1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
91
Okunma

Sinan; yanlış bir dünyanın ortasında yanlış toplumsal verilerin içine doğmuş doğru bir ademdi aslında. Çelik mavisi gözleri hep kaygı yüklüydü. Başka bir coğrafyada doğsa, bambaşka biri olabilirdi, ama onun kimliği, katı bir ortamın kilitli ortamında boy verdi.
Elmira Sinan’ın birçok özelliğini tanıştıktan çok sonra fark edebildi.İnsanlar deneyim süzgecinden geçmeden kendini ele vermezdi.
Becerikli, zeki ,gergin ve lider ruhluydu.Bu yüzden kimsecikleri beğenmezdi.Girdiği her ortamda eleştirecek bir şey mutlaka bulurdu: Bazen kafe bahçesinde sigara içen bir adam,bazen fazla kıkırdayan bir kadın,bazen gürültü yapan çocuklar, bazen yüksek kaldırım taşları, bazen restorandaki iyi pişmemiş etler, mekanın basık mimarisi, sıklıkla da trafikteki hanzolar…
Elmira, bu kadar mükemmeliyetçi birinin herkes gibi kusurları olan bir kadın olarak onu nasıl beğendiğine hep hayret etmişti.
Bunu ona sorduğunda Siman: “aşk işte …dedi.” İnsan kimi seveceğini seçemezdi.Elmira’nın önce suretini, sonra da siretini beğenmişti. Sinan başka hiç kimseye hissetmediğini ona hissetmişti, pişman değildi.
Elmira, kapıları sıkı sıkı kapalı biriydi. Yığınla ön yargıdan bariyer yapmıştı çevresine.İnsana dair,erkeklere dair,hayata dair…Sevgi, bunca korkuyu ,kaygıyı ve güvensizliği aşıp ulaşabilir miydi ona, yoksa duvara çarpıp yere dağılan çiçek demeti gibi savrulur muydu etrafa?
Ama fark etmezdi hangisi olsa,Sinan için başka seçenek yoktu hedefe kilitlenmekten başka…Benzemiyorlardı Elmira’yla. Çevresindeki kimseye de benzemiyordu Elmira. Zaten bunun için sevmişti onu. Kendisine benzeyen biriyle art arda iki gün geçinemezdi çünkü,bunun farkındaydı.
Sinan, onu anlayan ,zarif ,uyumlu, kırılgan ve saf kalbini kaybetmek istemediğinden, hayatı boyunca onu Elmira’yı markaja almıştı. Bu herkeste, yoğun stres yarattı. Sahiplenme ,aşırı koruma ve kontrolcülük hep geri teperdi.
Elmira özgürlüğüne düşkündü, ürkek yapısına rağmen özgürlük duygusu hep ağır bastığı için bağımsız bir ev ve hayat kurmuştu kendine. Sinan’ı bu hayata dahil etmekte zorlandı. Kendini incinmekten korumak için her türlü önlemi kuşandı. Ama kaderin en sevdiği sözcük “rağmen” di. O da her şeye rağmen yoluna devam etti.
Kader, insanın dizlerindeki dermandı, yolu yürütecek enerjiydi, içindeki motor güçtü. Ve o gücün kontrolü de kesinlikle bizim seçimimizde değildi.
Bahçede otururken Sinan’ın bakışlarındaki sevgiyi gördü Elmira,ona söylemese de düşündü;
Bunca yıl sonra aynı yerde konuşlanması sevginin, beklenmedikti ama mümkündü demek ki…
Daha şaşırtıcı olan ise, sevgi yoğunluğunun yıpratıcı etkisiydi,boğucu sisi ve Elmira’yı kendisi olmaktan vazgeçirişiydi…
-Sinan, dedi…Böyle gergin yaşamak tüketmiyor mu sence seni, bizi,her şeyi…Sevgi bu karmaşada nefes alamaz ki…
Sinan, Elmira’nın gözlerindeki yorgunluğu, boşluğu ve boşvermişliği fark etti. Dönüşüm ve cesareti tetikleyen ümitsizlikti belki, onun için her yol nasılsa mutsuzluk demekti.Elmira’nın dönüşümü Sinan’ı da kendinin dışına sürüklemişti, o da değişmişti.Mecburi istikamet olmasa Sinan asla kendinden taviz vermez,değişmezdi.
-Neden ben? Dedi Elmira. Daha uysal , daha koşulsuz, daha becerikli, daha domestik ve muhafazakar biri olabilecekken, neden ben?
-Tam da öyle birinden senin için vazgeçtim Mira…Ben de isterdim onda kalsın ama…Gönül zoru seçiyor, tuhaf olsa da...
Ama sen de benden kolayca vazgeçebiliyorsun Mira...Bunu fark etmek içime düşürdü beni,sersemletti.İnsan birine yaşattığını ,başka birinde yaşamadan ölmüyor demek ki...
-Peki, dedi Sinan ,neden ben Mira?
Elmira biraz durakladı.Hayatımızın en kritik kararlarını alırken belirleyici olan asıl şey neydi? Dürüst ol Mira dedi içinden, en azından kendine…Çünkü aslında ,sözler gerçeği gizlese de yaydığın enerji ele verir seni yine…İnsan enerjisiyle bir şekilde uyuşmayanla eşleşemezdi. Sanki hayatlarında,İki aşık değil,iki yalnızlık,iki kaygı,iki kaos eşleşmişti. Karakterler benzemese de,auraları benzeşmişti.
Elmira düşündü,tereddüt etti ,.bazı cümleleri kendine,bazılarını Sinan’a söyledi.
Öncelikle Sinan diyalogta olduğu tek kişiydi. Onu sahneye ekleyen kimse,o başlatmıştı domino etkisini.Elmira, Sinanı’n babasına benzemeyen yanlarını seçti .Ağustos böceği olmayışını,mazbut duruşunu,sorumluluk duygusunu ve bunları garanti eden muhafazakar kimliğini seçti.Koruyup kollayıcı yanı,onu hayatının merkezine alışı,aktif ilgisi,güven veren istikrarlı sevgisiydi onu ön plana çıkaran.
Bunlardan da önemlisi henüz bir işinin olmayışı nedeniyle uzunca bir dönem tanışma imkanı oluşunu sezdi.Evliliğin o ağır sorumluluğunu almaktan korunmaktı. Aklı bir karış havada olduğu dönemlerdi.
Düşündü, hepsinin altında yatan temel motivasyon,korkunun ürettiği güvenlik ihtiyacıydı.Bunları söylemedi tabii.
Güvercinlerin yemleri sakince yiyişini ,yeni gelenlerin kanatlarını hızla çırpışını
seyrederken içinden onlara seslendi:
-Erkekler ışıltılı kadınları severler,hemen hepsi böyledir.Sonrasında o ışıltıyı soldurup,uçarken beğendikleri özgür kuşun kanadını kırmayı tercih ederler, yalnızca kendilerinin kalsın diye…Sonunda da ,ışıltısı solmuş kanadı kopmuş bir kuşu kendileri de beğenmez olur.Kendisi kalmasına izin verilmeyen mutsuz bir kadın,kimseyi mutlu edemez.,
Dalgın suskunluğu uzun sürünce,nihayet Sinan’a seslendi Elmira:
-İnsanlar mutlu olmak için bir araya gelmez ki aslında, dedi. Tam tersi, bizi en çok tekamüle zorlayacak tiplerle eşleşiriz. Dünyanın olayı bu…Karşılaştığımız dönemdeki en derin susuzluğumuz neyse, ona cevap vereni seçeriz. Olası aksaklıkları içten içe hissederiz. Susuzluğumuz geçtikten sonra da asıl öncelikler yüzeye çıkar.
O sırada bir güvercin bankın üstüne kondu, Sinan gülümsedi,Elmira bu güzellikten büyülendi.Yumuşak gün ışığını güvercinin gözlerinde seyretti.Sonra ,birden havalanan güvercin bir evin balkonuna tünedi.
Elmira,aklına gelen bir Mesnevi cümlesini söyledi Sinan’a;
-“Bir güvercinin görmediği tuzağa yakalanması neyse de, gördüğü tuzağa yakalanması şaşılacak şeydir…”
Sinan sadece dinledi,soru sorsa cevaba dayanamayabilirdi.
Elmira devam etti,öğretmen gibi konuşmayı severdi.
-Ortada seçim diye bir şey yok aslında, çünkü seçenekler yok. Bulunduğumuz şartları dizayn eden el, yolu da hedefe doğru kolaylaştırmıştır belki. Aynı el, yolunu değiştirmek isterse de ,gerekli şartları ve iç gücü de bir şekilde sana verecektir elbette.
-Aksi halde, benim “asla”larımla senin “asla”ların nasıl karşılaşacaktı mesela, değil mi Sinancığım?
Sinan,içindeki huzursuzluğu gizleyemedi,nereye gitse zihnindekileri de getirirdi.
-Artık gidelim mi,hava soğudu,dedi.
Elmira ,içinde bir yerde zaten bildiğini ,dışında bir yerlerde hep seyrettiğini, usulca dile getirdi;
Bütün nehirlerin yazgısı, bazen yön değiştirse de,doğduğu kaynağa geri dönmekti…
5.0
100% (2)