mirim
342 şiiri ve 170 yazısı kayıtlı Takip Et

Kör dövüş/ü



KÖR DÖVÜŞ/Ü

70’li yıllar.
Sağ-sol olaylarının henüz filizlendiği, birkaç gün önce birlikte gezen, top oynayan, gülüp eğlenen mahalle arkadaşlarının, komünist faşist diye kutuplara
bölündüğü günlerdi.

Amasya-Suluova da bu bölünüp parçalanmadan yeni yeni nasipleniyordu.
Mükemmel dostluk ve arkadaşlıklar yavaş yavaş yok oluyor, yerini düşmanlıklar alıyordu.
Çocuk aklımız bu kutuplaşmanın nedenini henüz kavrayamamıştı.
Kulağımıza gelen birkaç ciddi kavga dışında henüz herhangi bir kavgaya şahit olmamıştık.

Tam zıtlaşmanın tavan yapmaya başladığı bir zamanda, şeker fabrikasının koloni evleri diye tabir edilen lojmanları için yapılmış olan futbol sahasındaki mahalleli gençlerin kıran kırana maçını izlemek için her zamanki gibi sahanın kenarındaki yerimizi almıştık.

Maç başlamış her zaman olduğu gibi itişme kakışma, goldü değildi tartışmalarıyla devam ederken, birden birisi heyecanlı bir şekilde bağırdı: "Lan lan lan komünist Altan’la kardeşi Adnan geliyor !"
Bu haykırıştan sonra oyun anında durdu ve herkes sahanın hemen altından geçen parke taşı döşeli yola doğru dikkat kesildi. Gelen motosiklet sesi bu uyarının gerçek olduğunun kanıtıydı. Çünkü Altan ve Adnan kardeşlerin sürekli bir motosikletle gezdiğini herkes bilirdi.

Birden top oynamayı bırakan mahalleli gençlerde bir telaş ve hareketlenme oluştu.
Bu komünistlerin burada ne işi vardı ?
Hiç mi korkmuyorlardı ?
Bu açık bir meydan okumaydı.
Ve kesinlikle dövülmeliydiler !
Motosiklet geçip gitmeden önü kesilecekti ama olayı kim başlatacaktı ?

Kısa süreli bir tartışmanın ardından namı diğer Deli lakaplı Selahattin abi ben hallederim diye atıldı.
Hepimiz heyecana kapılmıştık. Çünkü Deli Selahattin namına yakışır bir şekilde kavga eden, oldukça güçlü kuvvetli bir gençti.

Hemen hemen herkes ondan çekinir ve kavga boyutunda karşı karşıya gelmekten kaçınırdı.
Deli Selahattin’in gönüllü olması kavgayı kesinleştirdiği için bizde ayrıca bir heyecan oluşturdu.
Artık maçı bırakıp yeniden pozisyon alarak çıkacak muhtemel kavgayı iyi bir yerden izleyebilmek için pozisyonumuzu aldık.

Altan ve Adnan kardeşler tam futbol sahası hizasına geldiklerinde Deli Selahattin "hop nereye ?!" diye nara atarak motosikletin önünü kesti.
İki kardeş hem korkmadıklarını göstermek için yavaş yavaş ilerliyor, hem de yüzlerinde kavgaya niyetli olmadıklarını ifade eden bir tebessümle geliyordu.
Deli Selahattin’in önlerine atlamasıyla birlikte durdular.
Deli Selahattin’in ne kadar tehlikeli birisi olduğunu bilmelerine rağmen, sanırım daha düne kadar birlikte gezdikleri mahalle arkadaşlarının onlara şiddet uygulayacağını hesap edememiş olduklarından olsa gerek durdular.
Büyük olan ve motosikleti kullanan Altan "Hayırdır Selahattin bizi niye durdurdun ?" diye sordu.
Deli Selahattin: "İnin lan motordan sizi döveceğim" diye kükredi.

Aha da başlıyordu...

Altan sakin bir ses tonu ve güler bir yüzle "iyi de Selahattin, bizi neden döveceksin ki ?" diye sordu.
Deli Selahattin’in cevabı kısa ve netti "siz komünistsiniz oolum, o yüzden dövecem sizi"

Adnan olayın vahametini kavramış olacak ki, yüzündeki tebessüm yerini endişeli bir yüz ifadesine bıraktı
"Yahu Selahattin bunun için dövüşülür mü ? Hem komünist ne demek biliyor musun ?"

Birden bire bir sessizlik çöktü.
Öyle ya, komünist ne demekti ?

Yaklaşık 10 saniye süren bu olağanüstü sessizliği Deli Selahattin’in peltek konuşması, daha doğrusu kükremesi bozdu "Lan bana öyle kolay soru sorma" diye haykırdıktan sonra Altan’ın suratına okkalı bir yumruk indirdi. Altan yediği yumruğun şiddetiyle sırt üstü yuvarlandı. Abisinin yediği yumruğu gören Adnan
motordan inerek Selahattin’e saldırdı ama daha elini bile kaldıramadan yediği yumrukla o da yere serilmişti.

Selahattin daha yeni ısınıyor, bütün seyirci nefesini tutmuş kavgayı izliyordu.
Selahattin yere düşürdüğü iki kardeşe bu sefer tekme tokat girişmiş, karşılık vermelerine fırsat vermeden her ikisini de dövüyordu.

Kısa süre sonra Altan ve Adnan kardeşler, karşılık vermeye kalktıklarında daha fazla dövülme ihtimalini de düşünerek yerde cenin pozisyonu almış gelen darbeleri en az hasarla atlatabilmenin hesabını yapıyorlardı.

Olay oldukça trajik bir hal almaya başlamışken abilerden birisi araya girerek Selahattin’i durdurdu. Müdahale eden abi sözü geçen birisi olduğundan Deli Selahattin gönülsüz de olsa vurmayı bıraktı. Ama bıraksalar daha dövecekti. İştahı hala yerindeydi!

Deli Selahattin’i durduran abi iki kardeşi kollarından tutup kaldırdı. Her ikisinin de yüzünde kan vardı ama nerelerinin kanadığı belli değildi. İçimin cız ettiğini hatırlıyorum.

"Gidin buradan !" dedi.
İki kardeş sessizce motorlarına binip gittiler.
Deli Selahattin’i tebrik edenler oldu. O da bu sıradan zaferin tadını çıkartmakla meşguldü ama bir yandan da öfkeli bir şekilde arkadaşlarını süzüyordu.
Acaba kavgaya iştirak etmedikleri için mi öfkeli diye düşündüm ama Deli Selahattin böyle bir fırsatı başkalarıyla bölüşmekten çok hoşlanmazdı.
Öyle ya iki kardeşi birden döverek namını yürütmüştü !

Elini omzuna atan bir arkadaşının elini sertçe itti.
Eli itilen: "Ya Selahattin niye kızıyorsun, ne yaptık ki ?" diye sordu.
Ve aslında bu olayların başlangıç nedeninin vatanı sevmek, korumak kollamak, komünizm ve faşizm tehlikesini bertaraf etmekle ilgili olmadığını, gençlerin enerjisini istismar eden bazı güçlerin bu potansiyeli ülkeyi kamplara bölmek için kullandığını en iyi şekilde anlatan şu soruyu sordu: "Oolum gomonis ne demek bana niye öğretmiyonuz ?!"


Beğen

mirim
Kayıt Tarihi:24 Eylül 2020 Perşembe 02:49:50

KÖR DÖVÜŞ/Ü YAZISI'NA YORUM YAP
"KÖR DÖVÜŞ/Ü" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
ishakaras
25 Eylül 2020 Cuma 14:13:41
8 yaşındayım o zamanlar yatılı okulda okuyorum öğretmenimiz solcuymuş
babamın sağcı olduğunu öğrenmiş,
öğrendiği ilk gün 45 dakka tek ayak üstünde bekletti beni.
Diyeceğim o ki bu iş tahsil işide değil
okumuş öğretmen olmuş ama adam olamamış, yorumlarda okudum cahiller dindarlar yapıyormuşta falan filan, yağ gibi üste çıkmamak lazım, gitsin o günler bir daha geri gelmesin, saygılar...

Cevap Yaz
Serap IRKÖRÜCÜ
25 Eylül 2020 Cuma 13:20:10
O yıllarda yaşananları çok güzel anlatan bir başlık!..

Sonradan herkesin gözü açıldı ve kim kime neden saldırdığını bile açıklayamadı, çünkü her fikir düzeyi arka bahçelerine 'fedai' arıyordu ve gençlerin 'hadi koçum!...' gazına geleceklerini bilerek maşalarla ateşi tuttular. Kendi ellerini yakmadan çok gencin canını, çok ananın da bağrını yaktılar...

Lise ve üniversite yıllarıma denk geldiği için çok yakından gözlediğim bu acıların dışında kalmayı çok genç başaramadı... Çünkü hiçbir gruba dahil olmamak, fikir sahibi olmamak demekti o yıllarda.

Gruptakiler de sadece kendilerine ezberletilen ama asla açıklayamayacakları cümleleri tekrar etmelerinin, slogan atmanın 'fikir sahibi olmak' olduğunu zannettikleri bu süreçte bölünmenin provalarının ülke üzerinde yapılmasına çanak tutmuş oldular ne yazık ki!..

İbret alınacak detaylar var yazıda...
Kaleminize sağlık Ahmet Bey.

Saygılarımla...

Cevap Yaz
himmet aygüt
24 Eylül 2020 Perşembe 23:30:55

ol başka hikayede resim tersine döndürülse kim kazanır)
kaybeden " bizken sonuçta".

yok, kör dövüşü zavallılığına indirgemeyeceğim elbet hikayemizi lakin,
mahallenin en yakışıklısı olduğumuz konusunda çok ısrarlıyım hala...

eyvallah.

Cevap Yaz
Canan Köksal
24 Eylül 2020 Perşembe 23:03:53
Yazıyı okuyunca aklıma o meşhur hikaye geldi.

Rivayet odur ki, iki adam oturmuş felsefeye yapıyorlarmış, derken biri Platon'dan bir örnek vermiş diğer arkadaşı da Eflatun'dan :))(Platon ve Eflatun aynı kişidir.)


Kulaktan dolma felsefe ile birbirini alt etmeye çalışırlarken aralarındaki sürtüşme '' Eflatun Platondan büyüktür.'' noktasına gelmiş. ''Yok efendim Platon büyüktür yooo olur muu Eflatun Platonu döver ...''derken ; serde erkeklik var ya düelloya karar vermişler.

Ehh tabi, tetiğe erken basan yaralamış karşıdakini. Olayı büyük merakla seyreden kalabalık ölmek üzere olan ve az sonra davası uğruna can verip ''kahraman!'' olacak olanın yanına koşup:
-Gerçekten Platon mu büyüktü ? deyince
-Gidin başımdan ikisinin de Allah belasını versin , tek satır okumadım onların düşüncesinden, sadece inat yüzünden canımdan oluyorum demiş.

Kör dövüşü cehaletin kaçıncı tabakası bilmiyorum fakat bu at gözlükleri akıl gözünden çıkarılmadan ıslah olası değiliz.

Yazınız için teşekkür ederim, böylece haberdar olduk.
Saygıyla.







Cevap Yaz
Ahmet Örnek
24 Eylül 2020 Perşembe 12:21:21
ülkemin ve insanımın kendini bilmez hallerini
o günlerin şahitliğinde çok güzel dile getirmişsin adaşım...
bu gün de çok değişen bir şey yok aslında, kaba kuvvet ve
zorbalığın yerini alan daha ince ve daha etkili şekliyle devam ediyor
o günün halleri bu günde... bize düşen insanları hiç bir şey olmadan önce
insan olmaya davet etmek...

sevgiler saygılar

Cevap Yaz
black_sky
24 Eylül 2020 Perşembe 11:41:18
Kan donduran bir olay...yuzde acı bir tebessüm bırakan...ama bir o kadar da endişe verici..
Bu ve benzeri öyle çok olay oldu ki insan bu manzara karşısında ne yapacağını bilemiyor...
Sonuç mu...hadi dayak yiyenler kurtuldu peki ya ölenler...asla geri gelemiyor..
Işte bu durumu isteyen o kişiler cahil bir toplum ister...nereye cekersen gelecek ne dersen sorgulamayacak...
Yürek acıtan bir yazıydı bana göre.
Kaleminize sağlık.
Saygı ve selamlarimla

Cevap Yaz
muslumbayram
24 Eylül 2020 Perşembe 10:32:03
Abi toplumun yüzdesel çoğunluğu beş vakit kıldığı namaz duasından bi haber.
gençlerini eğitemeyen toplumlar kullanılmaya, birilerinin taşeronu olmaya mahkumlar maalesef abim.
bu ve buna benzer olayları benim üzerimde de denediler, mezhepsel olarak
ancak rakiplerden daha doğrusu cahillerden demek lazım çok daha zeki olduğumdan
başarı sağlayıp dövemediler;))

ibretlik bir yazı gerçekten
kalemine sağlık
nice saygılarımla

Cevap Yaz
Ahmet Zeytinci
24 Eylül 2020 Perşembe 08:15:16
O günleri görmüş biri olarak anlattıkların çok hazindi gerçekten. 1968 yılından 1980 e kadar bir çok gencimizi yitirdik bu olaylarda. Onların gizli servisleri CIA, MOSSAD, KGB, M I - 6, hep bu olayları kaşıdılar yıllar yılı... Polisler bile bölündü, öğretmenler bile bölündü, bir babanın bir oğlu solcu bir oğlu sağcı oldu... Sonrada darbe olunca o meşhur ''Bizim çocuklar başardı.'' lafı ta oralardan kulağımıza geldi... Biz ise çok sonraları anlayacaktık hepsinin bir aldatmaca, oyun, olduğunu... Aynı başlıkta ki gibi Aziz Nesin'in de bir hikayesinin adıdır hakeza bir çok insan kim vurduya gitti... O bitti PKK terörü başladı... Millet de Kürtler ile savaştığımızı zannediyor, işin içinde çok başka şeyler var. İbretlik bir yazı gerçekten. Kutlarım Ahmet bey...

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.