Mehmet İmran Sevinç
14 şiiri ve 12 yazısı kayıtlı Takip Et

Bugün günlerden pazar



Evet bugün günlerden pazar.
Güzel bir gün bugün.
Home ofis olarak kullandığım dükkândan bakıp seyreyleyince dışarısını bir hoş oluyor insan.
Sabahın 06.00 sında kalkıp çevreyi ve insanları seyre dalmak.
Tabiat bir tek bana aynı güzellikleri sunmuyor ki.
Herkese karşı adil değil mi.
Bakmak ve görmek nüansıyla.
D-100 kara yolundan Kadıköy Belediye binasına inen yol üzerinde Fikirtepe Metrobus durağı karrşısında olan home ofisimden seyretmek gelip geçenleri.
Kimisi otomobiliyle geçerken kimisi de yürüyerek Metrobüs durağına doğru giderken.
İnsan manzaraları.Kimisi aheste aheste alırken yol, kimisi de telaşle gelip geçerken.
Seyretmek seyre dalmak farklı hazdır tattır vesselam.
Marketten bir muz, bir buğday ekmeği ve bir sirke alayım diye binip giderken arabama yolum üzerinde tatlı gülüşlü saçları ak teyzenin evinin hemencecik karşı tarafında kedilere yiyecek vermek için geçmesi için yol verip durdum.
Camı indirip günaydın dedikten sonra ’’minik yavru minik yavru’’ seslenişiyle zaten bekliyordum minik yavrunun tatlı ve güler yüzlü teyzenin yanına geçmesini.Minik yavru teyzemizin yanına geçtikten sonra yoluma devam ederken teşekkür ederim cümlesi apayrı bir hoşluk oluşturdu gönlümde bu yaşlı teyze.

Ve devam ederken hayat akışında.

Şöyle bir bakayım dedim arzı endam edilen SİYASET pardon edebiyat sitemize.
Ne göreyim en çok sevdiğim Den(iz) Hanımefendinin günün ilk saatlerinde yazdığı yazı.
Hararetle birkaç kez okudum.
Her zamankisi gibi harika ötesiydiniz Den(iz) Hanım.
Sizi, Siz yapan yazılarınızdan bir yazı daha.

Bu arada muz-buğday ekmeği-su harika bir damak tadı da veriyor.

Bazılarının çıplak olduğunu görüyorsunuz da kendinizin çırılçıpplak olduğunuzu bir türlü göremiyorsunuz manidar bir hal Den(iz) Hanım.

Harika bir cümleniz olmuş alıntısını yaptığım bu yazınız.
’’Mesela Ayasofya’nın törenle dine meze edilişinde arz-ı endam edişinizi öyle bir dille anlatıyorsunuz ki görenler sizin bir aziz olduğunuza bile inanırdı. Ama artık Ayasofya Müslüman oldu.’’

Sizin bu ifadenizden esinlenerek :)))

Hristiyan Ayasofya 29 Mayıs 1453 yılında Müslüman olmuştu.
24 Kasım 1934 te Dinsiz olmuştu.Belki de ATEİST olmuştu.
Şimdi de hani çok sevdiğiniz (ki yeseniz doymazsınız ya) Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ibadete açarak Müslüman oldu.

Yine Sizin ifadenizle.

Mideniz bulansın efendim bulansın da sakın hamilelik halleri de yaşamayasınız.

Yine kendi yazınızla,
’’Yazdıkça mangalda kül bırakmayan güzel ahlaklı, terbiyeli, insan sevgisi ile dolup taşan yüreklerinizle ya din ya da meziyet satan kalemlerinizin aslında çok basit şeyler için feda edilebilir olduğunu tek ben mi görüyorum?’’

Sizin gibi demokrasi aşığı, Türkçü ve tavizsiz bir Kemalistin kaleminden dökülmesi normal yazılar bunlar.

Hele de İsmail Karaosmanoğlunun yazısına ettiğiniz galiz küfürler.

Ne kadar da yakışıyor Size ve Sizin gibi demokrasi aşığı, Türkçü ve tavizsiz bir Kemalistlere ne kadar da yakışıyor.
Sağ olun,var olun, çok olun ve çok çok çok olun ve çoğalın.
Hatta bu sitede ateist bir arkadaşın ifadesiyle gümbür gümbür de gelin.
Buyrun efendim baş tacısınız bekliyoruz sakın geç kalmayın efendim.

Che Guevara.
Devrimci Che Guevara.
Hayat, ne aşk davasıdır ne de ekmek kavgası.Hayat, insan kalabilme mücadelesidir.şerefinle, namusunla, onurunla.
Demiş de.
Gitmiş Bolivya’da eli silahlı insanlarla nasıl bir onurlu mücadele verdiyse ’’onuruyla, namusuyla, şerefiyle’’ teslim olup idealine yürümüştür desek güzel olur değil mi.

Zerre kadar sevmem ama cümle çok güzel.
Ben de 20 aylık kız torunumun bendeki intibasıyla :)))
Hayat, ne aşk davasıdır ne de ekmek kavgası.
’’Hayat, güzelliklerle bezeli bir ömür sürdürme sevdasıdır’’ Sayın Tabip Den(iz) Hanımefendi.

Ve tüm samimiyetimle zat-ı alinizi seviyorum.Saygı da duyuyorum.Zira, harika ötesi sevgi dolu bir gönül dünyanız var.
Ve de bugün pazar saat da oldu neredeyse 10.00
Oğlunuz Efe’yi uyandırdınız mı.Sevip kokladınız mı.Pazar sabahı kahvaltı masasını hazırlayıp annenizle oğlunuz Efe’yi masaya oturtup kahvaltınıza başladınız mı.
Lutfen ihmal etmeyiniz.
Bir daha ki pazar gününe kadar hayat nelere gebe nelere bilemeyiz.

Ben Özgürlük Parkına yürüyüşe giderken Size ve tüm site sakinlerine iyi pazarlar ve güzel kahvaltılar dilerim.
Damak tadında inşaallah.
Sevgiyle, saygıyla ve de selamlarımla efendim.


Beğen

Mehmet İmran Sevinç
Kayıt Tarihi:4 Ekim 2020 Pazar 09:42:09

BUGÜN GÜNLERDEN PAZAR YAZISI'NA YORUM YAP
"Bugün günlerden pazar" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Erlik Aldacı
4 Ekim 2020 Pazar 10:50:34
Güzel bir kaybolmuş kaybedilmiş katledilmiş şehir gözlemi, insan analizi, kaldırımda erimiş yok olmuşlukların, nasıllarını umarken, yani şehir insanından başka bir şehir insanına, ruhuna iz düşümünü beklerken sabahın serinliği gibi gerçekçi. Ama tabi ya beklenti...

Bir kez daha haklı çıktı Buda. Demişti ki;

Beklentiler acı çektirir insana...

6 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mehmet İmran Sevinç Yazının sahibi 4 Ekim 2020 Pazar 12:23:52
Hoş geldiniz sahifeme ''Kimbilir'' rumuzlu şair.

Lutfedip yaptığınız yorumunuz için teşekkür ederim

Buda'nın dediklerine pek ihtiyacımız yok aslında.Zira, İslam Dini bir derya misâli vermiş her şeyi.
Mesele algılıyabilmek ve hayata geçirebilmektir.

Beklentiler neden acı çektirsin ki.Olabilecek bir düzeyde olduktan sonra.Bilakis yaşam kaynağıdır beklentiler.

Yorum yazınız için tekrar teşekkür, huzurlu ve mutlu bir pazar gününüz olmasını dilerim.
Erlik Aldacı 4 Ekim 2020 Pazar 12:50:26
Efendim, siz beni ziyadesiyle yanlış anlamışsınız. Ben yazının nitelikli girişinden dolayı yüksek beklentiye kapıldım. Beşeri tahlil beklentilerim hayali sükuta uğradı.
Yoksa insanın duygu durum çökkünlüğü kendisini bağlar.

Söz, kelam konusunda Buda'yı hafife almayınız efendim, siz kabull etmeseniz de o da bir peygamber... Ayet var bu konuda. Neyse bu konular ağır gelir güzel pazar öğlesinde.

Esenlikler dilerim...hürmet ederim.
Mehmet İmran Sevinç Yazının sahibi 4 Ekim 2020 Pazar 13:50:53
Kimbilir rumuzlu şair
Beşeriz, yanlış algılayabiliriz.
Benim de hatalarım olabilir.Hatalarımı asla örtmem ve de izahatıyla birlikte telafi yollarını ararım.
Şu giriş yazınız.
''Güzel bir kaybolmuş kaybedilmiş katledilmiş şehir gözlemi, insan analizi, kaldırımda erimiş yok olmuşlukların, nasıllarını umarken, yani şehir insanından başka bir şehir insanına, ruhuna iz düşümünü beklerken sabahın serinliği gibi gerçekçi. Ama tabi ya beklenti...''
Harikulade bir ifade.Bu yazınızla Sizi can-ı gönülden kutlarım.

Ve de devamında da,
''Bir kez daha haklı çıktı Buda. Demişti ki;
Beklentiler acı çektirir insana...''

Ben de ''Beklentiler neden acı çektirsin ki.Olabilecek bir düzeyde olduktan sonra.Bilakis yaşam kaynağıdır beklentiler.''

Yine yanlış anlama ve yanlış ifadelerim varsa özür de diler düzeltirim de.
Samimiyettir, sevgidir, saygıdır hayat felsefemiz.

Yorumunuzu iki ayrı paragraf olarak değerlendirdim.
Yine de yanlış anladığımı düşündüğünüz kısım varsa yazın hatamı düzelteyim

Buda'yı hafife alma konusu ise,
Hafife almadım.Büyük bir düşünür.

Ama İslam Dininde Buda'nın görüşlerine gerek yok.Zira, İslam Dini ilahi bir dindir her yönüyle mükemmel bir ilahi kanunlar manzumesidir.

Şu mesajınızla,
''Söz, kelam konusunda Buda'yı hafife almayınız efendim, siz kabull etmeseniz de o da bir peygamber... Ayet var bu konuda..''

Ayet mi var :)))) çok şakacı biri olmalısınız.
Buda ile ilgili niye ayet olsun ki.
Neden ben duymamışım ki.
Buda'nın da Peygamber olması konusu çok gülünç bir ifade.
Peygamber ismi sadece ilahi dinlerde kullanılır.
Bu konuda bir yanlışınız var derim.

Sevgi ve selamlarımla efendim.




Mehmet İmran Sevinç Yazının sahibi 4 Ekim 2020 Pazar 13:51:15



Düzenleme:4.10.2020 13:55:40
Erlik Aldacı 4 Ekim 2020 Pazar 14:33:44
Efendim, gülmenize gerek yok, tin suresi ve zül kifl konusunu incelerseniz Buda'nın peygamber olduğunu anlarsınız. Konuyla ilgili yayınlar mevcut. Ve Budist metinlerde Hz. Muhammed'in bahsedildiğini de okursunuz.

Dini bölgesel alırsanız inancı da belirli bölge ve soylara sıkıştırırsınız. İşte büyük yanılgı...
Beklenti acı verir...yaşarken yok olma fena fillah bunun en güzel kanıtıdır.

Günümüz insanının en büyük sıkıntısı ne biliyor musunuz Mehmet bey, arapçılık ve Yahudilik ekseninde soy ve cinsiyete dayanan baskıcı din oluşturmak, inançta evrensellik ten uzaklaşmak... Tanrı'yı yok etme çabalarından daha vahim daha zalimcedir bu durum...çünkü bunun arkasında emperyalizmin diktiği elbise var.

Hürmetle kabul buyurunuz...
Mehmet İmran Sevinç Yazının sahibi 4 Ekim 2020 Pazar 19:02:05
Kimbilir
Elbetteki en iyisini Allah (Celle Celalüh) bilir.
Her ne kadar çok derinlemesine İslami bilgim olmasa da hatırı sayılır seviyede de İslami bilgim var.
'':)))'' emojisiyle gülmek değil de tatlı ve samimi bir tebessüm ifadesini yüklemiştim.
Tin suresinde Buda'nın Peygamber olduğuna dair nasıl bir ifade var ki.
Zül fil konusunu bilmiyorum ve de merak da etmiyorum.

İslam dinini ne bölgesel olarak aldım ne de arapçılık ekseninde düşündüm.
Bütün kâinata indirilmiş bir din olarak düşündüm İslam Dinini ve Kuranı Kerimi.

Bir de şu var.
İlk insan ve ilk Peygamber Adem Aleyhisselam olan babamıza gelen dinin adı da İSLAM, arada ne kadar nebi ve Peygamber varsa hepsine gelen dinlerin adı da İSLAM.
Ve İMANIN şartları da aynı.
Diğer konularda şartlara göre farklılıklar var.
İslam eserlerinin hiçbirinde Buda'nın Peygamber olduğuyla ilgili en ufak bir bilgiye rastlamadım ve de duymadım.

''Hürmetle kabul buyurunuz...'' cümlenizi.

Yazdıklarınızı kabul etmem mümkün değil.
Ama samimiyetinizi elbette kabul ederim.
Bir konu daha ''Tanrı'' değil de biz Allah (C.C) deriz.
Her ne kadar kullanan kişinin düşüncesine göre Tanrı kelimesi Allah (C.C) kelimesi karşılığı olarak kabul görse de biz şuurlu Müslümanlar Tanrı kelimesini değil de Allah (C.C) kelimesini yeğleriz.

En içten sevgi ve selamlarımla efendim.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.