nidahe/Atike Rana
97 şiiri ve 17 yazısı kayıtlı Takip Et

Bırakmak



BIRAKMAK

BIRAKMAK

Tutunmak için ne kadar çok çaba harcarız
ve tutunamayız…
Ellerimiz, yüreğimizin tüm dönemeçlerinde savrulup giderken,avuçlarımız kızarır, acır canımız.
Volkanlar patlar hücrelerimizde.
Yağan yağmur, sel olur, akar benlimizde şarıl şarıl.
Gök gürültüsü ile uyanır hayatımız, gerçeğe.
Derede akan suyun akışına kapılmış yaprak misali, bir taşa yaslanmaya çalışırız saniyelerce, yeniliriz, su alır götürür bizi şelalenin en yüksek yerine..
Gözyaşlarımızı gözbebeklerimize asılı tuttuğumuz dakikalar gelir gözlerimizin önüne…
Damlalar aktıkça yanak şelalesinden usulca, giden acıya tutuşur dakikalarımız..
Feryat kapılarının çığlıkları ile bırakırız, akıl ve mantığın ötelerine kendimizi.
Sormayız, kaderimizin şeklini doğduğumuzda alın yazımıza.
Israrlıda olmayız saatlerin tik tak sesinde.
Koşan adımlara bizde adım ekleriz acele eden benliğimizle.
Bize doğru akan bir zaman var zannederiz .
İçinde her renk menekşeleri toplarız,
Elimizde hercai olurlar ansızın.
Yaşımızın, sırtımızda ağırlığını hissettiğimiz yaşam okulunda aslında zamana akan bizlermişiz, bunu fark ederiz.
Masal yeleklerini giydirmeye çalışırız ısrarla hayal bedenine.
Üşümeyi zaten başında kabullenmişti hayallerimiz.
Düş çıkmazlarında bunalımları kana kana içeriz.
Çare, dert içinde saklı bir sır iken ,saldırı dikenlerini olumsuzluk fiillerine batırırız.
Acıtsın tüm sevdiklerimizin içini diye…
Ne kadar, ne kadar isyan edersek, o kadar bonus alır zannederiz.
Yaşamanın kredi kartını icat etmeye çalışanların hüsranlı hayatları çarpsa da yüzümüze ısrarla tutmak istediklerimizin altında tutunamamış bir vaziyette ezilir, dururuz.
Tutmakta ısrar ettiğimiz,bırakmayı hiç düşünmediğimiz rüya nesnelerini, tüm zamir topluluğu içinde sıkıca benimseriz.
Hikayesini, öykü düzleminde baş aşağı sallar, içinde ne var, ne yok yutarız.
Bu kadar benimseme ikliminde bize ne haller olduğunu son dakikalarda algılarız.
Bizim olmayan bütün cümleler çoktan bizden uzaklaşmış, el sallamış ve arkalarını dönmüşlerdir bile.
Onları sımsıkı tutan ellerimiz midir yoksa yüreğimiz midir?
Bilmekte güçlük çekeriz.
Kendimizi dev aynasında görmeyi çok severiz.
Suçlular ararız infaz etmek için.
Yanımızda duran gerçeğe gözlerimiz körleşmiş bir halde bakarız ve suçlu hayat diye avaz avaz bağırırız…

Astığımız yine kendimizdir farkında olmadığımızı zannederek.
Boğazımız yağlı urganın hıçkırıkları ile uyandığında,ellerimizin bıraktıkları ile çığlık fırtınasına tutuluruz.
Kim bize söyler ninni, çarşı pazar mı , dereler tepeler mi, dostlar mı düşmanlar mı bilinmez,lakin uyanma vaktimiz başımız kabrin tahtasına değdiği andır ….
Dönülmez akşamın ufkunda elimizde hem gerçek hem de düş vardır….
Doğduğumuz ilk andan itibaren, bize ait olduğunu zannedip, bıraktığımız nice anılarımız, nice yaşamlarımız vardır.
Güveni bırakıp güvensiz bir hayatın girdabın da, annemizin kalp sesini aradık.
Sıcacık kucağın şefkatinden okul yollarının heyecanlarına koştuk.
Anadan geçtik, yar saçları için.
“Asla” dediğimiz nice büyük sözleri, lokma lokma çiğneyerek öğüttük.
Hayatımızın yol çizelgesinde her durakta bir soluk bıraktık, bir soluk aldık.
Deli taylar gibi aktı kanlarımız fecrin serinliğine.
Kıpkırmızı içimize, beyaz karanfil ekemedik..…
Güneş gezegeninde uydu olmaktan sıkıldık.
Gezenlerin volkan patlamalarına katıldık..ve vurulduk görünmez bir kurşun nağmesi ile…
İsyan ve tevekkülün birlikte dans ettiği bir sahnede kavalyemiz hangisi idi.
Gözüm yaşına haps ettiğim oğluma ve tüm sevdiklerime hangi armağan yakışırdı.
İsyan mı, tevekkül mü?
Hüzün, yalnızlık vuruşlarını her harfe dokundururken,söylenen zikir ne olmalıydı.
Ellerim acıyor derken, avuç içi çizgilerim, kimleri sakladı ey falcı kadın biliyor musun?
Bırakmanın, bırakmanın bir ilacı var mı dır ey gök yüzü?
Sen gözyaşını toprağa akıttığında bereket olsun diye, yeryüzünde eskiler dua ederdi.
Sen ağlarken sığındıkları bir inanç vardı.
Şimdi insanlar senin gözyaşlarını görmüyorlar.
Sellere saklı hatıralarını duyduğumda, kainata bakmak isterdim.
Sadece ağlayan göz ben olmadığımı bilerek.
Acı kokmamalıydı kelimeler.
İsyan sığınağı olmamalıydı cümleler.
Anlamadığım dil yanaşmamalıydı dilime.
Dişlerim çenelerimi zorlamamalıydı.
Boğazımda ayrılığın düğümü yer ettiğinde…
Ansızın bir gün insan, öylesine bir acı yaşar ki, o güne kadar bıraktıkları için ne kadar lüzumsuz ağıtlar yaktığını anlar.
Ve şimdi söylüyorum o falcı kadına, ellerimi bıraksın diye.
Çizmesin isyan kalemi ile kader çizgimi.
Ben tevekkül bahçesinde oğluma hiçbir zaman elveda demedim çünkü…

Atike Rana

Beğen

nidahe/Atike Rana
Kayıt Tarihi:11 Temmuz 2011 Pazartesi 11:56:05

BIRAKMAK YAZISI'NA YORUM YAP
"BIRAKMAK" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.