medcezir
11 şiiri ve 24 yazısı kayıtlı Takip Et

Hayatın yalın olma hali



Hep ezik bir yanım.. onun yokluğu dört yanımda. Belki onun yokluğudur beni her defasında duvara çarpan. Ne zaman bir aşk yolculuğuna çıksam , babamı özlerim.. ve ne zaman yaralarımla dönsem, çıktığım bu yolculuktan , bütün kötü küfürlerini lügatimin, ona söverim.. sahi ne zaman yitirdik bir birimizi? Hiç kestiremedim bunu. Ne zaman onun varlığından vaz geçtim. Ya o , benimkinden?

Benim babam.. hiç bilmedi okulumun yolunu..

Evimin yolunu…

---o---

büyük kavgaların içinde geçirdim ilk çocukluk yıllarımı. Büyük gürültüler.. bağrışmalar.. ve hep utandım , aynı apartmanda oturduğumuz komşularımızın çocuklarına bakarken. Belki bu utancımdı uzakta durmama neden olan.. beklide onların beni istememesi. Ama hep yalnızdım. Tüm çocukluk öykülerim hüzünlü.. tüm çocukluk öykülerimin sonunda , cellatlar vardır benim. Ve cellat sahneye çıktığında, kendimi idam ederim.

Annemin , kapısı asla kilitlenmeyen mutfağa, banyoya , kapatışlarını hatırlarım kendini. Ve, oturduğumuz evlerin camları kırık mutfak ve banyolarını. İçli ağlar anneler.. bilirim. Belki , onlar kadar içli ağlayamadığımdan işledim en büyük cinayetimi..

Her gece babam eve gelmesin diye dualar ederdim çocukken. Eve gelmeyişlerini severdim babamın. Çünkü bilirdim ne zaman eve gelse, yuva olmazdı orası artık. Ve ben hep yuva özlemi yaşadım. Şöyle kalabalık bir aileyi özledim, adam akıllı bir aileyi.. aynı sofrada oturduğum kardeşimden tuzu uzatmasını istemeyi özledim. Benim hiç kardeşim olmadı.. tuzluğu hep ben getirdim sofraya.. ve en çok canımı yakanın bu olduğunu söylesem belki de güleceksiniz bana. Evet kalabalık ve mutlu aileler var mıydı bir yerlerde bilmiyordum ama düşlerimde hep mutlu ve kalabalık bir aileyi kuruyordum. Oyuncaklar için yalvarmadım tanrıya. Tüm yalvarışlarım, bundan ibaret oldu. Ve tanrı.. taa o zamanlardan duymadı beni. Gecenin bir yarısı kalkıp annemle babamın yattığı odanın kapısına giderdim.. annemin hala nefes alıp almadığını kontrol etmeye. Nefes alan annemi , horlayan babama tercih edişim o kabuslu gecelerden kalma olsa gerek.

---o---

“küçük kız..

senin gözlerin kocaman..

düşlerin yaşamdan büyük..

ama dokunabilir misin karanlığıma..

gözlerin görür mü gözlerimi..

denizin sesini duyarsın..

deniz kabuklarında..

beynimin uğultusunu duyar mısın ki?”

uykusuz gecelere alışkınım.. babamın eve geldiği geceler.. hep uykusuz geçer. Ama bu defa farklı. Bilmekteyim. Hissetmekteyim. Bu gece farklı..

oyunlar oynayan arkadaşlarımı izliyorum yine.. neşelerinden neşelenmeler yaşıyorum bazı bazı.. çocuk kahkahalarını , o günlerden beri seviyorum ben. Bir birlerini yakalamaya çalışıyorlar.. ve birbirlerine yakalanmamaya.. ayağa kalktığımda benden birazcık daha uzun olan çam fidanının dibinde oturmaktayım. Yüzümde şaşkın bir gülümseme. Varsın olsun, oyunlarına dahil olamasam da, izlemekte güzel inanın bana. Zemin katta bulunan evimizden bağrışlar, çığlıklar yükseliyor yine. Ben aldırış etmiyorum, diğer çocuklarda duymuyorlar artık. O kadar alışıklar ki onlarda.. oyunlarına devam ediyorlar. Sonra birden apartmanın kapısı kapanıyor hızla. Annem elinde bıçakla beliriyor merdivenlerin başında. Ölmüş olabilme ihtimali olan babama değil, elinde bıçağı ile karşımda dikilen anneme ağlıyorum ben. Ya annemsiz kalırsam diye. Elimden sıkıca tutup koşmaya başlıyor annem. Ben de onunla.. olmayacak böyle.. kısa benim bacaklarım. Koşamam ki hızlı! Kucağına alıyor annem beni. Küçük bedenimin ne ağırlığı olacak ki? Dikilitaştaki o dik yokuştan aşağıya doğru kucağında benimle koşuyor annem. Eğer hala yaşıyorsa, babamın da bizi takip etmesi gerekiyor.. çünkü bu film başka konularla da olsa bilmem kaçıncı kez seyrediliyor.

Annem sık sık arkasını dönüp , takip edilip edilmediğini kontrol ediyor. Takip edilmediğine kanaat getirmiş olacak ki yavaş yürümeye başlıyor artık. Zaten beşiktaşa vardık. Oyuncak dükkanlarının önünden geçiyoruz, çocuğum ya ben çaktırmadan bakıyorum vitrinlerine. Annem fark ediyor.

- çantamı alsaydım yanıma, oyuncak alırdım sana.

Diyor. Beni inandırmak çabasıyla. Utanıyorum. Annem bu kadar yorgunken.. bu kadar acı çekmişken oyuncaklara bakabilmiş olmaktan utanıyorum. Ağzımdan bir tek

- yok, anne. Çıkıyor, belli belirsiz. Kocaman gülümsüyor annem.

Hava kararıyor , kimsesizliğimize, gidecek bir yerimiz olmamasına inatla. Tanrım bugün hiç gece olmasa. Yani sadece bir tek günü gecesiz geçirsek. Duymuyor tanrı beni.. ve beşiktaşa gece çöküyor. Hava soğuyor beşiktaşta. Karnımız acıkıyor.. annem çantasını yanına almış olsa, dünyanın en güzel yemeklerinden alırdı bana, biliyorum.. misal simit alırdı.. Beşiktaş motor iskelesinde oturuyoruz öylece. Annem sessiz sessiz ağlıyor, biliyorum, bildiğim için yüzüne bakmıyorum. Sonra küçük adımlarla yürümeye başlıyoruz, dikilitaştaki evimizin istikametine doğru. İkimizde eve gitmeyi istemiyoruz .. dedim ya arkadaşlar, kalacak yerimiz yok!

Evimize çıkan o dik yokuşun başında duruyoruz birden ve annem bana dönüp;

- sen burada bekle kızım, ben birazdan döneceğim. Ama sakın hiçbir yere kaybolma. Diyor. Ki ben o günlerden beri kayıplardayım, kimse bilmiyor!

Annemi bekliyorum, bir apartman girişinde. Bekleyiş uzadıkça ağlama hissi bastırıyor. Ağlamamak için o şarkıyı söylüyorum:

Kızım seni engine vereyim mi?.......

İsterim anneciğim isterim..

Şarkı bitiyor, daha kuvvetli ağlamak istiyorum.. bildiğim tüm şarkıları söylemeye başlıyorum. Uykum geliyor arada, üşüyorum da.. ama annem gelecek biliyorum. Beni asla bırakmaz annem..

Koşturarak annem geliyor. Kolumdan çektiği gibi, kucağında alıyorum soluğu. Yeniden başlıyor aynı koşuşturma. Ama bu defa , peşimizde biliyorum. Yolun sonuna kadar koşuyor annem. Sonra bir sürü arabanın park ettiği yere dalıyor , kucağında benimle. Ses çıkarmamam gerektiğini, eğer ses çıkartırsam yakalanacağımızı söylüyor. Ve ben yakalanmak istemiyorum. Kürkünün içine alıyor, küçük bedenimi. Isınıyorum. Bir yerlerden bir el silah sesi geliyor. İrkiliyoruz ikimizde. Silahsız sokağa adımını atmayan babamın ayak sesleri bunlar, biliyoruz.

O gece.. o otoparkta uyuyakalıyoruz. Gidecek yerimiz yok.. o otopark saklıyor bizi, dünyanın tehlikelerinden.. o otopark, kurşun geçirmez.. o otopark yuva artık bana!

Beğen

medcezir
Kayıt Tarihi:21 Şubat 2007 Çarşamba 00:00:00

HAYATIN YALIN OLMA HALİ YAZISI'NA YORUM YAP
"HAYATIN YALIN OLMA HALİ" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
salina
22 Mart 2007 Perşembe 00:00:00
tanrı var! sen ne dersen de o hep var ve var olmaya biz yaptıklarını pek önemsemesekte her zaman gözeteceğine ve günümüz için yapılacakların en iyisini yaptığına inanıyor ve yürek dinginliği diliyorum hayat ve bazende sadece kendi içimizden geçenler yüzünden asileşen tüm benlere hiteben..

Cevap Yaz
Zeynep Tavukçu
3 Mart 2007 Cumartesi 00:00:00
''- sen burada bekle kızım, ben birazdan döneceğim. Ama sakın hiçbir yere kaybolma. Diyor. Ki ben o günlerden beri kayıplardayım, kimse bilmiyor!''

_ ne zaman yatacaksın anne?
_sen uyu birazdan geliyorum yanına... dedi..
...... artık gelmese de olur.. büyüdüm ben nasılsa!...

sevgimle kalın..

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.