NURTEN ATICI
41 şiiri ve 101 yazısı kayıtlı Takip Et

Haç işareti neyin simgesi?



HAÇ
Hepimizin bildiği gibi hristiyanların kutsal işareti haç işaretidir.

Ama nedendir bilinmez hiçbirimiz bunun anlamını araştırmamışızdır

Belki bu anlatacaklarımı biliyosunuzdur ama ben bilmeyenler vardır diye açıklamak istiyorum

işte haç işaretinin anlamı!!! Bildiginiz gibi Hz. Meryem Allah tarafından evlenmeden hiçbir erkek dokunmamışken bakireyken Allahın bir mucizesi olarak hamile kalmıştır.

Ama Allah (cc) Hz. Meryeme karnındaki çocuk hakkında hiçkimseye bi açıklama yapmamasını şüphesiz Allah ın herşeyini düşündüğünü ve bildiğini cebrail meleği aracılığıyla söylemiştir.
Hz. Meryem birsürü saldırılara maruz kalmıştır hatta ona kötü kadın diyenler zina yaptın diyenler nerdeyse halkın bütününü kapsamıştır ama o hiç konuşmamıştır yaratıcının verdiği emire sadık kalmıştır.

Derken çoçuk doğar Hz. Meryem küçücük yavrusunu kucağına alır ve kalabalığının ortasından yürümeye başlar.Tüm halk ordadır ve Hz. Meryeme saldırılar yaparlar taş atarlar kötü kadın diye bağırırlar ama o asla konuşmaz kalabalığının tam ortasında önü kesilir karşısındakiler ileri gelen bütün din adamlarıdır Hz Meryemin geçmesine izin vermezler ve Hz Meryem konuşması yasak oldugu için işaretlerle bişey anlatmaya çalışır ve şu hareketleri yapar.İlk önce sağ elini sol omzuna götürür daha sonra sağ omzuna götürür daha sonra karnına ve en sonrada alnına götürür.Yani elini sol omzuna götürdüğünde (solumdaki melekler)daha sonra sağ omzuna götürür elini (ve sağımdaki melekler şahidim olsunki) daha sonra karnına götürür elini (bu kucağımdaki çocuk) ve en sona elini alnına götürür (Allahın bana verdiği alın yazımdır)...

Yani haç işareti şuradan çıkmıştır:

SOLUMDAKİ VE SAĞIMDAKİ MELEKLER ŞAHİDİM OLSUNKİ BU KUCAĞIMDAKİ ÇOCUK ALLAHIN BANA VERDİĞİ ALIN YAZIMDIR.. İşte arkadaşlar hac işaretinin anlamı budur..Olayın devamını incelersek Hz. Meryemin kucağındaki daha yeni doğmuş bebek birden konuşmaya başlar.Bütün halk dehşete bürünür hepsi titremektedir korkularından hepsi diz çöker yalvarmaya başlar bir kaçı nefes alamaz din adamlarının dili tutulur daha yeni doğmuş çocuk şu sözleri sözler ( Ben Allahın elçisiyim size peygamber olarak gönderildim Allaha inanın ve onun emirlerine uyun şüphesiz o herşeyi duyar ve bilir onun herşeye gücü yeter...) Bu sözleri söyleyen daha yeni doğmuş bebeğin adı ise... Hz. İsa dır..

Beğen

NURTEN ATICI
Kayıt Tarihi:27 Mayıs 2010 Perşembe 17:41:08

HAÇ İŞARETİ NEYİN SİMGESİ? YAZISI'NA YORUM YAP
"HAÇ İŞARETİ NEYİN SİMGESİ?" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
YAŞAYANKELİME
20 Ocak 2016 Çarşamba 00:10:17
Yrd.Doç. Dr. Tahsin Parlak, Hristiyan inancının simgesi haç ile Nazilerin de kullandığı gamalı haçın Türk kültürünün birer ürünü olduğunu arkeolojik ve etnografik bulgularla ortaya koydu.

Atatürk Üniversitesi (AÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd.Doç. Dr. Tahsin Parlak, Hristiyan inancının simgesi haç ile Nazilerin de kullandığı gamalı haçın Türk kültürünün birer ürünü olduğunu arkeolojik ve etnografik bulgularla ortaya koydu.



Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı (TÜRKSAV) tarafından 2007 yılı Türk Dünyası Hizmet dölüne layık görülen Parlak’ın, Aܒnün 50′nci yılı nedeniyle yayınlanan ve 5.5 yıllık bir çalışma sonucu hazırladığı “Tur-An Yolunda Aral’ın Sırları” adlı eserinde Türk kültür tarihi hakkında önemli bulgulara yer veriliyor.

Parlak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tarihi İpek Yolu’nun bilinenden yüzyıllarca önce Tur-An Yolu olarak kullanıldığını belirterek, “Kıpçak Türkçesine göre hayvanların turlatıldığı yol anlamına gelen Tur-An Yolu ipeğin bulunmasıyla İpek Yolu’na daha sonra Baharat Yolu’na dönüşmüştür. Günümüzde ise bu yol Enerji Yolu olarak adlandırılıyor” dedi.

Kıpçak Türklerinin, tarih boyunca hakim oldukları Tur-An Yolu’nda hayvanlarını pazarladıklarını anlatan Parlak, Türkistan’ın Bayındır bölgesinden başlayan yolun İzmir’in Bayındır ilçesine kadar uzandığını buradan da deniz yoluyla İtalya’ya ulaştığını ifade ederek şunları söyledi:

“Üniversitemizin TİKA ile ortaklaşa yürüttüğü ve 1999 yılında başlattığı Aral Bölgesi El Halıcılığını Geliştirme Projesi kapsamında gittiğim Kazakistan’da Aral bölgesindeki halı ve kilim motiflerini araştırırken, bu motiflerin her birinin damga olduğunu fark ettim.

Bu damgaların binlerce yıl öncesinden kayalara işlendiğini de görünce araştırmamı derinleştirdim. Bu araştırmalarım sonucu insanların son buzul döneminden sonra tekrar yeniden hayata başladığını ve evcilleştirdikleri hayvanları ile büyük tufanla dünyaya dağılan nesillerini ararken Tur-An Yolu’nu kurduklarını saptadım.”

Araştırmalarında halı ve kilimlerde kullanılan Dış Oğuzların Ok damgası ile İç Oğuzların Oğ damgasını kullanıldığını ayrıca ikisinin karışımından olan Oğuz damgasının kullanıldığını tespit ettiğini kaydeden Parlak, şöyle devam etti:

“İç Oğuzların damgasını çadır evlerin kubbelerinde kullanılan motif olduğunu, Dış Oğuzlar’ın ise dünyanın 4 bir yanını turlanıp gittikleri için ok şekli damga kullandıklarını belirledim.

Dış Oğuzlar’ın ayrıca Kıpçaklar olduğunu da belirledim. Kıpçaklar’ın tarih boyunca İpek Yolu’na hakim olduklarını ve gittikleri yerlere bu motifleri götürdüklerini kültürel ve etnografik bulgularla tespit ettim.

Bu motiflerden özellikle Oğ damgası yani çarkı felek olarak adlandırılan damganın, Avrupa’da binlerce yıl sonra gamalı haç olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Dış Oğuz’un yani 3. asırda Hristiyan olan Kıpçakların kullandıkları damganın daha sonra Hristiyanların simgesi olan Haç olarak kullanılmaya başladığını etnografik ve arkeolojik bulgularla ortaya koyduk.”





Bereket tanrıçası

Avrupa’da bereket tanrıçası olarak kabul edilen pars ve kartal karışım hayvan figürünün yüzlerce yıl öncesinde Oğuzların kullandığı Simurg Kuşu olduğunu da iddia eden Parlak, bu kuş figürünün Hunlar’da da kullanıldığına dikkat çekerek, “İpek Yolu’nun her bölgesinde bu figür kullanılmıştır” dedi.

Roma İmparatorluğu’nu kuran tarihteki Tur ve Sakaların birleşimiyle ortaya çıkan Tursaklar veya Ertüskler olarak adlandırılan Türkler olduğunu da ileri süren Parlak, “Simurg kuşu Roma’nın kuruluşuyla birlikte Avrupa’da da görülmeye başlanmıştır. Bu motifi de Avrupa’ya taşıyan Türklerdir” dedi.

Orta Asya’da Turan Denizi ismiyle Tiran Denizi isminin benzerliklerine dikkat çeken Parlak,“Tur-An yani İpek Yolu üzerindeki tespit ettiğimiz etnografik malzemeleri yan yana koyduğumuzda bu yolun sırlarını yazdığım kitapta ortaya koymaya çalıştım” dedi.



Menzil kiliseleri
Orta Asya’dan başlayan Avrupa’ya uzanan hatta Amerika yerlilerine götüren yolun sırlarını kitabında ortaya koymaya çalıştığını ifade eden Parlak, Aral Gölü’nün kuruyan bölümlerinde ortaya çıkan Kelderi kümbetleri ve arkeolojik kalıntıların benzerlerinin Anadolu’da bulunmasının bir tesadüf olmadığını söyledi.

Parlak, yaptığımız çalışmada Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da bulanan kiliselerin de Kıpçak Türklerinin menzil kiliseleri olduğunu ortaya çıkardıklarını belirtip “Kıpçaklar 1570′li yıllarda mektupla Müslüman olduktan sonra menzil kiliseleri yerini menzil külliyelerine bırakıyor” dedi.

“Bu bulgular bazı çevreleri rahatsız edecektir”
Orta Asya’daki kaya resimleriyle Alpler’deki kaya resimlerin benzerliğinin nedeninin Tur-An Yolu olduğuna işaret eden Parlak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Oğuzların damgası Azerbaycan’da ortaya çıkarılan Tunç devrinden kalma kap kaçaklarda, Erzurum’un Oltu ilçesindeki koç heykellerinde de ortaya çıkıyor.

Oğuzların Ok damgası Ahmet Yesevi Türbesi’nde, binlerce yıldır dokunan halı ve kilim motiflerinde görülürken Avrupa’da ise haç olarak karşımıza çıkıyor. Simurg Kuşu Erzurum’daki Hahulu Kilisesi’nde İshak Paşa Sarayı’nda görülürken Avrupa’da bereket tanrıçası olarak yine karşımıza çıkıyor.

Bunlar tesadüf değildir. Bu bulgular bazı çevreleri rahatsız edecektir, ama gerçekler bilimsel olarak ortadadır. Hatta bu konuları üniversitemiz öğretim elemanlarından Doç.Dr. Cengiz Alyılmaz’ın çalışmalarında da teferruatlı olarak görmemiz mümkündür.”

“Batı hep çoban millet olarak tanıttı”
Batı toplumlarının Türkleri çoban bir millet olarak tanıttığını, ancak bunun gerçekle ilgisi olmadığını kaydeden Parlak, Osmanlı’daki 3 hilalli bayrağın Türklerin 3 kültürün mensubu olduğunu gösterdiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkler 3 kültürün mensubudur. Birincisi (Ak Kır) yani göçebe ve yarı göçebe hayatı, ikincisi (Ak Yol) ise Turan Yolu’nu, sonuncusu (Ak Kurgan) ise şehir hayatını içine alıyor. Türkler ve Orta Asya kültür ve medeniyetinin beşiğidir. Batı maalesef bu 3 kültürden sadece göçebe olanı ön plana çıkarıyor. Oysa biz gemici bir milletiz.

Selçuklu Devleti’nin kurucusu Selçuk Bey bir salcı çocuğuydu. Turlar çok iyi
salcıydı. Osmanlı’yı kuran Kayı boyunun salcılık özelliği biliniyor. Bunların ışığında Piri Reis’in dünya haritasını nasıl çizdiğini anlayabiliriz.

Orta Asya’daki kaya resimler derinlemesine araştırılıp incelenirse Türk milletinin binlerce yıl önce Bering Boğazı’nı nasıl aştığını daha rahat görebiliriz. Bu konuda yapılan çalışmaları artırmalıyız. Türk kültürü, Avrupa’yı hatta tüm dünyayı etkilemiştir.”

Parlak, yazdığı kitabın Azeri Türkçesine de çevrilerek yayımlandığını kaydetti.

Kaynak AA - http://www.heddam.com/Duragan/7761.asp

Dipçe : Daha evvel yayınladığımız Sn. Haluk Tarcan’ın makalesinde de aynı konu ele alınmıştı. Haç ve sözde svastika yada gamalı haç diye bahsi geçen Türk “OK” ve “OZ” tamgaları, Türk kültüründen ve tamgalarından bütün dünyaya yayılmış iki şekildir. Haç’ın İ.S. 4 yılda hristiyanlar tarafından resmen kullanıldığı bellidir. Bu tamgalar Hristiyanlıktan çok zaman evvel, binlerce sene öncelerinden de kullanılmaktadır. Hem Asyadan Avrupaya bir çok coğrafyada. Özellikle de Türkler tarafından. Zaten Haç eski dönemlerden beridir avrupa kullanılan bir idam şeklidir ve bu çarmıhlar “+” değil “x” şeklindedir. “+” şeklinin de yerde dikili durmasının zaten imkanı yoktur. Bu tarz çarpık çizimler haç şeklinin hristiyanlık tarafından resmen kutsal kabul edilmesiyle başlar. Yani Haç diye adlandırılan OK tamgasının ne çarmıhla nede hristiyanlıkla yakından uzaktan bir ilgisi yoktur. OZ tamgası için dahada geçmişte MU’nun bir alemi diyenlerde vardır.



Kaynak. Haluk Tarcan’ın makalesi : http://onturk.wordpress.com/2011/03/13/gamali-hac-og-damgasi/




Ne mutlu Türküm diye kendini bilene
Ne mutlu Türküm diyenimle Türklüğüm ebediyen biline

hatırlamak tek eylem
unutmak tek günah




Okumam gereken bir paylaşımdı . Yazınızı okuyunca Halûk Tarcan Hocamın bilgi ve birikimi Aklıma geliverdi birden bilmem nedense .

daha uygun bir zamanlama ile yazı ve bilgilerinizi okumak için yeniden uğramak üzere yukarıda ki bilgileri faydalı olabileceğini düşündüğümden bilgilerinize sunuyorum . Vermiş olduğunuz bilgi içeriği ve doğruluğu tartışılabilir.



saygımla

.



Cevap Yaz
fatih yakar
19 Ocak 2016 Salı 23:53:33
aslında haç işaretini geçmişi sanıldığından çok çok daha öncelere atlantis ve mu kıtalarının varolduğu dönemlere, dünyanın ekseninin en son yer değiştirmediği zamanlara kadar uzanır. Bu dönemlerde bu gün buzullarla kaplı kuzey kutbunda çok ileri bir medeniyet vardı ki bence bu medeniyet bu gün kayıp atlantis diye biliniyor.kuzey kutbu buzullarının altında varlığını ve medeniyetini halen günümüzde bile sürdüren nordik ırka benzeyen ama daha heybetli olan bu insanlar dünyanın bir çok evresinde hayatta kalmayı başarmış, dünyanın geri kalan insan yaşamına her konuda yardımcı olmuşlardır.Bu yardımların örneklerini çeşitli dünya destan ve efsanelerinde görüyoruz.Dünyadaki insan yaşamına bu kadar nüfuz eden medeniyetin diğer insanlarca tanınan bir işareti olmalıydı.İşte bu işaret onların yurtlarının haritasının şeklidir. http://www.hermetics.org/images2/rewritemap1.jpg
2.Dünya savaşında kuzey kutbu üzerinden geçen bir pilotun anısı ilginizi çekebilir http://evrenvesirlari.blogspot.com.tr/2014/03/kuzey-kutbundaki-bilinmeyen-ve.html

Cevap Yaz
fatih yakar
19 Ocak 2016 Salı 23:53:12
aslında haç işaretini geçmişi sanıldığından çok çok daha öncelere atlantis ve mu kıtalarının varolduğu dönemlere, dünyanın ekseninin en son yer değiştirmediği zamanlara kadar uzanır. Bu dönemlerde bu gün buzullarla kaplı kuzey kutbunda çok ileri bir medeniyet vardı ki bence bu medeniyet bu gün kayıp atlantis diye biliniyor.kuzey kutbu buzullarının altında varlığını ve medeniyetini halen günümüzde bile sürdüren nordik ırka benzeyen ama daha heybetli olan bu insanlar dünyanın bir çok evresinde hayatta kalmayı başarmış, dünyanın geri kalan insan yaşamına her konuda yardımcı olmuşlardır.Bu yardımların örneklerini çeşitli dünya destan ve efsanelerinde görüyoruz.Dünyadaki insan yaşamına bu kadar nüfuz eden medeniyetin diğer insanlarca tanınan bir işareti olmalıydı.İşte bu işaret onların yurtlarının haritasının şeklidir. http://www.hermetics.org/images2/rewritemap1.jpg
2.Dünya savaşında kuzey kutbu üzerinden geçen bir pilotun anısı ilginizi çekebilir http://evrenvesirlari.blogspot.com.tr/2014/03/kuzey-kutbundaki-bilinmeyen-ve.html

fatih yakar tarafından 1/19/2016 11:53:08 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
kurtoviç
28 Mayıs 2010 Cuma 06:26:26
Bir katkı da benden olsun:

Hris/tiyan = "Kırs" / tiyan' dan ,hristiyan olarak türkçemize geçmiştir.
Kırs: Haç
Kırstiyan(Hristiyan) : Haçlı demektir.

Selam,saygı.

Cevap Yaz
abdurr
28 Mayıs 2010 Cuma 01:48:51
Yeşilyeşil hanım; haçın izahatını çok güzel bir şekilde yapmışsın. Akla çok uygun bir anlatım tarzı.
Ancak hrıstiyanların haç anlayısı çarmıha gerilmeği simgeler.
Tabi Hz. İsa'nın çarmıha gerilmediğini bildiğimiz için sizin anlattığınız çok yerinde bir izahattır.
Saygılarımla.

Cevap Yaz
SULTAN HÜRREM
27 Mayıs 2010 Perşembe 17:53:44


HAÇ

Hepimizin bildiği gibi hristiyanların kutsal işareti haç işaretidir.

Ama nedendir bilinmez hiçbirimiz bunun anlamını araştırmamışızdır.

Belki bu anlatacaklarımı biliyosunuzdur ama ben bilmeyenler vardır diye açıklamak istiyorum.

işte haç işaretinin anlamı!!!


Bildiginiz gibi Hz. Meryem Allah tarafından bi meleği görevlendirmiş ve Hz. Meryem hamile kalmıştır.

Ama Allah (cc) Hz. Meryeme karnındaki çocuk hakkında hiçkimseye bi açıklama yapmamasını şüphesiz Allah ın herşeyini düşündüğünü ve bildiğini melek aracılığıyla söylemiştir.

Hz. Meryem birsürü saldırılara maruz kalmıştır hatta ona kötü kadın diyenler zina yaptın diyenler nerdeyse halkın bütününü kapsamıştır ama o hiç konuşmamıştır yaratıcının verdiği emire sadır kalmıştır.

Derken çoçuk doğar Hz. Meryem küçücük yavrusunu kucağına alır ve kalabalığının ortasından yürümeye başlar.

Tüm halk ordadır ve Hz. Meryeme saldırılar yaparlar taş atarlar kötü kadın diye bağırırlar ama o asla konuşmaz kalabalığının tam ortasında önü kesilir karşısındakiler ileri gelen bütün din adamlarıdır Hz Meryemin geçmesine izin vermezler ve Hz Meryem konuşması yasak oldugu için işaretlerle bişey anlatmaya çalışır ve şu hareketleri yapar.

İlk önce sağ elini sol omzuna götürür daha sonra sağ omzuna götürür daha sonra karnına ve en sonrada alnına götürür.Yani elini sol omzuna götürdüğünde (solumdaki melekler)daha sonra sağ omzuna götürür elini (ve sağımdaki melekler şahidim olsunki) daha sonra karnına götürür elini (bu kucağımdaki çocuk) ve en sona elini alnına götürür (Allahın bana verdiği alın yazımdır)... Yani haç işareti şuradan çıkmıştır:

SOLUMDAKİ VE SAĞIMDAKİ MELEKLER ŞAHİDİM OLSUNKİ BU KUCAĞIMDAKİ ÇOCUK ALLAHIN BANA VERDİĞİ ALIN YAZIMDIR..

İşte arkadaşlar hac işaretinin anlamı budur..

Olayın devamını incelersek Hz. Meryemin kucağındaki daha yeni doğmuş bebek birden konuşmaya başlar.

Bütün halk dehşete bürünür hepsi titremektedir korkularından hepsi diz çöker yalvarmaya başlar bir kaçı nefes alamaz din adamlarının dili tutulur daha yeni doğmuş çocuk şu sözleri sözler ( Ben Allahın elçisiyim size peygamber olarak gönderildim
Allaha inanın ve onun emirlerine uyun şüphesiz o herşeyi duyar ve bilir onun herşeye gücü yeter...) Bu sözleri söyleyen daha yeni doğmuş bebeğin adı ise... Hz. İsa dır..


Hım demek anlamı buymuş:
Paylaşımın için teşekkürler yeşil sultan sevgimle her vakit

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.