n.asım
54 şiiri ve 12 yazısı kayıtlı Takip Et

Ses



Gecenin kendine ait bir sesi ve rengi vardır… Tanımsız… Hani siyah desen değil, lacivert değil, gece mavisi derler ya o bile değil… Sesi de öyledir işte, tarifsiz… Geceye gülümsüyorum…

Hamza’nın sesi bölüyor geceyi, acıktım dadaş diye homurdanıyor… Yine mi Abi deyip gülümsüyorum…
Küçükken çok aç kaldıklarından bahsediyor hep Hamza… Kolay değil dokuz boğazdık kardeşim diyor… Bir açlıktan korkarım, bir de alçaktan diye ekliyor her konuşmasının sonuna mutlaka… Benim babam İstanbul boğazını hiç görmedi, o geliyor aklıma, kurduğum bağlantıya şaşırıyorum… Gülümsüyorum…

En küçük benim içlerinde, küçük dediysem, o zamanlar yirmi dört işte… Hepsi bana kardeşim diyor, ben hepsine Abi… Tamam, Abi şu ilerisi iyi, kayalıklar dik, orada dururuz diyorum, bayramlık alınmış çocuklar gibi seviniyor… Bayrama çocuklar nasıl da yakışıyor diye düşünüyorum… Gülümsüyorum…

Ahmet tam karşıma oturuyor, yine yazıyor musun lan artist diye beni kızdırmaya çalışıyor… Evet yazıyorum… Altı kahramanı olan bir roman bu, yazarı ben, yazılar ölümsüzdür Abi, onlar hep kalır bir şekilde diyorum… Başkahraman ben olayım oolumm, kaç kez canını kurtardım lan diyor… Gülümsüyorum…

Birine can borçlu olmak… Ne garip bir borçluluk… Can emanet etmek… Birinin canını, kendi canının önüne koymak… Birisi senden önce ölmesin diye dua etmek… Birinin yerine ölmek istemek…
En çok Mustafa’yla, Osman’ın can yoldaşlığı çeker dikkatimi… Mustafa kendinin değil, hep Osman’ın ve bizlerin arkasına bakar… Birinin arkasını kollamak dedikleri bu olsa gerek…

Yanıma gelip oturuyor Mustafa… Ne o bileğinde ki bandana, sen de kardeşin gibi entel mi oldun Abi diyorum… Yavuklumun yazması dadaşım, bileğime sardım, çiçekli oyalı ama olsun kokusu, emanettir diyor… Dağın kokusunu uzun uzun içime çekiyorum… Gülümsüyorum…

Emanet… İnsan neyi emanet olarak bilir… Kimi ya da… Canından daha fazla önemsediği nedir ki… Omuzlarına yüklenen vatan mı, ana mı, baba mı, evlat mı, yavuklu ya da… Arkamda ki karanlığı kontrol ediyor Mustafa, kendi arkana bak az da Abi diyorum… Osman var arkada sıkıntı yok dadaşım diyor… Güven dünyanın en güzel şeyi diye düşünüyorum… Birine güvenmek, arkanı kollayacağını bilmek, canını emanet etmek… Gülümsüyorum…

Mustafa bir şey isteyecek gibi… Öylece bakıyor yüzüme… Ömrü boyunca, kimseden bir şey isteyemeyenler vardır, Mustafa’da onlardan işte… Abi ne isteyeceksen iste, ben kardeşinim, ama kasaturamı isteme, o Ahmet’ten daha değerli, diyorum… Ahmet dikeliyor hafifçe, isteme lan Mustafa şundan bir şey, şimdi başlar prostat diye gürlüyor… Marcel Proust’dan bahsettiğini anlıyorum, çantamda duran kitaptan… Gülümsüyorum…

Şiir yazıyormuşsun sen dadaş, Ahmet gardaşıma okumuşsun, onu yazsana yavukluma göndereyim, aha gardaşımın dadaşın şiiri diyeyim… Abi ama o şiir, çok yavuklu işi değil ki diyorum, olsun ben beğendim o da beğensin diyor… Tamam, Abi aklımda kaldığı kadar deyip, gülümsüyorum;

Ben bu kavgaya bulaşmazdım da,
Allah vardı, Allah biliyordu ya, Âmennâ ve saddaknâ,
Gülümsüyordum oysa, o an, bir kuşun çıplak kanadına,
Bilmiyordun, bir duayı adınla yüzüme sürdüm,
Ellerime, gülüşünü uzatsaydın, acılarımı, öldürürdüm,
Ama sen ölme… Sen ölürsen, bir kuş uçar solumdan,
Yavruları düşer yuvalarından, çiçekler, kopar dalından,

Ben bu kavgada vuruşmazdım da,
Allah vardı ya, Allah birdi ya, Âmennâ ve saddaknâ
Gülümsüyordum oysa, o an bir zeytinin ağacına,
Ama sen ölme...Sen ölürsen dağlar düşer ardından
Göğün mavisi solar, yağmur düşmez bulutlardan
Ben bu kavgada düşmezdim de,
Sen, yoktun işte yanımda ve yine yoksun,
Allah’ım sana hamdolsun,,

Kurban olduğuma emanetsin gardaşım, eyiydi diyor… Anadolu bir insan olsaydı, Mustafa’ya benzerdi diye düşünüyorum… Ama şiiri garip bulduğunu ve beğenmediğini anlıyorum… Gülümsüyorum…

Kurban olmak Allah’a… Bu ne güzel teslimiyet, ne yenilmez bir güç… Bu yüzden, bu ruh asırlardır yenilmiyor, eğilmiyor, bileği bükülmüyor… Tohum gibi, toprağa gömüldükçe daha güçlü çıkıyor…
Neye inanıyor, kime güveniyorsa, ona kurban oluyor insan sonuçta…

Halil Abi’nin kızında yine aklı, Davut’un yeni doğan kızı henüz kırk günlük kundakta… Kekik kokarmış önceden bu dağlar, keklikler koştururmuş çocuk coşkusuyla… Bu dünyaya yaşamaya değil de, savaşmaya gelmişiz gibi…

Jasmin’i hatırlıyorum öylece… Savaşma seviş, artist gibi çocuksun demişti bana, yeni öğrendiği Türkçesiyle… Savaşır gibi sevişmek ya da sevişir gibi savaşmak… Ne farkı var ki benim için birinin diğerinden, diye düşünüp gülümsüyorum…
En çok Mine’yi hatırlıyorum ama ses olmadığında… İşitme engelli, ne zor şeydir kim bilir duymamak sevdiklerinin sesini… Sağ elini kalbinin üstüne koyup, çapraz aşağıya doğru çekmişti, bir arkadaşıma sordum ne söylemek istedi diye, seni seviyorum demekmiş… Sağından soluna kadar keser gibi ama birini sevmek daha iyi nasıl anlatılabilir ki konuşmadan… Benim gibi birini sevmenin, aslında en güzel ifadesi… Gülümsüyorum…

Anamın kınalı saçları, avuçları geliyor aklıma… Beni çok severdi ama bir kez olsun söylememişti… Söylemek yerine sarılırdı uzun uzun, koklardı sonra… Kurban olmuşam fidan oğul ben sana derdi… Bu sevginin en güzel ifade biçimi değil miydi? …Ben de önce Allah’a, sonra da şu altı kahramanın, her birine ayrı ayrı kurban olurum diye düşünüp, gülümsüyorum…
,,,
Geceden çıt bile çıkmıyor, rengi koyu laciverte dönüyor birden göğün… Kalemi bırakıp sedef işlemeli kabzamı kavrıyorum, kasaturamı usulca kınından sıyırıyorum…

Göz göze geliyoruz aniden Ahmet’le… Dövüşmeden düşmeyeceğiz, düşersek de birlikte, der gibi bir çocuk gülüşüyle bakıyor gözlerime… Gülümsüyorum…

Osman, Mustafa’nın arkasına bakıyor, Mustafa benim arkamdaki karanlığa sessizce…
Kurban olmadan önce, nasıl sevişir gibi savaştığımızı, görmeli şu sessiz, renksiz gece… Dağdan karayılanlar akıyor… Ayın ışıl ışıl şavkı vuruyor sonra kasaturama… Gülümsüyorum…

Kuşların kanatları yırtılmasın diye, dağlar yine kekik koksun, keklik yavruları kimsesiz kalmasın diye, hiç birimiz bugün düşmeyeceğiz…

Göz göze geliyoruz o an Mustafa’yla… Bileğinde, oyalı, kan kırmızı bir yazma…

,,,
n. asım- sende öyle bir zamandın,,


Beğen

n.asım
Kayıt Tarihi:30 Mayıs 2020 Cumartesi 07:44:30

SES YAZISI'NA YORUM YAP
"ses" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Serap IRKÖRÜCÜ
24 Haziran 2020 Çarşamba 23:16:46

Gecenin tasviriyle başlayan yazıda anılarla harmanlanmış toplumsal mesajlar da var. Anne duygusallığından Jasmin'e... Mine'ye kadar düşünce sıçramaları var.

Karar aşamasındayken geçmişin muhakemesi gibi...

Bu yazının içeriğinden birkeç tema daha çıkabilir.
Kutlarım Sayın Yazar.

Saygılarımla...

Cevap Yaz
muslumbayram
24 Haziran 2020 Çarşamba 09:56:50
En çok dileğim isteğim kendime hiç bir şey... Ancak Türk Devletini Her Alanda Güçlü Görmektir.
Bunun içinse Anayasaya LİYAKAT-I değişmez kanun maddesi olarak koymak, Torpili, iLTİMASI, YOK ETMEK.
Çok mu zor? Bunu başaracak asil kan damarlarımızda var
Bunu başardığımız gün, ne abd ne israil ne ingiliz içimize giremez, dağlarımızda güller açar bahar gelir, kuşlar neşelenir.
Kutsal Peygamber Ocağının ATEŞİ yıldızlara erişir.
Bende bahtiyar ölürüm o zaman.

Değerli kardeşim asım yazdıkların o kadar samimi içten katıksız ki
bana böylesi yorum yapma ilhamı verdi
ALLAH YÜCE DEVLETİMİZİ VE MİLLETİMİZİ İLELEBET KORUSUN
TÜM ŞEHİTLERİMİZİN MEKANI CENNET OLSUN
ORDUMUZU TÜM GİRİŞTİĞİ ÇATIŞMALI ORTAMLARDAN MUZAFFER EYLESİN
ANALARIN AĞLAMADIĞI BİR TÜRKİYE DİLEĞİMLE...

NİCE SEVGİLER SAYGILARIMLA



Cevap Yaz
Den(iz)
1 Haziran 2020 Pazartesi 14:11:08
Ölüme yürümek güzel midir? Amaç dediğimiz bir başkasının aracı ise buna değer mi? Ancak işte o saflık var ya anlattığınız, oradan kucaklar insanı duygu.

Sevgilerimle...

Cevap Yaz
Han AKÇADAĞ
31 Mayıs 2020 Pazar 21:54:29
İftihâr ile okudum, minnet ve teşekkürle,
Sonra gözümdeki yaşlara gülümsedim...

Siz düşmeyin ay-oğul Aslanları !
Düşerseniz bilin ki bırakmayız sizi orada !

Sonra kendime gülümsedim... Orak ve bıçakla...

Al-bayrak minnet borçlu sizlere...

Var olun dedim, gülümsedim yazıya

Saygıyla !!!

Cevap Yaz
YediYıldız
31 Mayıs 2020 Pazar 04:12:54
“Gülümsüyorum...” her paragrafın sonunda yazılan; pes etmiyorum der gibi hayata istinaden.Ne güzel vurgulamışsınız naif bir gülümseme ile kovduğunuzu hüznü ...ders niteliğinde bir yazı, ben çok sevdim...

Saygılar

Cevap Yaz
Aşkar...
31 Mayıs 2020 Pazar 01:10:06
Merhaba

yedi güzel adamın öyküsü
an be an o anı yaşayıp dağlarda soluklandık
çok bizdenler çok içimizden
hepsi ayrı ayrı çok güzel bir can bir cihan yedi alem
var ol kardeşim

saygı ve esenlik dileklerimle

Aşkar...

Cevap Yaz
Ahmet Zeytinci
30 Mayıs 2020 Cumartesi 16:32:34
Ses de aslında bir nefes gibidir. Duymak istersiniz çoğu zaman sakin ve derinden, güvenli bir ses olsun istersiniz yanınızda... Kimi zaman bu anne ve babanız olur, kimi zaman kardeşten öte bir dostun sesi, sizi kavgada satmayacak sağlam bir arkadaşın sesi... Bazen sessizlik de gerekir ki insana o da çoğu zaman gece gece düşer peşimize de yakamıza yapışır umarsızca... Bazen acılar, yoksulluklar böler gecenin sessizliğini, bir kahpe kurşun vınlar da vurur düşürür capcanlı mert bir insanı... İşte o zaman vicdan girer devreye ve bas bas bağırır ki o ne muazzam bir sestir... Kutlarım içtenlikle güzel yazınızı...

Cevap Yaz
Ahmet Örnek
30 Mayıs 2020 Cumartesi 14:33:29
kadar tanıdık ki anlatılanlar...
bir dönemimi yeniden yaşadım...
kayboldum duygu sarmalında
çok güzel bir anlatımdı usta...
''Anadolu bir insan olsaydı, Mustafa’ya benzerdi''
bir insan bundan daha güzel tarif edilebilir mi...

beğenim çokça
teşekkürler ve saygılar

Cevap Yaz
Râzı.
30 Mayıs 2020 Cumartesi 13:33:14
Gülümseme kan kırmızı bir yazmanın durağında boguldu...
Çok iyiydi....

Cevap Yaz
Canan Köksal
30 Mayıs 2020 Cumartesi 13:04:58
Arapçayı bilenler Kuran-ı Kerimi anlayarak okurmuş,Türkler ise Arapça'yı bilmediği için gönlü ile dinlermiş.İlkinde akıldan kalbe ; ikinci durumda gönülden akla bir hareket var.Bu nedenledir ki, ilhama açıktır ,anlamasak da ağlarız dinlerken.Bu durum daha etkili bir okuma gibi gelir bana.


Ben de hikayelerin kurgusundan bakmam duygusundan başlarım yolculuğa.Okuyucuda tek cümle kalmaz fakat bir iz kalır; eski, buruk, dingin yahut uysal veya mülayim.

Yaşarken ''okumayı'' öğreten bir havanız var.Tebrik ediyorum ve kutluyorum kaleminizi.


Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.