Ali Rıza Malkoç
257 şiiri ve 160 yazısı kayıtlı Takip Et

Rüyalar ve politik dolaplar ülkesinden pozitif bilimsel mantığa geçebilmek



Rüyalar ve politik dolaplar ülkesinden pozitif bilimsel mantığa geçebilmek

Mantıklı, demokrat, adil, ahlaklı, dürüst, mert, açık sözlü, bilimsel bakışa sahip olmak; her insanın harcı değil.
Bu tarz görüntü verip, gereğini yapmayanlar da; kendilerini, geleceğini ve toplumu riske atıyorlar, bilerek ya da bilmeyerek.
Bireylerin iyilik yapma, iyimserlik ve güven duyguları zedeleniyor böylece.
"Pantolon uyduramadık, ceket verelim abi"
pazarlamacı tüccar zihniyeti ile, toplumların geleceğine yön verilemez.
Genelin öneri ve eleştirisine açmadan bir sistem geliştirip, kısa sürede başarısız olduğunda, başkalarını suçlu ilan etmek etik olmaz. Her bireyin ve kurumun, "baştan bana mı sordunuz" deme hakkı doğar.
"Hep aynı deneyi yapıp, farklı sonuç beklemek, aptallık olur" der Einstein.
Yenilik, rönesans, reform ve diğer sosyal ve ekonomik hamlelerin; en az yüz yıl özü değişmeden geliştirilmesini istiyorsak;
sadece partici öngörüyle yola çıkan politik ustaların eliyle yoğrulmamalı bu hamur.
Söylediği ve vaadettiğinin kullanım ve geçerlilik süresi en fazla 3-4 yıl sürebilen otoritelerin, daha kalıcı reformlar yapabilmeleri şüphelidir.
Sözü, tedavülde en fazla iki ay kalabilen politikacıları da gördük değil mi?
Bu toplumun bilimsel, toplumsal ve insani ufku en iyi olanları, siyasi arenada at koşturmuyor, koşturmak zorunda da değiller.
Fakat bilim, sanat, kültür ve medeniyete gönül vermiş bu insanlardan da toplum adına yararlanmak gerekiyor.
"Ben yaptım oldu" aceleciliği, bizi hep baştan almaya zorluyor.
1982 darbe anayasasının üzerinden 38 yıl geçti. Her gelen yeni iktidar; ideolojik ikbal uğruna, kendi yolunu açacak maddeleri değiştirdi durdu.
Siz tamamını değiştirmek istediniz de, onu hazırlayanlar öteki dünyadan tepki olarak e-posta mi gönderdiler? (!)
ABD, Almanya, Fransa, İtalya gibi ülkelerin anayasa serüvenini inceleyeniz.
Bizimki kadar yaz boz tahtasına dönmüş, çelişkilerle dolu, insan hak ve özgürlüklerini kısıtlayan ve kendi yazdıklarını uygulamayan bir ülke var mı acaba?
Benim resmi bir görevim olmasa da farklı anayasaları inceleyerek, geliştirilebilecek bir anayasa örneği hazırladım, duyarlı bir yurttaş olarak. Bazıları bugün ihtiyaç duysa da ben bu çalışmayı iki yıl önce yaptım.
"Organize toplum" ve "hukuk aşkı" adlı kitaplarımdan incelenebilir.
Diğer makalelerime de bakılabilir.
Her şeyin en kalıcı ve verimlisini başarabilecek alt yapımız, akademik birikimimiz ve zihinsel gücümüz fazlasıyla var. Her farklı görüş beyan edeni düşman ve hain diye dayanaksız ithamdan vaz geçerek, dost dairesini geniş tutmazsak;
reform kazanı sürekli kaynayacak, hiç alakasız mecralarda yeni dostlar arayışımız devam edecektir.
Politik aidiyetim, kimliğim hiç olmadı.
Fakat onbeş yaşımdan beri kırk yıldır politikayı farklı yönlerden gözlemliyorum ve sürekli okuyorum. Demokrasi, hukukun üstünlüğü/bağlayıcılığı/saygınlığı, yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı, temsilde adalet, bireysel hak ve hürriyetler karnemize, iyimser düşünen, gelecekten umutlu bir yurttaş olarak, yüz üzerinden ancak kırk puan verebilirim.
Benim karamsar tabloda benim bir suçum ve ihmalim varsa bilmek isterim.
Benim gibi düşünen milyonlar olduğunu unutmayınız.
Ey yüce milletim!... Bilmem anlatabildim mi?
Kalbi selam ve sevgilerimle
Samsun, 02.02.2021
Ali Rıza Malkoç

Beğen

Ali Rıza Malkoç
Kayıt Tarihi:2 Şubat 2021 Salı 13:15:09

RÜYALAR VE POLITIK DOLAPLAR ÜLKESINDEN POZITIF BILIMSEL MANTıĞA GEÇEBILMEK YAZISI'NA YORUM YAP
"Rüyalar ve politik dolaplar ülkesinden pozitif bilimsel mantığa geçebilmek" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
SİLÜET
2 Şubat 2021 Salı 15:22:23
Anlattınız. Eyvallah.

Bu ülkede ciddi anlamda bir kimlik sorunu vardır. Toplumun mevcut kimliğine pek de uyum sağlamayan olumlu/olumsuz bir takım yeniliklerin, çok kısa bir zaman diliminde, dayatmacı bir yaklaşımla toplumsal hafızaya yüklenmeye çalışılması derin çatlaklar oluşturmuştur. Toplum gayri ihtiyari gelenekçiler, yenilikçiler ve ortada sendeleyenler(ki ana grup bu gruptur) olmak üzere üç ana gruba ayrılmıştır.

Coğrafi keşiflerle birlikte ekonomik üstünlüğün kaybedilmesine bağlı olarak zenginliğini ve refah standardını kaybeden Osmanlı tebaası, ahlaki açıdan da yozlaşmaya başlamıştı. Kendi içinde normaldi de bu. Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi gereği geçim kaygısı çeken, yarınından endişe duyan bir toplumun ahlaki değerlere çok da bağlı kalması beklenemezdi. Ortaya çıkan bu yozlaşma Osmanlı'nın son asrında ve Cumhuriyet döneminde ayyuka çıkmış, yaşanan kimlik bunalımın üzerine eklenerek kamplaşmanın sertleşmesine, çatlakların derinleşmesine ve muhafazakâr ve yenilikçi gruplar içinden marjinal gruplar çıkmasına neden olmuştur. Marjinal grupların legal ve illegal alanda sergiledikleri eylemler gün gün toplumun sendeleyen kısmındaki grubu da taraf seçmeye mecbur bırakmaktadır. Özellikle Batı tandanslı ideolojilerin, yaşam tarzının ve ahlak anlayışının zihinlerde yer tutmaya başlaması ile toplum bir yandan kendiliğini kaybederken, diğer yandan değişmesi ve yenilenmesi gereken hususlarda da kararsızlık sergilemektedir. Osmanlı'nın son dönemlerinde aydın kesimde başlayıp Cumhuriyet döneminde kısmen halka da inen değişme ve yenilenme arzusu; yenilik hareketinin toplumun kimliğini ve kendiliğini oluşturan kavramlar üzerinden yürütülmeye çalışılması ciddi anlamda bir dirençle karşılaşmıştır. Böylece ikisinin de yapay olduğuna ve bize pek de oturmadığına inandığım iki yeni kimlik oluşmuştur: Gelenekçilik ve yenilikçilik.

Meseleyi biraz geniş aldım ama varmak istediğim netice şu: Türkiye'de bütün ülkeyi kapsayıcı, herkesi memnun edici türden bir anayasa yapılması şimdilik mümkün değildir. Zira yukarıda bahsettiğim gelenekçilik ve yenilikçilik kavramları ile bunların türevleri arasındaki uçurum çok çok büyüktür. İşin içine marjinal kanatların da dahil olacağını varsayarsak bu türden bir anayasanın yapılmasının imkansızlığı daha net görülür. Zira bizde kimliğini ve kendiliğini muhafaza etmeye çalışmak işi de, yenilenmeye ve değişmeye çalışmak işi de körü körünedir. Dolayısı ile kapsayıcı bir anayasa çalışmasında, türevlerini ve marjinal kanatlarını bir yana bırakıyorum, en büyük kavga bu iki grup arasında yaşanacaktır.

Teşekkürler.

SİLÜET tarafından 2.2.2021 15:27:47 zamanında düzenlenmiştir.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Ali Rıza Malkoç Yazının sahibi 2 Şubat 2021 Salı 15:38:05
İlginize tesekkurler.
Ben bir noktaya odaklanmistim.
Tarihsel sureci masaya yatirip, "buraya nereden geldik" i sorgulamadim. Onu da siz detayli yapmissiniz.
Ben detaylara, kitaplarimda giriyorum.
İlginizi cekerse:
Adalet sevdam benim
Anadolu ortak ask medeniyeti
Organize toplum
Adli kitaplarimi okumanizi oneririm.
Sosyal medyadan takiplesmeyi arzu ederim.
www.arm.web.tr
SİLÜET 2 Şubat 2021 Salı 15:42:15
Teşekkür ederim.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.