hatta peygamberler kadar ciddi bir kesim tarafından üzerinde mutabık kalınan bir kanaate göre; "Allah indinde de en muteber olan şey ademoğlunun estetiği aramasıdır, başka türlü kendini bulamaz da kaybolur... ve ademoğlu her yanı ile estetik üzere yaratılmıştır"
Sen de anlamadın Yunus'u değil mi Havin?
Yine de "insanlık sanattan üstündür" diyosan ağaç ile kökünün bir diğerine üstünlüğü nasıl olsun derim, anlayamam...
Kızma bana e mi?
İçeriği beni üzse de seci ve zekâ dolu yazın için teşekkürler...
Selametle...
**Havin_** , Kitap İnceleme
22 Temmuz 2013 Pazartesi 12:53:33






Eserin, ele aldığı konu itibarı ile önemsenmesi gerektiğini düşünürüz ilk etapta. Lâkin neticede aynı şeyleri düşünmek çok olası değil bu kitap için. Okuma süresi uzun değil ebata bakınca, öyle düşünüyorsunuz fakat okudukça aslında bir savaşta gibi görüyorsunuz kendinizi.

Cümleler ve siz..


Sanat ve yapılandırmak. Sanatın varlığı kaçınılmaz, bunun asıl sav olduğunu söyleyebiliriz insan için. Hem fikirizdir ayrıca. Sanat ve gönül.. Öteki adı karanlık yüzümüz. Bunun bir kanıta ihtiyacı yoktur düşünen için, Ludwig van Beethoven'ı biliyoruz. Müzikte rûh'unu ve teknikte müziği ifade edişi hâlâ dilden dile.. Ve sağlık sorunlarından ötürü işitme duyusunu tamamen kaybettikten sonra çalışmalarının hiç etkilenmediğini de biliyoruz..

Yetenek kâlbe esir düşerse insan, aynasını kendi şekillendirir engel yok. Muhakkak ki dillendiremediklerimiz vardır. Yine yol aramayız aksine yol bizi bulur. Bir fırça ile bir kalem belki de..


Kısa bir muhakeme.

Bir sanat dalı ile örneklendirelim misâl:

Resim, fotoğraf ya da yazmak..

Kişi, boyadan, ağaç,çiçek ve sudan..Gül ile bülbül'den nefret ettiği için mi zaman harcıyor, emek sarf ediyor ve belki akla hayâle sığmayacak ölçüde değer veriyordur. Resim için.. En çok kullandığı renkler, seçtiği temalar.. Kişiliği hakkında net bir ifade değil midir. Ve yorumlayışı tüm renkleri..


Değindiğim mevzuu için son cümleleri, sanatın farklı boyutu olarak kabûl ediyor yazar. Evvel boyutu ise çok farklı tanımlıyor. Sanat sıradan değildir gibi bir düşünce mutlaka çok güzel. Fakat insanı bir adım geride bıraktığımız vakit çok anlamsız olacaktır...

Sanat'a dâir bir kitap değil bu kısacası. Sanat ile insan arasındaki etkileşimi ele almış yalnızca virgülle (bakın virgülle diyorum nokta ile değil) birbirinden ayrılan cümleler eşliğinde.. Bir nevî kişisel gelişim kitapları var ya hani, en kötü ihtimâlle...


Ayrıca çakışan düşünce yumağı. Sanat, kendini bulmak değildir, kendini tanıdıkça yine kendini konuşmaktır. Keşfetmek bildiklerini, bu demektir yâni ve bu yazar için yeni bir şey olabilir diyoruz. Hani tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan gibi bir şey diyemiyoruz.. Çünkü sanat ve insan arasındaki ilişki işte böyle bir şey de değil..


"Sanatı kavramadan, tüm boyutlarıyla yakalayamadan kendimiz olmayız, kişilik kazanamayız diye düşünüyorum."

Böyle bir anlatım hiçbir dilde haklılık kazanamaz.. Bu denli hoş görmeyişim de bu tavırdandır belki. Belki ve en uzak ihtimâl diyeyim. Anlatım bozukluğu söz konusu . Çünkü sanat, değer olarak insandan önce gelmez. Ve sanat kendini bulmak değil kendini bilmektir. Farkındalık.. İnsanı minik minik moleküllere, hücrelerine ayırdığımızı var sayıyor ve sanatı bildikçe tüm hâli verebildiğimizi söylüyor..
Yunus Emre düştü aklıma:

“İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen ya bu nice okumaktır..”

İlim kendini bilmektir.. Sanat, kendini bilmenin şekle gelmesidir. Bir cümle. Bir gerçeklik

“San’atı kavramadan kişilik kazanamamak..”

Şu cümleden hakikaten ..nâfile kelâm gerisi vesâir..

San’at insan vâr olduğu için de san’at değildir ayrıca.. Bir dönüp bakın dünyaya ;)

Kitaba puan verin.
Puanınız:
Kitabı Kütüphanesine Ekleyenler
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.