direniş
1466 şiiri ve 139 yazısı kayıtlı Takip Et

Amine öğretmen (2)



AMİNE ÖĞRETMEN   (2)


Kapının zili aralıksız çalmasıyla uzandığı kanepeden sıçrayarak kalktı. Bir an afalladı! Uyku sersemliği ile kolundaki saate gözleri gitti. Sanki sis perdesi inmişti yelkovanla akrebin üzerine. Uyku sersemliği ile göremedi saatin kaç olduğunu. Gözlerini iyice oğuşturarak tekrar baktı saatine. Şimdi tam görebiliyordu. ’’Offf be! Bir iki saatliğine uzandım, saat 22.00 gelmek üzere. Amma da uyumuşum ölü gibi...’’ mırıldandı kısık sesiyle. Kapının zili tekrar çalmaya başlayınca:

-- Patlama be, geliyoruz işte! Kapıdaki kişi duysun diye sertçe bağırdı. Ansızın, habersiz gelenin kötü haber getirecek endişesiyle kalbi de hızlı hızlı çarpıyordu.

Telaşlı adımlarla kapıya gitti. Kapının kilidini aceleyle çevirdi başını sallayarak. Kapıyı açtığında karşısında gülümseyerek karşılayan Züleyha idi. Uyku mahmurluğunda, gözlerini kısarak Züleyha’nın endamını söyle bir süzdü. Yutkunurken:

-- Hayırdır kız, ne oldu da bu saatte geldin?

-- Yok bir şey! İllâ bir durum mu olması lazım? Evde canım sıkıldı, geldim. Azıcık çene patlatalım. Hem özledim seni!

-- Deli şey! Daha dün geldim sana.

Züleyha yüzünü hafifçe buruşturur gibi yaptı.

-- Ne o kız, istemiyor musun beni? Sana bi hal olmuş. Suratın ekşimiş. Sen uykuda mıydın yoksa? Züleyha ağzını ayırarak esnerken sözüne devam etti. Kız valla keşke gelmeseydim, uykunu böldüm. Özür dilerim. Uyuyacaksan, gidebilirim bak!

-- Yahu saçmalama! Ayakta mı sohbet edeceğiz, geç içeri. diyerek içeri girdi Züleyha mahcup olmuş asker gibi.

Züleyha, Amine’nin çocukluk arkadaşı, aynı mahallede büyümüşlerdi. İki sokak ötede ailesiyle birlikte oturuyordu. O da Eskişehir’de Anadolu üniversitesinde ikdisat okumuş, üç yıl kadar traktör aksamı üreten bir fabrikanın muhasebe bölümünde daire şefi olarak çalışmıştı. En yakın sınıf arkadaşının teklifi ile birlikte mali müşavirlik kurmuşlardı şehirde. İş ortağı arkadaşı Zühal’de Ziraat bankasında çalışmış, oradan edindiği tecrübeyle bir iş yeri kurmayı planladığını Züleyha’ya açılmıştı. İş teklifini iki hafta kadar düşünmüş, ailesininde rızasını ve desteğini alarak Ankara’nın güzide şehri Gölbaşı’nın işlek caddesi üzerine de bir yer kiralamışlar ve bir ay içinde modern tadilat sonrası görkemli bir açılış yapmışlardı.

Mali müşavirlik, getirisi çok, götürüsü az olan sermayesiz bir işti. Büronun iyi düzenlenmesi, dört beş sandalye, küçük orta masası ve önlerindeki ceviz kaplamalı iş masası, havalı koltuk, camlara yazılacak iş yeri adı. Hepsi bu kadardı sermayeleri. Önemli olan da çevrelerine, şehir esnafına kendilerini tanıtacak mahalli gazete ve radyo tanıtım reklamları yeterliydi. Her iki arkadaş tecrübe ve iş deneyim birikimlerini birleştirerek işe koyulmuşlardı. Züleyha, her alandaki aktifliği müşteri bulmada kolaylık sağlıyordu. Genelde iç işlerine Zühal, dış ilişkilerine Züleyha bakıyordu. Ve bu ikilinin birbirleriyle anlaşamadıkları hiç bir konu yoktu.

Züleyha, salona geçerken, Amine mutfağa girerken:

-- Kuzum ne içelim? Çay mı, kahve mi?

Züleyha koltuğa otururken seslendi:

-- Aşkım, sen çayı sevdiğine göre, çay içelim. Kahve uykumuzu getirmez. Bende biraz yorgun düştüm müşterilere koşacağım diye. Biraz sıkıntımızı, yorgunluğumuzu atalım diye geldim bi tanem. Elimde bir aşk romanı vardı. Yirmi üç sayfa kadar okudum, gözlerime yorgunluk çökünce bırakıp geldim sana laflarız diye.. Mutfakta çay koymakla meşgul olan Amine gülerek:

-- Kız, ne dedin sen? Aşk romanı mı okuyorsun? Aşık mı oldun yoksa? Sessiz durur, saman altından suyu yürütür seni seni! Vay be!. Biz de henüz bir delikanlıya rast gelemedik!..

-- Yok be öyle bi şey deli!.. Biz kim, aşk kim? İşlerden başımızı kaldıracak zaman bulup da gönlümüzü aşka mı açacağız. Senin gibi kısmetim kapalı gözüküyor daha! son cümleleri söylerken salona dönen Amine ellerini böğrüne koyarak kafasını sallaya sallaya:

-- Benimle kafa mı buluyon sen! Yakında kokusu çıkar. Ben evde kalıcam bu gidişle eminim. Dudak bükerek koltuğa geçip oturdu Amine.

Amine’nin çalımlı tavırlarına kahkahayı basarken:

-- Aşk olsun kuzum; senden bir şey saklar mıyım ben? Şöyle filinta gibi bir delikanlı çıksın karşıma, tav olacağım ona. Ve hemen sana söyleyeceğim. Bu zaman da gençlerimiz aile kurmaktan ziyade gönül eğlendirmeye meyilliler. İyice tanımadan balıklama atlamak yok kuzum! Sözlerinin ardından kahkahayı devam ettirirken:
-- Tamam, tamam anladık be! Şimdi sıra sen de, çay demini almıştır. Mutfaktan getir şu çayı da içimiz ısınsın gari. Haydi naş!

Züleyha koltuğundan fırlatıp ok gibi mutfağa giderek çayı, şekeri, bardakları ve tabağa aldığı kurabiyeleri getirip masanın üzerine koydu. Çayın demine şöyle bir baktı, ’hıımmm, olmuş’’ dedi. Çaylar koyulduktan sonra koyu bir sohbetin ikinci perdesi aralanıyordu.

Koyu ve derin sohbet uykuyu unuttururken saat gecenin bir’ini gösteriyordu. Sohbetlerini noktalayacak henüz bir fırsatları olamamıştı. Gece tamamen sesizliğe gömülmüş, dışarıda da ayaz kendini göstermişti. Mart soğuğuna benzer soğukluktaydı sokaklar. İn-cin top oynarcasına bomboştu dışarısı. Ne bir araba, ne de insan sesi vardı. Havalar güzel olduğu zamanlarda meyhanelerde kafayı çeken dertli, efkarlı gençlerin sarhoş avazları duyulurdu. Onlarda soğuklardan dolayı ya evlerinden dışarı çıkmıyorlar, ya da meyhanede sızıp kalıyorlardı. Mahalle bekçilerinin düdükleri de suskundu geceye. Gecenin bu vaktinde uzaklarda, bir yerlere tünemiş baykuşun sesi ara ara geliyordu. Gecenin sesizliğine acı acı ötmesinde mutlaka bir derdi olmalıydı. Konuşmalarının arasında baykuşun sesle irkilen Züheyla, aniden koltuğundan ayağa fırlayarak hayretler içinde saatine baktı!

-- Kız saat kaça gelmiş? Biz hâlâ sohbetin belini kırmanın peşindeyiz. Kaç anam ben gideyim ya! Sabah işe gideceğiz uykusuz uykusuz! Haydi ben çıkıyorum, diyerek vestiyerdeki ceketini sırtına takıştırken, Amine kolundan tutarak koltuğa oturttu.

-- Bu saatten sonra seni eve mi yollayacağım? deli misin sen kız? Sokaklar tekin değil bu saatlerde. Yatak mı yok? Ben hemen sana yerini hazırlarım. Buradasın bu gece benimle tatlım. Sabah birlikte çıkarız kahvaltıdan sonra. Züleyha boynunu bükerek;

-- Haklısın valla. Bu gece senle kalayım bari canım arkadaşım. Ama ne sohbetti de mi konuştuklarımız?

-- Eveeettt, çok hoş vakit geçirdik. Hep böyle olalım kuzum. Şimdi artık yatma zamanı. Ben sabah erken kalkar, kahvaltımızı hazırlarım. Sen rahat rahat uyu bebişim, dedi tebessüm ederek.

Salona Züleyha’nın yatağı serildikten sonra, birbirlerine iyi geceler dileyerek uykuya çekildiler sabaha, yeni bir dünya başlangıcına uyanabilmek umuduyla gözler uykuya dalıp gitti tatlı rüyalar arasında...

Devam edecek...

Zafer Direniş
...

16 haziran 2020 salı

Karabulut

Beğen

direniş
Kayıt Tarihi:22 Haziran 2020 Pazartesi 17:55:43

AMİNE ÖĞRETMEN (2) YAZISI'NA YORUM YAP
"AMİNE ÖĞRETMEN (2)" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Aygün Deniz
22 Haziran 2020 Pazartesi 20:37:31
Direniş Hocam bu hikaye de yarım mı bırakılacak acaba. Heyecanla okuyup sonra da sonunu merakla bekliyoruz. Bu defa hikayeyi tam okuyalım.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


direniş Yazının sahibi 22 Haziran 2020 Pazartesi 21:28:15
:) ))

olur.

Beşinci kısmı bitti. yarın 6.kısım yazılacak :) )))

Teşekkür ederim beğendiğine....
Aygün Deniz
22 Haziran 2020 Pazartesi 20:34:13
Güzel bir hikaye merakla devamını bekliyoruz. Saygılar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


direniş Yazının sahibi 22 Haziran 2020 Pazartesi 21:30:55
Teşekkürler Aygün

Devamı gelecek :)
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.