n.asım
54 şiiri ve 12 yazısı kayıtlı Takip Et

Çıt...



Çıt çıkmıyor yine… Diye düşünüp, gülümsüyorum…

Hamza, Kilis’li olan, kumanyasını karıştırıyor, iştahla… Yemen türküsünü çok sever, o güzel şivesiyle de çokta güzel söyler… Obursun diyorum gözlerimle, ama kara şimşekten iyidir, o elindeki konserve kutusu fasulye… Mermi gibi lan bunlar diye gürlüyor içinden… Gülümsüyoruz, ama çıt çıkarmıyoruz, zaten çıt da çıkmıyor…

Kumanya ne garip bir kelime diye düşünüyorum… Kumpanyayı ya da kampanya gibi şeyler çağrıştırıyor… Bir gösteri olacak sanırım, belki ateşli bir çekiliş… Gülümsüyorum…
Öyle anlar olur ki, sesinden değil sessizliğinden korkarsın sevdiklerinin, sessizlik en büyük muamma değil midir? Der gibi bakıyor yüzüme yine Halil Abi, ona da gülümsüyorum, uzak bir noktaya dikmiş, gözlerini çelik gibi… Bir kızı var akademi hayali kuran, ondadır aklı diye düşünüyorum… Gülümsüyorum…

Kaç kez düşündüm yol boyunca, insan bir şeyler için yaşar da ya ölmek… Bir insan ne için ölür sahi ya da kim için… İsyan değil hayır bu başka bir şey… İnsanlara uzak yürümek… Birileri, hem de hayatın boyunca hiç görmediğin, göremeyeceğin, hiç tanımadığın birileri yaşasın diye ölmek, evet bu…
Çıt çıkmıyor… Ama Ahmet’in sesi kulağımda patlıyor, sanki beni duymuş gibi, çok şaşırıyorum…
‘Dağda niçin bağrılır?
Feleğe çatmak için.
Kahramanlar can verir
Yurdu yaşatmak için...’

Sağ omuzumda sessiz sedasız bir ağrı… Gülümsüyorum…

Bu şiiri biliyorum… Kahramanların ölümü… Yaşarken de kahraman olamaz mı insan diye düşünüyorum… Sonra kaç kahramanı bu yaşımda uğurladığımı… Bu ülkede en çok kahramanlar unutuluyor sanırım, Ahmet’te benim kardeşten öte kahramanım, önce o uğurlasın beni diye dua ediyorum… Ahmet’le göz göze geliyoruz… Gülümsüyorum…

İnsanları bir şeylere benzetirim, benim de takıntım bu… Kuşlara, dağlara… Yaratılmış her canlıya…
Davut’u nedense dev bir kurda benzetirdim… Gök yeleli… Hani şu çakalların, sırtlanların ölesiye korkup, yaklaşmaya çekindiği… Dağda bir kurt gibi, dağ gibi bir kurt aslında, evet en iyi bu cümle anlatır onu diye düşünüyorum… Dağ gibi tabutu geliyor aklıma… Ağaçları severdi işte girdi bir ağacın koynuna, sonra toprağa, diye düşünüyorum… Yaşarken de çok güzel adamdı ölürken de… Gözlerimin önünden geçiyor çamurlu postallarıyla, ben hâlâ buradayım diye… Aklımda bir ayet… Sonrası, Ahmet’in sesi yine;
‘İnsan büyür beşikte
Mezarda yatmak için.
Kahramanlar can verir
Yurdu yaşatmak için…’

Sağ omuzumda hesapsız kitapsız bir ağrı… Gülümsüyorum…

Ne garip şey… Oysa bir insan bir defa toprağa düşmeli… Bir insan bir defa ölmeli, çocuğu olan bir baba ölmemeli diye düşünüyorum… Her canlı ölümü tadacaksa ölüm çokta acı bir şey olmamalı diyorum… Ahmet’in sesi yüzüme tokat gibi çarpıyor… Gülümsüyorum…
‘Gerilir zorlu bir yay
Oku fırlatmak için;
Gece gökte doğar ay
Yükselip batmak için…’

Sağ omuzumda Allah’sız bir ağrı… Gülümsüyorum…

Bir kelebek var şu kayanın üstünde… Ahmet’in hemen sol yanında… Bir kelebeğin ne işi olur ki ıssız bir dağda… Oturduğumuz yeri bir kozaya benzetiyorum o anda… Birazdan koza parçalanacak… Hepimiz içinden çıkacağız… Belki benim bir kanadım kopacak, Ahmet’in diğer kanadı… Allah Ahmet’in kanatlarını korusun diye dua ediyorum… Gülümsüyorum…

Emine geliyor yine aklıma, nedensiz öylece aklıma… Eskişehirli hani, çok güzel demiştim şehri gibi… Babamı düşünüyorum sonra, anam babam hepimizin bu toprağa bir borcu var derdi küçüktüm, dağlarda toprağa dahil o zaman taştan da olsa… İyi de yedi kişi, yedi düveli karşısına almaz ki baba, diye söyleniyorum, herkesin bir işi var oysa… Ahmet’in sesine gülümsüyorum…
‘Mecnûn inler, kanını
Leylâ’ya katmak için.
Cilve yapar sevgili
Gönül kanatmak için…’

Bir sarı yaprak, karşı ağaçta, dalından düşmeye hazırlanıyor… Bir dağ kekliği, kanatları açık kahverengi, küçücük ağzında bir şey taşıyor, düşmanlarına aldırmadan, umarsız, kaygısız, korkusuz… Küçük bir karınca, kırmızı, postalıma tırmanmak için uğraşıyor, ansızın Ahmet’in sesinden korkup telaşlanıyor ve topuğuma doğru düşüyor;
‘Açılır tatlı güller
Arılar tatmak için.
Göğse çiçek takılır
Solunca atmak için…’

Sağ omuzumda yırtılmış bir ağrı… Gülümsüyorum…
…
Aynı çay ocağına oturdum yine, tahta masalı, küçük tabureler… Koyu demli bir çay, sigaramın yanında… Kaç gündür yollardayım, hatırlamıyorum bile…
On yıl oldu neredeyse… Bir yolu yarılamış değil de, çoktan o yolu tamamlamış gibi, yaşıyorum dünyanın her yerinde, yaşamaya çalışıyorum aslında, en doğru tanım bu… Gülümsüyorum…

Sokak yine aynı… Aynı köpek oradan oraya koşuyor, boyundan büyük havlıyor… Bir adam beş tane ekmek almış, sımsıkı elinde… Bir kadın sivri topuklu, yeşil ayakkabısıyla, tüm sokağı sese boğuyor… Şu sokak, şu insanlar, yine hep aynı yerde, yine aynı şekilde, dünya yıkılsa umursamaz bir telaş içindeler… Bu güzel diye düşünüyorum, en azından bizim yaralarımızı, enkazımızı fark etmeyecekler…

Sağ omuzumda kimsesiz, sahipsiz bir ağrı… Gülümsüyorum…
…
Evet bugün de Hakanı görmeye gittim… Davut’un büyük oğlu, emaneti…
Babasını toprağa vereli çok oldu… On yıl… Neye göre, hangi duyguya, hayata çok, on yıl kaç özlem, kaç yara eder ki… Kaç insan ömrü… Ve ben hâlâ yaşadığım için utanıyorum… İnsan yaşamaktan utanır mı? Bir dostunu kollarında uğurladı diye, kollarını kimse görmeden, bir sokağa bırakıp uzaklaşmak ister mi… İnsanlardan, hayattan, nefes alan her şeyden… O kadar yorgunum ki, dalıma kuş konmasa da, öyle ortasından usulca kırılabilir…

Sağ omuzumda yorgun, kırgın bir ağrı… Gülümsüyorum…

Hakan uzaktan gülümseyerek yaklaşıyor, daha da büyümüş, babasına çok benziyor, ömrü benzemesin, diye dua ediyorum… Liseyi bitiriyor bu yıl… Yanıma gelir gelmez boynuma sarılıyor… Artık aynı boydayız daha uzama lan, Abine tepeden bakma diyorum… Gülümsüyoruz…

…Ben liseden sonra, babam gibi, akademiye gitmeye karar verdim Ahmet Abi…

Hakan’ın sesi tüm sokağı boydan boya, bıçak gibi kesiyor… Bir kuş uçuyor o an, uçma kanatlarını yırtarlar diye bağırmak istiyorum… Sağ omuzum ve göğsümde ki ağrı kalbime kadar uzuyor… İçimde bir şeyler kesiliyor… Sesim kesiliyor… Nefesim kesiliyor… Çıtım çıkmıyor… Gülümsemiyorum…

Davut, hemen yanımda bir dağ gibi yine düşüyor, tutamıyorum… Şu barut kokusu yağmur… Daha fazla ıslanmasın diye Davut’un üstüne kapanıyorum… Daha çok ıslanırsa, üşür diye korkuyorum… Her yan ateş ama iliklerime kadar üşüyorum… Korku değil bu, bir kahramanı tutamamanın soğukluğu… Bir Ahmet ayakta, bir de ben düşmüyorum… Düşersek kuşların kanatları yırtılacak, çakallar uluyacak, sırtlanlar kana susayacak biliyorum… Ayağa kalkıp yılan dolu dağlara doğru gülümsüyorum…
…
Ölmeden, bir ölüm daha kaldırabilir miyim, iyi de ben bir Davut, ben bir dağ daha nasıl gömebilirim…
Ahmet’in sesini duyuyorum birden bire… Kasatura gibi saplanıyor göğsüme;
‘İnsan büyür beşikte
Mezarda yatmak için.
Kahramanlar can verir
Yurdu yaşatmak için…’


…
n. asım-sen de öyle bir zamandın…
biz kalamadık, siz hoş kalın…


Beğen

n.asım
Kayıt Tarihi:25 Mayıs 2020 Pazartesi 00:04:27

ÇıT... YAZISI'NA YORUM YAP
"çıt..." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
doğu85
29 Haziran 2020 Pazartesi 18:03:04
Mehmed'e
Gayri anlatılmaz bu savaş bence,
Dağ, taş konuşmuştu kendi dilince;
"hücum “diye bir ses duydum ilk önce,
Sonra "Allah Allah" dedi Mehmed’im...

Ne ana, ne sıla, ne yar hayali,
Bir gör Mehmed’deki kükremiş hali,
Kırpmadı gözünü, yağmur misali,
Mermi yedi, havan yedi Mehmed’im...

Bu öyle bir iman öyle cehit ki,
Secde eder cümle canlı ve bitki,
Bir temmuz akşamı Allah şahit ki,
Şaha kalkmış vatan idi Mehmet’im...

Tepeler... Kan, barut dolu tepeler,
Süngü-süngü, namlu-namlu tepeler,
En önde fırladı dedi : "Bu sefer,
Yıkam bu ateşten seddi" Mehmed’im...

Bir mermi göğsünü dağıtmış diye,
Mümkün mü talihe Mehmed baş eğe!
Meydan okur gibi kahpe feleğe
Devrilirken gülümsedi Mehmed’im...

Bu akşamlar yıldızlar sararmış gibi,
Tepeler titreşir hava kış gibi;
Bir dağın sırtında dağ varmış gibi,
Omuzlamış bir Mehmed’i Mehmed’im...
Fuat AZGUR

misafir gelipte okumamak olmazdı can gardaşı
yol vatandır yolunuza kurban, yolcuya kurban, Allah'ınıza kurban
alnından öpüyorum.
_Doğu.

Cevap Yaz
gelincik
27 Haziran 2020 Cumartesi 00:52:57
çıt çıkmıyor.ama alkış sesleri geliyor.

Çokça gülümse

Cevap Yaz
n.asım Yazının sahibi
29 Mayıs 2020 Cuma 14:29:11
okuyan, yorumlarıyla, yazıma ses olan,tüm arkadaşlara,,
çok teşekkürlerle ve hürmetle,,

Cevap Yaz
Sihirli Kalem
26 Mayıs 2020 Salı 12:42:46
Çıt çıkmayacak sanıyoruz okurken bu yazıyı.
Oysaki içimizde kıyametler koptu bizim de.
Keşke ruhları ölümsüz olduğu gibi kahramanların
Bedensel olarak da ölümsüz olabilselerdi.
Bir kere olsa ölüm,
O da tekrarlanmasaydı keşke.
Canını vatanı için veren tüm kahramanlarımızın ruhları şad olsun.
Sizin de kaleminiz ve yüreğiniz var olsun.
İçe işleyen, buruk bir acıyı hatırlatan,duyarlı bir yazıydı.

Cevap Yaz
mirim
26 Mayıs 2020 Salı 03:20:08
Ben uzun yazıları okumaktan kaçınıyorum. Ama aslında biliyorum ki bu sayfada hazine var.
Sonra bir tavsiye aradığım bahaneyi yaratıyor ve gelip okuyorum.
Sonra bir daha; iyi mi...
Düşünüyorum da, birini sevmek, kanının ısınması, yazdıklarının sağladığı bir geçirgenlikle de olurmuş.
Yani cismini görmek çok da önemli değil.
İlk paragraftan bir baş, sonrakinden gövde, finalde bir ruh ekler kafanda oluşturduğun şablona da ismini verirsin.

Albızlar canımı alsın ki bundan sonra daha sıkı takipteyim :)

Hem enfes yazını hem de bayramını kutluyorum.
Sevgi ve saygılar kardeşim.

Cevap Yaz
YediYıldız
26 Mayıs 2020 Salı 01:55:43
Dün okuduğumda o kadar etkiledi ki yazı, kalbimden çıkardığımı düşündüğüm oklar saplandı tekrar; kıvrandım açıkçası bu gün süresince ve sanırım bu olacak uzunca bi süre gerçeği kabullenene... Bugün yazayım dedim yorum teşekkür ederek, olmamış gibi davranarak, emanete aşırı özenle ve korumacı yaklaşarak,,inkarın küstahlığında gidene/hayatın kendisine ve emanetine aslında saygısızlık ettiğimi hissettirdiği için yazınız.

Saygılar

Cevap Yaz
Erkan Cem Arslan
26 Mayıs 2020 Salı 00:30:47
İşte böyledir bizim yiğitlerimiz... Başkası için yaşar, vatanı için ölür.

Biz ise; en fiyakalı kıyafetlerimizi giyer, afili afili gezer, denk geldikçe vatan millet söylemleri yaparız. Ama o yiğitleri ne tanırız, ne anar, ne de anlarız.

Onlar; yere düşer... Kimi kalkamaz, kimi bir yerleri eksik kalkar... Ve haber programlarının reklam arası bir kaç saniyelik söylemi olarak geçer gider...

Ve biz kaldığı yerden değil, hiç kesilmediği yerden devam ederiz kendi hayatımıza...

Oysa ne onların, ne ana baba ve aşık oldukları kadınların, ne de yetim kalan evlatlarının hakkını ödeyebiliriz.

Bazen bu yüzden utanırım kendimden. Susarım... Kafam iyiyse ağlarım da gizli gizli...

Değerli dostum çok derin duygu aktarımı olan güçlü bir yazı kaleme almışsın...

Her kelimesinden yaşanmışlık taşıp okuyanın kalbini deşiyor. En azından kendi adıma diyebilirim....


Acı yaşanmaması ümidiyle iyi ki varlar diyerek her birine şükranlarımı sunuyorum.

Selam ve saygılarımla....




Cevap Yaz
Aşkar...
25 Mayıs 2020 Pazartesi 23:21:48
Merhaba kardeşim

aşkı da savaşı da hayatı da
an be an içinde yaşayanlardır en güzel anlatanlar
hiçbir şey yaşanmadan böylesi ateş gibi yazılmıyor
yazılırsa da hep bir şeyler eksik kalıyor
ne Ahmet düşsün ne sen biz düşeriz sizin yerinize
var ol sen var olsun dağları yurt bilenler bu toprağa gönül verenler

saygı sevgi ve esenlik dileklerimle
her dem ve hep

Aşkar...

Cevap Yaz
üçrenk (Italia)
25 Mayıs 2020 Pazartesi 21:53:49
Çıt çıkmıyor yine..
Çünkü " hafif acılar konuşabilir ama, derin acılar dilsizdir.."

Acının derinliğini en ücra köşesinde bile hissettik kalbimizin..

Saygıyla..


Cevap Yaz
asude_vuslat
25 Mayıs 2020 Pazartesi 18:57:10
Mükemmel...

Güne gelirse hak eder diye düşünüyorum

Hem de fazlasıyla

Çok çok başarılı bir anlatım

Kutluyorum, saygılarımla...

Cevap Yaz
Ahmet Zeytinci
25 Mayıs 2020 Pazartesi 18:05:05
Hüzünlü bir hikaye baştan sona... Yıllar yılı can dost olduğun silah arkadaşın bir şekilde tertemiz alnından vurulup düşüyor düşmesine de, akıldan çıkıyor mu yaşananlar, birlikte kaşık sallanan karavanalar, atılan pusular, verilen mücadeleler, onca çaba...

Cevap Yaz
Serkan BOL
25 Mayıs 2020 Pazartesi 11:53:31
İliklerimize kadar hissettik acıyı, kahramanlığı. Ölmek bazen bitmiyor. Bazen hergün ölüyoruz. Keşke hergün de dirilebilseydik hiçbir şey olmamış gibi.

Evet en çok kahramanlar unutuluyor. Birgün yas sonrası hiçbir şey olmamış gibi hayat devam ediyor. Acıyı en iyi bilenler en çok yaşayanlar sanırım. Ama yine de acını üstüne gidenler var. Kahraman olunmaz doğulur derler ya o cinsten. Kimi babasını emanetini devam ettiriyor kimi de ağabeyinin kimi de yarinin... Onlar olmazsa olmayacak sanırım bu vatan ve bizler. İyi ki varlar. Ruhları şad olsun.

Yüreğinize sağlık üstad. Harikaydı eseriniz.

Saygı ve selamlarımla iyi bayramlar...


Cevap Yaz
muslumbayram
25 Mayıs 2020 Pazartesi 11:44:57
İnsanların kutsalları sıralamasında önce Vatan gelmelidir
Vatan yoksa hepimiz bir hiçiz
Bende bu sevda ile girdiğim 1987 yılında Kurmay Kara Harp Okulu Sınavını kazanmış olmama rağmen
Talihsiz bir nedenle kayıt yaptıramadım

Asıl üzüntüm Ordumuza yeterince sahip çıkılmadığı kanaatindeyim
Beni derinden yaralayan durum bu
Hala hayalim aklım almıyor Genelkurmay Başkanını Bir terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan hapse atılmasını
İçim hala kaldırmadı vede kaldırmayacak vesselam
Nice saygılarımla

Cevap Yaz
yeğinadnan
25 Mayıs 2020 Pazartesi 11:37:57
Bu yazıdan hiç bir şey anlamadığımı söylesem inanın yalan olmaz her satırını okudukça aklımın içinde bir ses.Ne olur Allah'ım güne gelsin ve herkes okusun bu cümleyi diye haykırıyor ve her mısrada tekerrür eden bu seslerin boğduğu idrakim cümle cümle okuduğu yazının kemaline vakıf olamıyor. Bir daha oku kardeşim. Demeyin bu üçüncü okuyuşum. Aynı şeyin tekrarı oluyor. Duygu yoğunluğunun dingin bir yerinde yeniden okumayı ümit ederek aklımdaki sesin seçkiye düşme hissi olmasını ümit ile sizi yeniden orada okumayı ümit ediyorum. Ellerinize mi sağlık aklınıza mı devleşen vefa duygunuza mı emin değilim borçlu hissediyorum sadece ödenemeyeceğinden emin bir borç. Yazmakla meyvesini dermiş olsun olsun iç debiniz yazdıklarınızdan.
Sevgi saygı ve Selam.
Çok kişi okusun diliyorum.
Ve hayırlı bayramlar.

Cevap Yaz
Hicran Aydın Akçakaya
25 Mayıs 2020 Pazartesi 11:12:24
''Bir insan ne için ölür sahi ya da kim için… İsyan değil hayır bu başka bir şey… İnsanlara uzak yürümek… Birileri, hem de hayatın boyunca hiç görmediğin, göremeyeceğin, hiç tanımadığın birileri yaşasın diye ölmek, evet bu…''

Bizim onlara haklarımızı helal etmemiz değil önemli olan asıl onlar bize haklarını helal etsinler. Evlatlarımız, kardeşlerimiz, erlerimiz... Şehitlerimiz. Ruhları şad olsun her birinin.

Ben okurken ağladım siz yazarken ne durumdaydınız tahmin edebiliyorum ve daha da mühimi bunları yaşarken ne durumdaydınız görebiliyorum, yaşattınız çünkü :(


Cevap Yaz
7TEPE
25 Mayıs 2020 Pazartesi 09:47:19
N'aptın sen ya...

Cevap Yaz
Bir Eflatun Ölüm
25 Mayıs 2020 Pazartesi 03:08:59
Nutkum tutuldu!..
Bu kadar mı okuyanın içine içine batırılır sözcükler!

Muhteşem...

Cevap Yaz
Canan Köksal
25 Mayıs 2020 Pazartesi 02:15:24
Yeryuzunde sadece "edebiyat "her şeyden herkesten önce varıyor ...once görüyor haber veriyor .

Sonra sosyoloji psikoloji işte felsefe falan...

Kaleminiz haber verenlerden olsun.
Saygıyla.





Cevap Yaz
(AYSIZ)
25 Mayıs 2020 Pazartesi 00:10:53
Ah allahsız ağrılar. ..

Yazmak iyi gelir sanma, iyi gelen yazdıklarını okumak.
Yaz sen. ..

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.