0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
218
Okunma
İLTİFAT
Her iltifat bir marifete, her marifet ise bir iltifata tabidir.
Lakin iltifat eden kişi, iltifat ettiği konu hakkında bilgi sahibi olmalıdır.
Yani neyi, niçin beğendiğini ve takdir ettiğini bilmelidir.
Eğer neyi, niçin beğendiğini ya da takdir ettiğini bilmiyorsa, yapılan iltifat riyalı bir iltifat olur.
Herhangi birinin, yapılan bir işte, bir temada, bir objede ya da sanatsal bir eserde gördüğü eksik veya kusuru; gerekçeleriyle birlikte anlatıp gidermeye çalışması, o kişinin konu hakkında bilgi sahibi olduğunu göstermekle kalmaz, aynı zamanda karşı tarafa hatırı sayılır bir iyilik yapmış olur. Dolayısıyla bu tutum, karşıdakine yapılacak riyalı bir iltifattan çok daha değerli hâle gelir.
Eleştiriye açık olmayan insanlar her ne kadar bundan rahatsız olsalar da, burada amaç kusur aramak değil; önceden yapılmış olan bir kusuru tespit etmektir.
Ne yazık ki bu gibi konular ölçme-değerlendirme yöntemine tabi olamadığı için ancak bireysel yorum ilkesiyle test edilebilir. Bu testte benim kriterim, aşağıda yazdığım beş başlıkta olduğu gibidir:
1. İltifat eden kişi, iltifat ettiği konu hakkında ne kadar bilgilidir?
2. İltifat eden kişi, iltifat ettiği kişiye ne kadar yakındır?
3. İltifat eden kişinin konuya ya da kişiye dair beklentisi nedir?
4. İltifat ederek çıkar elde edecek midir?
5. Niyeti nedir; amacı yapılan işi provoke etmek mi, yoksa gerçekten hâlis bir niyetle mi iltifat etmektedir?
Doğrusu, kişinin herhangi bir iş ya da eser hakkında fikir beyan etmesi; “Bu eseri beğendim” ya da “Beğenmedim” demesi, ne o eseri değersizleştirir ne de esere değer katar.
Bu sebeple; yapılan haksız bir iltifat, iltifat edileni yüceltirken iltifat edeni küçük düşürür.
Haklı sebeplerle yapılan iltifat ya da beğeni ise, iltifat edenden bir şey eksiltmediği gibi edileni yüceltir ve daha güzele ulaşmak için teşvik eder.
Efkan ÖTGÜN