Den(iz)
122 şiiri ve 163 yazısı kayıtlı Takip Et

Askıda namus





this PEN İS not working!

Bakire : Temiz, pak kız (onlara kadın demek ayıptır)
Bekaret: Dişi cinsinin bacakları arasında fizyolojik açıdan gelişmekte iken dişi çocuğa özbakımını yeterince yapabilecek hale gelene kadar, bakteri enfeksiyonlarına karşı savunmasız kalmaması için bir iç organ olan rahmin (uterus) korunması amacı ile (yaratıcı tarafından tasarlanmış da diyebilirsiniz) evrimin süzgecinden geçerek dizayn olmuş ince bir zar parçasıdır diyeceğimi sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz o bir KADININ en önemli ziynetidir. Kocasından başka kimse o kapıyı açamaz.
Namus: Bekaretin kanının son damlasına kadar, o bir iki damla kanı akıtmamak üzerine verilen savaş
Namuslu: Evlenmeden önce ne gösteren ne de elleten KADIN ( gösterip ellettikleriniz bir cemaati temsil ediyorsa bunda bir beis yoktur.)
Namussuz: Hem gösteren hem elleten KADIN. ( Madem gösterip elletecektin, neden millete duyurdun.)
Kir: Namus lekesi
Kirlenmek: Bekaretini kaybetmek
Temizlik: Kirlenen namusun bakterilerden arındırılması ( Bekaretine sahip çıkamayıp tecavüz, ensest, aşk vs yolu ile o bekareti kaybeden suçlu kadına uygulanması gereken işlem)
Temizlikçi : Bekaretini kaybetmiş olan ailesindeki dişi kimseyi ortadan kaldırmak sureti ile aile namusunu ak pak, tertemiz, pırıl pırıl, eskisinden daha namuslu hale getiren yüce varlık, erkek kişi.
Fermuar: Tüm bunlar olup biterken ailedeki namusunu kaybetmiş kadını doğuran kadının ağzına giydirdiği temsili obje.
Ataerkil: Ata ve erk kelimelerinin verdiği güçle bize sahip çıkan süpergüç.
Hegemonya: Süpergücün bir toplumsal bir toksoid argümanla beslenmesi sonucu süperötesi süpergüce dönüşmesi

Kelimelerin açık anlamlarına bakacak olursa bacaklarımızın arasındaki yükümlülük Dünyanın tüm kirlenmişliklerinin veya kirlenme ihtimali olacak olanların tümünden daha elzemdir. Asla aklımıza gelmemesi gereken şeyler var. Namus kavramının bir mülkiyet ideolojisinin bir cinsin diğer cins üzerinde uyguladığı eşitsiz, tutarsız ve haksız baskının toplumsal rollere giydirilmesi için içinin cinsel gerekçelerle doldurulmuş vahim otorite aracı olduğunu hiç aklımıza getirmemeliyiz.

Yalan, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, insan öldürmek, çocuklara yapılan her türlü işkence ve zulüm, iktidarların veyahut bir şekilde güç sahiplerinin diğerlerine uyguladıkları haksız ve insanlık dışı uygulamaların, açlığın, sefaletin, hayvanlara uygulanan tüm işkence ve kıyımın, doğanın katledilmesinin, kapitalizmin ve onun güç odaklarının elinde tuttukları yaratılmış finansal kabusun falan ‘’iffet’’ kadar önemi hiç olmadı. Afrika da bir su kuyusuna sahip olmanın ne demek olduğunu hiç bilemediğimiz için midir nedir suyun iffet kadar önemi yok. Dünyanın susuzluğa doğru hızla koşuyor olmasını, pandeminin yaşamsal olumsuz döngülerini, eğitimsiz kalacak koca bir neslin Dünya için ne demek olduğunu falan düşünmeyin, siz kadınlar bacaklarınızın arasını asla ve asla aralamamakla görevlisiniz.

Biyolojik farklılıklarımızın bir otorite aracı olarak kullanılması asla söz konusu değildir. Kadın, evlenene dek babasının evlendikten sonra kocasının ve ailesinin hükmü altında yaşamak zorundadır. Bedensel, zihinsel gücü ve doğurganlığının tasarrufu ataerkil düzene aittir. Kadın, özel mülktür. Aksinin iddia eden recm ile cezalandırın. Zina, Dünyada ki en büyük kötülüktür. Maazallah evlilik dışı sevişmeler yüzünden yüce yaratıcı tarafından Pompei akibetine uğratılırız. Gazabından kaçacak delik bulamayız. Delik denilince aklınıza gelecekleri tövbe istiğfar ile kovunuz. Bunlar Müslümanlara (erkeklere fazdır) Olmadı sahibi olduğunuz kadınları döver, tecavüz eder, işkence edersiniz, daha olmadı öldürün gitsin. Bunun bir ‘’namus cinayeti’’ olduğunu da zaten tüm basında çarşaf çarşaf okuyacağız. Bunun bir algı yönetimi olduğunu asla düşünmeyeceğiz.

Kadın, günahın ve suçun ana merkezidir. Saçının bir teli ile bile cinsel açlık işlevselliğini ortaya çıkarabilecek şeytansı, tehlikeli bir varlıktır. Memeleri, dudakları, bacak arasında sakladığı sahte cennet ile cehennemin davetçisidir. Zinhar bu şeytani varlığın günahkar davetine dönüp bakmayın. Yolda kendi halinde yürüyen, otobüste veya dolmuşta bedenini teşhir edecek şeyler giyinmiş halde sakin sakin oturan o iblis kadınları gördüğünüz yerde hakaret edin, tokat atın, tekmeleyin. Beden-akıl diktamonisinde hissesine beden düşmüş olan kadının kirlenmeyi çağrıştıran varlığını baskı altına alın. Dindar erkekler, o kadınları baskı ve zulümle tanınmayacak şekilde örtün, evlere hapsedin.

Beden bir kadına aitse çoğulcu bir paylaşımdan bahsedilir. Sosyolojik açıdan cinselliği, kirliliği, namus argümanlarının tümünü yüklediğimiz kadın bedeni kamu malıdır. Sahip olan er kişi kadın bedeni üzerinde her türlü tasarrufa sahiptir. Malına sahip çık diyen dinlerin, ahlak ve toplum normlarının en gözde günah keçisi olan kadın bedeni tehlikelerin en büyüyüğüdür. O bedenleri gerektiğinde ortadan kaldırmak hakkınız vardır erkekler.

Rasyonel akılla çözülemeyecek bir meseledir kadın bedeni. Aklın üstünlüğü kavramını, Marksizmin bahsettiği ayrıştırıp akıldan değil ruhani ve tensel varlığa indirgenen bedenlerinin sömürüsünden bahsetmeyi falan da boş verin. Aklı öne çıkartan Aydınlanma Felsefe doktirinlerini okumanın veya anlamanın kime ne faydası var. Ekolojik çöküşün, nesli tükenen türlerinin, endüstri canavarının doğa üzerindeki hükümranlığını da görmezden gelin. Mesele büyük, çok daha büyük. Mesele kadın ve onun vajinası. Kadınlar, kimlerle yatabilir, kimlerle yatamaz meselesinden daha önemli bir Dünya sorunu olabilir mi? Yemek, içmek, uyumak, işemek kadar fizyolojik bir eylem olarak üreme içgüdüsü sonucu gelişen cinsel birleşme arzusu doğanın asla sorunu olmamıştır. Namus cinayeti işleyen bir kaplan veya karısınının karnını dişleri ile parçalayan bir ayıya rastlanmamıştır. Bu insan olmanın üstünlüğüdür. Sosyal bir varlık olarak insan, aklı elbette ki öteleyip bedenler üzerinden ahlak kuralları geliştirecekti. Bedensel gücü erkeğe göre daha az olan, ‘’belki de kurtlarla koşarken her şey çok daha farklı idi.’’ Kadın hayatın kıyısına itilen, taraf olmayı çoktan hak etmişti. Şimdi insan cinsinin dişisi olmanın cezasını yüzyıllar boyunca çekmek zorundayız. Keskin ve batıcı istismar noktalarının iki ana unsurundan biri olan kadın diğer unsur olan çocuklarında doğurucu olması sıfatı ile bu istismara da dolaylı yoldan yol açtığı için suçludur!

Erkeğin yegane görevi dürüstlüktür, namus kadından sorulur. Ailenizdeki tüm kadın bedenlerini korumak ve kollamak zorundasınız erkekler. Koruma ve kollama görevi sizlere otomatik olarak istismar ve kullanıp hakkı getiriyor ise de sizin asıl derdiniz elbette ki bu değildir. Beden ve kadın sorunsalı erkeğin baskı politikaları ile çözülemeyecek bir şey değildir. İnsan, düşünmesi vasfı ile diğer canlı türlerinden daha farklı bir konuma gelmişse de hayatımızı düzenleyen kalıplaşmış töresel veya dinsel saptamalı kurallar bütününde maddesel ögelere yer vermemiz mantık dahilindedir. Düşünsel yeteneğimizi bir kenara bırakacak olursak (ki kadının zaten akla ihtiyacı yoktur) beden imgesi üzerinden yaşam standartımızı belirlemeliyiz. Zaten Ademi de kandıran Havvanın bedeni değil miydi? Konu bundan ibarettir.

Siz insanlar çok zeki varlıklarsınız. Kapitalizmin ve geç kapitalizmin insanları yönetmek için ihtiyacı olan cinsel, renksel, dinsel ögelerin yarattığı farklılıkların onun işe yaradığını düşünüyor olsa idiniz bunu hemen fark ederdiniz. Erkeklerin görevidir düşünmek!

TAŞ ve TEN! Bedenlerin yüzyıllardır sunuluşunun tarihsel resmi geçididir.

Ben bu yazıyı yazarken Dünya üzerinde kadın cinayetine kurban edilmiş Kadınlar adına sesleniyorum insanlığa :

Bir kez daha lanet olsun askıda ki namusunuza.

Deniz...

Beğen

Den(iz)
Kayıt Tarihi:17 Eylül 2020 Perşembe 10:29:55

ASKIDA NAMUS YAZISI'NA YORUM YAP
"ASKIDA NAMUS" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Fatma Oral
19 Eylül 2020 Cumartesi 02:30:36
Okumadım sanma ilk gün okudum.

Ne kadar haklısın.
Dünyada en zengin kadınların geliri ile en zengin erkeklerin gelirini ilk yüz kişi için topla ve eşitle sonra birbirinden çıkart. Kalan o büyük kısım kadınların erkeklerde olan namus payı.

Kadınlar adına yükselen haklı sesini kutlarım.
Sevgilerimle.

Cevap Yaz
Canan Köksal
18 Eylül 2020 Cuma 13:52:35
Deniz, sıksan hani o kurşun geçmez kafaların granitlestirip taptiklari "altin buzağıyı " taşlamışsın.

Bir taş da benden.

Sesin gür ve sesin doğru.
Fakat bazen et, kan , kemikten ibaret olduklarını gördüğüm anda, bu beyin ve algı seviye farkını yaratan sebep üzerine düşününce ,turnusol kağıdı deneyi geliyor aklıma. Aa evet mantıklı diyorum.

İyi ki , onların tarafında değilim ve benzemiyorum onlara.

Netlik güzel iyidir, doğru ya da yanlış.
Fakat bukalemunlar fena :))

Cevap Yaz
Necati Kavlak
18 Eylül 2020 Cuma 13:19:37
Deniz Hocam!

Kaleme aldığınız "Askıda namus" yazınızı yayımladığınız ilk gün okudum!
Yazınız, Devlet yönetenlerin, her kademe milliği ve dini eğitim veren kurumların, okuyup çerçeveletip, başucuna asması gereken, akıl ürünü, gerçek insan düşüncesi ve de kamil olma vasıfları.
Ne yazık ki insanlık tarihi bu konuda sınıfta kalmış ve adına ne derseniz deyin, ikmale kaldığı bu derse çalışıp sınıf geçmek istemiyor.
Sosyal medyada, bir tarikat ya da cemaat kapısına tövbe kapısı yazmışlardı, işte o kapıya tövbe kapısı levhası yerine sizin yazınız asılmalı diyorum.

Cesur yüreğinizi tebrik ediyorum.
Türkiye uyanıyor ve buna acilen çok ihtiyaç var.
Saygılarımla.


Cevap Yaz
Shiroyasha
17 Eylül 2020 Perşembe 22:13:55
Dünya ağrısı dediğimiz şey hassas bünyeler için çok tehlikelidir. Elbette gücün erkekleştiği çağlar boyunca kadınların bizden binlerce kat daha çok zarar gördüğünü kabul etmeyen ahmaktır. En basit örneği evlilik dışı ilk cinsel ilişkisini yaşayan erkeğin pohpohlanması kadının ise aşağılanmasıdır bu liste uzar gider. Ama güç erilleşmiş olsada güç sahibi olanın erkek ve kadınlığı fark etmeden. Kötülüğün cinsiyeti dini dili ırkı yoktur demek istiyorum neyse fazla ziplamadan.
Hassas yüreğine dikkat et güneşli gökyüzüm. Bulutlar yakışmıyor sana.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 09:32:12
Canımız da yanmasa nasıl insan kalacağız ki gizli mabedim. Bunca şeyin arasında iyi ki dediğimsin.

Sevgilerimle...
-Iceberg-
17 Eylül 2020 Perşembe 21:00:55
Bir erkeği eğitirseniz, bir adamı eğitirsiniz. Bir kadını eğitirseniz, bir kuşağı eğitirsiniz.

Bu düşüncenin iyi örneklerindensin sevgili deniz.

Tebrik ediyorum
Ve
çok teşekkür ediyorum.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 09:33:28
Çok anlam ifade eden gururlandırıcı bir yorum bu. Tüm anlamlarda teşekkür ederim.

Sevgilerimle...
deniz-ce
17 Eylül 2020 Perşembe 20:51:16
Namus kavramının yalnız, kadınla, cinsellikle ilişkilendirildiği bir toplumda - hele bir de kadınsan-sakin kalmak zor Deniz'im.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 09:34:29
Sakin kalmamız gerekmiyor ki Deniz'im. Sakin kaldığımız sürece çaresizmiş gibi görüneceğiz.

Sevgilerimle...

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Gule
17 Eylül 2020 Perşembe 20:27:58
yeryüzü ve gökyüzü; her ikisi de hãlã erkeklerin himayesindeyken, kuyruğu havada gezen sapık zihniyetin bacaklarının orta bir yerinde fermuarın saklamakla mükellef olduğu
velakin huşuyla ve şehvetle terbiye ettiği(!) bu erkeklik uzvuna ya da tenasül aletine sağlanan kolaylıkları düşününce ( düşünsene -e tabi biz düşünemiyoruz- aç-kapa formülüyle musluk gibi yani istediği zaman açıp kapatabildiği testosteronlu torba aleti var nasılsa) belleğim alt üst oluyor...altı üstü bir metalik parçasına, bir fermura neler neler söylenmez...

gel gör ki cinsel organından kalbine ulaşamayan pezevenklerle dolu bir dünyada
testosteronlu torba aletini adam edemeyenlerden cennet-cehennem, yasak-günah kavramlarını duyuyoruz orda burda...erkeğe caiz olan ihtiraslı bir boşalmanın yanında, kadın sadece günahını(!) da alıp içine kıvrılıp uyumak isteyeceği namuslu bir delik ya da derialtı bulabilmenin avuntusuyla belki; vücudunun parmak izi bırakılmadığı damgasız-lekesiz herhangi sağlam bir köşesine oldu ki erişebilirse eğer, uzun bi süre o kumula kendini gömecek...kendi ölü toprağını kendisi örtecek üstüne...dünyaya sırtını dönüp...

kadını bir yatağa gömüyorlar o yatak sonra kaç kişiyi taşıyor içinde bilmiyor hiç kimse...

kasıklarında testis torbalarının o alaycı bakışları
göğüs aralarında azgın bir uçkur
rahimlerde yamru yumru eller
derinin altından gıdım gıdım soyulurken toy vücutlar
salya salya ısırılırken o körpe meme uçları
gözleri hep kapalı kadının

ama bu çark, bu başı bozuk düzen, bu dünya ısrarla dönüyor hãlã üstümüzde...

konular derin...konular vahim...bacak aralarında çerçeveletilip duvara asılmak istenen namus kavramları...tırnağınla eşeleyip kazdıkça çok ölü çıkıyor o çürümüşlükten...

duyarlı yüreğine sevgiler deniz...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 09:46:18
Öncelikle seni bir kez daha sayfamda görmek gülümsetti. Yazdıklarını okumak ve değerlendirmelerini öğrenmek benim için her zaman ayrıca anlamlı olmuştur. Böyle bir konu da bir lacinin yorumunu çok okumak isterdim.

Sindirilen bir İstanbul Sözleşmesi geçti gözlerimizin ve acıtan bir şekilde yüreklerimizden.

Bu şiir senin olsun.



''Nazan Bekiroğlu

duy beni yazılmış ve yazılacak olan bütün hikayelerin kadın kahramanları.
bütün o yaşanmış ve yazılmış olan,
bütün o yaşanmamış ve yazılmamış olan
hikâyelerin kadın kahramanları.
kadınlar ve kızlar,
dişil ve doğurgan,
duygusal ve duyarlı olan.
eril olmayan yani,
fethetmeyi değil fethedilmeyi bekleyen kale, daima.
gecenin karanlık koynunda kapılarını açan kent,en fazla
en fazla bir sandalı koynuna alan deniz.
durağan
ve çaresiz
ve lekesiz
ve temiz tertemiz.
adı tarihe geçmiş ve geçecek
dişil ve doğurgan,
kadın ve kız olan yani ki
yani ki bütün hikâyelerin baş kahramanı olan.
dünyanın çevresinde döndüğü asıl güneş, çağların gerçek sahibi, gerçek yazıcısı tarihin,
bir anda en güçlü hükümdarları yerle bir kılan
en güçlü kumandanları köle, en zelil köleleri hükümdar kılan,
tutsakları en derin aydınlıkta hür, hür olanı en koyu karanlıkta tutsak kılan,
hükümsüzü birden bire hükümlüye çeviren,
hükümlüyü birden hükümsüz eden.
geçer akçeleri geçmeze, geçmez akçeleri geçere dönüştüren saklı ve gizli el.
ama güçsüz,
çünkü daima ödeyen ve ödenen bedel.''



Sevgilerimle...
Gule 19 Eylül 2020 Cumartesi 21:38:49
teşekkürler gülüm...az çok tanıyosun beni en hassas yanımdır kadın ve çocuklar...zaman zaman benim de değindiğim konular bu...o yüzden sessiz kalamazdım...ayrıca şiir de çok güzel ve anlamlı sağolasın...sevgiyle...sağlıcakla...
black_sky
17 Eylül 2020 Perşembe 20:10:34
Doğru sözün üzerine söz eklenmez..
Askıya bir lanette benden.

Sevgilerimle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 09:50:02
Hayır işi yapar gibi öldürüyorlar bizi... Ne tuhaf!

Sevgilerimle...
himmet aygüt
17 Eylül 2020 Perşembe 19:05:31
onlar bakmıyor sen ve ben gibilerine,
sen bak yine de olur mu,
ellerinden tut, yüreğini ver
insan olanlarına kadın, erkek demeden.

insanın hikayesinin gerçeklerle yazılacağı o güne dek,
soluğun yettiğince ...

eyvallah.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 09:54:14
Ne duygu yüklü bir yorum bu. Güzel insan yüreğine selam olsun.

Sevgilerimle..
Kimbilir
17 Eylül 2020 Perşembe 16:05:17
Sapık zihin dergahlarının kuytu köşelerinde, helal kerhaneler üretip üstüne üstlük bademleme yapanlar, bir "e" dört"k" sokağının sakinleri olmanın hayalini kuranlar...bir cana, bir çocuğa, bir kadına, bir insana saygı duyar mı?..

Kimbilir tarafından 9/17/2020 4:19:08 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 09:57:54
Bir bataklık yaratıyorlar. Sanki onlar için gidecek başka yer varmış gibi ne kadar rahatlar. Nefes almak için kanguruları öldürdükleri o sahneleri hatırlıyorum mesela. İçimde gezinen bir Aborjin var. Tüm yok olan şeyler için tek tek gözyaşı döküyor.

Kadın: İnsan

Bunu anlamak neden bu kadar zor?

Sevgilerimle...
Düzenleme:18.9.2020 09:58:27
muslumbayram
17 Eylül 2020 Perşembe 15:32:19
bakan gözümüzle gördüklerimiz
duyan kulaklarımızla işittiklerimiz
her an ve de her gün karşılaşmaktan artık tarafıma gına gelen
olayları ne kadarda güzel özetlemişsiniz Deniz hanım
Dün bu zihniyette sahip ismi lazım değil, hemde bir öğretmen vasfındaki kişinin
kadınları affedersiniz''şeytani bir varlık'' gibi sunan yazısı vardı
bu gün kaldırılmış sayfadan, bu tarz kişilikler Türklük örf, töre, annesinde asla olmayan kişiliklerdir
Türk tarihinde kadına cinsiyetçi, ayrımcı, ötekileştirici bakış yoktur.
Bu anlattıklarınız Emevi idolojisinin dayattığı ihvancı, çağ dışı anlayışı yaklaşımları olup, maalesef içimize encekte yapılarak hızla yayılması sağlanmıştır.
Gün geçtikçe de bu utanç veren olaylar, halka normalleştirilerek medya tarafından
algı yönetimiyle sunulmaktadır.
Bu saçmalıklara dur demenin zamanı çoktan geçmiştir
ASLIMIZA DÖNMELİYİZ
HEMDE ACİLEN
NİCE SEVGİLERİMLE

6 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 10:01:31
Müslüm bey,

O bahsettiğiniz yazıdan sonra bu yazdıklarım ortaya çıktı zaten. Böyle şeyler yazanlara demek istiyorum ki;

'' O kurduğunuz cümleler de KADIN kelimesini geçirdiğiniz her yere kendi isminizi yazıp yeniden okuyun. Ne hissediyorsunuz?''

Sevgilerimle...
muslumbayram 18 Eylül 2020 Cuma 10:12:52
FARKETMEZ Kİ
TIRNAK İÇİNDE DEMİŞİM YA
KADIN VEYA ERKEK
SİZ NE ANLADINIZ ANLAMADIM

AFFEDERSİNİZDE Kİ KAST
ADAMIN KADINLARA ŞEYTAN DEMESİ Nİ İFADE ETMEK BENDE ZULDÜ
BEN ŞEYTANI BU VESİLEYLE YAZMAM DAHİ BENDE SIKINTIDIR ANLAMINDA KULLANDIM
;)) SEVGİLERİMLE
Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 10:14:31
Ben size demedim Müslüm bey. Bu tür yazı yazanlara seslendim.

:))

Hay ilahi

:))
muslumbayram 18 Eylül 2020 Cuma 10:15:29
not: ayrıca o yazıya ilk tepki benden di
muslumbayram 18 Eylül 2020 Cuma 10:20:32
;)) bakınız denizim okyanusum
matematik 4,5 bende
ancak edebiyat konusunda mütevazi değilim
senin bana yazdığın yorum çok çok sert bir eleştiri inanın
;))) sevgilerimle
Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 11:18:58
Peki Müslüm bey

:))
Bir Dünyevî
17 Eylül 2020 Perşembe 14:00:19
ben konuya fransız kalmasam da
sen covid dersin onlar kılıçla hutbe okurlar
sen covid dersin onlar ttb kapatılsın derler
sen hukuk dersin onlar hadi bisikletle git aymdeki koltuğuna derler
sen ülkem vatanım dersin onlar özelleştirmeye doymazlar
sen ya hu kadın da bir insandır dersin onlar otursun dizini dövsün çocuk büyütsün derler
sen eğitim arap saçı dersin onlar nifak saçıyor fitneci derler
sen kuşak muşak sosyoloji dersin onlar ihtiyarları dışlamayın, ayrıştırmayın derler
sen edep size anlatıldığı gibi değil dersin onlar sana edepsiz utanmaz derler
sen kuran kurslarında insanımız israf ediliyor dersin onlar dinsiz kafir batıcı modenist falan derler
sen neyi nasıl dersen de onlar seni birey yerine koymazlar..

sen kalıpları parçalamaya çalıştıkça onlar sana 1500den 1000 den 500 den eksi 2000 den hikaye anlatırlar.

sen hangi çağda yaşıyorsun ya hu...
sen ne dersen de onlar başını çevirip sana bakmazlar bile..

uzat uzatabildiğin kadar, anlatamazsın, anlamazlar...

kafam iki milyon değil 2 milyar bu aralar şu defterden kaçsam dedikçe uyuşturucu bağımlısı gibi geliyorum ya...

sadece iyice sinir oluyorum, başka bir şey değil..

hangi yıldaydık, bugün günlerden ne?

kalemine sağlık deniz hanım..
eksik olma..

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 11:07:22
Anlaşılamamak noktasında ben de benzer dertlerden yakınıyorum hep. Kurduğum cümlelerin hangisi daha anlaşılmaz, daha sorunlu diye çok sorguya yatırdığım olmuştur. Refleks yazılarımda daha çok başım belaya giriyor. Genel olarak ani çıkışları olan biri olduğum için kelimelerimi sertlik süzgecinden geçirmiyorum sanırım. Ne olursa olsun ne yazmışsam ben yazmışım. Konu bu kadar net.

Siz de böyle bir durum analizi yapabilirsiniz. Ben sizin yazdıklarınızı çoğunlukla beğeniyorum. Okunduğunda ne düşünülür diye yazmayı boş verelim. Şunun şurasında yapmaktan zevk aldığımız kaç tane şey var ki.

Değerli yorumunuz ve ince fikirleriniz için teşekkür ederim.

Sevgilerimle...
Bir Dünyevî 18 Eylül 2020 Cuma 17:27:26
ne çok demişim, konuyla alakasız gibi... :) ne demişim ki; kadına, insan gözüyle bakamayanların her konuda bir falsosu görülüyor, ben bunu anlatmak istedim kim ne anladı bilemem tabii..

"Okunduğunda ne düşünülür diye yazmayı boş verelim. Şunun şurasında yapmaktan zevk aldığımız kaç tane şey var ki." buraya bir imza bırakayım..

vaktimin dolduğunu hissediyorum sitede.. çığrından çıktı, hedefsiz bir yelkenli.. bir çok değerini yitirdi, sadece insanın, defterde bir tebessümü belki..

evet artık çağımızın derdi değil sanki anlaşılmak veya anlaşılmamak... sizin bu yazıdaki anlatım tarzınıza ne deniyor bilmiyorum, yazıyı tekrar okumadan zihnimde canlandırıyorum da; determiniz mi, analitik düşünce mi.. yoksa oklavalı merdaneli yazı mı, gerekiyordu bir döner tekme atma belki de...

kaç bin yıllık kültürü, söylenceleri adetlerin sonu bir çağdayız.. bugün bir cenazedeydim, deist olarak ilk cenaze namazımdı.. ne işim var burda dedim, belki de yaşarsam önümüzdeki 10 yıllarda aynı bulamaç düşünceleri çok yaşayacağım..gerçeklikten kopuşun bir adımı mıdır bu...

ilerisi için kalıcı ne bırakabilir, kaç yıllık müdavimler olarak bunlara yoğunlaşsak mı, arasıra dost gördüğüm, zihni hür gördüğüm rumuzlara mesajlar atıyorum; hadi ortak şiir, ortak bir yazı gibi... size de gönderdiği mi hatırlıyorum..

belki gelecekte, 10 kişi bir roman, 25 kişi 1 şiir, 5 kişi bir tiyatro yazalıma döner mi belki..

ne derler buna internet sosyolojisi, birlikteliği, başarısı veya hülyası mı??

teknik yönümü geliştirebilseydim site yapma bakımından, yaz, kaydet, seç bir rumuz gönder, sırayla, herkes eklesini yazsın, döngünün başındakinde veya herhangi bir üstadın ekranında toplansın yazılanlar sırayla:)) oysa öyleydi; önlisansda 2003 lerde internet sitesi nasılyapılırdı dönem ödevim veya neydi adı tezi mi ne....

ıskaladık bir çok şeyi..

konu neydi; insan aslında..

yiğene çokca selam, ege miydi, bahtı açık olsun...
saygı sağlık ve huzurla deniz hanım..
Sevay
17 Eylül 2020 Perşembe 12:45:20
Hamile bir kadını ,Allah ın lutfu olan bir canlıyı taşırken bile,ona bir yakıştırma yapan,gündüz sokakda gezmesinin sakıncalı olduğunu söyleyen bir zihniyetin,din adına kendi sapık düşüncelerini dile getiren sözde din adamlarının bunca vahşice vakalara sebeb veren bu mahlukların eseri bu tablo ne yazıkki.Buna birde ayna tutan zavallı kadınlarımız var,sessizce köşesinde oturan ,komşu kızına laf atan beyinsizler.
Söylenecek,yazılacak,haykırılacak ne çok söz var.

Kaleminiz dert görmesin,yüreğinize sağlık,sevgiyle kalın hep

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 11:09:09
Düşünsene çocuk ve gelin yan yana okunuyor ülkemizde. Çok ağır geliyor böyle yükleri taşımak.

Sevgilerimle...
kundakçıoğlu
17 Eylül 2020 Perşembe 11:22:44

Sevgili Deniz

Bir kaç şey de biz yazalım

Böyle bir çağ olmaz olsun diye başlıyorum. Nereye gidiyoruz kim haklı kim haksız haklı olan nerede doğrular bildiğinden emin olanlar koruyanlara sahiplenenlere ne oldu. Birbirimizi anlatmayı anlamayı bilmiyorsak nasıl nasıl yaşayabiliriz ve doğuran çocukları düşünün aile yapısı diye bir şey kaldı mı ne den oldu neden yaşanıyor bunca adını hiç duymadığımız şiddet işkence ve zulümler. Yunan Mitolojisi kadın ağaçla özleşmiş çatalı olmayan ağaç yok derken o yüzden mi yok ediyoruz kaz dağlarındaki kadınlarımızı. Daha dün yol yapımında kesilen ağaçları hiçe sayıp ağaç kesmenin sevap olduğunu anlatan yorumlar bu kadar mı göremiyoruz ve gözlerimiz bağlı vaziyette yaşıyoruz. Yalakalık **lık daha açıkçası biat etmek lider ne derse o işte böyle olunca ne canlının değeri ne suların gökyüzünün en kötüsü ne de emeğin değeri bilinir. Mesela bu günlerde sağlık emekçileri gecesini gündüzüne katarken biri çıkar Türk Tabipler birliğini kapatalım der ve sonra evet diyecekler çıkar biz direniriz doğrulara sağlığımız gider. En önemlisi Mustafa Kemal ATATÜRK kadınlarımızı verdiği yetkiler 5 Aralık 1934 seçme ve seçilme hakkı Mustafa Kemal Atatürk, 1925'te Kastamonu'da yaptığı konuşmada şöyle der: “Toplumu kalkındırmak istiyorsak, izlememiz gereken daha emin ve daha etkili bir yol vardır. O da Türk kadınını çalışmalarımıza ortak etmek, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, kadının, bilimsel, toplumsal ve ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve koruyucusu yapma yoludur.” bu düşünceler ile kadına değer veren ben tek dünya lideri diyorum atamızı suçlayanlar var ve onlara prim veriliyorsa hadi diyorum gel de isyan etme. Yaşım kemale erdikçe sahiplenmenin korumanın yüce bir duygu olduğunu öğreniyor insan. İnsan yaşamak yaşatmak adına mücadele etmeli edemiyorsa kadın erkek olsa ne fark eder.

Saygı ve selam ile

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 11:14:52
Atatürk bizler için bir gelecek var etmemiş olsa idi her bir kadın birer burkanın ardından bakacaktı Dünyaya. Ona minnetimi anlatacak kelime bulamıyorum. Şimdi bize verileni öldüre öldüre elimizden almaya çalışıyorlar. Bunu izin veremeyiz. Çığlık susmamalı.

Tabip odası olayının barolar birliğinde olanlardan farkı yok. ATATÜRK demek için bir kurumun çatısına ihtiyacımız olmadığını da anlayacaklar.

Çok güzel saptamalar yaptığınız yorumunuz başımın tacıdır. Teşekkür ederim.


Sevgilerimle...
Mavii KeLeBeK
17 Eylül 2020 Perşembe 10:45:07
Kadın bu denizim
daha doğduğu gün başlar çilesi önce ailesi üzülür erkek olmadı diye
sonra bir baskı hep korumak zorunda olduğu namus
okutmazlar kadın okumaz
ne yapar kadın kocaya gider babası yaşında bir yada iki çocuklu adama hizmetçi
anne hep susar babanın otoritesinden çıkan kadın kocanın otoritesine girer hep bir sahiplenmişlik
sanki neyi koruyorlar sa hep bir koruma koruma adı altında sözlü bedensel ve ruhsal şiddet de cabası

bu toplum düzelmedi düzelmez de denizim
insanların beyinlerini çıkarıp ozon suyuna yatırıp silmedikçe
buda imkansız olduğu için böyle gelmiş böylede gider

takarlar kulbu gönderirler toprağa
bir de kendileriyle övünürler
nasıl temizledik ama o lekeyi alnımızdan
peki ya vicdanınız daki leke o nasıl temizlenecek

allah huzurunda namusumuzu korudum mu diyeceksiniz
cehenneme odun da lazım devam edin

harikasın denizim ama yine anlamayacaklar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 11:16:40
Onlar tamamı kendilerine ait olan yaşam alanlarını koruyorlar. Bize sadece nefes alabileceğimiz bir alan bırakıp her şey onların olsun istiyorlar Sultanım.

Kıymetli yorumun için teşekkür ederim.

Sevgilerimle...
Satsuna
17 Eylül 2020 Perşembe 10:44:48
Bir lanette benden namus tellallerine

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) Yazının sahibi 18 Eylül 2020 Cuma 11:17:54
Sen ve kocaman yüreğinle biz ne çokuz böyle ablacığım.

Eyvallah.

Sevgilerimle...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.