direniş
1466 şiiri ve 139 yazısı kayıtlı Takip Et

Amine öğretmen (4)



AMİNE ÖĞRETMEN (4)


Züleyha’yı iş yerine bıraktı okul dönüşü alacağını tembihleyerek. Dar Arnavut taşlı ara sokaklardan hızla uzaklaşarak okul yolunu tuttu. Okul zili çalmıştı. Beş on dakika geç kalacağını tahmin ederek bastı gaza. Kafasında dolaşan olumsuz duygular direksiyon hakimiyetini kaybetmesinden de korkuyordu. Mümkün olduğunca aklına takılan geçmişin izlerini okula varıncaya kadar ertelemeyi düşünse de, bir türlü uzaklaştıramıyordu. ’’Allah’ım n’olur okula bir problem olmadan beni ulaştır!’’ diyerek içinden Fatiha okuyor, aklına gelen duaları da peşinden sıralıyordu. Endişe ve okula geç kalmanın sıkıntısı ile şehir içinde azemi hız limiti elliyi geçmemesi gerekirken o, hızını altmış, yetmişlere dayandırıyordu. Neyse ki; düşündüğü durumlar meydana gelmeden okula varmıştı. Arabanın kaplarını kilitlemeye bile vakit ayırmadan kıvrak adımlarla sınıfına vardı. Öğrencileri Amine hocanın gelmeyeceğini sanarak keyfine göre takılıyorlar, oldukça gürültü çıkarıyorlardı. Sınıfın haylaz çocukları on dakikada sınıfı, hababama dönüştürmüşlerdi. Amine’nın sınıfa hızlıca girdiğini gören öğrenciler hemen ayağa kalktılar. Hep birlikte ’’Günaydın, hayırlı sabahlar’’ dileme faslının ardından Amine, mahcup bir yüz ve ses tonu ifadesiyle:

-- Benim güzel arkadaşlarım, hepinizden özür dilerim. On dakikanızı kaybettirdim ama bunu telafi edeceğim. Bir arkadaşım ben de misafirdi. Onunla ilgileneceğim ve onu kendi işi yerine bırakacağım diye birazcık geçiktim. Anlayışınıza ve affınıza sığınırım, deyince arka sıralarda oturan Bilgehan sesi duyuldu sınıfta!

-- Hocam, arkadaşınız erkem miydi? sorusuna sınıf gülmeye başlayınca,

-- Yok be Bilgehan! gözlerinin içine bakarken hafifçe güldü. Eminim sen bizden çok daha hızlısın. Duyduğuma göre bir kaç kızı kafaya almışsın! Kızlar senin yuvanı yapacaklarmış, benden demesi! Kızlar aldatıldıklarını anlamışlar! sana ne dememiz lazım şimdi? Horbarda mı, zampara mı? Sınıfta gülüşmeler Bilgehan’ın utandırmıştı.

-- Hocam, valla öyle bir şey yok! İftira, iki gözüm önüme aksın yalan! Amine hocanın sözünü ciddi sanarak yüzüne kızıllık çökmüş, ecel terleri akmaya başlamıştı yanaklarından aşağıya. Durumun ciddiyetini gören Amine, gülerek içini serinleten sözler döküldü dudaklarından.

-- Deki oğlan, şaka yaptım sana. Hep sizler mi şaka yapacaksınız bana? Hemen söyleyeyim, içinizde ukde kalmasın! Evimde misafir kalan bayan bir arkadaşım. Oldu mu şimdi? İçiniz rahatladı mı sınıfın irkekleri! Kızlar oğlanlara bakarak gülüştüler.

Kısa sohbetin ardından derse başladılar. Bugün dersin konusu İstanbul’un feth-i anlatılacaktı. manevi yorgunluğu ders anlatmaya pek müsait değildi Amine öğretmenin. Öğrencilerine karşı sorumluluğunu yerine getirmenin bilincindeydi ve mecburdu. Konuyu öğrencileri ile karşılıklı soru yanıt şeklinde geçirmeyi, esas konuyu haftaya anlatması gerektiğini düşündü. Sınıfa :

.. Arkadaşlar konumuzu biliyorsunuz. Ben bu dersi karşılıklı soru-yanıt şeklinde yapsak, sizin anlamanız açısından daha iyi olur gibime geliyor. Konuya iyi çalışmış arkadaşlarımızda anlatabilir tahtada ama soru-yanıt daha etkili öğrenmeniz açısından. Ne dersiniz? Ben bu sefer size uyacağım, dedi.

Öğrenciler bu teklife olumlu cevap verince, İstanbul Fethinin önce ile ilgili sorular önce çıktı. Bunlar karşılıklı yanıtlar alınca, Fethin sonrası da konuşuldu. Öğrenciler bu ders şeklini pek sevmişlerdi. Verimsiz masal anlatır gibi anlatılan dertlerden az öğrencilerin anlaması sonucu, öğrenim kalitesi vasattı. Bu dersin soru-yanıt şeklinde geçmesi, başarı seviyesini yükseltiyordu ama ders müfredatı böyle değildi. Bazı öğretmenler kendi insiyatiflerini kullanarak böyle ders verenler oluyordu ara sıra. Amine öğretmen de bunu denemiş ve öğrencilerde memnun olmuşlardı. Sıkıntılı olan durumunu faydalı ders şekliyle atlatmıştı.

Teneffüs zili çaldığında öğrencilerin tamamı çıkmıştı sınıftan. Kimisi kantine, kimisi bahçeye gitmişlerdi. Amine öğretme ise öğretmenler odasına gitmemiş, on beş dakika olan teneffüsü sınıfta kalarak geçirmeyi yeğlemişti.Sıkıntısı bir türlü uzaklaşmıyordu yüreğinden. Onun dertli olduğunu gören yan sınıfın öğrencisi Teslime, sınıfın kapısında onu dikkatlice izliyordu. Geçen yıl dersine giren Amine öğretmeni çok seviyordu. Bir müddet onu izledikten sonra öksürür gibi yaptı Teslime.

-- Öhhe, öhheee! sesini duyan Amine öğretmen, pencereye dönük yüzünü hafifçe çevirdi. teslime^yi görünce:

-- Hayır Teslime? Öksürük mü oldun?

-- Yok hocam! Size geldiğimi haber vermek için öksürür gibi yaptım. Dalgın gördüm sizi. Bir durum mu var hocam?

-- Bir şeyim yok! Sadece dalıp gittim işte her insan gibi...

-- Anladım hocam, ben size hemen bi çay alıp geleyim kantinden. Yorgunluğunuza iyi gelir. Bizim deliloşlar sizi kim bilir nasıl yormuşlardır?

-- Zahmet olmasın? İllada getireceğim diyorsan tek şekerli bi çay kap da gel haydeee! deyişine ikisi birden gülüştüler. Teslime kantine toz olmuştu gülüşmelerin ardından.

Teslime kantine gidince tekrar pencereye dönerek dışarıyı seyre dalmıştı. Yağmurda hafiften çiseliyordu. Çocukların yağmura aldırış etmeden oynadıklarına bakarken öğrencilik yıllarında da yağmur kar demeden ders arasında oynadıklarını anımsadı. Hastalanma akıllarına gelmezdi. Ders zili çalmasa bütün gün yağmurun, karın altında sırıksıklam ola ola oynarlardı. ’’Gençlik işte’’ diyerek omuz silkti. Onlara bakmaya devam ederken teslime elinde çayla içeri girdi.

-- Buyur hocam, afiyet şeker olsun. Başka bir isteğiniz varsa yerine getireyim. Tost falan ister miydiniz hocam? Özür dilerim sormayı unutmuşum!

-- Sağ olasın Teslime’m. Bi çay yeterli. Başka bir isteğim yok ama sana sormak istediğim; derslerin nasıl, iyi mi? Kırık yoktur umarım.

-- Yok hocam. Sizi üzecek notlar almıyorum. Gülerek devam etti sözüne. Bana müsaade hocam. Arkadaşlar bekliyor kantinde, çay içeceğiz.

-- Teşekkür ederim, başka bir isteğim yok. Al şu çay parasını. derken cüzdanından parayı çıkarıp Teslime’ye uzatırken.

-- Aşk olsun hocam. Bi çayın lafı mı olur, der demez hızlıca uzaklaştı oradan.

Amine, çayını yudumluyordu yine camdan dışarı bakıyordu. Onun ilgisini bir şeyler çekmiş olacak ki; dışarı bakmaktan kendini alamıyordu.

Çayı dudaklarının arasına götürürken bu sefer ince ince yağan yağmura düşünceli baktı. Aheste aheste yere düşen yağmur damlaları onu alıp ötelere götürdü. Düşleri sırılsıklam oldu, gözleri doldu. Öğrenciler teneffüste olduklarından kimse göremedi gözünden damlayan sevda yaşlarını. Okulun bahçesinde duran ıhlamur ağacını kendine mesken yapmış serçenin üşümüş sesinin çılız iniltilerini duyar gibi oldu. Yüreğinden bir şeyler koptu o an! Bir çırpıntı başlarken yüreğinde, arkadan bir el uzandı omzuna. Sağ elinin tersiyle gözlerini aceleyle sildi arkasına dönerken. Omzuna hafifçe dokunan sınıfın en çalışkan öğrencisi Berru Tan’dan başkası değildi. Öğretmenini çok sever ve onu yalnız bırakmamaya gayret ederdi. Öğretmen, öğrenci ilişkisi sadece okuldaydı. Okul dışı arkadaştılar. Berru, öğretmeninin düşünceli durumunu anlamıştı. ’’Bunlarda geçer geçer!’’ derken ona, dudaklarındaki hüzün ne kadar içinin dolup dolup taştığını görebiliyordu Berru. Göz göze bir müddet bakıştılar. Amine, ’’Bugün nedense böyle bir hâl var bende’’ demek istedi. Sonra suskun bakışlar yerini hıçkırıklara bırakacaktı Amine’yi. Her acıyı yüreğin hücrelerine hapseder gibi hapsetti... Karşısındaki öğrencisine iç halinin yanışlarını pek belli etmek istemiyordu.

Geçmişin anılarını silmek kolay olmuyordu Amine’nin yüreğinde. O gün bütün ders boyu kendine gelemedi. Okulda ayrılırken sarhoş gibiydi. Arabaya binmeden yağmur altında, ayakkabılarını bir kenara atarak caddelerde alabildiğince bağırmak istiyordu. Yazdığı şiirleri haykırırcasına okumak, yata, yuvarlana dolaşmak azusundaydı. Öğretmenliği olmasa yapacaktı düşüncelerini. Bunu gören öğrencileri ne derdi? Eşi, dostu, arkadaşlarının yüzüne nasıl bakardı. Aklından teyet gibi gelip geçti düşünceleri. Arabasına binerek candan arkadaşı Züleyha’yı almaya gidiyordu tutsak düşüncelerle...

Devam edecek...

Zafer Direniş
...

20 haziran 2020 Cumartesi

KARABULUT


Beğen

direniş
Kayıt Tarihi:26 Haziran 2020 Cuma 23:00:53

AMİNE ÖĞRETMEN (4) YAZISI'NA YORUM YAP
"AMİNE ÖĞRETMEN (4)" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Aygün Deniz
26 Haziran 2020 Cuma 23:27:31
Evet Amine öğretmenin dördüncü bölümünü de heyecanla okudum. Çok güzel ve merakla sonunu bekliyorum Direniş Hocam. Saygılar.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.