1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
30
Okunma
Yalnızlığın gölgesinde, ıssızlığın pençesinde, bir avuç heves, sandalye başında çaresiz. Kaldırım bitiminde yeşeren ince çimenlerin arasında dolanan ufak böceklerin bile bir olduğu rızasız ve yazgısız olguda kalakalmışlığın gölgesiyle yaşıyorum. Elimde bıçaksız bir kın var ve toprağa savuruyorum. Sırtımda yıllanmış oklar demet demet akıtıyor pişmanlığı ve yüzüme vuruluyor suçlusu dahi olmadığım paydalar.
Ana karakteri bile olmadığım hiçliklerle dolu maceraların yerini alan uçsuz bucaksız felaketler henüz dinmişken sığındığım çiçeklerin kokusu sığ.
Sığ ve acımasız.
Kimi zaman burcu ve ıtır, nedense kiminde de saygısız.
Halbuki ben çiçekleri suluyorum.
Ne yapmam ya da ne etmem gerektiğini bilmiyorum. Elimde çare yok yalpalıyorum. En ufak etkide tepkisizlikle acı çekiyorum. Hırçınlaşınca kötü, sessizleşince kötü.
Sözde pek iyi! Ama gönlüne göre günahtan kötü!
Ben bir şey yapmadım. Yemin ki yapmadım!
Ama her defasında sanki yapmışçasına yargılanmaktan,
Yahut;
Yargılanmasam dahi yargılanacakmışçasına korkmaktan sıkıldım.
İnsan çiçekten korkar mı,
Ya da kelebekten?
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.