Özlem Ery
67 şiiri ve 39 yazısı kayıtlı Takip Et

Yanılan vicdan



Yanılan vicdan

Gün onlar için yorucu, korku dolu ve vahşi bir şekilde başlamıştı. Anne kurt küçük ve tek yavrusu için avlanmıştı. Önce yavrusunun sonrada kendi karnını doyurarak yaşadıkları topluluğa geri döndüler. Yavru kurt yaşıtı olan küçük kurtlarla oynamaya başladı. Bir oraya bir buraya koşarak birbirleriyle yarışıyorlardı. Anne kurt arkadaşları olan yetişkin kurtlarla günün muhakemesini yapmaktaydı. Bulundukları yerin ne kadar güvenli olduğunu düşünmekteydiler, buna bir çözüm bulmak için saatlerce gezindiler. Yorulan kurtlar uykuya daldı, annelerin koynunda yavrular da uyuyordu. Onlar gecenin karanlığında uykudayken ayakta olan biri vardı. Anne çakal gizlice gezinerek avlayabileceği bir canlıyı özellikle yavru bir canlıyı arıyordu. Burnuna gelen kokuya doğru ilerlediğinde yerde yatan leşi gördü. Kurtlardan kalan leşi alarak altı yavrusunun yanına götürdü. Güneş doğduğunda yeni bir güne uyandılar. Yeni bir gün yeni bir umut her canlı için. Karnı acıkan kurtlar yollara düştü. Grup halinde dolaşmaya başladılar. Saatlerce dolaşmalarına rağmen avlanamamışlardı. Karınları aç olan kurtlar özellikle yavru kurtları düşünerek kuşları avlamaya başladı. Yavru kurtlar eriştikleri ve güçleri yettiği hayvanlarla uğraşmaktaydı. Yerdeki böceklerin peşine takılan yavru kurt büyüklerinin yanından uzaklaşmıştı. Dakikalar boyunca onları izleyen anne çakal gruba yakalanmadan sessizce ve gizlice uzaktan onları takip etmişti. Yavru kurdun uzaklaşması onu sevindirmişti, fazlasıyla heveslenerek küçük kurdun peşinden gitti. Tabi yine gizli bir şekilde onu uzaktan izledi. Küçük yavru farkında olmadan büyüklerinin yanından uzaklaşmıştı. Böcekler ve karıncalar onun dikkatini çekmiş, gruptan kopmasına neden olmuştu. Çakal durumu fark eden kurdu geriye dönmesine fırsat vermeden arkasından saldırarak parçaladı. Kanlar içinde kalan yavruyu sürükleyerek kendi yavrularının yanına götürdü. Bembeyaz karlar bir anda kırmızı kana bulanmıştı. Anne kurt kuşları avladıktan sonra yavrusunun olmadığını fark etti. Diğer küçük kurtlar birlikte avlandıklarını ama onun dönmediğini söyledi. Anne kurt ve yetişkin kurtlardan bazıları yavru kurdu aramaya çıktı. Diğer yetişkinlerse yavruların yanında kaldı. Hava soğumaya başlamıştı, güneş bulutlardan görünmüyor sıcaklığıyla onları saramıyordu. Biraz daha ilerlediklerinde yerdeki kan lekelerini gördüler. Anne kurt korkuyla kana doğru yaklaştı. Bu kanın yavrusuna ait olup olmadığını bilmiyordu ama içinden geçen düşünce yavrusuna ait olabileceğiydi. Üzgün olan anne kurt dikkatlice bakınarak bir ipucu aramaya başladı. Öncelikle burnuna gelen pis kokuyu dikkatlice koklayarak bir çakala ait olduğunu anladı. Yerdeki ayak izlerini takip etmeye başladılar. Anne kurt ve yetişkin kurtlar korku ve kızgınlıkla ilerlemeye başladılar. Korkularının sebebi yavru kurdun sağ olmaması düşüncesiydi. Bir süre daha gittiklerinde ortalığı iyice sis sarmıştı. Önlerini göremiyorlardı. Mecburen geriye dönmek zorunda kaldılar. Kurtlar evlerine döndüğünde anne kurdu sakinleştirmeye çalışıyordu. Avladıkları kuşları yemeye fırsat bulamadılar üzüntülerinden ve öfkelerinden dolayı. Yavrular arkadaşlarının durumuna üzülmüştü, onlarda bir lokma yiyemediler. Bu durum diğer kurtları harekete geçirdi ilk iş oradan başka bir yere yerleşmekti. Sonra da o çakalın peşine düşmeye karar verdiler. Bu sırada gökyüzündeki kuşlar hiddetle kurtlara saldırmaya başladı. Avladıkları kuşların intikamını alırcasına gagalarıyla, kurtların sırtını ve yüzünü hedef aldılar. Kalabalık olan kuşlar artık kurtları kendilerine düşman ilan etmişti. Kurtlar uçan kuşlara karşı koyabildikleri kadar kendilerini savundular. Uçma yetenekleri sayesinde kuşlar oradan rahatça uzaklaştı. Kurtlar ise daha güvenli bir yer aramaya çıktı hep birlikte. Buldukları yerde yavruları bırakarak bir kaç yetişkinle yavru kurdu aramaya çıktılar. O gün hava düne göre daha iyiydi, sis dağılmış ortalık aydınlık ve parlaktı. Anne kurdun ve diğerlerinin yüreğinde hasret, umut ve kin vardı. Yavru kurdu sağ bulabilmeyi umut ederek aramaya başladılar. Anne çakal getirdiği yavru kurdu kendi yavrularına yedirmişti. Küçük yavrudan geriye bir şey kalmamıştı, kan izinden başka. Anne çakal avlanmak için yola çıktı. Gizli gizli ilerlerken önüne çıkan büyük hayvanlardan saklanıyor, onların yavrularını gözetliyordu. Beklediği gibi gitmemişti, yavruları tek başına bir yerde kıstıramamıştı. Üzülerek oradan başka bir yere doğru ilerledi, burnuna gelen koku onu kurtların eski yerleşim yerine götürmüştü. Yerde yatan kuş ölülerini dişleyerek kendi yerleşim yerine götürdü. Anne çakalın yüzü gülüyordu, avlanmak zorunda kalmadan karnını doyuracaktı, ona göre yine şanslı günündeydi. Anne çakal ve altı yavrusu, kuşları yiyerek karınlarını doyurdular. Anne kurt ve diğerleri çakalın peşindeydi. Ayak izleri ve bıraktığı pis koku kendisini ele veriyordu. Kurtlar gittikçe çakala yaklaşıyordu. Karınları doyduktan sonra onlarla birlikte evlerinden biraz öteye gezinmeye çıktı anne çakal ve yavruları. Yavrularıyla birlikte oynamaya başlayan çakal yerdeki ayak izlerini fark etti. Etrafına bakınarak yavrularını bir araya topladı. Çünkü bu ayak izleri kurtlara aitti. Korkuya kapılarak yavrularını alıp kaldıkları yere geri döndüler. Telaşla nereye gidebileceklerini düşünmeye başladı, yavrularına korkmamaları için konuyu anlatmadı. Birden güçlü sesler yükseldi, kurtlar çakalın evine yaklaşmaya başlamıştı. Çakal korkuyla yavrularının yanına yatarak sessizce beklemeye başladı. Ses gittikçe yaklaşıyordu, çakallar için oradan uzaklaşmaktan başka çare yoktu artık. Gecenin karanlığında anne çakal ve yavruları art arda hızlıca koşmaya başladı. Kurtlar ayak izinden ve kokudan yola çıkarak çakalların gittiği yönde koşmaya devam etti. Anne kurt ve diğerleri çok hızlıydı çakallara yaklaştılar. Onları görmüşlerdi daha da hızlandılar. Çakallar özellikle yavrular yorulmuştu, istemeyerek yavaşladılar. Yavru çakallara yetişen kurtlar onları parçalamaya başladı. Anne çakal bir an içi yansa da geriye bakmadan koşmaya başladı. Yavrusu ölen anne kurt çakalın peşinden gitti. Anne kurt çakalı yakalayarak üzerine atladı. Boğuşmaya başladılar, birbirlerini yaralıyorlardı. Kurt gücü sayesinde çakalı sindirmişti. Korkan çakal kurda öfkesi dinmesi için yavrusunun ölü olmadığını söyledi ve ona eski bulundukları yerleşim yerine gitmesini söyledi. Çakala inanan kurt onu öldürmeden bırakıp sevinçle kurtların yanına döndü. Diğer kurtlar yavru çakalların başında anne kurdu bekliyordu. Geriye dönen anne kurt yavru çakalları o halde görünce üzüldü. Kendi yavrusunun sağ olduğunu söyleyerek eski yerleşim yerlerine gitmek için yola çıktılar. Çakal, kurtların ardından yavrularının başına geldi, her biri yaralıydı fakat bir yavrusu ölüydü. İçten içe kinlenerek arayışa çıktı. Kurtların yeni yerleşim yerlerini bulmak için oradan oraya koştu ayak izlerine bakarak. Ve sonunda buldu. Üç yavru kurt yapayalnız uyuyordu, gecenin karanlığında. Fazla düşünmeden üç yavruya saldırdı çakal. Hiç acımadan öldürdü yavruları. Ölülerini yanına almadan orada bırakarak koşarak kaçtı. Kendi yavrularının başına geldiğinde ise ölen yavrusunu sırtlanın yediğini gördü, sırtlan öfke dolu olan çakaldan kaçarak kurtuldu. Bunun üzerine anne çakal kurtlara karşı daha da kinlendi. Kurtlar ise eski yerleşim yerlerine vardıklarında yavru kurdu bulamamıştı. Anne kurt çakalın oyununa geldiğini anladı, onu oracıkta öldürmediği için pişman olmuştu. Üzgün şekilde yeni yerleşim yerlerine doğru koştular. Kurtlar ölen üç yavruyu gördüklerinde acı içinde ulumaya başladılar. Oradaki pis koku çakalı yine ele vermişti. Sabah olduğunda ise yaralı çakallar dayanamayıp ölmüştü. Başlarında oturan anne çakal üzgün şekilde bekliyordu. O sırada gökyüzünde uçan kuşlar yerdeki manzarayı görünce çakalın yanına indi. Yavruların haline üzülen kuşlar çakala bunu kimin yaptığını sordu. Kurtların yaptığını öğrenince de onlara olan nefretleri katlandı. Kuşlar, kurtların kendilerini de avladığını belirterek çakalın yanında olduklarını söylediler. Çakal aldığı bu manevi destekle güçlendi. Kuşların ardına sığınarak kurtlara savaş açtı. Kızgın kurtlar her yerde çakalı arıyordu, soğuk ve sisli hava bazen ara vermelerine neden oluyordu. Dinlenmek için karların üzerine uzanan kurtlar, çok geçmeden uykuya daldı. Aniden kalabalık bir kuş sürüsü kurtlara vahşice saldırmaya başladı. Uykularından uyanan kurtlar hemen karşı atağa geçti. Kuşlar uçma özelliği sayesinde kurtlara yakalanmadan, yükseliyor, alçalıyor bir yandan kurtlara öfkelerini saçıyordu. Kurtlar olayı yanlış anladıklarını anlatmaya çabalıyordu kuşlara cevap vererek. Ama nafile kuşlar ön yargılıydı, artık inandıkları fikirden kolay kolay vazgeçmeyecektiler. Kuşlar, kurtlara bundan sonra çetin bir düşman olacaklarını çakala destek vereceklerini söyledi. Bunun üzerine kurtlar kızgın, üzgün, çaresiz şekilde yavrularının çakalın öldürdüğünü söyleyerek tek suçlu kendilerinin olmadığını anlatmaya çalışıyordu. Kuşlar bu konuda hiç üzülmemişlerdi, kurtların hak ettiğini söyleyerek çakalın masum olduğunu savundular. Bütün bu olanları çalılıkların ardına gizlenen çakal sessizce izliyordu. Kurtlar suçlu bulundukça, düşman topladıkça o daha da keyifleniyor ve ruhen güçleniyordu. Kuşlar uçarak oradan uzaklaştı. Kurtlar çakala karşı iyice kinlenmişti. İntikamlarını almak için tekrar aramaya başladılar. Çakal onlara belli etmeden ters istikamete doğru giderek, saklanmaya devam etti. Yine sabah olmuştu hava soğuk olmasına rağmen güneş yüzünü gösteriyordu. Kurtlar bütün gece çakalı aradı fakat bulamadan geri döndüler. Hepsi yorgundu oldukları yere uzanıp uykuya daldılar. Onlardan uzakta olan çakal ise karnı aç şekilde sessizce dolaşıyordu. Avlanabileceği bir fırsatı yakalayamamıştı, bu yüzden gittikçe acıkıyordu. Biraz ötede yavru kuşları gördü. Başlarında büyükleri yoktu, tam aradığı fırsattı bu. Hiç vakit kaybetmeden yavruların üzerine atladı. Ağzı, yüzü kan içinde kalmıştı çakalın. Oradan hızla uzaklaşarak kaçtı. Kurtlara saldıran sürünün içinde olan kuşların yavrularıydı ölenler. Yetişkin kuşlar yuvalarına döndüklerinde kanlar içinde, paramparça olan yavrularını buldular. Üzgün ve kızgın şekilde uçarak kuşların yanına gittiler. Olayı öğrenen sürüler, kurtları bularak hesap sormaya başladı. Uykudan uyanan kurtlar şaşkındı, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Kuşların onları itham ettiği olayla ilgilerinin olmadığını, suçsuz olduklarını anlatmaya çalışıyorlardı. Kuşlar ise onlara inanmıyor, intikam alabilmek için kurtlara saldırmaya yer arıyordu. Kurtlar iyice kızmıştı artık, bu işle ilgilerinin olmadığını söyleyerek oradan uzaklaşmak için yürümeye başladılar. Kuşlar hiddetli şekilde kanat çırpıp, alçalarak kurtları yaralamaya çalışıyordu. Dayanacak sabrı kalmayan kurt, bunu çakalın yapmış olabileceğini söyleyerek ölen kuş yavrularının yanına gitmek istediğini söyledi. Kuşlar ve kurtlar ölen kuş yavrularının başına geldi. Kurtlar leşlerin etrafında gezinerek, kokladılar. Tamda düşündükleri gibiydi bunu yapan çakaldı. Kuşlar önce inanmadılar kurtlara. Sonra ise ‘acaba’ düşüncesiyle şüpheye düştüler. Kurtlar, kuşlardan çakalı bulabilmek için yardım istedi, olayı çakalı ele geçilerek çözebilirlerdi. Kuşlar bu teklifi kabul ederek havadan destek verdiler kurtların arayışlarına. Kurdun biri çakalı görmüştü, peşinden koşarak onu yakaladı. Çakalın yüzü kan içindeydi. Boğuşmaya başladılar, çakal kurtulmayı başararak hızla kaçtı oradan. Kurt arkadaşlarının yanına dönerek durumu anlattı, çakalın yüzündeki kan lekesi kurtların düşündüğü gibi yavruları öldürenin çakal olduğunu gösteriyordu. Kuşlar anlatılana içten içe hiç inanmadı. İsteksizce olsa da sırf meraktan ve kızgınlıktan dolayı çakalı bulmaya destek oldular. Aramada her biri başka yere dağıldı. Kuşlardan biri uçarken yerde sürünen bir çakal dikkatini çekti. Hafiften alçarak bir dala kondu ve uzaktan çakalı izlemeye başladı. Bu o çakaldı, onlara kurtları kötüleyen, dost gibi ve mağdur görünen o çakaldı. Yerde sessizce sürünerek ilerleyen çakal biraz ötedeki kuş yuvasına doğru ilerliyordu. Durumu fark eden kuş, diğer kuşlara haber vermek için hızla uçarak gitti. Kuş, kurtlara ve kuşlara olayı anlattı. Hepsi bir olup yola çıktı, kuşlar uçarak kurtlar ise koşarak yavru kuşları kurtarabilmek için tüm güçlerini kullanıyordu. Kuş yuvasına vardıklarında ağzı, burnu kanlar içindeki çakalı yavruları yerken buldular. O anda hepsi öfkelerine engel olamadan çakalı ortaya alarak öldürdüler. Çakal ölmüş, her birinin öfkesi yatışmıştı. Kuşlar mahcuptu ve kurtların yüzüne bakamıyorlardı. Kurtlar da bazı hatalarının farkına varmıştı, büyük bir hoşgörüyle ve iyi niyetle dostluk yaklaşımında bulundular. Hepsinin ortak acıları vardı yüreklerinde, bu yüzden hemen bir oldular. Bundan sonra birbirlerine destek ve dürüst olacaklarının sözünü vererek oradan ayrıldılar. Ve yanılan vicdanlarıyla birlikte yeni umutlara doğru savruldular.

Beğen

Özlem Ery
Kayıt Tarihi:24 Mart 2020 Salı 01:16:09

YANıLAN VICDAN YAZISI'NA YORUM YAP
"Yanılan vicdan" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.