6
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
194
Okunma

Dördüncü Bölüm: Eşref Dede
Hastanede Eşref Ağa’yı hayal kırıklığına uğratan bir olay da şuydu: Avukat Eşref Ağa’nın birkaç akrabasını aradı. Cevaplar oldukça soğuktu:
“Durumu kritik mi?”
“Bilinci açık mı?”
“Tapularla ilgili bir şey söyledi mi?” gibi sorular sordular.
Buna karşılık hiçbirisi:
“Nasıl olmuş?”
“Acı çekiyor mu?” diye sormadılar.
Eşref Ağa bu konuşmaları duymuştu. İşte o an içinde ilk çatlak oluştu.
İçinin yağı erimişti sanki…
Bir tarafta servet hesabı yapan yakınlar, öbür tarafta hastane masrafları için kumbarasını veren bir çocuk.
Ve böyle düşüncelere dalmışken Ceylin’in sesiyle düşüncelerinden sıyrıldı.
Ceylin yatağının başına gelmiş ve gayet bilinçli biçimde:
“Eşref Dede, bugün daha iyi görünüyorsun,” dedi.
Eşref Ağa’nın konuşması da giderek düzelmeye başladı. Taburcu olması yakındı. Hastane bahçesinde dolaşabilmek için doktordan izin istedi.
“İyi olur” dedi doktor. “Ama yine de kendinizi fazla yormamaya dikkat edin. Nefes alışta zorlanma hissederseniz banklarda oturup dinlenin.”
Eşref Ağa hastane bahçesinde dolaşırken cıvıl cıvıl çocuk sesleri duydu. Bir zamanlar kendisini rahatsız eden bu sesler şimdi ona çok tatlı bir musiki gibi geliyordu. Yavaş adımlarla seslerin geldiği tarafa doğru gitti. Gittikçe daha net duyulan sesler onu mest etti. Hastanenin bitişiğinde bir kreş ve anaokulu olduğunu gördü. Biraz daha yaklaşarak çocukların okul bahçesinde oynamalarını izledi. Çocuklar o tarafa baktıkça onlara el salladı.
Bebek arabasındaki bir küçük çocuk ona doğru “Deddee!” diye seslendi.
Eşref Ağa da ona el salladı.
Sonra Eşref Ağa’nın gözünden yaş getirecek derecede duygulandıran bir olay oldu…
O minik çocuk elini ağzına götürerek ona öpücük gönderdi.
Ve tekrar “Deddeee… deddeee” diye seslendi.
Çocukların karşısında tatlı hayallere dalmışken Ceylin’in sesiyle kendine geldi.
“Eşref Dede, iyi misiniz?”
“İyiyim tatlı kız!” dedi. “Sen nasılsın?”
“Ben iyiyim Eşref Dede” dedi Ceylin. “Ama doktor senin artık odana dönmeni istedi.”
“Tamam, beraber gidelim o zaman!” dedi Eşref Ağa.
Odasına varıncaya kadar sohbet ettiler Ceylin’le.
Hiç alışık olmadığı ve yaşamadığı bir duyguydu bu…
“Çocuklarla sohbet etmek ne kadar güzel oluyormuş!” diye geçirdi içinden.
Ceylin’in okulundan söz ettiler.
İleride ne olmak istediğini sorduğunda Ceylin yine iki tercihini söyledi.
“Hem doktor olacağım, hem de iyi insan!” dedi.
“Ama birisini zaten fazlasıyla olmuşsun tatlı kız” dedi Eşref Ağa. “Sen zaten çok iyi bir insansın. İnşallah doktor da olursun.”
“Ama Eşref Dede,” dedi Ceylin. “Siz de artık iyi insan oldunuz değil mi?”
Eşref Ağa şaşırmıştı bu soruya.
Ne diyeceğini bilemedi…
Sonra toparlanarak: “Tabi ki tatlı kız” dedi. “Senin kadar değilse bile ben de artık iyi insan olacağım.”
“Eşref Dede” dedi Ceylin, “hastanenin parasını belki ödeyemezsin diye kumbaramı getirdim ben. Sen hastaneden çıktıktan sonra bana verirsin.”
“Eksik olma tatlı kız” dedi Eşref Ağa, “Avukatım hastane parasını ödeyecek.”
Eşref Ağa hastaneden taburcu olup evine döndükten sonra çok karışık duygular içindeydi.
Koskoca ev bomboştu.
Saatin tik taklarından başka ses duyulmuyordu.
“Geçmiş olsun” diyecek kimsesi yoktu.
Tam otururken cebinden yanlışlıkla Ceylin’in çizdiği küçük bir resim düştü.
“Geçmiş olsun Eşref Dede, hastaneye geldiğimde uyuyordun. Ben de bir not yazıp cebine koydum” yazıyordu.
Altına da bir kalp çizmişti.
Kalbin içinde de şöyle yazıyordu: “Seni çok seviyorum Eşref Dede, lütfen kendine iyi bak ve çabuk iyileş”
İşte o anda Eşref Ağa ilk kez gerçekten ağladı.
Utanılacak kimse de yoktu yanında…
Doya doya ağladı…
Sonra avukatına telefon ederek: “Müsait olduğunda görüşelim” dedi.
*
Eşref Bey avukatıyla buluştu ve konuya girdi.
“Avukat Bey, ben şimdi ölsem servetim bu akbabalara mı kalacak?”
“Yasalar öyle!” dedi avukat.
“Ne yapabilirim?” diye sordu Eşref Ağa.
“Vasiyet yazabilirsin” dedi avukat…
“O halde bana bir vasiyetname hazırlayalım” dedi Eşref Ağa ve isteklerini sıraladı.
“Ben ölünce…
1. Mahalledeki kiracılarımızın oturdukları evlerin tapuları kendi isimlerine çıkartılacak.
2. Ceylin, üniversiteyi bitirinceye kadar ailesine eğitim desteği verilecek.
3. Kalan servetim, özellikle çocuklar için kurulmuş olan hayır kurumlarına bağışlanacak.
Öyle mahzun bakma avukat. Sana da bir şeyler bırakacağım…
Beni anlayan, oturup dertleşebildiğim tek insan sen oldun şimdiye kadar.
Şimdi mahalleye gidiyoruz.”
Eşref Ağa avukatıyla birlikte mahalleye gittiğinde mahalleden bir çocuk onu görünce korktu ve ağlayarak kaçmaya başladı. Ceylin bunu görünce çocuğun önünü kesti ve:
“Hey korkma,” dedi. “Eşref Dede artık iyi bir insan oldu. Baksana bize nasıl da gülümsüyor.”
Çocuk önce tereddüt ettikten sonra kendisine el sallayan Eşref Ağa’ya gülümsedi ve o da el salladı.
Mahalleden biri Eşref Ağa’yı görünce öfkeli bir şekilde ona döndü:
“Ne o Eşref Ağa, iyileşir iyileşmez bizi evlerimizden kovmaya mı geldin?”
Eşref Ağa mahcubiyetini gizleyip sakin olmaya çalışarak:
“Hayır, oturun evlerinizde. Şu kahvede oturup sohbet etmeye geldim. Tabi ki birkaç bardak çayı bize çok görmezseniz!” dedi.
Adam biraz şaşkın, “Hoş geldin ağam,” diyerek Eşref Ağa’nın elini sıktı…
“Başlarım ağana” dedi Eşref Ağa. “Abi deyin, Bey deyin yeterli. Hiçbir şey gelmiyorsa aklınıza Eşref deyin.”
“Estağfurullah Abi” dedi adam.
Kahveye girdiklerinde kahvedekiler şaşkın bakışları altında daha oturmadan Garsona seslendi…
“Çay getir garson.”
“Hemen ağam… Yalnız ben kirayı yarın ödesem olur mu?” dedi garson.
“Oturun yerinizde,” dedi Eşref Ağa “kira mira istemiyorum. Tek bir şartım var, arada buraya sohbet için geldiğimde çayların parası sizden olacak…”
“Canın sağ olsun ağam, afiyet olsun” dediler.
O sırada Ceylin de kahvenin kapısında durmuş onlara bakıyordu…
"Eee Ceylin Hanım, bugün Eşref Dede’ye kumbaranı getirmedin mi tatlı kız? Bak, bütün mahalleliye çay söyledim; eğer itiraz etmezsen senin kumbaradan tamamlayacağız, ona göre!"
“Alıp geleyim Eşref Dede” dedi Ceylin.
Bu sırada kahveden biri: “Yok kızım” dedi. “Bugün Eşref Ağa’nın çayları bizden olsun.”
O gün Eşref Ağa, mahallelinin hiç görmediği kadar babacan bir kişi olmuştu.
Eşref Ağa bir ara şöyle bir sitem etti: “Ne biçim kahve bu ya! Tavla bilen yok mu burada?”
Böylece kahvede samimiyet daha da ilerledi. Eşref Ağa’yla kıran kırana tavla oynandı.
Eşref Ağa avukatıyla birlikte kalkıp giderken:
“Eh, artık bize müsaade. Arada gelip böyle sohbet ederiz.”
Eşref Ağa bir süre sustu, mahalleye baktı.
Sonra ağır ağır konuştu:
“Bu evler bugünden sonra sizin. Kira mira da yok artık.”
Mahalleli sevinçli gözlerle birbirlerine baktı.
Mahalleden biri: “Tabi ki yine bekleriz Eşref Abi” dedi. “Yalnız şu virajı dönerken dikkat edin.”
“O kadar önemli mi?” dedi Eşref Ağa, “Ceylin varken güvendeyiz evvel Allah.”
“Tamam da” dedi mahalleli, “O okulda olursa Allah muhafaza…”
“Tamam tamam…” dedi Eşref Ağa, “Kendinize iyi bakın.”
Eşref Ağa’nın avukatıyla kapanış sohbeti:
Avukat: “Ağam, sen neydin ne oldun. Seni yolda çocuklar görse kaçardı, büyükler görse yolunu değiştirirdi. Şimdi Eşref Dede oldun.”
Eşref Ağa: “Öyle olmam gerekiyordu avukat. Hatırlasana, Kadir Baba’nın öykülerinde kötülere yer yoktur. Bana aslında baştan yanlış rol vermişlerdi.”
(bitti)
Kadir Tozlu
02.05.2026
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.