0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
15
Okunma
Medine devleti...
Medine devletinde ehven olanlar şer oldu...ehven-i şer olmadıkça seçmek ve uymak farz değil...Komşuluk kardeşlik Medine devletinde ehvendi günümde ehven-i şer olmadıkça seçme...
Medine devletinin kanunlarını da nesh et.adabı muaşeretini de.Komşuluk akrabalık bozulmuşsa.Yani uçkurcuysa komşun...Yüz çevir "cahilden yüz çevir"...yüz çevirmezsen o tevbe etmez...Yüz çevir ki tevbe etsin yani mahalle baskısı"...doğal mantık-akıl deney öğretisi baskısı sünnetullah baskısı...seçilmelidir...
Rıza için yapılan komşuluk akrabalık ehven-i şer oldu.Ayetleri hadisleri neshet.İslam ilim değilse mantıksızlaşmışsa neshet
Allah için rıza için bir kişiyi bırak.terk et nefsin için terk edersen Nefsine kıymet vermiş olursun bu günah kazandırır ama
İki ileri bir geri de olsa yol al manevi yolda.Günahkarı sevaba sevabı günaha çevirmek mümkün.Ümitsiz olma...
Mahalle baskısı... Medine devletinin baskısı...günahkarlar arttıkça o toplumlarda nesh edilmelidir...sahabe yaşamını nesh et...şerdir medine medeniyeti ve yasaları artık...ehven değildir...üfleyerek ye yoğurdu artık çünkü toplumda günahlar artmıştır...
Ayetleri-hadisleri nsh et...Tevbeli insanlar artsın diye yüz çevir anneden-babadan bile...kardeşten bile din yok ki din kardeşliği olsun...ehveni şerse din kardeşliğini seç değilse kov din kardeşinim diyenleri ben de Müslümanı diyenleri mantık ölçülü ol...sebeb-sonuç ülkülü ol...ilkeli ol...
Mahalle baskısından şer geliyorsa da seçelim mi... Mahalle normuna uymamız için bir baskının gerekmediğini...nesh için sebebler deneyler sünnetullahlar olduğunu araştırdıkça yanlışımızı görelim...hikmeti seçmek için neshini farz olduğunu iddia edelim mi... Medine devletinin Mahalle normunun sağlam bir dayanağının olmasının da gerekmediğini iddia edelim... Mahalle normu bir kere oturdu mu bir daha onu kaldırmanın çok güç olduğunu görelim...ölçü esmalardır medine devleti kanunları sadece medine devletiyle sınırlı kalmalıdır...çünkü sınırsız hak sahibi sünnetullahlardır...Miras hukuku günümde zulümdür zulme sebeptir...Öncelikle babanın borçları ödenir ya kardeşlerinde farklı durumları olduğundan miras paylaşılmadan büyük kardeşin malın kazanmnılmasındaki emeği ödenmedikçe adillik mi bu ayete uyumlu bir paylaşım...aklı mantığı sünnetullahı deneyleri zehirlemek olur onlara asilik olur bu.Hikmete asilik olur...Neshetmeliyiz bu ayeti adil olabilmek adına...
Kur’ana göre o Medne devltinin şeriatinin... sünnetullahın doğal aklın-mantığın deney öğretilerinin o bölge ve zamanla sınırlı bir tefsir olduğunu iddia edilim ...Selefi olmayalım yani...İLAHİ tefsiri kur’anın farklıdır...hadisleri nesh etmekle mümkündür yani gerektirmektedir...İlahilik ölçümüz...muhammedilik örneğimizdir sadece...
Peygamberimiz ve peygamberler evliyalar tarikat kurucularında sadece örnekler var bize ölçüler Allaha aittir...sünnetullahla çelişen eylem hal duygu düşünce ilahi değildir"hüküm Allaha aittir"demeliyiz...peygamberleri sadece örnek alalım yasalar üretirken her ülkeye ve her asra...Hüküm Allaha aittir yani sünnetullahları ölçü al...doğal aklı-mantığı deney öğretilerini ölçü al yani...Örneğe itaat et yani örnek seç...ama ölçü esmalardır sünnetullahlardır sadece...Kur’anı her yörede ve her asırda tefsir etmeliyiz...de...
﴾Ahzab/21﴿ İçinizden Allah’ın lutfuna ve âhiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır.
﴾22﴿ Müminler düşman kuvvetlerini karşılarında görünce, “Bu, Allah’ın ve resulünün bize vaad ettiği durumdur, Allah ve resulü hep doğru söyler” dediler; bu onların ancak imanlarını ve teslimiyet duygularını arttırdı.
﴾23﴿ Müminlerden bazı kimseler Allah’a verdikleri sözü yerine getirdiler, kimileri onun yolunda can verdiler, kimileri de ecellerini bekliyorlar; (vaadlerini) asla değiştirmediler.
﴾24﴿ (Böyle oldu ki) Allah, sözünde duranları sadakatleri sebebiyle ödüllendirsin, münafıkları da dilerse cezalandırsın, dilerse bağışlasın! Allah çok bağışlayıcı, ziyadesiyle esirgeyicidir.
Tefsir
İnsanlar dünyada amaçlarına ulaşabilmek için uygun örnek ve rehberler edinirler, bunların yollarını izleyerek, tavsiyelerine uyarak hareket edip istediklerini elde etmeye çalışırlar. Allah’a iman edip O’nun rızâsını isteyen, âhirette lutfedeceği emsalsiz nimetlere mazhar olmayı uman ve daima Allah sevgisiyle yaşamak isteyen insanlar için eşi bulunmaz örnek, O’nun sevgili kulu, elçisi, rahmeti, şahidi, müjdecisi, davetçisi, ışığı olan Muhammed Mustafa’dır. Onun örnekliği yalnızca Hendek Savaşı’ndaki davranışlarında değil müminlerin bütün hayatlarında geçerlidir. İlgili kaynaklarda onun yaptıklarını yapmanın, izinden gitmenin hükmü üzerinde durulmuş, ortaya üç görüş çıkmıştır: 1. Onu örnek almak farzdır, aksine bir delil bulunmadıkça her yaptığı yapılmalıdır. 2. Onun örnekliği, aksine bir delil bulunmadıkça müstehaptır (tavsiye edilmiştir). 3. Dinî konularda birincisi, dünya işlerinde ikincisi doğrudur (Kurtubî, XIV, 154). Bize göre Hz. Peygamber’in bütün yaptıkları ve söyledikleri tek bir hüküm çerçevesi içine alınamaz. Başta Kur’an olmak üzere diğer delil ve karîneler de göz önüne alınarak her fiili ve sözü ayrı ayrı değerlendirilir, bağlayıcı olup olmadığı tayin edilir. Genellikle tefsir ve fıkıh âlimleri de böyle yapmışlardır.
Hendek Savaşı’nda müminler, Hz. Peygamber’i örnek almışlar, ona itaat ederek dünyada önemli bir zafer kazanmışlar, âhirette ise büyük bir ödülü hak etmişlerdir.
“Münafıkları da dilerse cezalandırsın, dilerse bağışlasın” lafzından, münafıkların da affedilebileceği manası çıkarılabilir; ancak Kur’an âyetleri bir bütün olarak göz önüne alındığında cümleyi, “Tövbe ettikleri takdirde bağışlasın” şeklinde anlamak gerekecektir.
Hadisleri örnek al zaman-şartlar-insanlar farklı adillik derki farklılık farklılık gerektirir örnek al ve farklılık kat hadislere