Deniz🌿
47 şiiri ve 13 yazısı kayıtlı Takip Et

Kırılma noktası-2




“Yapayalnızdım kendi kalabalığım içinde,
Tarih kadar yalnız.
Aşka aşina, acıya unutkandım…”
Murathan MUNGAN

Uzun zamandır aynı karmaşık rüyalarla uyanıyordu güne Gülce,kabullenemediği gerçeklerin rüya olmasını dileyerek.”Belki de öyledir” diye düşündü bir an.Bazen, gerçekle rüyayı ayıran çizgiyi merak ediyordu.Çünkü, dünyayı algıladığı ve gerçekliğe kanıt olarak gördüğü beş duyusu, rüyalarında da tastamam mevcuttu.Dünya hayatının bir rüya olduğunu söylüyordu evrenin sırlarına vakıf birçok bilge.Bunun hem zahiri, hem de batıni anlamı olmalıydı .”Beş duyuna güvenme” derken, duyusal algıların gerçekliği açıklamada yetersiz kaldığını vurguluyordu koca Mevlana.
Gerçeklerden ne farkı vardı, rüyalarda algıladığı kokuların, seslerin… Eline batan dikenin,düştüğü dipsiz uçurumun yarattığı acının…
Yağmurun cama vurup usulca süzülüşünü izledi bir süre, bu ona iyi geldi.Üzerinde dumanı tüten çayını yudumlarken ,içeri dolan yağmur seslerinin açtığı boşlukta dinlendi.
Dışı bu kadar ıssızken, içinin böylesine kalabalık olmasına şaşıyordu.Sürekli aynı şeyleri düşünüyordu kısır döngü halinde.Zihninde bir imaj vardı aralıksız dönüp duran:
Uçurumdan düşmüş iki kişilerdi; biri önceden hazırladığı gül bahçesine düşen, diğeri ise gafilce itildiği boşlukta seyr-ü sefer eden…
Hayatı kadar dağılmış odayı toparlarken geldi “eski” demeye dili varmadığı kocası.Eşyalarını almaya geldiğini, fazla kalmayacağını söyledi.
Kendisi savrulurken, onun duygusal ritmini merak etti Gülce.O ise, gardıroptan gömleklerini aceleyle çıkarırken sadece bir an baktı Gülce’ye.Bakışları da dudakları gibi suskundu.Son görüşmelerin, ne kadar eskise azalmayan uzak ve yakıcı havası…
-Umut etmek için çok mu geç?
Yalnızlığın yarattığı korkuya gurursuzluk da eklenmişti şimdi.

-Lütfen daha da zorlaştırma durumu.Tek celsede bitsin istiyorum.Maddi sıkıntı yaşamayacaksın korkma.Çocuğa da uygun bir dille açıklarsın.Hafta sonları alırım onu.
Katı, ruhsuz, kısa ifadeler…
Gülce, o zaman bıraktı masaya parmağından çıkardığı yüzükle beraber son umudunu.

O, herşeye rağmen hayatın normal akışı içinde rutinini sürdürebiliyorken, kendi savruluşunu anlamlandırmaya çalışıyordu.
Bu hengamede, Ozan’ın dostluğu uçurumdan uzanan yeşil yapraklı bahar dalıydı tutunmaya korktuğu.Alternatifi olmayan bir dal.Ve keder her şeye perdeydi…
Hayata baktığı sabit bir noktası olmalı insanın diye düşündü, bütün sarsıntıları, kaymaları,savrulmaları önleyen…Ve o noktaya geçici hiçbir şey yerleşmemeliydi.
Çünkü, bir insanı hayatının merkezi yaptığında, onun geçici varlığıyla birlikte hayatın anlamı da çekip gidiyordu.Hiçbir şey ya da hiçkimse herşeyin olmamalıydı.
Sahip olduğunu sandığı ne varsa kumarda kaybetmiş gibiydi.
Bu buhrandan çıkışın yolu, o sabit noktayı keşfetmekten geçiyordu.Zaten orada olan,üzeri dünyanın tozuyla kaplanmış aydınlık güneşini görmek istiyordu.
Sadece “Hoşçakal” dedi eski koca,elini kaldırıp,suçluluk ve acıma içeren kaçamak bakışlarını Gülce’ye yöneltirken.
Gülce’nin duygularını anlatacak sözcüklerse hiçbir lisanda yoktu.Sessizliğin sağaltıcı diliyle konuştu bu yüzden.Ağlamadı, suçlamadı, beklentisi yoktu.Her gün kapıda uğurlarken yaptığı gibi, o caddeye çıkana kadar ardından baktı, o kadar.
Beklentiyi, yargılamayı ve fedakarlık sandıklarının oluşturduğu fay hattını kırılmadan önce fark edemiyordu insan.

Yusuf okuldan eve döndüğünde, babası çoktan gitmişti vedasız.Girdikleri yol ayrımını izah etmek, olanca ağırlığıyla Gülce’ye kalmıştı.
Çocukların taşıdığı o yoğun sezgi gücü, Gülce’nin yükünü hafifletiyordu.Yusuf,
erken büyümek zorunda kalanların gösterdiği şaşırtıcı olgunlukla annesini dinliyordu.
Yusuf’un acı çeken ellerine ilişti Gülce’nin gözleri;konuşmanın başından beri,tutunmaya çalıştığı bir yardım eli gibi, kapşonunun ipiyle oynuyordu.
Gülce, o minik elleri tuttu, kendisinin bile inanmadığı buruk sözler söylerken:
– Beni anlıyorsun, değil mi bebeğim?Babanı yine göreceksin.Önceden de çok fazla göremiyorduk ki.Alışmadık mı zaten yokluğuna?
Yusuf, öne eğdiği başını ilk kez kaldırıp annesine baktı;
“Göz göze geldiler, gözleri cümle lisanların bittiği yerden bakıyordu..."

Beğen

Deniz🌿
Kayıt Tarihi:20 Haziran 2016 Pazartesi 15:06:42

KIRILMA NOKTASI-2 YAZISI'NA YORUM YAP
"KIRILMA NOKTASI-2" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.




"KIRILMA NOKTASI-2" başlıklı yazıya
yapılan yorumları sadece site üyeleri görebilir.
(Bu seçenek yazı sahibi tarafından yapılmıştır.)
Bu yazıya yapılan yorumları görmek için üye girişi yapmalısınız...

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.