2
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
152
Okunma

Mürşide ne gerek var deniliyor.
Bir mürşide tabi olmak çok gereklidir.
Dini yanlış anlarsak bize doğru olanı öğretir mürşid.
Küçük kızıma giyinmesini söyledim. Baktım ki çamaşırını başına geçirmiş kolundan geçirmeye uğraşıyor.
Kullar da böyledir. Bir rehber yönlendirmezse neyi nasıl yapacağını bilemez.
Yanlış anlar, yanlış uygular.
Mürşid islam dininin kullanma klavuzudur, yol göstericidir, öğreticidir.
Hepimiz biliyoruz "Nefsi Emmare" diye bir mertebe var.
Bu mertebefe nefis her kötülüğü ister. Her çirkinlik ondadır.
Adam keser, katleder, tecavüz eder, her türlü zulmü yapar bu mertebedekiler.
Kimi nefisler ben bu mertebedeyim, ondan kötüyüm, ondan böyleyim diyor.
Ancak dikkat etmediğimiz husus bu mertebe onu kullanmak için değildir.
Onun böyle bir özelliği olduğu ve terbiye edilmemiş nefislerin bu mertebede olduğudur.
Bıçak örneği gibi. Her şeyi keser ama onu insan kesmekte değil, işlerimizi kolaylaştırmakta kullanmalıyız.
Bıçak var diye onunla katl yapmamalıyız, insan öldürmemeliyiz.
Yararlı kullanmalıyız.
Nefsi emmare de öyle. O var. Ancak onu kullanmamalıyız. Nefsimizi faydalı yerlerde kullanmalıyız. Emmarede değil.
O mertebe bize yapmamamızı örnekleyen bir mertebedir.
Kullanacağımız bir mertebe değildir.
Mürşid burada bize nefsimizi nasıl kullanacağımızı öğretir.
O mertebeyi aşmamıza yardım eder.
Mürşidin yönlendirmesi ile yaptığımız yanlışları doğrulara çeviririz.
Ve, geçmişimizdeki yanlışlarımız bize elem verir. Azab çekeriz.
Mürşid bu azabdan kurtulmamız için bize nasıl tövbe edeceğimizi öğretir.
Çünkü pek çok kulun itiraf edeceği gibi;
Tövbe eder ama kendini yine aynı günahın içinde bulur. Kendine hakim olamaz. Yolunu bulamaz. Bir yönlendiriciye ihtiyaç duyar.
Birinden akıl almaya ihtiyaç hisseder. Onu vazgeçirtecek, ona engel olacak arkadaş arar.
Mürşid bu arkadaştır.
Mürşit illa bir tarikatta olması gerekmiyor.
Aklı başında, kendine hakim olabilen herkes mürşidimiz olabilir.
Hatta bir karga bile bize mürşitlik yapabilir.
Kâbile cenazeyi gömmeyi öğreten karga gibi.
Bunun yanında mürşit temiz olmalıdır ki lafı tesir etsin.
Çok bal yiyen çocuğu bir alime götürürler, söyleyin de bal yemesin derler.
Alim kırk gün sonra getirin der. Kırk gün sonra gelirlef, çocuğa "Bal yeme!" der. Çocuk da yemez.
"Bunu o gün de söyleyebilirdiniz, neden kırk gün beklediniz?" diye sorarlar.
"Ben geldiğinizin gün bal yemiştim. Sözüm tesir etmezdi. Yediğimizin emaresi vücutdan kırk günde çıkar. Onun için kırk gün sonra gelin dedim." diye cevap verir.
Mürşid kendisi de temiz olursa tesir eder. Yaptığı bir şeyle nasihat edenin nasihati kâr etmez, tesir etmez.
O nedenle yaptığıyla amel eden alimler mürşit kabul ediliyor.
Kendisi de günah içinde olan bir alim mürşitliği yüklenmesi abesdir.
Bununla birlikte bize örnek olabilecek herkes de bir nev’i mürşidimizdir.
Bizi kötü halimizden değiştiren herkesi mürşidimiz görebiliriz.
Sonuçta mürşid kötülükten iyiliğe yöneltendir.
Mürşidliğin de basamakları vardır.
Kimi mürşit günahtan alıkoyar, kimi mürşit nefsin mertebelerinde yükseltir.
Mürşidimiz nefsimiz olmasın. O çok ednadır. Bize her kötülüğü emreder.
Biz alim zatları mürşit edinelim inşaAllah.
Öyle ki; kötülüğümüzü gördüğünde bizi güzel olana, doğru olana yönlendirsin. Nefsi emmareden uzaklaştırsın.
Bizim günahlarımızdan uzaklaştırsın.
Mürşid odur ki hatalarımızı gizleyendir.
Allah settardır. kulunun gizli günahlarını gizler ve örter. Mürşidde de bu özellik bulunur.
Bu nedenle Mevlâna demiştir "Ne olursan ol, yine gel! Burası ümitsizlik kapısı değildir. Huzur kapısıdır. Binler günah işlesen de yine gel!"
Okuyan gözleriniz hastalık görmesin.
Selam ve dua ile...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.