Bazen, bahtiyarlığa göz kapağım yetmiyor,
Bir damla gözyaşımda saklı gelmiş geçmişim.
Söz, her zaman dertleri tam ifade etmiyor,
Bir damla gözyaşımda saklı gelmiş geçmişim.
...
Devamını oku »
Bir damla beyaz yağmur, gökten süzülür ince,
Soğuk bir telaş ile yere iner sessizce.
Ne göklerin gözyaşı, ne de baharın müjdesi,
Bir kış masalı sanki, ruhumun ilk nefesi.
...
Devamını oku »
Bazen, bahtiyarlığa göz kapağım yetmiyor,
Bir damla gözyaşımda saklı gelmiş geçmişim.
Söz, her zaman dertleri tam ifade etmiyor,
Bir damla gözyaşımda saklı gelmiş geçmişim.
...
Devamını oku »
karanlığın ortasına,
çatlamış bir toprağın
susuz yüreğine.
Kimse bilmedi,
...
Devamını oku »
gözyaşımın yansıması sele dönüyor
Yüreğim yine kurak mevsimlerde
Rüzgar üzerimdeki tozu kaldırsada
Geçmişin izi yarına benden yakın kalıyor
Anladım ki
...
Devamını oku »
Bakışın yeter gönlüm yansın, kül olsun,
Özünle yanayım, sensiz günüm solsun.
Başka istemem gönlüm seninle dolsun,
...
Devamını oku »
Bir su damlası olarak tutunmaya çalıştığım nefes adacığımda zeminin ıslak olduğunu çoktan öğretmişti bulutlar ve kendim de dahildim bu ıslak mevzuya...Adacığımda ne zaman televizyonu ya da masaüstümü açsam ekranın kayışına şahit oluyordum. Ekran önce kayıyor sonra da donuyordu sebepli sebepsiz. Çamaşır serdiğim çamaşırlık da geri kalmıyordu bu kaydırak işinden. Zaman kaydırağında bir bakıyordum, düşünceler kayıyordu onları taşıyan sahiplerinden habersiz...
Üzerine bastığımız toprak peki? Ülkeler, haritalar, faylar, erozyonlar, heyelanlar? Bir çöle birik/tir/medim, bir vahaydı istediğim dedim çatlamışlığıma bakıp. Çölü vahaya çevirecek o ilk damla olmayı isteyecek kadar cesur olmadım hiç? Başka damlalara tutunup kayıp gidecektim oysa okyanusyamdan habersiz...Şekli ruhuma en yakın damlaya yapıştım. Bir su damlası hikayesinden fazlasıydı ve ben belki bir damla eksik anlattım...Müzik dinlediğim kulaklığımın bir teli kopmuş olmalı ki ses de kayıyordu kulağımın dibinde...Tiz bir sese dönüşüyordu dinleme zevkimi süpürerek...Elimden yemin etmiş gibi sık aralıklarla kayıp düşen telefonuma ne demeli peki? Bir su damlası için aşırı sakarlık içeriyor hepsi de...Ben mizahla, gerçekçiliğin akordunu yapmaya çalışırken en nihayetinde kainat, mikrofonu alıp eline bir şarkı patlatıyordu çok derinlerden...Şarkı beni benden alıp çok uzaklara, okyanusyama götürse de artık hatırlamıyordum geldiğim yeri.
...
Devamını oku »
Bir su damlası olarak tutunmaya çalıştığım nefes adacığımda zeminin ıslak olduğunu çoktan öğretmişti bulutlar ve kendim de dahildim bu ıslak mevzuya...Adacığımda ne zaman televizyonu ya da masaüstümü açsam ekranın kayışına şahit oluyordum. Ekran önce kayıyor sonra da donuyordu sebepli sebepsiz. Çamaşır serdiğim çamaşırlık da geri kalmıyordu bu kaydırak işinden. Zaman kaydırağında bir bakıyordum, düşünceler kayıyordu onları taşıyan sahiplerinden habersiz...
Üzerine bastığımız toprak peki? Ülkeler, haritalar, faylar, erozyonlar, heyelanlar? Bir çöle birik/tir/medim, bir vahaydı istediğim dedim çatlamışlığıma bakıp. Çölü vahaya çevirecek o ilk damla olmayı isteyecek kadar cesur olmadım hiç? Başka damlalara tutunup kayıp gidecektim oysa okyanusyamdan habersiz...Şekli ruhuma en yakın damlaya yapıştım. Bir su damlası hikayesinden fazlasıydı ve ben belki bir damla eksik anlattım...Müzik dinlediğim kulaklığımın bir teli kopmuş olmalı ki ses de kayıyordu kulağımın dibinde...Tiz bir sese dönüşüyordu dinleme zevkimi süpürerek...Elimden yemin etmiş gibi sık aralıklarla kayıp düşen telefonuma ne demeli peki? Bir su damlası için aşırı sakarlık içeriyor hepsi de...Ben mizahla, gerçekçiliğin akordunu yapmaya çalışırken ennihaye Kainat mikrofonu alıp eline bir şarkı patlatıyordu çok derinlerden...Şarkı beni benden alıp çok uzaklara, okyanusyama götürse de artık hatırlamıyordum geldiğim yeri.
...
Devamını oku »
Bir su damlası olarak tutunmaya çalıştığım nefes adacığımda zeminin ıslak olduğunu çoktan öğretmişti bulutlar ve kendim de dahildim bu ıslak mevzuya...Adacığımda ne zaman televizyonu ya da masaüstümü açsam ekranın kayışına şahit oluyordum. Ekran önce kayıyor sonra da donuyordu sebepli sebepsiz. Çamaşır serdiğim çamaşırlık da geri kalmıyordu bu kaydırak işinden. Zaman kaydırağında bir bakıyordum, düşünceler kayıyordu onları taşıyan sahiplerinden habersiz...
Üzerine bastığımız toprak peki? Ülkeler, haritalar, faylar, erozyonlar, heyelanlar? Bir çöle birik/tir/medim, bir vahaydı istediğim dedim çatlamışlığıma bakıp. Çölü vahaya çevirecek o ilk damla olmayı isteyecek kadar cesur olmadım hiç? Başka damlalara tutunup kayıp gidecektim oysa okyanusyamdan habersiz...Şekli ruhuma en yakın damlaya yapıştım. Bir su damlası hikayesinden fazlasıydı ve ben belki bir damla eksik anlattım...Müzik dinlediğim kulaklığımın bir teli kopmuş olmalı ki ses de kayıyordu kulağımın dibinde...Tiz bir sese dönüşüyordu dinleme zevkimi süpürerek...Elimden yemin etmiş gibi sık aralıklarla kayıp düşen telefonuma ne demeli peki? Bir su damlası için aşırı sakarlık içeriyor hepsi de...Ben mizahla, gerçekçiliğin akordunu yapmaya çalışırken ennihaye Kainat mikrofonu alıp eline bir şarkı patlatıyordu çok derinlerden...Şarkı beni benden alıp çok uzaklara, okyanusyama götürse de artık hatırlamıyordum geldiğim yeri.
...
Devamını oku »
bir ve beraberdiler
sonradan birbirlerinden ayrıldılar
bunca ayrılığa rağmen
Yüce Allah dağılmamızı istemedi
bizi toplamak için
...
Devamını oku »