3
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
101
Okunma

Dört çocuk vardı orada; iki erkek, iki kız. Büyük oğlan çitin dibinde elleriyle toprağı eşeliyor, diğeri paslı bir tenekeyi yuvarlayarak koşturuyordu. Kapı eşiğine serilmiş eski bir kilimin üzerinde oturan iki kız kardeşse annelerinin yaptığı bez bebeklerle evcilik oynuyorlardı.
Bahçe kapısı gıcırdayarak açıldı. Ağır adımlarla içeri giren adamın omzundan sarkıttığı kirli bir çuvalın kenarından yaması sökülmüş ceket kolu görünüyordu. Gömleğinin yakası terden koyulaşmış, alnında tozlu damlalar birikmişti. Çocuklar yanına gelerek hep bir ağızdan:
“Baba! Baba! Bugün, neler getirdin bize?”
Adam, çuvalı usulca yere bıraktı. Ağacın gölgeliğine doğru yürüdü. Altına bir iskemle çekip oturdu. Ceketinin cebinden sigarasını çıkarıp yaktı. Bir nefes çektikten sonra “ananız içerde mi?” diye sordu. Çocuklar çuvalın başına üşüşmüş; içindekileri boşaltıyor, işlerine yarayacak bir şeyler arıyorlardı. Eski tencere kapakları, yamulmuş bakır taslar birbirine çarparken en küçükleri Şeyda’nın cılız sesi duyuldu:
“Annem, az önce kardeşimi emziriyordu.”
Küçük oğlan tencere kapağını direksiyon gibi kavramış, “Düt!.. Dütt!.. Çekilin yoldan geliyor bam bam ” diye bağırarak babasının önünde bir tur dolanıp açık olan bahçe kapısından dışarı fırladı. Adam sigarasından bir nefes daha çekerken, “Şevkiii! Hey gidinin dölü. Gel lan buraya!” dedi. Çocuk babasını duymamıştı. Az önce kan ter içinde çıktığı yokuştan bir anda aşağı süzülüp gözden kaybolmuştu. Adam ellerini dizine bastırıp aldığı destekle doğrulmaya yeltendiği sırada Şeyda, çuvalın içinden bulduğu kırık bir tarağı babasının eline tutuşturdu.
Adam iskemlesine geri yaslandı:
“He kızım, saçını mı tarayam?”
Şeyda, evet anlamında başını sallayarak uzun saçlarındaki tokayı çıkardı. Adam eski tarağı kızın saçlarında gezdirirken bir yandan da bahçe kapısının aralığından bakıp at arabası hayali kuruyordu.
Gençliğinden beri istediği al al koşumlar kendi ellerindeydi şimdi. Koca yeleli bir doru, gıcır gıcır bir araba. Yanında Şevki... Delikanlı olmuş, omuzları dik, gözleri pırıl pırıl. Elinden almak istiyor dizginleri, “sen yorulma, baba! ” diyor. Sıkıca kavrayıp deh diyor ata. Arabada eski bakır kazanlar, ibrikler, tavalar şıngır şıngır ediyor.
"Bugün de işler kıyak ha baba. kalaylandın mı ne çok para eder."
"Bin bereket oğul."
Ceketler, pantolonlar, şalvarlar hepsinin de alıcısı var. Birilerinin eskisi başkasının yenisi. Köy kasaba dolaşıyorlar Şahlanıyor atın nal sesleri şen bir türkü gibi. Şevkinin dili durmuyor her gördüğüne bir mani diziyor.
Hey dostlar! Yol bizim, taht bizim.
Döner gelir kısmet çarkı işte bu, baht bizim!
Pazara varıyolar. Köylüler arabanın başına üşüşüyorlar. Hey dostlar kapış kapış gitsin tencereler, tavalar, saksılar.
Saksılar.. Zehra en güzel çiçekleri yetiştiriyor. Şeyda koparıp saçlarına takıyor. Hamdi ziraat mühendisi olmuş. Yurt dışından çiçek tohumları envai çeşit ağaç fidanları gönderiyor.
Bebeğin ağlaması, karısının o zarif sesi. Fakat adam duymuyor.
"Yemek hazır bey... haydin çocuklar ellerinizi yıkayın da gelin."
Ahşap kasasına daha çok çuval yükler, daha uzak köylere giderdi. Büyük oğlu Hamdi’nin de okulu bitmişti. Pazara birlikte çıkar, satışta yardımı olurdu. Olacak oğlak bokundan belli olur derler ya Şevki gibi değildi. Laftan anlayan ağırbaşlı bir çocuktu.
Bebeği emzirip uyutan anne pencereden başını uzatıp yemeğin hazır olduğunu bir kez daha söyledi.
Hamdi’yle Zehra dökülen eşyaları çuvala geri doldurup bahçedeki muslukta ellerini yıkayarak mutfağa geçtiler. Adam “Bak gelmedi kör olası. Kızım sen içeri gir de hele ben şuna bi bakıp gelem, ” diyerek saçını taramayı bıraktı.
Tüm aile yer sofrasında oturmuş çala kaşık yemeklerini yiyorlardı. Kış mevsiminin ağır uykusunu geri bırakan toprakta, dallar ince ince boy vermeye başlamıştı. Filizler yeni yapraklar açmaya devam ediyor, çiçeklerin kokusu rüzgâra karışıyordu.
Baharın bu tazelenişiyle birlikte köy evinin loş odasında bir bebek daha dünyaya gözlerini açtı. Doğanın uyanışıyla aynı anda nefes almaya başlayan bu yavruya “yeni doğan” anlamını taşıyan "Nevzat" ismini verdiler.
Birinci Bölüm Sonu
Ebru Asya & Ali Haydar Ortak Öykü Çalışması
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.