tacettin yıldırım
69 şiiri ve 86 yazısı kayıtlı Takip Et

Çıkış noktası



ÇIKIŞ NOKTASI

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 11.3.2010 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

ÇIKIŞ NOKTASI

Kampın çok yoğun günlerindeyiz. Nato’ya bağlı ülkelerden birinin hava kuvvetleri komutanı onuruna yemek verilecek. Tüm protokol davetli. Hepsi yüksek rütbeli.
Yemekte eşler yok. Elli dört kişi, mönü deniz ürünleri ana yemek çipura ızgara
Sihirbaz Ökkeş’le VİP salonunu hazırlıyoruz. Her yer pırıl, pırıl garsonlarım, çok şık jilet gibiler. Eksiğimiz yok, yemeği verecek olan komutanımız erkenden geldi.
‘’Bir aksilik var mı? Tacettin
‘’Biz hazırız komutanım.
Konuklar geliyor komutanımız karşılıyordu. U şekli sıralanmış masalarda ismini bulan oturuyordu. Herkes tamam. Yemekte sessizce başlamıştı. Müzik hafif, hafif çalıyor. Sihirbaz Ökkeş serviste yine döktürüyor. Ben her tarafı izliyor. Bir aksilik olmasın diye, sürekli etrafı kolaçan ediyordum.
Arada bir, komutanımızla bakışıyoruz. İkimizde çok rahatız.

Ökkeş hizmette kusursuz, yemektekiler kısık sesle birbirleriyle konuşurken, salonda çatal bıçak sesleri duyuluyordu.
Ordövrler yenmiş ara sıcak serviside bitmek üzereydi.
‘’İhsan mutfağa in ızgaraya başlasınlar.
İhsan nefes, nefese geri döndü.
‘’Komutanım mutfaktan sizi istiyorlar.
Acele indim.
‘’Hayrola ne var Belo
‘’Komutanım balıklar eksik ikisi yok elli iki tane
‘’Ne!!!!!!!! İyice baktınız mı?
‘’Baktık komutanım yok.
Allah, Allah patlamanın uç noktasındayım. Gerildim. Izgarada pişen balıkları tek, tek bir kaç defa sayıyorum. İki tane eksik.
Mutfakta çıt yok. Herkes şaşkın, herkes üzgün. Çaresizlik içindeyim. O an iki çipura için neler vermezdim’ki.
Bulma imkânı yok. Şehre uzaklık seksen kilometre,
Sigaramdan derin bir nefes çektim. Kızmak, sövmek, dövmek tarzım değildi.
Hiçbiri işe yaramaz vaziyeti daha’da kötüleştirirdi. Çok emindim. O, balıkları yiyen bile şu an çok üzgün ve pişmandı. Çıkmaza girmiştim. Bu durumu muhakkak kurtarmam lazım. Bir şeyler yapmalıyım. İş başa düşmüştü. Bu tatsız olaydan bir çıkış noktası bulmam gerekti. Kendi etrafımda topaç gibi dönüyorum. Askerlerime emredip her işi yaptırdığım gibi onları,
Korumakta görevimdi. Acizleşmeyi suçu ona buna atmayı ne yapayım bak yemişler deyip, bu tatsız olaydan sıyrılmak bana yakışmazdı.

“Tamam, arkadaşlar olan olmuş panik yapmayalım.
“Belo iki adet kuzu şiş çıkar iyice pişir tabağı süsle servise devam.
Acele salona çıktım. Yüzüm asık Ökkeş anladı.
“Ne, oldu komutanım
“Balıklar eksik son iki kişiye servisi ben yapacağım. Telaş etme

Çipura ızgaralar gelmeğe başladı. Nar gibi kızarmışlar. Gövdesindeki çizikler açılmış, beyaz kısmı gözüküyor.
Çipuralar tabakta yan yatmış. İki dilim kırmızı soğan daire şeklinde kesilmiş. Yanında birkaç adet roka yaprakları,
Tül içinde yarımşar limon, tabağın etrafında havuç dilimleri, domates ve bir tutam maydanoz, çok süslüler karnı tok olana bile göz kırpıyorlar. Muhteşem bir görüntü, tabağını önüne koyduğumuz kişi göz ucuyla bakarken memnuniyeti yüzünden okunuyor. Yanındaki ise benimki ne zaman gelecek diye sabırsızlanıyordu. Gelen ızgaralar dağıtılırken bende saymaya başlamıştım. Otuz iki, otuz üç heyecanım git, gide artıyordu. Kıp kırmızı kesilmişim. Çipura tabakları sırasıyla geliyordu. Kırk yedi, kırk sekiz nabız yüz kırk göğsüm daraldı. Kalbim küt, küt atıyor. Doruktayım. Üflesen düşeceğim. Elli bir, elli iki zaman durdu. Ökkeş’ in elinde iki adet kuzu şiş tabağı ben önde Ökkeş arkamda son iki kişiye vermeye gidiyorum. Duyularım iflas. Birde üşüme aldı’ ki sorma, yürek Selanik. Ben, bende değilim.
Ökkeş’ ten tabakları aldım. Önlerine koydum. Onlar şaşkın yanındakiler şaşkın, bana sertçe baktılar. Artık gözler konuşuyor. Bu ne der gibiler eğildim. Kısık bir sesle
“Komutanım ben balıkları size layık görmedim. Kuzu şiş sevdiğinizde biliyorum’’ Şişler önlerinde,
Çok hoşuna gitmiş olmalı’ ki gülümsedi.
“Teşekkür ederim, Tacettin dedi. Derinden bir oh!!!! Çektim.
Çok kısa süren bu kargaşa, yemeği veren komutanımız’ında dikkatini çekmiş olmalı’ ki orada neler oluyor? Der gibi bana baktı. Acele masaların arkasından yanına gittim. Eğilerek yalnız kendisinin duyabileceği çok yavaş bir sesle,
“Komutanım balık istemediler. Kuzu şiş istediler bende verdim.
“İyi kendileri bilir dedi. Yeniden doğmuş gibiydim. Kimyam düzeldi. Bile, bile yalan söylemiş durumu kurtarıp, çıkış yolunu bulmuştum.
Birkaç saniye içinde cereyan eden bu olay eminim ömrümün en az birkaç yılını yemiştir. Benim için bu tatsız gecenin tek getirisi bu tür yemeklerde yedeklemem fazla olacaktı.
Askerliğini kısa dönem olarak bitiren mutfak çavuşu İhsan vedalaşmak için odama gelmişti. Sivillerini giymiş gayet şık ve yakışıklıydı. Ben onu çok sever bir arkadaş gibi davranırdım. Karşılıklı konuşur dertleşirdik. Biraz sohbet ettik. Elimi öpmek istedi, müsaade etmedim. Tokalaşıp sarıldık. Giderken
“Komutanım sizden çok şeyler öğrendim. Sizi hiç unutmayacağım. Hakkınızı helal edin birde,
“Evet, İhsan ne var
“Ziyafette kaybolan iki balık vardıya, Yusuf çavuşla ben yedim. Deyince, yüzümdeki gülümsemem kayboldu. Biraz şaşırdım.
“Afiyet olsun, o olayı ben unutmuştum. Ama şu an bende senden çok şey öğrendim. Dedim. Dedim’ya güven duygularımında artçı ve öncü depremler gibi sarsıldığını hissettim.

TACETTİN YILDIRIM


Beğen

tacettin yıldırım
Kayıt Tarihi:10 Mart 2010 Çarşamba 09:09:50

ÇIKIŞ NOKTASI YAZISI'NA YORUM YAP
"ÇIKIŞ NOKTASI" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
KORDELYA
25 Nisan 2010 Pazar 01:17:07
Yazılarınızı ard arda okuyorum Tacettin bey; Ve herbirinden ayrı haz alıyrum.Kendimi elindeki kitabı bitirmeye çalışan bir okur gibi hissettim.Hem yazınızı,hemde pratik zekanızı kutluyorum.teşekkürler paylaşımınz için...

Cevap Yaz
Nimet Vefa
25 Mart 2010 Perşembe 10:26:47
muhteşemdi abi tek kelime ile...abi diyorum çünkü sizi o derece yakın görüyorum hislerime...yüreğinizin güzelliği ile Allahın izni ile her zorlığu aşarsınız siz inşaallah abim...rabbim razı olsun siz gibi güzel yüreklerden...

Cevap Yaz
sevdapınarı
15 Mart 2010 Pazartesi 08:57:27
TACETTİN AĞBİCİM KAMPTAKİ İLGİNÇ HATIRANI GÜLÜMSEYEREK OKUDUM.AMA BALIĞI YİYEN GENÇ EN AZINDAN GİDERKEN DÜRÜSTÇE İTİRAF ETMİŞ.HER ZAMAN TEDBİRLİ OLMAK İYİDİR.SEVGİYLE KAL HOŞÇAKAL.SAYFANA GÖNÜL BAHÇEMDEN BİR KUCAK DOLUSU CENNET KOKULU KIRMIZI GÜLLERİ SEVGİMİDE İLAVE EDEREK GÖNDERİYORUM.GÜLHAN KESKİN.

Cevap Yaz
GÜLDESTE
14 Mart 2010 Pazar 23:50:36
can dost sizin yazılarınızı okumak ayrı bir keyif veriyor inanın yüzümde tebesümle okudum bitene kadar kaleminiz varolsun sevgi ve saygılarımla

Cevap Yaz
Sabiha KÜÇÜKTÜFEKÇİ
14 Mart 2010 Pazar 10:47:33


anıları içtenlikle paylaşmak o anı yaşamak yaşatmak dersler çıkarmak hep birlikte harika...
kısa bir dönem denizcilerle çalışma yaptığımdan iyi bilirim askeri kuralları titizlikleri zorluklara çözüm hallerini...:)
nostalji yaşattınız teşekkürler...:)
kutluyorum emek dolu paylaşımınızı güzel gönlünüzü değerli dost....
sevgim saygımla hep...


Cevap Yaz
Mehmet Aktaş
13 Mart 2010 Cumartesi 11:53:05

Macera filmi seyredergibi,olayları aynen yaşadım ve seyrettim.
Yazıyı,harika yazan arkadaşımın marifeti.
Çok güzel yazmışsınız değerli arkadaşım.Puanım tam.
Sağlıcakla kalınız...

Cevap Yaz
onurumsun
12 Mart 2010 Cuma 20:49:33
Benim aklım hiç almıyor Tacettin bey. Bence bu tür yerlerde önce hizmet edenler doyurulmalı ki sonrasında gelen davetlilere servis yapılmalı.

Keşke askeriye ve diğer yerlerde bu uygulama yapılsa ve keşke hiç kimse sizin düştüğünüz o zorluğa düşmese değil mi?

Ökkeş'i bir önceki hikayenizden tanıyorum. Artık o da sizin gibi bizden biri oldu bizim için.

Yine çok güzeldi anınız. Kutluyorum kaleminizi ve saygılar yüreğinize

Cevap Yaz
Ağyar
12 Mart 2010 Cuma 15:16:40
Hocam yaşınız ve emekli olduğunuz mesleğiniz itibari ile sanırım tecrübe ve deneyim konusunda birikiminiz buradan köye çift şerit yol olur herhalde. Bu yüzden size nasihat verecek veya o izlenimi uyandıracak bir densizliğe asla kalkışmam, kalkışamam.

Lakin içimde de ukde kaldı, söylemezsem çatlarım, uykularım kaçar.

Hocam bilirsin eskilerimiz “biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar” derler. Keşke “güven duygularımın da artçı ve öncü depremler gibi sarsıldığını hissettim” diyerek kısa dönem İhsan’ı güven konusunda test ederken asmasaydınız. Normalde üç yanlış bir doğruyu götürmesi gerekirken kantarın topuzu biraz fazla mı kaçtı ne.

Bu balık milleti de öyle kokar ki mis gibi, karnı tok yedi mahalleyi yoldan çıkartır şerefsiz. Ne yapsın gariban, hoş “yüksek rütbeli Nato komutanları” sadrazamın sol taşş-beyazı değil ya. Onların ki canda bizimkinin canı patlıcan mı yani.

Bence çevremizdekileri test ederken gerçek dost mu, yok “KURU KALABALIK” mı testinin yolu bence bu olmamalı. Evet, evet yolu bu olmamalı, yol bu yol değil galiba. En fazla kendimizi kandırırız

Saygılar, selamlar

Cevap Yaz
siyahgecem
12 Mart 2010 Cuma 02:15:05
MERHABA ABLAM
YİNE HARİKA BİR YAZINI OKUDUM ABLAM NASIL BAŞLADIM NE ZAMAN BİTTİ VALLA ANLAYAMADIM ÇOK KISA YAZMIŞSIN ABLAM SEN BİR ROMAN YAZSAN BEN BİR SAATTE OKURUM HEHALDE ANCA BU KADAR YAZILABİLİR BİR YAZI ANI İNAN BANA NASIL BİTTİĞİNİ ANLAMADIM KISA YAZMA ABLAM VALLAHİ ÇOK GÜZEL YAZIYORSUN SU GİBİ AKIYOR HERHELDE BİR SANİYE SÜRDÜ
SENİN ANILARINI OKURKEN BENDE SANKİ SENİNLEYİM ORDA VE OLAY YANIMDA CEREYAN EDİYOR BU KADAR GERÇEKCİ VE AKICI GÜZEL YAZIN ABLAM BU SEFER GEÇ KALDIM YAZNI OKUMAYA BİRAZ NETTE PROBLEM VARDI ABLAM ÇOK ARA VERİYORSUN YAZINA BİRAZ DAHA SIK YAZMANI RİCA EDİYORUM SENDEN BU GÜZEL ANILARI SENDEN DİNLEMEK İNŞALLAH BİR GÜN YANINA GELEBİLİRİMDE BUNLARI SENDEN CANLI DİNLEMEK İSTERİM EN BÜYÜK ARZUM SEN ANLAT BEN DİNLERİM HAYALİ BİLE GÜZEL SENİ BÜTÜN KALBİMLE KUTLAR AYAKTA ALKIŞLARIM ABLACIĞIM YÜREĞİ KALEMİ GÜZEL KARDEŞİM SENİ ABLAN SEVGİYLE ÖPEREK GİDİYOR HOŞÇAKAL ABLASININ BİTANESİ HOŞÇAKAL EN KISA ZAMANDA YAZARSIN İNŞALLAH ABLAM

Cevap Yaz
cemalus
12 Mart 2010 Cuma 00:03:02
Evet tacettin abi yapmış olduğunuz askerlik görevinizde bir çok anılarla doludur tabiiki bu anıları yaşanırken sizlere bir çok heyecanlar yaşatmıştır tabiki yaşamımızın diğer bölümlerinde yaşadıklarımızı severek paylaşırız sizin birkaç anınızı okudum çok beyendim sanki sizlerin o anılarınızı yaşadığınız zamanlarda kendimizide içinde bulduk yaşamın yaşanmayan zamanlarında birlikte yaşamış gibi oldukta paylaştığınız dan dolayıda çok mutlu oluyoruz bir başka anılarınızıda
bekliyoruz.sevgi ve saygılarımla sağlıcakla kalınız.

Cevap Yaz
Şadiye gürbüz(zaralıcan
11 Mart 2010 Perşembe 23:12:06
değerli dost ben okumamışım nasıl kızıyom kendime yetiştim seçkide görünce hayranlıkla okudum
çok güzel akıcıve berrak bir anlatım
yürğinize saglk kaleminiz varolsun
saygılarımla
zaralıcan

Cevap Yaz
eyüp DEMİRCİ
11 Mart 2010 Perşembe 22:06:08
...
... geç geldim koca şair bağışla,

... çok isterdim
... hatta
... resmediyorum kare kare
... senin yanında
.... emrinde
... vatani görevimi yapmayı
... çok isterdim !...

... lakin pek askerlik yaptım sayılmaz
... 1974 yılında asker oldum
... 5 ay sonra
... Denizli spor futbol takımında antrenmanlara başladım !...

... hani diyorum ya sana Modern Mevlana
... sanki seni yıllardır tanıyormuşum
... değil mi hocam !?...

... şu yazmış olduğun
... başından geçmiş yaşanmışlıkta
... insan sevgisini
... makama göstermiş olduğun saygıyı
... durumun vehametine rağmen
... içinde oluşturduğun kriz masası yeteneği ile
... ve de pratik zeka ile
... kısa sürede üstesinden gelmişsin !...

... işte bu yüzden üstadım
... bu fakir
... hissetti ve
... sana bu sıfatları sundu
... tüm samimiyetinle...

... sana sevgim
... ailene saygılarımla koca şair,
... :)

Cevap Yaz
Şükran AY
11 Mart 2010 Perşembe 21:48:03


Anlatımınız öyle güzel ki hocam resmen anı yaşatıyorsunuz.Bu arada o tabaktan bir canım çekti ki sormayın.
Estetik mükemmelmiş .Fikirde vermedi değil hani ;)
Bu arada yazının anafikri muhteşemdi.Güven evet çoğu zaman en çok darbe aldığımız , en zayıf noktamız.
Allahım güvenimize layık olmayanları karşımıza çıkarmasın.
Yerine yakışan değerli eserinizi ve güçlü kaleminizi kalben kutluyorum.
Selam ve saygılarımla.



Cevap Yaz
mehmet ali unsal
11 Mart 2010 Perşembe 20:34:43
TACETTİN AĞBEYİN HEYACAN VERİCİ VE ANLAMLI YAZISINI SEVEREK OKUDUM...BENDE AŞÇIYIM ÇOK İYİ BİLİRİM BAZEN HESAPLAR ÇARŞIYA UYMAZ...BÜYÜK GEŞMİŞ OLAUN CANIM AĞBEYİME...SELAMLAR...

mehmet ali unsal tarafından 3/11/2010 8:35:30 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Murat Çakır (şeker29)
11 Mart 2010 Perşembe 20:07:06
abi birgün inşallah elinden bir ızgara yeme nasip olur,askerlik hatıraları hayatımızı süsleyen anılardır paylaşım için çok tşk ediyorum

Cevap Yaz
betülce
11 Mart 2010 Perşembe 20:02:12
Bir an o şiş tabakları elimdeymiş gibi okudum yazınızı...İtiraf etmek istiyorum ki gözlerim doldu.Tebrik ediyorum.Güzel ve sürükleyici bir yazıydı.

Cevap Yaz
Nermin Kaçar
11 Mart 2010 Perşembe 19:57:38
hARİKA BİR YAZIYDI tACETTİN aBİ. GÜNÜN YAZISINI VE DEĞERLİ KALEMİNİ KUTLUYORUM. BU ARADA GÖZLERİM YOLLARDA KALDIU. ATÖLYEYE GELECEKTİNİZ AMA UNUTULDUK SANIRIM. sAYGIMLA :)))))))))

Cevap Yaz
fanatik1962
11 Mart 2010 Perşembe 19:11:39
günü yazıı olacak o kadar iyi bir yazı değil sıradan bir yazı bu kadar okunması ilginç

fanatik1962 tarafından 3/11/2010 7:21:21 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


tacettin yıldırım Yazının sahibi 11 Mart 2010 Perşembe 21:30:15
sevgili arkadaşım tüm yorumlar güzel olacak diye beklentimiz yok...beğenmeye bilirsin....ben emeğe saygı duyanlardanım....ben yazmanın büyük emek yazmanın büyük yürek istediğini bilenlerdenim...
yazı yayına verildikten sonra okuyucunundur....artık görücüdedir...yazının
güne taşınması okuyucular tarafından belirlenir...şimdilik 410 kişinin okuduğu 62 yorumu küçümsüyerek iddaalı bir kalemseniz bende mahlasınızdaki gibi sizin fanatiğiniz olurum...saygılarımla
feray soydan
11 Mart 2010 Perşembe 15:52:29
Bir yemek daveti, bu kadar sürükleyici ve bir o kadar da yalın anlatılırmış. Tebrikler..
Bizlere gerçek bir edebiyat ve balık ziyafeti çektiniz....Elinize sağlık...

Cevap Yaz
Mehtap Yıldız
11 Mart 2010 Perşembe 15:43:24
geçte olsa güne düşen yazı ve yazarı kutladım...

duamnla çook....

Cevap Yaz
ayhansarıkaya
11 Mart 2010 Perşembe 15:42:03
Güne gelen yazıyı kutlarım...Saygılarımla...

Cevap Yaz
canandemirel
11 Mart 2010 Perşembe 14:40:27
o kadar güzel anlamışsınız ki kendimi o u masada hissetim ....veeee....hoşgörü.....pratik zeka....bunlar ipucu.....kutluyorum...

Cevap Yaz
meselci
11 Mart 2010 Perşembe 12:20:44


geç olsa okumuş olsa da

yazıyı hakkettiği yerde görmek mutlu etti beni sadık dostum.

nefis bir hatıraydı.

yer yer heyecanlandığım, yer yer düşündüğüm
ve yer yer gülümsediğim satırlardı.

eyvallah diyorum...

Cevap Yaz
Oya gedik
11 Mart 2010 Perşembe 10:56:22
Sayın komutanım ;her gün sayfanızı ziyaret ederken yazınız yada mısralarınız varmı diye,gözden kaçmış ve de bu güzel sayfanıza geç döndüğümden dolayı,affınıza sığınıyorum...

Değerli komutanımız ,öyle şeffaf bir anlatım ki;
Çıkmaza girmiştim. Bu durumu muhakkak kurtarmam lazım. Bir şeyler yapmalıyım. İş başa düşmüştü. Bu tatsız olaydan bir çıkış noktası bulmam gerekti. Kendi etrafımda topaç gibi dönüyorum. Askerlerime emredip her işi yaptırdığım gibi onları,
Korumakta görevimdi. Acizleşmeyi suçu ona buna atmayı ne yapayım bak yemişler deyip, bu tatsız olaydan sıyrılmak bana yakışmazdı.

Bulma imkânı yok. Şehre uzaklık seksen kilometre,
Sigaramdan derin bir nefes çektim._____________________-------------------- Kızmak, sövmek, dövmek tarzım değildi.
_______________________________Hiçbiri işe yaramaz vaziyeti daha’da kötüleştirirdi.

Muhteşemsiniz efendim,komutana yakışır davranışlarınızl,çözüm bulmak,sizi dinler gibiydim bir masa başında..!

Eşim asker kökenli ,anıları hiç bitmez ve bende çok keyifle dinlerim.birde edebiyatı sevseydi ;neyse .Değerli kalem dost anılarınız çoktur efendim ,sayfalarızda herzaman rasatlamak dileklerimle..
Ayrıca güne yakışmış çok şeyler anlatan sayfanızı kutluyorum...
Saygımla KOMUTANIM...




Oya gedik tarafından 3/11/2010 10:58:19 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Mehtap ALTAN
11 Mart 2010 Perşembe 08:36:07
güne gelen yazıyı kutluyorum efendim...

Cevap Yaz
Leyla Küçük Ülker
11 Mart 2010 Perşembe 07:49:29
İnanın ordaymış gibi okudum.Tüm yaşadıklarınızı akıcı ve son derece başarı ile kaleme alıyorsunuz.Balıkların akıbetinden çok,bulacağınız çareyi heyecanla izledim desem yeridir...Hani çok tutan,enfes filmler vardır.Yıllarca izlesenizde her seferinde yeniden izliyor gibi sonu beklersiniz yüzünüzde o mutlu ifade ile...İşte bu...Aslında yazınıza yapacağım esas yorum da bu.Gerçekten tebrik ediyorum.Çipura yı ben yemişim gibi tadı damağımda kaldı.Sevgiler diyorum.

Cevap Yaz
melahat çetinkaya
11 Mart 2010 Perşembe 04:42:59
OYYY BENİM GÜZEL YÜREKLİ ARKADAŞIM .SENİN YAZILARIN İNSANI ÖYLESİNE ÇEKİP ALIYOR Kİ OLAYIN İÇİNE .İŞTE MARİFETTE BURDA .BÜYÜK BİR ZEVKLE OKUYORUM .AZİZ NESİN ,SAİT FAİK ,VE BU KONUDA USTA PEK ÇOK YAZARI OKUR GİBİ .YAZDIĞINI YAŞATIYORSUN OKURA . BENCE SEN BU İŞİ ARTIK PROFOSYONELCE YAPMALI ANILARINI BİR KİTAPTA DERLEMELİSİN .BUNLARI SANA HAKETTİĞİN İÇİN ,GÜÇLÜ KALEMİN İÇİN YAZDIM İNAN BANA ÖVGÜ OLSUN FALAN DİYE DEĞİL .
BUNA BENZER BİR OLAYI BEN DE ÖĞRETMEN OKULUNDA YAŞADIM .SENİN KADAR GÜZEL YAZABİLİRSEM BİR GÜN YAYINLARIM BURDA .
YAZMAYA DEVAM LÜTFEN GÜÇLÜ GÜZEL KALEMDEN OKUMAK İSTİYORUM BEN .SEVGİLER...DOSTUM .

Cevap Yaz
DEDEKORKUT38
11 Mart 2010 Perşembe 01:12:59
İnsanların gizli yetenekleri en başta belli olsaydı, herkes ona göre meslek seçmeye yönelirdi. O zaman da bana göre hayatın tadı-tuzu olmazdı. Asker olmasaydınız, böyle güzel kaleme alınmış gerçek bir anıyı okuma şansımız olmayacaktı…
Yazının başlığı, olaya çok uygun düşünülmüş. Akıcı ve sade bir dil, okuyanı olayın içine çekiyor. Bu özellik, yazarın usta bir kalem olduğunu hemen belli ediyor.
Askerlik de başlı başına bir sanattır. Savaşı, barışa çevirmenin yöntemleridir.
Çok ibretlik dersler var yazınızda.
Bazı insanlar, kendilerine gösterilen yakınlığı ve samimiyeti kötüye kullanabiliyorlar. Sizin zorda kalmanız onların umurunda bile olmuyor. “Emanete hıyanet” olarak gördüğüm bu durum, bence hiç affedilir cinsten değildir. Hele bir de “Vatanın bekçisi olarak gördüğümüz kimseden geliyorsa, bu daha vahimdir.” Emanete hıyanetin büyüğü- küçüğü olmaz. Elinde olduğunda daha büyüğüne de hıyanet edecektir.
Burada pratik zekânın “ÇIKIŞ NOKTASINI” yakalaması, durumu kurtarıyor. Bunu yapmak her kişinin harcı değil, ER KİŞİNİN harcıdır.
Sizin servis yaptığınız komutanlar da belki zor durumda olduğunuz anlayarak hoş karşılamışlar diye düşünüyorum. Sizin samimiyet ve iyi niyetiniz burada karşılığını bulması çok iyi olmuş.
Çavuşun, sizinle vedalaşırken itirafı da tamamen sizin hoş görülü tutumunuzdan olmuştur.
İnsan ne kadar iyi niyet taşırsa taşısın, yine aklının köşesinde bir “acaba?” sorusunun bulunması gerektiğini öğrenmiş olduk.

Paylaşım için çok teşekkürler TACETTİN Bey,
Güzel anılarınızı sabırsızlıkla bekleyeceğim...

Cevap Yaz
Gurbuz
11 Mart 2010 Perşembe 00:24:27
mükemmel bir anlatım. okurken resmen yaşadım anlatılanları...tebriklerimle...

Cevap Yaz
tacettin yıldırım Yazının sahibi
11 Mart 2010 Perşembe 00:22:41
Yazdığım anımı güne taşıyan tüm edebiyat severlere sonsuz teşekkürlerimi bildirir saygılar sunarım....yazdığın bir yazı şiir beğenilirse yorumlarda teşvik edici olursa emek keyif veriyor. işte edebiyatın farklılığı bu değilmi....güzel sanatların en güzel bölümü edebiyat.....duyguları harmanlıyor....gençleştiriyor.....duygusallaştırıyor...insanın en büyük hasleti sevmek sevilmek..anlatıp anlaşılabilmek...değilmidir....bu güzel ve eşsiz sitede kurucusu ANSIZIN sayesinde hepimiz paylaşmanın asaletini yaşıyoruz....her yazıda bir anlam her şiirde bir duygu vardır....bunları seslendiren bizlerin bizden sonrakilere bırakacağı en büyük miras budur..beyaz sayfalara dökülen duygularınız eksik olmasın.....kaleminiz körelmesin daim yazar durumda olsun.....saygılarımla

Cevap Yaz
Emine UYSAL (EMİNE45)
11 Mart 2010 Perşembe 00:03:54
kutluyorum dost
balıkları canımız çekmişti ikinci defa geldim bakkkk...

sevgilerimle...

Cevap Yaz
AHMET ACAR
10 Mart 2010 Çarşamba 23:39:51


ÇIKIŞ NOKTASI


Kampın çok yoğun günlerindeyiz. Nato’ya bağlı ülkelerden birinin hava kuvvetleri komutanı onuruna yemek verilecek. Tüm protokol davetli. Hepsi yüksek rütbeli.
Yemekte eşler yok. Elli dört kişi, mönü deniz ürünleri ana yemek çipura ızgara
Sihirbaz Ökkeş’le VİP salonunu hazırlıyoruz. Her yer pırıl, pırıl garsonlarım, çok şık jilet gibiler. Eksiğimiz yok, yemeği verecek olan komutanımız erkenden geldi.
‘’Bir aksilik var mı? Tacettin
‘’Biz hazırız komutanım.
Konuklar geliyor komutanımız karşılıyordu. U şekli sıralanmış masalarda ismini bulan oturuyordu. Herkes tamam. Yemekte sessizce başlamıştı. Müzik hafif, hafif çalıyor. Sihirbaz Ökkeş serviste yine döktürüyor. Ben her tarafı izliyor. Bir aksilik olmasın diye, sürekli etrafı kolaçan ediyordum.
Arada bir, komutanımızla bakışıyoruz. İkimizde çok rahatız.

Ökkeş hizmette kusursuz, yemektekiler kısık sesle birbirleriyle konuşurken, salonda çatal bıçak sesleri duyuluyordu.
Ordövrler yenmiş ara sıcak serviside bitmek üzereydi.
‘’İhsan mutfağa in ızgaraya başlasınlar.
İhsan nefes, nefese geri döndü.
‘’Komutanım mutfaktan sizi istiyorlar.
Acele indim.
‘’Hayrola ne var Belo
‘’Komutanım balıklar eksik ikisi yok elli iki tane
‘’Ne!!!!!!!! İyice baktınız mı?
‘’Baktık komutanım yok.
Allah, Allah patlamanın uç noktasındayım. Gerildim. Izgarada pişen balıkları tek, tek bir kaç defa sayıyorum. İki tane eksik.
Mutfakta çıt yok. Herkes şaşkın, herkes üzgün. Çaresizlik içindeyim. O an iki çipura için neler vermezdim’ki.
Bulma imkânı yok. Şehre uzaklık seksen kilometre,
Sigaramdan derin bir nefes çektim. Kızmak, sövmek, dövmek tarzım değildi.
Hiçbiri işe yaramaz vaziyeti daha’da kötüleştirirdi. Çok emindim. O, balıkları yiyen bile şu an çok üzgün ve pişmandı. Çıkmaza girmiştim. Bu durumu muhakkak kurtarmam lazım. Bir şeyler yapmalıyım. İş başa düşmüştü. Bu tatsız olaydan bir çıkış noktası bulmam gerekti. Kendi etrafımda topaç gibi dönüyorum. Askerlerime emredip her işi yaptırdığım gibi onları,
Korumakta görevimdi. Acizleşmeyi suçu ona buna atmayı ne yapayım bak yemişler deyip, bu tatsız olaydan sıyrılmak bana yakışmazdı.

“Tamam, arkadaşlar olan olmuş panik yapmayalım.
“Belo iki adet kuzu şiş çıkar iyice pişir tabağı süsle servise devam.
Acele salona çıktım. Yüzüm asık Ökkeş anladı.
“Ne, oldu komutanım
“Balıklar eksik son iki kişiye servisi ben yapacağım. Telaş etme

Çipura ızgaralar gelmeğe başladı. Nar gibi kızarmışlar. Gövdesindeki çizikler açılmış, beyaz kısmı gözüküyor.
Çipuralar tabakta yan yatmış. İki dilim kırmızı soğan daire şeklinde kesilmiş. Yanında birkaç adet roka yaprakları,
Tül içinde yarımşar limon, tabağın etrafında havuç dilimleri, domates ve bir tutam maydanoz, çok süslüler karnı tok olana bile göz kırpıyorlar. Muhteşem bir görüntü, tabağını önüne koyduğumuz kişi göz ucuyla bakarken memnuniyeti yüzünden okunuyor. Yanındaki ise benimki ne zaman gelecek diye sabırsızlanıyordu. Gelen ızgaralar dağıtılırken bende saymaya başlamıştım. Otuz iki, otuz üç heyecanım git, gide artıyordu. Kıp kırmızı kesilmişim. Çipura tabakları sırasıyla geliyordu. Kırk yedi, kırk sekiz nabız yüz kırk göğsüm daraldı. Kalbim küt, küt atıyor. Doruktayım. Üflesen düşeceğim. Elli bir, elli iki zaman durdu. Ökkeş’ in elinde iki adet kuzu şiş tabağı ben önde Ökkeş arkamda son iki kişiye vermeye gidiyorum. Duyularım iflas. Birde üşüme aldı’ ki sorma, yürek Selanik. Ben, bende değilim.
Ökkeş’ ten tabakları aldım. Önlerine koydum. Onlar şaşkın yanındakiler şaşkın, bana sertçe baktılar. Artık gözler konuşuyor. Bu ne der gibiler eğildim. Kısık bir sesle
“Komutanım ben balıkları size layık görmedim. Kuzu şiş sevdiğinizde biliyorum’’ Şişler önlerinde,
Çok hoşuna gitmiş olmalı’ ki gülümsedi.
“Teşekkür ederim, Tacettin dedi. Derinden bir oh!!!! Çektim.
Çok kısa süren bu kargaşa, yemeği veren komutanımız’ında dikkatini çekmiş olmalı’ ki orada neler oluyor? Der gibi bana baktı. Acele masaların arkasından yanına gittim. Eğilerek yalnız kendisinin duyabileceği çok yavaş bir sesle,
“Komutanım balık istemediler. Kuzu şiş istediler bende verdim.
“İyi kendileri bilir dedi. Yeniden doğmuş gibiydim. Kimyam düzeldi. Bile, bile yalan söylemiş durumu kurtarıp, çıkış yolunu bulmuştum.
Birkaç saniye içinde cereyan eden bu olay eminim ömrümün en az birkaç yılını yemiştir. Benim için bu tatsız gecenin tek getirisi bu tür yemeklerde yedeklemem fazla olacaktı.
Askerliğini kısa dönem olarak bitiren mutfak çavuşu İhsan vedalaşmak için odama gelmişti. Sivillerini giymiş gayet şık ve yakışıklıydı. Ben onu çok sever bir arkadaş gibi davranırdım. Karşılıklı konuşur dertleşirdik. Biraz sohbet ettik. Elimi öpmek istedi, müsaade etmedim. Tokalaşıp sarıldık. Giderken
“Komutanım sizden çok şeyler öğrendim. Sizi hiç unutmayacağım. Hakkınızı helal edin birde,
“Evet, İhsan ne var
“Ziyafette kaybolan iki balık vardıya, Yusuf çavuşla ben yedim. Deyince, yüzümdeki gülümsemem kayboldu. Biraz şaşırdım.
“Afiyet olsun, o olayı ben unutmuştum. Ama şu an bende senden çok şey öğrendim. Dedim. Dedim’ya güven duygularımında artçı ve öncü depremler gibi sarsıldığını hissettim.


DEĞERLİ DOST ŞAİR ÇOK HOŞ İFADELERLE ÖRNEK ALINACAK ÖĞÜT NİTELİĞİNDEKİ HARİKA YAZINIZI BÜYÜK BİR KEYFLE OKUDUM.KALEMİNİZE SAĞLIK TEBRİK EDERİM.


Cevap Yaz
Müjgan Akyüz
10 Mart 2010 Çarşamba 23:00:36
Çok keyifle okuduğum bir yazı oldu, tebrik ediyorum.
Sohbet eder tarzda,samimi,yakın hissettiğimiz yazılar okurken daha hoş oluyor.
Tebrikler,
Selamlarla...

Cevap Yaz
Fethi
10 Mart 2010 Çarşamba 22:10:18
Sevgili Tacettin, yine herzamanki gibi şahane bir anınızı bizimle paylaşarak,kendi anılarımızın da canlanmasına sebep oldunuz.....
Yalnız bu yazınızın aç karnına okunmaması tavsiyesinde bulunmak istiyorum.O kadar akıcı ve teferruatlı anlatımınız varki yazınızı okurken, insanın canı çekiyor, o balık tabağını önünde görmek istiyor..Eline,kalbine ve kalemine sağlık diyorum.
Günlerin, kedersiz, sevgi ve sağlık dolu olsun....

Fethi tarafından 3/10/2010 10:12:34 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Fatma Biber
10 Mart 2010 Çarşamba 21:43:57
Ders alınması gereken bir anı.
Ben de yaşadım benzerini. Arkadaşımı linç olmaktan kurtarmak için yalan söylediğim o günü otuz beş yıldır unutmuyorum.
Ne mutlu emrinizde görev yapan askerlere...

Cevap Yaz
bahattintonbul
10 Mart 2010 Çarşamba 20:32:40
çok güzel işlenmiş anlatımdaki kıvraklık renk katmışş esereanıya kutlarım kaleme ve yazan düşünceyetek kalemle müthişti tebrikler

Cevap Yaz
Nilgün Akçay
10 Mart 2010 Çarşamba 20:08:55
İnsan kendisine örnek aldığı birilerini haytında her daim var eder...

Bunu belli de edebilir etmeyedebilir de...İnsanın kişiliğiyle alakalı bir durum...
Sizi örnek almakla, hayatıma sunacağınız güzellikleri yaşayacağımı biliyorum...Sadece güzel bir anı okumadım Bendeki eksiği gördüm yazınız da teşekkür ediyorum...
Dersimi almış düşünürken... Mevla hemen sınadı....Düşüncede mi yoksa pratiktemi diyerek...Elhamdülillah pratiğe dökebildim ..Sağ olun hocam dost yüreğinize binlerce sevgi damlaları konsun...

Cevap Yaz
Emine UYSAL (EMİNE45)
10 Mart 2010 Çarşamba 19:39:35

Tacettin Bey, bu olay bana hiç yabancı gelmedi. Senin nasıl zor durumda kaldığını çok iyi anladım.

Bu gibi olaylara mahal vermemek için ben her zaman yedek bulundururum.

Öyle zamanlar oluyor ki, yedeklerde işe yaramıyor. İşte o zaman sizin yaptığınız gibi, kıvrak zekâya ihtiyaç oluyor.

Bu da ya zaman içinde gelişiyor, Ya kişi zaten kıvrak zekalı olup işi tatlıya bağlıyor.

Bu güzel anıyı bizimle paylaştığın için çok teşekkür ederim... sevgilerimle...

Cevap Yaz
NILGUN
10 Mart 2010 Çarşamba 19:12:13
Ellerinize saglik,cok guzel super guzel bir taktik kullanmissiniz.
Bosuna dememisler Gemisini yuruten kaptandir diye.buyuk bir zevkle
okudum .kutlarim,tebrikler .saygilar ,selamlar

Cevap Yaz
Aysel AKSÜMER
10 Mart 2010 Çarşamba 18:42:39
İnanın tabaktaki ızgara çipuranın tadından çok daha lezzetli bir anlatım kullanmışsınız. Beğeni ile okudum. Saygılarımla...

Cevap Yaz
ms-solmaz
10 Mart 2010 Çarşamba 16:54:47
komutanım haklısın güven,itibar çok önemli.
düşünmeyen insanlar yüzünden sıkıntı çektin ama tecrübe kazanmana vesile oldu.
Balıklardan beş on tane fazla alsaydın bence daha iyi olurdu.
Nefis çektiği için onların da göz hakkı vardır.
Ama iş işten geçtiğinde sayıları misafirlerle denk olan balıkların başkaları tarafından yenmemesi gerekirdi.
Yemekte nefsine hakim olmayan insan vatan savunmasında da başarılı olmaz.
Bence mutfaktaki eratlar boşuna sana sıkıntı çektirmişler.
Kuru ekmekle de karnını doyurabilirlerdi.Ayrıca orada kuzu eti varken neden böyle sizi mahçup etmeye kalkındıkları cahiliyetin kendisi değil mi?
Güzel düçüncenizi paylaşır,saygı ve selamlarımı iletirim.

Cevap Yaz
Ahmet ÖRNEK
10 Mart 2010 Çarşamba 16:31:25
güldüm abi kıvrak zekaya hayran kaldım
anlatım süper bir solukta okudum bu güzel anı hikayeyi..
ve şunu anladım güvenmek güzel bir duygu güvensiz bir
hayat kolay yaşanılır bir şey değildir ama en güvendiğine
bile acaba diyebileceğin bir aralık bırakmakta fayda olduğudur.
abi can sayfana saygı sevgilerimle beraber paylaşımın içinde
alkışlarımı bırakıyorum...

Cevap Yaz
AYSE 09
10 Mart 2010 Çarşamba 16:16:09
yine harikaydınız sizin anılarınızı okumak çok güzel bana yazmak için ilham veriyor benimde ne anılarım var anlatacak inşallah vırsatım olduğumda yazıp siz lerle paylaşak istiyorum

saygı ve dualarım size
yeni yazılarda buluşmak adına

Cevap Yaz
gül peri
10 Mart 2010 Çarşamba 16:09:42

Kul bunalmayınca hızır yetişmezmiş.
O anda ki pratik zekanız Zevahiri kurtarmş.

Çok akıcı ve sade bir üslupla kaleme aldığınız yazıyı,o balıkları yer gibi okudum.----balık en sevdiğim şeydir----
öyle güzel yazmışsınız ki olayın orijinalliğin yanında ifade ediş tarzınız ondan da güzeldi.

Askersiniz ama kaleminiz çok güzel.saygılarımı ve tebriklerimi sunuyorum efendim.
Daha nice böyle güzel paylaşımlara.sağlıcakla kalın komutanım.

Cevap Yaz
dağ gülü
10 Mart 2010 Çarşamba 15:05:03
* * *
Çok güzeldi, keyifle okudum, işte nefsi yenmiş benliğini. Yüreğinize sağlık, gönülden kutlarım Tacettin Bey. Sağlıcakla kalınız...

Sevgiler saygılarımla

* * *

Cevap Yaz
gelmeyenvuslat
10 Mart 2010 Çarşamba 14:34:35
Yine çok güzel bir anı, çok sıkıntı vermesine rağmen unutulmayanlar arasına girmiş :)) o çıpüra servis şeklini öyle bir anlatmışsınız ki yani!! bir insanın mahirliği bu kadar olur zor durumu kurtarmak,balık yerine kuzu şişler çok güzel bir buluş.diğer kişinin yaptığı ise ne denir çok mu canı çekmiş,düşünememişm i,yoksa nasıl olsa terhisim hoş görülür inancınamı varmış? bilinmez ama yaptığı yanlış öyle önemli bir davette zor da bırakması.severek sonunu merak ederek okudum yüreğinize kaleminize sağlık değerli dost yürek,daha böyle çok anılarınızı okumak dileğimle selam saygılar....

Cevap Yaz
kurtoviç
10 Mart 2010 Çarşamba 13:15:38
Kimseye güvenmemek,sürekli şüphe hali ,zaten zorluklarla dolu hayatımızı çekilmez kılardı.
Değerli ağabeyim gibi, güveni inşa etmek ve güvenmek zorundayız.Ne olursa olsun:
***
"Askerlerime emredip her işi yaptırdığım gibi onları,
Korumakta görevimdi. Acizleşmeyi suçu ona buna atmayı ne yapayım bak yemişler deyip, bu tatsız olaydan sıyrılmak bana yakışmazdı."
***
İnsana yakışanı yapmak,emanetine evladı gibi sahip çıkmak ve bunu göstermek,komutanlık/ niteliktir.

En sevdiğim elemanımın,imalatı sıkıntıya sokacak biçimde,bitmiş mamülü "çalıp" hurdacıya sattığını,askere giderken helallik almaya geldiğinde ,kendisinden öğrendim.Merakla, yüzümden tepkimi okumaya çalışırken:
"Biliyordum, ama düzeleceğini de biliyordum" dedim.
Otokontrolü oturtmanın,"sistemin" önemini yaşayarak daha iyi kavramış oldum.Tabii tedbirli olmayı da:
***
" Benim için bu tatsız gecenin tek getirisi bu tür yemeklerde yedeklemem fazla olacaktı."
***
Tanışmayı,Rakı/balık,(sarı leblebi de olur)sohbetini en fazla istediğm ağabeyim.Ancak sn. Toynak'ın, Ankara tecrübesinden bunun imkansızlığını bilmek de üzüntü veriyor.
Olsun,güzel anı ve öyküleriyle yetiniriz.Gönüller bir...
Varolun hep.Selam,saygı.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


tacettin yıldırım Yazının sahibi 10 Mart 2010 Çarşamba 13:53:33
sevgili kurtoviç.....sende çok hoş birisin....toynak altmış yaşından sonra bizi kılıbık ilan etti....ama yüklü bir tazminat davası açıyorum...evdeki ve cebindeki bilgisayarlara haciz getireceğim...biz dost canlısıyızdır...masalarımız bol olmasada gönül zenginliği sunarız...sen ve senin gibileri fakirhanemizde.... baş tacımızdır yorumuna teşekkürler....saygılar
kardanadam
10 Mart 2010 Çarşamba 12:47:18
Bu olaylar üzerinize bastığnız mayını tesirsiz hale getirmeye ne kadar çok benziyor.
Benim de böyle mayına bastığım zamanlar çok oldu.
Ama o anda insan zekası süper çalışıyor.

O sorumsuzluğa gelince
maalesef yeterince var bazılarında

Harika bir anıydı Tacettin dostum
Beğeni ve Sevgilerimle

Cevap Yaz
ayhansarıkaya
10 Mart 2010 Çarşamba 12:44:07
VALLA TACETTİN ABİ,HEYECANLA OKUDUM O GÜZEL ANINIZI...NEYSE KIVRAK ZEKANIZLA İŞİ UCUZ ATLATMIŞSINIZ...

BÖYLE ANILARINIZI HER AMAN OKUMAK İSTERİM...SAYGILARIMLA...

+ 10 PUAN ... SELAMLAR...

Cevap Yaz
zaralıeren
10 Mart 2010 Çarşamba 12:42:19
can dost

yazınızı soluk almadan okudum desem yerinde bir tabir.

inanın sanki ben yaşıyormuşum gibi buna nasıl bir çözüm bulunur diye düşündüm. nasıl olsa komutanım çözüm bulmuştur derken pratik zekanla karşılaştım.

harika bir anlatımdı yürekten kutluyorum.Bende bu hikayeden çok şey öğrendim

saygı ve salamlarımı gönderdim komutanıma

Cevap Yaz
su_misali(Gülhun Ertilav)
10 Mart 2010 Çarşamba 12:41:06

:)) yine gülümseyerek okuyacağımı tahmin ediyordum yazıyı

insanoğlu her zaman şaşırtmıştır bizleri
tam güvendim dediğimiz anda çok farklı bir hareketle çıkar karşımıza

iyi ki o müthiş zekanızı kullanıp duruma el koyabilmişsiniz

bakalım asker sandığından daha ne öyküler çıkacak
merak ve ilgi ile bekliyorum olacağım

kutlarım Tacettin ağabey
saygılarımla



Cevap Yaz
Hatice Dökmen
10 Mart 2010 Çarşamba 12:30:24
çok hoş bir anı okudum Tacettin arkadaşım..
hem gülümsedim hem o anı yaşadım gerçekten bazen düz mantık serin kanlı düşünüp olayları sorunsuz halletmek çok güzel değil mi....
paylaşım için teşekkürler.
sevgi ile selam olsun.

Cevap Yaz
Toynak
10 Mart 2010 Çarşamba 12:10:52
öykünüün güzelliği bir yana dursun ben çıpuralalrın servis tabağında ki halinin resmedildiği satırlara bayıldım..
düşse diyorum yolum izmir taraflarına da tadına baksak))))

hayattta hep ötle olmadı mı ağabey
çok güvendiklerimiz her defasında olmadık zamanlarda ihanet etmediler mi...Çok güvenmenin bedelini hep ağır ödedik..sen yine aklın ve mantığın sayesinde ucuz atlatmışsın...

güzel bir öyküydü
sevgiler saygılar

Cevap Yaz
flycan57
10 Mart 2010 Çarşamba 12:09:06
“Ziyafette kaybolan iki balık vardıya, Yusuf çavuşla ben yedim. Deyince, yüzümdeki gülümsemem kayboldu. Biraz şaşırdım.
“Afiyet olsun, o olayı ben unutmuştum. Ama şu an bende senden çok şey öğrendim. Dedim. Dedim’ya güven duygularımında artçı ve öncü depremler gibi sarsıldığını hissettim.


çok güzeldi...finalde çok hoş..hiçbir zaman fazla güvenmemeli demek ki birilerine..hep tedbirli olmalı demek ki insan..güzel anlamlı..hayatın içinden..tebrikler..saygılar selamlar..

Cevap Yaz
serapatay
10 Mart 2010 Çarşamba 11:48:16
Tacetin bey anılarınızı okurken inanın yaşar gibi oluyorum çok güzel bir dille anlatıyorsun.
Yazıyı dikkatle okudum.olayda siz kıvrak zekanızla ortalığı yatıştırmışsınız çok güzel ama sonunda sizin bu özverili davranışınızı suistimal eden ve balıkları yiyen arkadaşınıza kızdım doğrusu ve dedim ki kimseye güvenme ,gerçekten güvenecek çok az kişi kalmış bu dünyada.Sonuç olarak siz herzaman özverili ve yumuşak başlısınız,yazılarınızı okumak inan çok keyif vericiydi.sevgiler selamlar arkadaşım...

Cevap Yaz
kardelen26
10 Mart 2010 Çarşamba 11:43:30
Kardeşim güzel anılarınızı bizlerle paylaşmaya devam ediyorsunuz. Sorumluluğun vermiş olduğu yük ile kıvrak zeka^'nın birleşmesi neler yaptırıyor insana. Çok güzel bir anlatım su gibi akıp gitti. devamı varmı dedirten yazınız için sizi kutlarım. Çavuşumuza da o iki balığı helal etmişsinizdir. canları çekmiş mehmedimin, sayılı balığın akibetinin ne olacağını düşünmese de...!

Cevap Yaz
Engin Tatlıtürk
10 Mart 2010 Çarşamba 11:40:13
Gayet güzel kaleme alınmış.
Eğitici bir hatıra yazısı.
İçinde tolumsal değil ama evrensel mesaj var. Güven gibi.

10 numara.

Tebrikler.

Cevap Yaz
ummueytem
10 Mart 2010 Çarşamba 11:26:34
akıcı ve çok güzeldi...dediğim gibi yazılarınız sıkıcı değil...severek okuyorum...yazılarınız kişiliğinizi yansıtıyor....
sizin gibiler toplumda hep var olsunlar tebriklerimle kutlarım...

Cevap Yaz
handan akbaş
10 Mart 2010 Çarşamba 11:25:02
Çok heyecanlı bir anlatımla,kıvrak zeka ile bu işi nasıl ustaca hallettiğinizi,bizlere anlatmışsınız,çok beğendim,günün
yazısı olmaya aday,tebrikler.

Cevap Yaz
kader oyuncusu
10 Mart 2010 Çarşamba 11:21:13
Çok ilginç bir olayla karşılaşmak buna denir işte.Biz insanoğlunun başına ne zaman ne geleceği hiç belli olmuyor.Önemli olan sizin yaptığınız gibi işin içinde ki pembe yalanı bulup ortamı idare etmek.Kimimiz yaşam adına düzgün gitmesi ve huzuru sağlamak için bu tür yollara başvurmuyormuyuz.
İnanım okurken benden bazı parçalar sezinledim ortallık idare etmek kadar zor bir şey olmasa gerek ,sayfanız bitene dek bir solukta okumaya hiç atlama'maya dikkat ettim.
En son final bölümünde gülümsediğimi hatırlıyorum.Asla hafızalardan silinmesi kolay olmayan anınızı bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim.
Bu arada balığı bende çok severim hımmmmmmmmm.

saygılarımla
komıtanım

kader oyuncusu tarafından 3/10/2010 11:22:38 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
umut kuru
10 Mart 2010 Çarşamba 11:12:48
BAŞARILI İNSAN HER SORUNDA BİR ÇÖZÜM ARAR
BAŞARISIZ İNSAN HER ÇÖZÜMDE BİR SORUN GÖRÜR.
DİL:
Okuduğum öykü hızlı heyecanlı ve akıcı devam etti çok kısa sürede bitirdiğim öykü çok net anlamlar içerdi.

Bu arada;
Birden çok önermesi olan öykünün sonunda ise aşırı güvenin zararlarını da görmekteyiz.
öğrendik usta öğrendik :)

Başarılı kaleminiz daim olsun...


Cevap Yaz
Günay ÖZDEMİR
10 Mart 2010 Çarşamba 10:51:34
Anılar...Hayatımızın olağan akışı içerisinde kimi zaman zihinlere kazınan, kimi zaman yaşandığı an'da kalıp giden yaşam parçacıkları...Öyle ki; bir ömür boyu tazeliğini ve önemini koruyan, ders niteliğinde...insanın ömründen ömür çalan, hiç bitmeyecekmiş gibi uzayan zamanlar...

Kaleminizin sıcaklığı, samimiliği, nereye gittiğini bilen bir nehirin akışı gibi doğallığı, her yazınızda insanı ve insana verilen değeri ortaya çıkaran sakin vebabacan tavırlarınız...

Sizinle çalışan asker ve rütbeliler ne kadar şanslı olduklarının farkındalar mıydı acaba?
Herkese nasip olmaz böyle bir Komutanla, boşverin Komutanlığı, Harika bir "İnsan"la.

Saygım ve sevgim sonsuz değerli Komutanım.
Hürmetle ellerinizden öpüyorum.

Mersin'den çipuralarla birlikte selamlıyorum sizi.
Yanında da iki duble rakı, biraz peynir, biraz rokayla...

Cevap Yaz
SEN BENSIZ BEN SENSIZ
10 Mart 2010 Çarşamba 10:49:41
insan yasadigi süre boyunca nelere sahit oluyor durumu kurtarmak icin sayduyulu sabirli akillica davranmak belkde daha kötü sonuclarin dogmasini engelliyor ,,,,,,,,demek vicdan azabi cekmis ki sonunda dayanmayip dogruyu söylemis zaman gecsede üzerinden belki o anda söylemis olsaydi baliklari yediklerini sizin kizginliginiz iki katina cikabilirdi,,,,,,,,,,sonucta olayin cözümünü ufak beyaz yalanlarla tatliya baglayabilirmiydiniz gercegi o anda ögrenmis olsaydiniz ,,,,,,,paylasim icin tskler saygilar slmlar,,,,

Cevap Yaz
Özden Özpınar
10 Mart 2010 Çarşamba 10:24:16
En zor anlarımızda sabırlı,aklıselim olabilmek büyük meziyet ki bunu öğrenebilmek zaman ister.Gençlik döneminde sorumluluğu yüksek,koruyan kollayan,kırmadan gösterilen davranış unutulmayacak ders niteliğinde.Her zamanki akıcılığıyla yazınızı okumak büyük keyifti.Teşekkür ederim değerli dostum.saygım,sevgilerimle

Cevap Yaz
Eser Akpınar
10 Mart 2010 Çarşamba 10:18:49
Tacettin Bey'in anılarını okumak, çok farklı bir keyif. Asla dışında kalamıyorsunuz olayın. Anlatımın akıcılığı buna izin vermiyor. Ve her seferinde bir mesaj içeriyor. " Güven " ; her türden insan ilişkisinin olmazsa olmazı. Yıkıldığında onarımı en zor olan şey.

Teşekkür ediyorum. Saygılar.

Cevap Yaz
aşık komani
10 Mart 2010 Çarşamba 10:12:40
Birkaç saniye içinde cereyan eden bu olay eminim ömrümün en az birkaç yılını yemiştir. Benim için bu tatsız gecenin tek getirisi bu tür yemeklerde yedeklemem fazla olacaktı.
Askerliğini kısa dönem olarak bitiren mutfak çavuşu İhsan vedalaşmak için odama gelmişti. Sivillerini giymiş gayet şık ve yakışıklıydı. Ben onu çok sever bir arkadaş gibi davranırdım. Karşılıklı konuşur dertleşirdik. Biraz sohbet ettik. Elimi öpmek istedi, müsaade etmedim. Tokalaşıp sarıldık. Giderken
“Komutanım sizden çok şeyler öğrendim. Sizi hiç unutmayacağım. Hakkınızı helal edin birde,
“Evet, İhsan ne var
“Ziyafette kaybolan iki balık vardıya, Yusuf çavuşla ben yedim. Deyince, yüzümdeki gülümsemem kayboldu. Biraz şaşırdım.
“Afiyet olsun, o olayı ben unutmuştum. Ama şu an bende senden çok şey öğrendim. Dedim. Dedim’ya güven duygularımında artçı ve öncü depremler gibi sarsıldığını hissettim.
CAN DOST GÜZEL ANILARINI ANLATIMINI YÜREKTEN KUTLARIM NE GÜZEL BİR ANLATIM OLMUŞ BEĞENİYLE OKUDUM KONU BİRDE ASKERLİK ANISI OLUNCA BAM BAŞKA OKUMAKTAN İNSAN HAZ ALIYOR İNANKİ ASKERLİGİM AKLIMA GELDİ BENDE ANKAA KARA GÜCÜ SİPOR KAMPINDA ASKERLİĞİMİ YAPTIM BÖYLE GÜZEL ANILAR HAYATTA UNUTULMAZ GÜZEL BİR ANI YÜREKTEN KUTLADIM ZEVKLE OKUDUM SAYGI VE SELAMLARIMLA CAN DOST ŞENVE ESENLİKLER DİLERİM DEVAMINI BEKLERİM ,CAAN

Cevap Yaz
ahmet umut
10 Mart 2010 Çarşamba 10:12:13
Ustaca sorun çözme buna denir..Yani hayatında çupra görmeyenlerin iki çupurayı aşırmaları beklenmeli..nede olca can..
bu durumlarda neden fazla almazlaki..işte böyle kazalar oluyor..
Güzel anı güzel tatalıya bağlama...
Ne kadar terlediğini tahmin ediyorum......saygılar

Cevap Yaz
Mustafa Sakarya
10 Mart 2010 Çarşamba 10:12:11
Her yönüyle çok zengin bir anı yazısıydı. Tabi ki sizin kendinize has akıcı anlatımınızdan dolayı da bir solukta okundu. Okundu ama satır aralarında verdiğiniz insanı mesajların hepsi akıllarda kaldı.

Tebrik ederim.

Mustafa Sakarya tarafından 3/10/2010 10:12:33 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Fikret TÜRKER
10 Mart 2010 Çarşamba 09:55:32
Beyaz yalanların gerekliliği... Yedek bulundurmanın şartı...Bir de güven olayı..Bir kaç ders birden var yazıda.
Hepsinin yanı sıra, tatlı bir anı aslında...

Cevap Yaz
necva kıyak
10 Mart 2010 Çarşamba 09:49:44
“Ziyafette kaybolan iki balık vardıya, Yusuf çavuşla ben yedim. Deyince, yüzümdeki gülümsemem kayboldu. Biraz şaşırdım.
“Afiyet olsun, o olayı ben unutmuştum. Ama şu an bende senden çok şey öğrendim. Dedim. Dedim’ya güven duygularımında artçı ve öncü depremler gibi sarsıldığını hissettim. "


Bir kere güven sarsılmaya görsün düzelmez eskisi gibi mümkün değil olamaz.
Ders almak açısından önemli tabii alabiliyorsak ki sizde iz bıraktığı ve aldığınız çok belli
Duyarlı yüreğinize ellerinize sağlık

Cevap Yaz
HakanKurtaran
10 Mart 2010 Çarşamba 09:40:48
Hayat insanı A dan Z ye kadar her katmanda birşeyler öğretiyor.İnsanlar herşey düzgün gidiyor derken aniden hesaplanamayan şeyler çıkınca ne yapacağını önceden kestiremiyor.Bu yüzden bir çok olaylar olumsuz gelişmiştir.Ancak, Türk Askeri böyle bir durumda bir anlık tereddüt geçirsede hemen çaresini buluyor.Çareler bulunuyorda iki balığı yiyen Türk Askeri de terhis olurken saf temiz ve artniyetsiz olarak Komutanım canımız çekti o iki balığı biz yedik diyecek kadar Komutanını çok seviyor.Amaçlarının Komutana zor durumda bırakmak olduğunu sanmıyorum.Buradan belki de hayat bu tür görevde olanları tedbirli ol.54 tane lazımsa 60 tane al.Ne olur ne olmaz düşüncesini akla getiriyor. Bu durum beni büyük Atatürkün bir anısını hatırlattı.İngiliz Kralı VIII.Edward İstanbul’a ATATÜRK’ ü ziyarete geldiği zaman,ATATÜRK kendisine bir akşam yemeği vermişti.Garsonlar hizmet etmekte idi.Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak,elindeki büyük bir tabakla birden bire yere yuvarlandı.Yemeklerde halılara dağıldı.Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler.Fakat ATATÜRK Krala eğilerek;
-“Bu Millete her şeyi öğrettim,fakat uşaklığı Öğretemedim!”dedi.Bütün sofradakiler ATATÜRK’ ün zekasına hayran oldular.ATATÜRK garsona da “Vazifene devam et” emrini verdi. Büyük Atatürkün Askeri de Büyük Düşünür.Ve siz o ince zekanızla yaratıcı gücünüzü ortaya koyarak Komutanı bile gülümsetmişsiniz.
Allah ta ömür boyu sizi gülümsetsin. Saygılar ....








HakanKurtaran tarafından 3/10/2010 9:45:07 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
sevgidamlalarim
10 Mart 2010 Çarşamba 09:39:16
ahh tacettin bey hayat ,tecrübelerle sabittir gönlümüze nefsimize agır gelen her söz her hareket inanın hakkımızda hayırlısıdır gönülden dökülen dizeleriniz hiç susmasın selam ve saygılarımla...

Cevap Yaz
hicbitmez
10 Mart 2010 Çarşamba 09:35:39
evet güven sarsilmasi kötü tabi özel bir gece olmasa hadi hepsini yeseydi baliklarin okadar gerilim olmasaydi
o anlari yasamasaydin.insanlari yaniltmak kisiye en yakismayan seydir.

yüregine saglik degerli dost.yine güzel anilardan birini begeniyle okudum.
sonsuz saygimla

hicbitmez tarafından 3/10/2010 9:36:50 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.