Necati Kavlak
307 şiiri ve 332 yazısı kayıtlı Takip Et

At Kadehi Elinden



At Kadehi Elinden

Doruk, masaüstü bilgisayarını açtı, Spotify radyo üzerine nazikçe tıkladı. Çalma listesini üstüne hafifçe dokundu. Radyo ana sayfasına, profil resmi olarak eklediği, Ay Yıldızlı Al Bayrak, mavi gökyüzü semalarında kendini yırtarcasına, dalgalanmaya başladı.
Çalma listesindeki ilk sanatçı, Muazzez Abacı’ydı. O eşsiz yorum ve sesiyle “At Kadehi Elinden” şarkısını okumaya başladı.
Abacı ”Bu gece son gecemiz acı günler yakında, Bir ömür böyle geçti olamadık farkında” derken Doruk, daldı gitti yıllar öncesine.
Gümüşhacıköy’de zaman su gibi akıyor, hayat akan suyun içindeki, tek hücreli mikoplazma gibi kısacık ömrünü gün içinde, tamamlıyor diye düşündü.
Ve el koyup, hazırlık soruşturmasını yaptığı elim bir cinayet; yeşil çamın siyah beyaz filmi gibi düşmüştü beyaz perdeye…
Konuya nasıl gireyim diye düşünürken, ilham perisinin gülümseyerek kendine baktığını gördü. İlham perisi şakayla karışık takılıyordu aklınca.
Hayrola!
Bir sıkıntın mı var?
Arpacık kumrusu gibi ne düşünüyorsun?
Derken gülümsüyor, soruların ardı arkası kesilmiyordu.
Doruk, ezile büzüle; hatırlıyor musun?
Gümüşhacıköy’ün içinden geçen, Samsun’u İstanbul’a bağlayan, karayolu üzerinde Bademli köyü sınırları içinde bir otomobil yanmış, arabayı kullanan sahibi tandır kebap olmuştu. Hatırladın mı?
Hiç unutmadım ki hatırlayım diye gülümsedi. Pas ayağına gelmişti, bakıyorum keyfin yerinde diye takıldı Doruk!
İlham Perisi Lafın altında kalır mı?
Senin çekim yasasından haberin yok! İstersen tandır kebabı anlatmadan kısaca, çekim yasasını anlatayım deyiverdi.
Bu çıkışa, alınmış gibi tepki verdi Doruk!
Ne demek istiyorsun?
Ben çekim yasasından habersiz miyim?
Sen benim yazdığım “SECRET(sır)” yazımı okumamışsın diye çıkıştı. Gözümden kaçmış diye pişmiş kelle gibi sırıtarak, şaka yapmıştım.
Hadi yazalım anıyı dedi ve başladı anlatmaya.
Bir yaz daha bitmiş, ekinler işlenmiş, yapraklar sararıp, dalından düşmeye başlamıştı. Bir sabah Gümüşhacıköy/ Osmancık sınırları içinde, bir otomobilin yandığı ihbarı geldi. Apar topar yanına bir devriye aldın, bölük hizmet aracı Jeep CJ5 - CJ8 ‘e atladın olay yerine gittin…
Baştan sona ben mi anlatayım, yoksa geri kalanı bırakayım mı sana?
Doruk!
Sessizce ilham perisinin yüzüne baktı, alıngan bir ses tonuyla, sen çok şımarmışsın! Ben yazarım sen işine bak dedi.
Kaşla göz arasında ilham perisi sırra kadem basmıştı. Jeep ön koltuğunda seyrederken olay yerine varınca, yapacaklarını planlıyordu.
Önce olay yerindeki delilleri toplayacak, yanan otomobilin trafiği tehlikeye düşürmemesi için, tedbir alacaktı. Sonra plakadan yola çıkarak maktulün açık kimliği tespit edilecek, yakınlarına bilgi verilecekti.
Bunları düşünerek seyrederken, olay yerine geldiğini fark etti. Otomobil, otomobil olmaktan çıkmış, yanık kaportaya dönmüştü.
Arabadan indi, Yolun geliş ve gidiş istikametine reflektör koydu, yanan arabanın başına geldiğinde; gözleri fal taşı gibi açıldı.
Otomobil sahibi, ya kullanıcısı; direksiyon yaşında yanmış, tandırda kızaran bir kuzu kadar küçülmüştü. Bölükle, telsiz aracılığı ile irtibat kuruldu. Plaka vasıtasıyla, İl Trafik Şube müdürlüğünden kısa sürede araç sahibinin açık kimliği tespit edildi. İlçe C. Savcılığına bilgi verilmesi sağlandı. Savcısı ve Hükümet tabibi kısa sürede olay yerine intikal etti. Otopsi yapılınca olayın kaza olmadığı cinayet olduğu, otopsi raporuyla netleşti.
Maktul, Merzifon buğday pazarında zahirecilik yapan bir esnaftı. Süratle yakınlarına ulaşıldı, kısa sürede araç ve cenaze sahiplerine teslim edildi.
İşin bürokratik kısmı birkaç saat içine sığmıştı. Geriye faili meçhul cinayetin, aydınlatılması kalıyordu.
Doruk, cenazeyi almaya gelen yakınlarından birini rehber olarak yanına aldı. Bölüğe dönerken, delikanlıyla havadan sudan konuşarak, maktulle ilgili, çok çarpıcı bilgiler elde etti.
Eve kim girer, kim çıkar, eşi dostu kimdir derken, cinayet yarı yarıya aydınlanmıştı. Zahireci orta yaşlı biri, eşi ise ikinci eş Samsun’a bağlı Havzalı.
Akşam’da Havzadan misafirleri varmış. Dört ayaküstüne düşmüştü yine Doruk. Hiç Vakit kaybetmeden Merzifon’a hareket etti, Millet cenaze kaldırırken o evde ipucu aradı. Buğday pazarındaki, zahirecilerle görüştü. Akşam eve gelen misafirin açık kimliğini kısa sürede tespit etti.
Merzifon’la Havza arası 25 Km’lik bir mesafe. Bir nefeste gitti, kimliğini tespit ettiği sanığı, aldı.
Dönüşte maktulün genç karısını da alıp, birliğe döndü. Her iki sanık sorguda, ipe un sermedi. Olayı kısaca özetlemek gerekirse, Akşam evde sofra kurulmuş, Maktulü sarhoş olana kadar içirmişler, sızınca boğarak öldürüp, arabasıyla olay yerine getirmiş ve de direksiyon başına oturtup, arabayla birlikte yakmışlar.
Faili meçhul cinayet olarak rapor edilen olay, ertesi gün delilli ispatlı, aşk cinayeti olarak; adli kayıtlara geçti.
Her iki sanık, İlk sorgularına müteakip tutuklanarak layık oldukları kodese atıldı. Sanıklar cezaevine doğru yürürlerken, Spotify radyoda Zeki Müren “Aşk bu mu sevda bu mu hayat bu mu, Kalp acı dünya hüzün göz yaş dolu, Aşk bu mu sevda bu mu hayat bu mu, Kalp acı dünya hüzün göz yaş dolu” diyordu.
.../...


Ana Karakterler:
Makale

Beğen

Necati Kavlak
Kayıt Tarihi:27 Kasım 2021 Cumartesi 15:33:52

AT KADEHI ELINDEN YAZISI'NA YORUM YAP
"At Kadehi Elinden" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
İBRAHİM YILMAZ
5 Aralık 2021 Pazar 16:03:16
Merhaba NecaTi Kavlak Beyefendi, memleketimin yüce dağ başlarının doruklarında kayaların diplerinden kudretten çıkan duru sular gibi akıcı anlatımlarınızla ak kağıda döktüğünü bir öykünüzü daha okudum.
Doruk öznesiyle kaleme aldığınız öykülerinizde sonunda iyiler, Doruk kazanıyor. ne güzel. gönül ister ki, hep iyiler kazansın, kötüler layık oldukları cezalara çarpılsın. fakat benim yıllar önce çalıştığım Doğu karadeniz'in sahilden uzak bölgelerinde çoğu kez farklı uygulamalara tanık oldum. şöyleki; bir kız kaçırılıyor köyün birinde. Aradan üç-beş gün geçiyor. Kaçaklardan haber duyuluyor. Araya köy muhtarları ve karakol komutanı giriyor. iş mahkemeye aksettirilmeden olay tatlıya bağlanıyor. Elbette suçlu taraf aracıları memnun ediyor. evet, muhtarlar adeta birer derebeyi durumundaydı. karakollarla aralarında su sızmazdı. Temiz süt emmiş Doruk örneği güvenlikçilerimizi tenzih ederek sözü uzatmayayım en iyisi.
Emiğinize ve üreten dimağınıza saygımla sağlıcakla kalın.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak Yazının sahibi 5 Aralık 2021 Pazar 16:27:29
Yılmaz Hocam!

Özlemiştik eşsiz yorumların ve de yorumlarla yazıya katkılarınız.
Ne iyi ettiniz geldiniz...
Ne hazindir ki, anlattıklarınız bir Türkiye gerçeği. Onun içindir ki
Doruk anılarını yazıyor.
Size küçük bir anıyı özetleyim.
Belki Doruk anlatmak istediğini daha iyi ifade etmiş olur.
İlk Şark görev yerinde iki yıl çalıştı.
Karakola intikal eden her olayın hazırlık soruşturmasını yaptı,
suç niteliğine göre evrakı ,mevcutlu ya da muamele ten mutlaka
C. Savcılığına intikal ettirdi.
Kesinlikle araya meslek hayatı boyunca ricacı almadı,
Bulunduğu yerden ayrılırken herkesle helalleşerek ayrılma gelenekti
Ayrılırken Köy muhtarı, Komutan iyi ve hoştun da korkaktın dedi.
Nasıl yani...
Kimden korktum?
Kurşunun üzerine korkusuz giden ben neden korktum diue sorunca,
Öyle değil dedi.
İş yapmıyordun.
Yiğit adam olmak için yasaları hiçe saymak gerekiyormuş. 1/2 Asır
önce öğrenmişti Doruk bunu.
Şimdi İktidarın her kademesi muhtarın ifadesiyle cesur. Ve onun için
Sedat Peker uzun metrajlı dizi filmi çekip oynatıyor.
Bana düşünme fırsatı veren yorum için çok çok teşekkür ederim.
Sağılarımla.
Suat Zobu
3 Aralık 2021 Cuma 20:50:44
Nasıl bir toplum olduk böyle komutanım.
Şu anda ortalık daha da kötü.
Bazen şu Esra Erol programlarını falan izliyorum da neler oluyor neler.
Allah sonumuzu hayır etsin.

Sağlıklı günler diliyorum.
Saygımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak Yazının sahibi 3 Aralık 2021 Cuma 22:57:56
Zobu Hocam!

Genel kolluk Peker'le, kısa metrajlı dizi filmde rol alınca ;
Faili meçhul ve kayıpları bulama görevi Esra Erol'a kaldı.
Anlamlı yorum için teşekkür ederim.,
Saygılarımla
NÖKER
27 Kasım 2021 Cumartesi 22:30:56
Edep yahu diyesim geldi
Madem yiyorsunuz bi halt elin garip evladına neden sebep oluyorsunuz.
Bu ahlaktan yoksun vicdan özürlülerde Türkiyedeki çağın yeni Lawrensleri ustam.
Eskiden hayvan pazarları vardı
Hayvanlar Alınır satılırdı mertçe
Şimdi insan pazarları var
Alanıda satanıda kalleş ve namert.
Orasını burasını sallamakla kadın oldum sanan kahpeler yüzünden kan akıyor ülkemin ocaklarına.
Kahrolsun kuzgunlarla oynaşan kahpeler
Kahrolsun kalleş döl yatakları...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak Yazının sahibi 28 Kasım 2021 Pazar 13:55:07
Günaydın Hocam!

Anlamlı ve de Türkiye gerçeğine, dokunan yorumunuzla onurlandırdınız.
Ne yazık ki, Kemal Atatürk'ün yaktığı ışığa püf diyen softalar, Muhasır
medeniyete giden geminin rotasını cahiliye dönemine çevirmeyi başardılar.
Türk
Örf
Adet
Gelenek
Görenek
Ve
Yerleşik ahlaki değerlerini alt üst etmeyi başardılar. İster Edep Yahu diyelim
İstersek bu kötü gidiş nereye diye soralım.
Sorunun cevabı kesinlikle paraya tapanların çizdiği yanlış yolda ve kadına
biçilen rolde demek isterim.
Katılım için çok teşekkür ederim
Saygılarımla

türkü diyarı
27 Kasım 2021 Cumartesi 15:45:45
Necati Bey maşallah maziyi çok güzel hatırlamış
çok güzel bir makale hazırlamışsınız
makalenizi okurken kendim önceleri sizin eserinizi okurken İskenderun'a giderken bu makalenizde GÜMÜŞHACI KÖY SAMSUN MERZİFON AMASYA Seyehatim oldu çok teşekkür ederim

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak Yazının sahibi 28 Kasım 2021 Pazar 13:43:14
Günaydın Mustafa Bey!

Ziyaret ve yorumunuzla Muazzez Abacı'ya eşliğiniz, renk kattı Hayal Deniz'ine
Yakamozlar dans ediyor sahilin görünen kumsalında.
Çok çok teşekkür ederim.
Selam ve sevgilerimle.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.