ŞÛRZAN
919 şiiri ve 36 yazısı kayıtlı Takip Et

İki sarı çay tabağı



İki sarı çay tabağı

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 25.1.2023 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.



Esir bir zamandayım, bir nefeslik anda-

Gözlerimin sis perdesini sökmek asıl amacım, çünkü özledikçe yüzünün yansısını aradığım,
eli öpülesi bir kadın var orada.

Yağmurlar tütüyor beyaz örtülü şehrin kulesinde, uzaklıkları seyretmek oldu son günlerde tek mekanım. Boynum bükük duruyorum, baktığım her resminde. Bir şeyler niyet edip sonra vazgeçiyorum. Olmayacak biliyorum.Yalnızlığın  buğulu gecesinde siyah beyaz afişlere gömülüyorum. Saatler ki hasta olmuş her saniye çene bağlasa da mavi kurdelesiyle,
ben seni düşünüyorum.

Duraksadığım, öylece baka kaldığım birkaç ömür t’uzağında titreyerek iki sarı çay tabağına uzanıyor elim. İki hüzün tabakasına. Beni geçmişe hapseden sayısı sınırlı hatıraların çeperi küçük ve dar,
içi ; dolu dolu, büyük ve geniş hatırlatıcılarına.

Bugün senden bana kalan soluk renkli iki çay tabağı. Senin anıların, hevesin, çeyiz süsün. Bir zamanlar yolunu gözlediğin çerçinin, tek atıyla çektiği arabasının içinde gördüğün onca kap kacak arasında ışıl ışıl parlayan, ben buradayım diye bağıran, almak isteyip bir türlü paranı denkleştirip alamadığın ve üzerinden haftalar geçtikten sonra ancak sahip olabildiğin o tabak takımından iki parça.

...

Masallardan habersiz çocukluğumun tozlu sokaklarından geçiyorum. Ellerime ekilen saman saplarını yıkıyorsun nefesinle. Köyümüzün orta yerinde ot yığınları. Hayvanlarımızın kışlık yiyeceği. Özenerek düzgünce kesip hazırlayarak istiflemişsin. Alnımızın teri karışmış saman parçalarına. Şakağımı yakan güneşi ellerinle kovalıyorsun. Orada bir ağaç bile yokken altında serinleyip gölgeleneceğimiz, üst üste dizdiğin sıkı ve sert balyaların arasına boşluk bırakarak üstü kapalı küçük bir balkoncuk oluşturuyorsun. ’’Köşkün hazır’’ diyerek beni sırtında taşıyıp balkonuma oturtuyorsun. Önceleri kullanmaya kıyamadığın o sarı çay tabaklarını senin ellerin getirirdi ve dışı mavi, içi beyaz çinko çaydanlıkla birlikte pırıl pırıl bardaklarda kıtlama şekerle içilen çayları. Tandırda pişmiş ekmeğimizi yiyip çaylarımızı içtikten sonra sen yine elinde orak, başlardın çalışmaya. Ben balkonumda oturup kendi icat ettiğim oyunlarımı oynardım. Büyük kara kuşlar dolaşırdı başımda. Otların arasından çıkan tohumlarla onları beslemeye çalışırdım. Yanıma çağırdıkça korkup kaçarlardı benden. Bir keresinde iki sarı çay tabağına topladığım tohum taneciklerini balyaların en üstüne tırmanarak bırakmıştım kuşlar yesin diye. Sonrada unutmuştum tabakları orada.

Köy köy gezen çerçi sen gelin olup çoluk çocuğa karıştıktan sonra da bizim köyümüze her çarşamba uğradığında; çorabından mendiline, kaşığından çatalına, iğnesinden ipliğine, inciğinden boncuğuna, şekerinden çikolatasına, lastiğinden makasına bütün malzemeleri dizerdi at arabasının arkasına. Köyün çocukları neşeyle karşılardı çerçiyi. Çoğunun ellerinde satın aldıkları birer düdük birer de horoz şekeri. Bir şekerden yalar bir düdük çalarlardı bana nispet yapar gibi. Birkaç arkadaşım ve ben alamazdık, üzülürdük.  Hemen koşup uzaklaşırdım yanlarından. Hiç kimsenin göremeyeceği yerlere gider dirseklerimin arasına başımı gömüp taş duvarlara yaslayarak ellerimi ağlardım. Söyleyemezdim sana. Ama sen anlardın. Saklandığım yerden beni bulup götürmüştün o gün ot yığınlarının olduğu yere, çerçinin at arabasının yanına.
Çeyizinden kalma altı tane çay tabağının ikisi eksikti. Dördünü verip horoz şekerle düdük almak istemiştin bana. Çerçi kabul etmemişti. Orada boynu bükük çocukları da görünce hiç düşünmeden kolundaki gümüş bileziği de çıkarıp takas etmiştin horoz şekerle düdük almıştın hepimize . İşte bu bizlik duygusudur şimdi eksiltmeden hatırlanan, üzerinden çok zaman geçse de unutmadan yaşanılan, bizi biz yapan bizlik duygusu...

Sabun kokan ellerinin misi sinmiş çok sonradan bulduğumuz o iki sarı çay tabağına. Ne kadar yıkanırsa yıkansın tüketemiyor, kaybedemiyor merhamet ve şefkat kokusunu ne yağmurlar ne de sular. Sevinçle karışık ağlamaklıyım; biraz sen kokusu bıraktın diye bana, biraz da hüzün kokuyorum zarif bir acının yara üstü yorgunluğunda.

Sırf ben üzülmeyeyim, başka çocukların da hevesi kursağında kalmasın diye bir horoz şeker bir düdük için vazgeçtin çeyizinin sarı süslerinden ve kolundaki gümüş bileziğinden. Ömrümün harmanından bir sen geldin geçtin annem. Bir çayın demi b’öldü ayrıldık sohbetin gül yüzünden.

-n u r e t t i n  ÖNDER

Beğen

ŞÛRZAN
Kayıt Tarihi:24 Ocak 2023 Salı 17:28:53

İKI SARı ÇAY TABAĞı YAZISI'NA YORUM YAP
"İki sarı çay tabağı" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
-Iceberg-
25 Ocak 2023 Çarşamba 21:01:10
Şanslısınız...
Anneniz ile anilar biriktirecek kadar yaşamışsinız.

Allah Rahmet eylesin Annenize
Ve
Ahirete intikal eden tüm annelere
...
Paylaşımınız
İçerik ve teknik olarak çok güzeldi.

Kutluyorum Nurettin bey.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


ŞÛRZAN Yazının sahibi 25 Ocak 2023 Çarşamba 22:07:11
Evet bu kokuda şanslıyım
Annem rahmete göçtüğü güne kadar hep benimleydi
Aynı evde aynı havayı soludum onunla
Onun sevgi ve muhabbeti ile beslendi ruhum

Çok teşekkür ederim ıceberg hocam

Saygı ve hürmetler
ayşe1
25 Ocak 2023 Çarşamba 14:49:14
Anılara sinmiş, onlarda saklanmış yaşam enerjilerini hissedip değerini bilenlere ne mutlu.
Hele de derinine işlemiş ana sevgisini, özverisi ve şefkatini, sır gibi içlerine gömmüş olanların anımsanması, ne yıkılmaz güç bize.
Yazınız hem taşıyıp zerk ettiği yüksek duygusu hem üstün edebi üslubuyla mükemmeldi.
Takdir, tebrik ve saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


ŞÛRZAN Yazının sahibi 25 Ocak 2023 Çarşamba 15:34:50
Annemden kalan en büyük armağan o obje ve eşyalardan öte ruhuma işleyen hayat görüşü ve anekdotlardır Ayşe hocam. Hayatımın her mecrasında aklıma gelip de “ annem şöyle yaparsan daha iyi olur “ diyip uyguladığım çok şeyler olmuştur.
Anne sadede anne vasfıyla değil, öğretici ve eğitici yanıyla kişiliğimizin mimarı olmuştur..

Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim Ayşe hocam

Saygı ve hürmetler
neneh.
25 Ocak 2023 Çarşamba 14:14:38
Mekanı cennet olsun.Anne yüreği işte..Evlatları evladından ayırmadan sevgisiyle sarıp sarmalar.Fedakardır -cefakardır.Sabır ve tevekkül timsali eli öpülesi anneler.Ve halden anlayan evlatları.Kutluyorum.Üstadı selamlıyorum.Sağlıcakla.Saygıyla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


ŞÛRZAN Yazının sahibi 25 Ocak 2023 Çarşamba 15:30:51
Âmin üzre âmin inşaAllah. Bu vesile ile ahirete göç etmiş tüm annelerin mekanı cennet olsun neneh hocam..
Anne şefkatin, sevginin, huzurun, fedakarlığın diğer adıdır.
İlk öğretmenimiz, ilk sevgilimiz, dostumuz, sırdaşımız, arkadaşımız, dert ortağımızdır anne.
Hayata bakış açımızın ilk temelini atan o
Sevginin, saygı ve huzurun anlamını ruhumuza işleyen o dur.


Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için neneh hocam

Saygı ve selamlar
İbrahim Kurt
25 Ocak 2023 Çarşamba 13:53:46
Ne zaman bir anne çalışması yada şiiri okusam gözlerim doluyor keşke anneler hiç ölmese diyorum çalışmanız bir duygu yumağı kutluyorum

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


ŞÛRZAN Yazının sahibi 25 Ocak 2023 Çarşamba 15:25:39
Size katılmamak mümkün değil İbrahim bey. Aynı duygu bende de hep hakim. Ne zaman anneye dair bir şeyler okusam o duygu yükü altında yüreğim ezilir, gözlerim dolar..


Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim İbrahim bey

Saygı ve hürmetler

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Rû //
25 Ocak 2023 Çarşamba 12:25:07

ellerinden tuttum yazının, esaretinde kaldım bir zaman.. okudum sonra yine okudum.. kendimi bildim bileli hep o yokluğun arayışı içindeyim.. eskiden kaldığım evimize her gittiğimde ne yana dönsem ne tarafa baksam gözüme çarpan her objede buna elleri değmiş midir şunu kullanmış mıdır diye düşünür dururum. halbuki üzerinden çokça zaman geçmiş birçok şey yenilenmiş ondan tek bir iz bile kalmamış. bunu bile bile o manevi duyguyu bir an olsun yaşamak için halen bugün dahi arayışlarımı sürdürüyorum.

dllden düşmeyen mukaddes bir söylem
zirvede sevgi, şefkat ve merhamet, fedakarlık diye okunan küçük harflerle yazılıp cins isim sınıfına giren en özel isim bence anne. hangi sözcüğü ona adadığımızı düşünsek harflerin o sözcüğe yeterince anlam katmadığı her harfin o anne özlemine yüklediğimiz sözcüğü bağışlamadığı düşüncesi sarar bizi. annedir çünkü en yanımızdayken varlığından eksik hissettiğimiz o varlık yücesi olan. sesimizi, nefesimizi bir türlü toparlayamadığımız anlar olur. annedir bizi derleyen, değerimizi bize hatırlatan, nefessizliğimize nefes olan. sessiz harflerimize çığlık olan. bazen tespih taneleri gibi yaşam ipimizin koptuğunu, dağılıp haşr olacağımızı düşündüğümüz an şefkatin en yüce eliyle o’dur bizi toparlayan.


şimdi o küçük çocuğu düşünüyorum. ve sarı çay tabaklarını.

içine yem koyup kuşları beslemek için balyaların üzerine bırakmasaydı onlar da gidecekti çerçinin at arabasıyla. bugün kalmayacaktı elinde tutabileceği tek bir hatıra.

her yönüyle tastamam çok çok özel bir yazıydı canım.. edebi dili kuvvetli, duygular had safhada. kalem buruk bir iç çekişle aheste aheste dökülmüş kağıda.. şimdi bu yazıyı bir sineğe okusam raid içer valla:) şaka bir yana kutluyorum çok.

sevgilerimle

Rû // tarafından 25.1.2023 12:38:23 zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


ŞÛRZAN Yazının sahibi 25 Ocak 2023 Çarşamba 15:22:38
Anneye, anne sevgisi üzerine neler yazılıp çizilmez, neler söylenmez ki.
Hele benim annem gibi hem anne , hem Abbas sevgisini evlatlarına vermiş, iki sevginin eksikliğini de yaşatmamış anneler için. Bir anektod okumuştum. Ünlü bir Türk sinema oyuncusu işi gereği ıstanbulda yaşamaya başlayınca, başka kentte yaşayan annesinin başına taktığı tülbenti yıkamadan, her hafta mütemadiyen kendisine gönderilmesini istemiş. O anne kokusu sinmiş tülbenti koklaya koklaya uykuya dalarım diye aktarmıştı.
Anne kokusu bu cennet kokusu gibidir.
Şu an duygu dolu yorumuna cevap yazarken bile duygulandım. Ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.

Güzel yorumun için çok teşekkür ederim Sevgili Ebru

Sevgimle
Sedanur
25 Ocak 2023 Çarşamba 09:20:50
aglatti beni
dumanli isli hasretin yasamın hep pusu
hem ebemkuşagi duygularin saf sabun kokan yanlari

cok guzel cok baskaydi
yurege emege iç

sese selam olsun

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


ŞÛRZAN Yazının sahibi 25 Ocak 2023 Çarşamba 15:14:23
İçimizdeki anne sevgisini anlatırken, ondan hatıra kalan her şeyi bizi nice nice anılara sürükler. Hatta bazen anıdan ötesine taşır bizi. Bizim şahit olmadığımız veya bize aktarılmayan şeyleri kafamızda kurgularız; şöyle olmuş, şu şekilde gelişmiş olabilir düşüncesi.
Bunları düşünme sebebi belki de o olan veya olabilir olaylar içinde annemizin her halini yaşayabilinmesi duygusudur..

Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim Sedanur hanım

Saygı ve selamlar
İsabella
25 Ocak 2023 Çarşamba 03:39:05
Bazı kalemleri artık isimlerini görmesek de tanıyabiliyoruz. Yani ben okurken bu kalemi tanıdım, en altta ismi görünce de gülümsedim.

Anlatımın güzelliği ile öykünün içinde kayboldum adeta. Vedalaşırken hediye ettiğim sarı çay bardağı geldi aklıma. Acaba o da çayını içerken beni hatırlıyor mudur dedim kendi kendime.

Değerli kaleminize sevgilerimle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


ŞÛRZAN Yazının sahibi 25 Ocak 2023 Çarşamba 15:09:58
Ne kadar haklısınız değerli kalem; yazı yazarken kalemi kullanma biçimi insanın adeta imzasıdır. Yazı veya şiirin altında o kişinin adı olmasa da hah işte şu yazara ait
şu şair yazmış bu şiiri denecek kadar belirgindir..

Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim İsabella hanım..

Selam ve saygılar
Ayşenur Çiftçi
25 Ocak 2023 Çarşamba 00:09:08
Konu "Anne" olunca yazı yoğun duygulu oluyor. Kaleminizle daha da duygu yüklü olmuş. Güne çok yakışmış.

Yüreğinize sağlık..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


ŞÛRZAN Yazının sahibi 25 Ocak 2023 Çarşamba 15:06:15
O kadar haklı o kadar isabetli bir tespitte bulunmuşsunuz ki konu anne olunca duygu yoğunluğu hep çıta üstü ölüyor. Evet. Bütün çocuklar babalarını da sever ama anne sevgisi daha farklıdır..


Değer katan yorumunuz için çok teşekkür ederim Ayşe hanım

Saygı ve hürmetler
Düzenleme:25.1.2023 17:57:49
glenay
24 Ocak 2023 Salı 23:55:08
Hüzünlendirdi yazınız.

Gönülden tebrikler,

selam ve saygılarımla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


ŞÛRZAN Yazının sahibi 25 Ocak 2023 Çarşamba 15:02:29
Varlığı sevinçtir annenin, yokluğu yüreklerimizde derin ve kapanmaz bir yara. Hiç bir sevgi ve varlık onun yerini tutamaz.
Ve bilirim herkesin yüreğindeki anne sevgisinin ne yüce, ne Kutsi olduğunu..

Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim değerli hocam
Deryada bir zerre
24 Ocak 2023 Salı 22:50:53
Çok etkili
Fena duygulandım
Ah anılar 😢Anneler
Fedakalıkları hiç unutulmuyor hatta boğazda kalıyor düğüm düğüm

Bende annemin kahve fincanını almıştım iki tane
Başka bir alem başka bir huzur var onlarda

Bir kaç gün öncesine kadar çıkarıp kullanamıyordum baktıkça içim acır diye
Ama öyle olmadı sanki daha güçlendim bir çift fincanın varlığıyla

Nuretin hocam nerelere gittik duygulu yazınızla neler hatırladık
Çok güzel di kaleminiz varolsun


Hürmetle selamlıyorum

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


ŞÛRZAN Yazının sahibi 25 Ocak 2023 Çarşamba 14:58:57
Varlığımızın sebebidir anne
Her vasıfta bize yönelen
Anlayan
Dinleyen.
Yokluğunda çok bocaladım. Zira iki yüklemiş sevgiyle hep yanımda oldu .
Ondan kalan her hatıra her zaman derin duygu Ufuğu açıyor yüreğimde. Bazen ondan kalan eşyaları keşke tıkamasaydık, onun sıcaklığı, kokusu hep kalsaydı dediğim anlar olmuştur.

Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim Derya hanım

Kalbi saygılar
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.