4
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
173
Okunma

Melo’nun bu son bombayı patlatması
Adeta evi havaya uçurdu.
İçerideki gerilim resmen tavan yaptı!"
Daha babası kükremeye fırsat bulamadan,
Sanki az önce Ramo’yla bahçede
Fingirdeşen kendisi değilmiş gibi
Necla abla aldığı bu pası gole çevirmek için
Öne fırlayıp başladı yaygara yapmaya.
— Ay vallahi gözümle gördüm ben bunları
Eve kadınları atarken!
Ayol yalan mı söyleyeceğim?
Mahalle sakinleri olarak namusumuz
iki paralık oldu diyorum size!
Ben boşuna mı feryat figan ediyorum
Gece gece? Bak, Melo da duymuş
Kahvede! bu edepsizler, bu arsızlar
Güpegündüz, milletin gözü önünde
Ne idüğü belirsiz o zillileri eve soktular amca!
Demek öyle ha..dedi Şevket’in babası
Demek doğruydu ha?
Çabuk söyleyin, Ulan nerede o kadınlar?
— Ayol bırak şimdi doğruyu yanlışı
Yalan mı söyleyeceğim? amca,
Vallahi gözümle gördüm!
Kadınlar bir naz, bir cilve, kırıtarak girdiler
Bu eve! Kırıtarak ayol!
Bir görsen o endamları, o edaları...
Hatta dur, daha büyüğünü söyleyeyim sana
Amca; senin yatakta bile yattılar!
Senin o yılların emektarı,
Namuslu yatağını bile kirlettiler be!
Mahvoldu yuva, gitti bu evin bereketi! dedi
"Namuslu yatak" lafını duyan Şevket,
Yerde bayılma numarası yaptığını
Falan tamamen unuttu.
Kafasını halıdan hızla kaldırıp doğruldu.
Sinirden ve şaşkınlıktan gözleri yuvalarından
Fırlamış bir halde
Necla ablaya bakarak kükredi!
— Yahu! dedi sesini yükselterek.
— Yatağın da mı namusu var be?
İlk defa duydum bunu da.
Bu ne biçim bir iş! Yatak yorgandır alt tarafı,
Neyini kirletecekler? Necla abla sen iyice
Abarttın gece gece! dedi.
Şevket’in aniden canlanıp ayaklanmasıyla
Babasının elindeki sopa
Havada öylece kalakaldı.
Adam bir oğluna, bir yataktan bahseden
Necla ablaya bakıp
İyice delirme noktasına geldi...
— Olur mu ayol!
Olur mu hiç! diye feryat etti Necla abla,
— Ah ah, yatağın namusu gitti namusu!
O tertemiz, dantelli, sabun kokulu yatağın
Namusu iki dakikada yerle bir oldu!
Sen ne anlarsın edepsiz,
Yatağın da namusu vardır, odanın da!
Necla abla hırsını alamayıp
Evin içinde bir sağa bir sola dönerek
Birden parmağını bana doğru uzattı,
Ve tekrar yaygara kopardı.
— Asıl bu işlerin başı,
Şu Kaptan! denen üçkağıtçı ayol
Bu, tam bir üçkağıtçı!
Her numara bunun başının altından çıkıyor!
Vallahi bakışında bile hayır yok,
Baksana şunun gözlerine, sinsi sinsi
Plan yapıyor her saniye!
Şevket gibi safı da yoldan çıkardı,
Çocukcağızı günaha soktu!
Her taşın altından bu çıkıyor amca, dedi!"
Şevket’in babası,
Necla ablanın "yatağın namusu" ve
"Üçkağıtçı Kaptan" çığlıklarıyla iyice hipnotize
Olmuş gibi, elindeki koca sopayı yavaşça
Bana doğru çevirdi.
Gözlerinden adeta alev fışkırıyordu.
Ama Necla abla bu durur mu durmaz!
Hızını alamayıp iyice coştu,
Kollarını havaya kaldırıp feryat figan
Abartmaya devam etti:
— Ah amca ah, daha neler var neler!
Hatta senin hanımın sandıktaki
Elbiseleriyle, o narin fistanlarıyla
Dolaşıyorlardı evde! gözlerimle gördüm ayol,
Üstlerine geçirmişler, salonda fink atıyorlardı!
Ha, bir de banyo yaptı kadınlar, şarıl şarıl
Su akıttılar gece vakti!
Cenabet ayol bu ev, cenabet!
Bereket kalmadı, çarpılacağız hepimiz
Bu günahkarlar yüzünden!
Şevket ise arkadan bana çaresizce bakıp
Sessizce dudaklarını oynattı:
"Ulan Kaptan, yandık ki ne yandık..." dedi
Ve devam etti
Necla abla kaldığı yerden..
— Ayol fuhuş yuvası yaptılar burayı,
Fuhuş yuvası! Bir de utanmadan bana
"Musluk" diyorlar!
Gözümle görmesem inanmam, ama
Kendi gözlerimle gördüm!
Kapıdan giren çıkanın haddi hesabı yok,
Bu ne biçim bir iş, bu ne biçim bir cüret!
Ben bu mahallenin namusunu korumak
Zorundayım, ayol siz burayı ne sandınız!
Necla Abla’nın "fuhuş yuvası" çıkışı,
Evin içindeki havayı tamamen zehirledi
Şevket’in babası, elindeki sopayı artık
Bir kılıç gibi sallamaya başladı.
"Fuhuş yuvası mı? Benim evim mi?
Ulan!" diye kükreyerek
Öfkesinden duvara bir tekme attı!.
Şevket, babasının duvara tekme attığını
Görünce, "Baba valla ben sadece
Yatakta yatıyordum, ne fuhuşu ne yuvası!"
Diye bağırmaya başladı ama
Kimsenin onu duyacak hâli kalmamıştı.
— Ayol dedi Necla abla
Ben sana daha ne anlatayım amca!
. — Kadınlar resmen evin içinde
Şakır şakır, çil yavrusu gibi koşuşuyordu!
Bunlar da arkalarından
Nefes nefese koşuyordu!
Kim kimi nerede yakalarsa herhâlde
Oraya yatırıyordu..
Tövbe estağfurullah,
Odalardan çığlıklar, kahkahalar yükseliyordu!
Resmen köşe kapmaca oynuyorlardı
Evin içinde edepsizler!
Necla ablanın bu son tasviriyle birlikte
Şevket’in babası iyice çıldırdı
Ne demek "Ulan!" dedi.
Kim kimi nerede yakalarsa!
— Ayol aynen öyle! dedi Necla abla.
Kim kimi nerede yakalarsa!
Koridorda, mutfakta, kapı arkasında...
Yani neresi denk gelirse ayol!
Onur Altınok
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.