1
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
55
Okunma
-“Şezlong kiralayan bir amca varmış da burada. Biz onu arıyorduk.”
-“Buyrun benim. Kaç tane lazım?”
-“İki tane olsa yeter bize. Ne kadar ücreti?”
-“İki yüz lira.”
-“Saatliği mi?”
-“Hayır! Günlüğü.”
-“Günlüğü mü? Bu kadar ucuz mu amca cidden? Niye bu kadar ucuz ki? Bu sahilin suyu mu güzel değil? Ya da dibi mi taşlı? İnstagramda çok güzel diye bahsediyorlardı! Yanlış yere mi geldik acaba hanım?”
-“Sana göre ucuz diye, bütün denizi niye zan altında bırakıyorsun evladım? Ben yıllardır burada yaşıyorum, deniz de gayet güzel! Alıyorsan dört yüz lira iki şezlong.”
-“Yok amca sana bir şey dediğimiz yok da, biz alışkın değiliz galiba uygun fiyata hizmet almaya.”
-“Ben hizmet etmiyorum size! Sadece şezlong kiralıyorum.”
-“Burası nasıl bir işletme ya Rıfat! Nasıl bir üslup bu böyle?”
-“Sakin olur musun karıcım! Amcanın bir şey dediği yok sana. Denemekten ne zarar çıkar? Girelim bi suya ona göre karar veririz.”
Bütün bu gereksiz polemiklere o kadar alışmış olacak ki, hiç tepki vermeden sıska dizlerinden aldığı yarım yamalak güçle ayağa kalktı ve üst üste koyduğu şezlongların arasına geçirdiği paslı zincirin kilidini, şortunun kenarına bağladığı ipe asılı anahtarla hızlıca açıp, iki şezlong çıkardı.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.