Bir Eflatun Ölüm
74 şiiri ve 14 yazısı kayıtlı Takip Et

Bir bekleyişin öyküsü



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 26.2.2020 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.


Çelik ranzanın sarsıntısıyla açıyorum gözlerimi. Her zamanki gibi; “Atma kendini, bi taraftan bi tarafa dönerken!”
Diye çemkirmek yerine, başımı ranzadan aşağı sarkıtıyorum, olanca munisliğim ve sevimliliğimle;

-Günaydın

Diyorum gülümseyerek. Aşağı uzanan uzun, kıvırcık, zaptedilemez saçlarımı gören alt kat komşum;

-Çek şu kafanı, kabus gibisin!

Diyor, uykuyla uyanıklık arasında. Yine büyük bir sarsıntı yaratarak, yüzünü duvara dönüp uykusuna devam ediyor... Kolumdayken bir türlü uyuyamadığım için yastığın altına koymayı alışkanlık haline getirdiğim saatimi çıkarıp bakıyorum. “Bir an önce kalksam iyi olur” diye düşünüyorum.

Alelade bir Pazar sabahı olsa, erkenden kalkıp uykumu böldükleri için başkalarına söylenir dururum. Ama bu sabah, hiç kimse keyfimi bozamaz!

Sürekli yakınımda bulundurduğum tokayla, saçlarımı zar zor tutturuyorum. Bir hamlede atlıyorum ranzadan, çağla yeşili halıfleksin üstüne.

Tıpkı insanlar gibi; gıcırtıyla açılan çelik dolabım, banyonun simsiyah mozaik zemini, kırık lavabo, lavabonun deliğine birikmiş saç yumağı, sırrı dökülmüş ayna da bozamıyor keyfimi. İki yıla yakındır yaşadığım, ama hala sevimsiz bulduğum mekan, bugün daha bir katlanılır görünüyor gözüme.

Yirmi kişi ortak kullandığı için, benim gibi erkenden kalkanlarla karşılaşmak kaçınılmaz oluyor banyoda. Günaydınlaşıyoruz uyku mahmuru.

“Kahvaltı yapsam mı, yoksa birlikte mi yaparız acaba” diye düşünüyorum. Ama kaçta geleceğini bilmediğim için az da olsa bir şeyler atıştırmaya karar veriyorum. Çıktığımdan daha sessiz dönüyorum odaya. Herkes pazar uykusuna devam ediyor, kalbimdeki gümbürtüden habersiz. Üstüme bir hırka alıyor, yine sessizce çıkıp yemekhanenin yolunu tutuyorum.

Üç beş erkenci, sabah haberlerini veren televizyonun karşısında kahvaltı yapıyor. Ben de zeytin, peynir, paket bal ve salatalıktan ibaret tepsimi alıp televizyona arkamı dönerek oturuyorum boş bir masaya. Gözüm, artık kolumda olan saatimde. Anons saatinin gelmesini bekliyorum. O kadar eminim ki; ilk benim adımı seslenerek “ziyaretçim olduğunu” bildireceklerinden. Belki de gelmez de, telefon edip “hadi çık” der diye geçiriyorum aklımdan. Ama, her halükarda anonsu beklemem gerekiyor.

Çelik tabldot tepsimin bir gözüne yayılmış birkaç zeytini çatalımla sağa sola kaydırırken, günün planlamasını yapmaya çalışıyorum. Sinemaya mı gidilir, yoksa bir kafede mi otururuz? Şehrin, tarihi ve turistik yerlerini mi gezdirmeliyim? Bir baba-kız, birlikte ne yapar bilmiyorum ki!

Olması gerekenden daha zayıf, küçük ve buruşuk oldukları için çatalı saplamayı bir türlü başaramadığım zeytinleri yemekten vaz geçiyorum. Yeterince vakit kaybettiğime karar verip kalanları aceleyle indiriyorum mideye. Karşılarında pes ettiğim zeytinlerle birlikte boş tabldotu, hastalıklı mı yoksa sadece sarışın mı olduğunu hep merak ettiğim Emine Abla’ya uzatırken “kolay gelsin” demeyi ihmal etmiyorum. Sarı benziyle teşekkür ediyor. Yine acıdığımı hissediyorum ona.

Odadaki diğer beş kişinin de Pazar gününe dair planları var. Herkesi ayaklanmış buluyorum kahvaltıdan döndüğümde. Dünden kafamda tasarladığım kıyafetleri dolabımdan çıkarırken duyuyorum günün ilk anonsunu. Birinin telefonu varmış. Ama, o “biri” ben değilim.
“Amma acelecisin” diye kızıyorum kendime. “Daha üstünü bile giyinmedin!”

Özenle giyiniyorum. Dolap kapağının içine astığım aynada, hafif bir makyaj yapıyorum. Rujun az olmasına azami dikkat ediyorum, babam bu konuda hassas... Kafamı iki katı büyüklükte gösteren saçlarımı yatıştırmaya vakit harcıyorum en çok. Her buklenin; olması gereken yerde, olması gereken şekilde durmasını sağlıyor, spreyle sabitliyorum.

Saçlarımı zaptedebiliyorum ama, içimde uçuşan kelebekleri bir türlü sakinleştiremiyorum. Güne dair bütün farklı versiyonları geçiriyorum kafamdan. Ne yenir, ne içilir, nereye gidilir...

Ben bunları düşünürken, anonslar yapılıyor, ama hiçbiri adımı söylemiyor. Şimdi gelir, birazdan gelir derken, dakikalar, saatler geçmeye başlıyor. Oda arkadaşlarım tek tek gidiyor. Yalnız kalıyorum. Olsun, daha vakit öğlen. Hala koca bir gün var önümüzde.

Kitabımı alıp yatağıma çıkıyorum. Okumaya çalışıyorum ama, kulağım seste, içimdeki kelebekler kanat çırpışta olduğundan, veremiyorum kendimi bir türlü kitaba. Saçlarımın bozulmamasına özen göstererek boylu boyunca uzanıyorum yatağın üzerine.

Koridordan sesler geliyor... Gülüşler, seslenişler, şarkı söyleyişler... Ruhumdaki hengameyle eş zamanlı gürültüyü dinliyorum. Sürekli bu gürültüyle yaşadığıma inanmak güç geliyor. Sessizliği özlediğimi fark ediyorum. Bir sobanın çıtırtısını, sıcaklığını, yumuşacık bir halıya çıplak ayakla basmayı...

Kahve iyi gelir diye düşünüp iniyorum yatağımdan. Terliklerimi değil, ayakkabılarımı giyiniyorum yine. Babam geldiğinde, bir de ayakkabı giymekle uğraşıp bekletmek istemiyorum.

Kantine giden dört kat merdiveni; ikişer ikişer atlayarak, şarkılar mırıldanarak iniyorum. Kahvemi alıp sabahkine nazaran daha kalabalık olan yemekhaneye geçiyorum. Bir magazin programı var bu kez televizyonda. Sunucunun çirkin sesiyle bas bas bağırarak sunduğu programa dikkatimi vermeye çalışıyorum kahvemi yudumlarken. Sabahın köründen beri bir şey yemediğim için kahve, kurşun gibi oturuyor mideme. “Olsun, çıkınca babamla yeriz” diye düşünüyorum. Ekranın köşesindeki saate takılıyor gözüm; 14.34!

Kalkarken tekrar bakıyorum; 15.05... Yavaş yavaş çıkıyorum merdivenleri. Odanın camlı kapısını kapatıp kesiyorum dış dünyayla bağını. Sandalyeyi pencere kenarına çekip oturuyorum. Bahçedeki yıllanmış ağacın ardından görünen caddeyi seyrediyorum. Odanın sessizliğine ve kimsesizliğine inat, gürül gürül akıyor caddede hayat.

Hafif bir güneş vuruyor pencere kenarındaki masaya. Masanın üzerinde; defalarca düşürdüğümüz, su vermeyi unuttuğumuz, ama toprağına; çay, kahve, kola, ne kaldıysa bardaklarımızın dibinde döktüğümüz, zerre kadar ilgilenmediğimiz halde inatla ısrarla çiçek açtığı için adını “Arsız” koyduğumuz menekşe. Arsız’ın mor suratı hep olduğu gibi yine umut veriyor. “Olsun, akşama daha çok vakit var” diyorum...

Kapının açılışıyla irkiliyorum. Elindeki elektrik süpürgesinin hortumunu sağa sola çarpa çarpa, teklifsizce dalıyor odaya Elmas Abla. Şaşırıyor beni görünce;

-Kızçeeem, sen çıkmadın mı dışarı?

Diye soruyor... Babamı beklediğimi, o gelince çıkacağımı söylüyorum. Zar zor ikna ediyorum odayı bugünlük süpürmemesi için.

-Otursana biraz, dinlen!

Diye yalvarıyorum neredeyse. Bu kez de ısrarıma şaşırıyor. Sandalyeye otururken, örgü yeleğinin cebinden Maltepe’sini, kibritini çıkarıyor. Hemen yetiştiriyorum kül tablasını...

-Hasan Abi ile hikayenizi anlatsana n’olur!

Diyorum... Belki beşinci kez dinleyeceğim hikayesine başlıyor çok da nazlanmadan. Karşısına oturuyorum. Her defasında nasıl bu kadar iştahla aynı şeyi anlatabildiğine hayret ederek dinliyorum o uzun tanışma, isteme, vermeme ve kaçma hikayesini. İlk dinlediğimde çok ilginç gelen öykü, bunca tekrardan sonra bütün cazibesini çoktan kaybetmiş. Yine de susmasın istiyorum.

Sesi alçalıyor, yükseliyor, gülüyor, hüzünleniyor... Elmas Abla; sürekli kıpırdanan iki dudaktan ibaret kalıyor... Duymuyorum...

İçim, çığlık çığlığa bağırıyor;

“Bana bi sarılsana Elmas Abla!”

O da beni duymuyor...

-İşte böyleee kızçem!

Dediğinde anlıyorum hikayenin bittiğini. Oysa daha uzundu önceden anlattığında sanki. Biraz daha kalması için ısrarlarıma kulak asmıyor. Süpürgesini alıp yine hortumu çarpa çarpa çıkıyor odadan. Kapıyı çekerken bakışında acıma mı görüyorum, bana mı öyle geliyor?

Pencere önündeki sandalyeye çöküyorum yine. Yavaş yavaş çekiliyor güneş, masanın üzerinden. Turkuaz-açık mavi masada, annemin çiçekli masa örtüsünü görüyorum. Bir tekmeyle devriliyor masanın üzerine yerleştirilmiş çorba kaseleri, yemek tabakları, su bardakları... Tenceresiyle birlikte fayansa fırlayan kuru fasulyenin suyu akıyor duvardan aşağı. Bardaklardaki su; çiçekli masa örtüsünden halıya... Annem ağlıyor yine. Benim yerime de ağlıyor annem. Bütün dünyanın yerine ağlayabilir benim annem!..

Ayakkabılarımı çıkarıyorum. Dizlerimi kendime çekip sarılıyorum,sandalyenin üzerinde. İçimde, bilmediğim bir yerden burnuma doğru yükselen öfkeyi duyuyorum. “Öfke; her zaman ikincil bir duygudur” diyor Cenap Hoca... “Ondan önce mutlaka başka bir duygu vardır. Öfkelerinizin arkasına bakın çocuklar! Karşınıza büyük olasılıkla, bir hayal kırıklığı çıkacaktır!”

“Zaten”le, “hep”le, “hiç”le, “bir daha asla” ile başlayan onlarca cümle yığılıyor beynime.

Griye dönmüş tül perdeyi de terk ediyor gün ışığı. Ranzalar, dolaplar birer silüetten ibaret kalıyor. Oturuyorum, başım dizlerime dayanmış, sessiz, kıpırtısız...

Odanın camlı kapısını gürültüyle açıp ışığı yakıyor biri. Dönüp bakmıyorum. Oturduğum yerden kükrüyorum;

-Kapat şu ışığı! Daha akşam olmadı!


Beğen

Bir Eflatun Ölüm
Kayıt Tarihi:25 Şubat 2020 Salı 10:28:50

BIR BEKLEYIŞIN ÖYKÜSÜ YAZISI'NA YORUM YAP
"Bir Bekleyişin Öyküsü" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
n.asım
4 Temmuz 2020 Cumartesi 02:03:14
yine okudum,yine çok güzel,,,

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 4 Temmuz 2020 Cumartesi 07:30:57
Yine ve yeniden aynı şiddette mutlu oldum, onur duydum:)
muslumbayram
17 Mayıs 2020 Pazar 13:01:45
Sanki benim yaşadıklarımı anlatmışsınız
Ortaokul ve liseyi Atatürk lisesi Giresun da yatılı okudum
Aslen Tokatlıyımdır
Böyle bir yazı yazmak isterim ancak bu kadar güzel olur mu ondan şüphe ediyorum 😊
Teşekkür ederim güzel bir yazı
Saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 17 Mayıs 2020 Pazar 13:17:23
İçten anlattığınız her şey güzel olur, merak etmeyin:)

Çok teşekkür ederim nazik yorumunuza.

Saygıyla...
Akın Engin
7 Mayıs 2020 Perşembe 01:06:54
İçindeki ses heyy ordaki ordan kalk buraya olmadı tekrar tersine yat demedi mi 😀
Emeğine sağlık

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 7 Mayıs 2020 Perşembe 02:34:49
Neyse ki, içimdeki ses de aklıselimdir benim.

Teşekkürler ilginize...
Gülüm Çamlısoy
6 Mayıs 2020 Çarşamba 23:23:53


Ara verdiniz uzun süre.

Kaleminizden mahrum bırakmayın biz edebiyat sevdalılarını.

Hayırlı Ramazanlar.

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 7 Mayıs 2020 Perşembe 02:31:00

Sevgili Gülüm hanım tekrar hoş geldiniz.
Sizi tekrar sayfamda görmek ne güzel!
İlginiz için teşekkür ederim.

Ben sizin kadar üretken değilim. Yani istesem de vakit bulup yazamıyorum. Sitede göründüğüme bakmayın, arada işten güçten mola verdiğimde gelip göz atıyorum o kadar.
İşten arta kalan zamanda siz de dahil arkadaşları takip etmeye çalışsam da sizin hızınıza yetişmek ne mümkün. Bu arada benim çok sık yazı paylaşmama nedenlerimden birisi de bu konuda çok titiz olmam. Her aklıma düşeni yazmayı sevmiyorum. Sabah yazı akşam şiir, hemen arkasından yine bir yazı... Size imreniyorum. Nasıl bu kadar işin gücün arasında fırsat bulup yazabiliyorsunuz şaşıyorum.

Anlamlı ilginize tekrar teşekkür ediyor, hayırlı Ramazanlar diliyorum...
-Iceberg-
25 Nisan 2020 Cumartesi 21:04:06
Herkesin bir öyküsü vardır
Ama
Herkesin kaliteli bir kalemi yoktur.

Beklenen değer olunca, küçük gibi görünen hadiseye kocaman duygular sığıyor

Bazen de, yürekler küçük kalıyor duyguyu taşıyamıyor.

Sonu güzel bitsin, beklenen gelsin istedim
Olmadı 🙁


"Hayat olması gerektiği gibi değildir,
Olduğu gibidir" diyor osho.

Kaliteyi keyifle, içeriği hüzünle okudum.

Tebrik ederim.




2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Nisan 2020 Cumartesi 21:23:50
İçten anlattığınız her şey, mutlaka ki karşılığını buluyor. Sadece tüm içtenliğimle kurulmuş cümlelerdi. “Kaliteli” diye nitelendirmeniz onurdur benim için.

“Gelmeyenler” hazırlar insanı hayata. Yoksunluklara ne kadar alışırsanız, o kadar olgunlaşırsınız. Hatta, beklememeyi öğrenirsiniz ki, hayatta alınabilecek en güzel derstir.

Çok teşekkür ederim değerli varlığınıza, beğeninize...
-Iceberg- 25 Nisan 2020 Cumartesi 21:51:18
Siz hiç ; birikmiş bir özlemi, gelmeyecek bir gideni, olmayacak bir nedeni beklediniz mi ? Özdemir Asaf"

Ben
"Anlayamadıklarımı anlatamıyorum".

Hani deriz ya!
"Anlaşılır gibi değil".

İşte öyle bir şey
Aşkar...
25 Nisan 2020 Cumartesi 15:18:02
merhabalar
izin gününde iyi bir öykü okumak istirahatin en güzel hali
öyküler evet
okuyucular zaten kalitenin farkında varmışlar
aslında insanları çerçeveleyip duvara asmak gibidir öyküler
bir anıya hapsetmek ya da özgür kılmak
tartışılan bir konu hala
öykü insan demektir ne güzel söylemişti Ara Güler söyleyen oldu mu daha önce bilmiyorum ama bu sözlere tekrar güzeldir;

'Hayat dediğin küçük adamların hikayesidir. İngiltere kraliçesinin hayatı bir b.ka yaramaz.
Ara Güler.

hayat bizim gibi insanların öyküsüdür küçüklük yani tanınmamışlık yalnızlık ve bir başınalık kendinelik gibi
ben öykülerimi bir dönem hece şekline dönüştürmüştüm
bir Ahmet hikayesi bugün ki yani bir bölümü
babama dair yani kısaca gidenlere özellikle de vakitsiz gidenlere
..
aralara kendimce dizeler koyarak on dörtlü heceyle okudum hikayenin en vurucu kısımlarını birini buraya alayım müsaadenizle;

İçim, çığlık çığlığa sessizce bağırıyor;

“Bana bi sarılsana bi sarıl Elmas Abla!”

O da beni duymuyor...Ve içim çok ağrıyor

-İşte böyleee be kızçem! İşte böyle bu hâlâ

ezcümle iyi şeyler üzerine çok konuşurum affola uzadı
saygı ve esenlik dileklerimle


Aşkar...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Nisan 2020 Cumartesi 17:43:36
Küçük, gösterişsiz hayatlar... Tam da bizimkiler gibi belki! Benim de ilgimi çeken onlar. Duymamıştım Ara Güler’in sözünü. Ama, unutmayacağıma eminim!

Çok mutlu etti sizi burada görmek. Güzel değerlendirmeniz ise apayrı! Kalemine hayranlık duyduğum insanlardan, güzellikler duymak paha biçilmez...

Teşekkür ediyorum saygıyla...
birisi
17 Nisan 2020 Cuma 21:35:34
Dişim öyle çok ağrıyordu ki okumaya başlarken "hiç başlamayayım konsantre olamayacağım, dolayısıyla hiçbir şey anlayamayacağım" diye düşündüm, okurken dişimin ağrısını unuttum :) sanat diş ağrısı da geçiriyormuş, bir yaşıma daha girdim

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 17 Nisan 2020 Cuma 21:43:33
Vizit ücretimi alırım, sanat başka dostluk başka:)))

Çok teşekkür ederim gülümseten yoruma...Ve, geçmiş olsun:)
Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi
17 Nisan 2020 Cuma 14:25:37


Bir Eflatun Ölüm tarafından 4/17/2020 2:04:50 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî 17 Nisan 2020 Cuma 14:27:41
geçenlerde bir yazı okudum biri benden önce davranmış...

internette bir linke tıklıyorsun ve ekrandan virüs yayılırsa saşırmayın diyordu..

kurşun mu daha acısız, yoksa virüs mü...
acısız öldürecek olanı seçiniz lütfen:))
Bir Dünyevî
17 Nisan 2020 Cuma 14:19:45
26.02.2020- 17-04.2020 sanırım ayda bir yazı yayınlanmaya programlanmış :))
9 gün sonra mı yeni yazını gelecek??

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 17 Nisan 2020 Cuma 14:26:43
:)) bu nasıl bir dikkat, maaşallah!:)
Bir öykü yazılıyor şu an ama, kaç güne yetişir bilmiyorum. Bu aralar fena halde suç dizilerine takılmaya başladım. Elimde tabancayla siteyi basıp üstünüze kurşun yağdırırsam şaşırmayın:)
Bir Dünyevî 17 Nisan 2020 Cuma 14:28:12
geçenlerde bir yazı okudum biri benden önce davranmış...

internette bir linke tıklıyorsun ve ekrandan virüs yayılırsa saşırmayın diyordu..

kurşun mu daha acısız, yoksa virüs mü...
acısız öldürecek olanı seçiniz lütfen:))

:))))
Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 17 Nisan 2020 Cuma 14:45:41
Evde kalmaktan topluca delireceğiz gibime geliyor:)
Az önce bir arkadaşımla konuşurken dedi ki; “babamla kardeşimin sevilecek bir tarafları olmadığını fark ettim”:))
Bir Dünyevî 17 Nisan 2020 Cuma 14:47:11
benim için tımarhane konuşulmaya başlandı bile..
hiç iyi değil gidişat:)

o değil artık diziler de bıkıttı..internette bıkıttı..
n.asım
6 Nisan 2020 Pazartesi 21:40:19
anneniz,anneme,,babanız,babama,benziyor,,ondandır,kardeşiz,taa Adem'le,Havva'dan,beri,,tanıdım,sizi,sizde,bu toprağın çocuğusunuz,,




n.asım tarafından 4/7/2020 2:56:23 AM zamanında düzenlenmiştir.

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 6 Nisan 2020 Pazartesi 23:00:17
Elmas Abla, adı gibi bir cevherdi. Eğer onu detaylı tasvir etseydim, esas kız gölgede kalırdı, inanın:) kıyamadım kahramanıma:)

Üstelik öykü, bu haliyle bile uzun gibi geliyor bana. Daha da detaylandırsaydım, sıkabilirdim okuyanı. İnsanların, özellikle betimlemelerden nasıl köşe bucak kaçtığını bilirim:)

Kızmaca olmaz bende, merak etmeyin. Herkes böyle der ama sonra su koyverir, onu da biliyorum:)

“Daha iyiye ulaşmak için eleştiriye ihtiyacımız var” klişesine hiiiiç giremeyeceğim, diğer yazı ve şiirlerime de muuutlaka övgülerinizi bekliyorum:))

Teşekkürler...
n.asım 6 Nisan 2020 Pazartesi 23:47:54
n,atsız büyük,romancıdır,ama bu yüzden,eleştiri çok almıştır,sonra,ruh adamı,yazmıştır,,:)haklısınız,hikayede,tasvir,uzatır konuyu,ama,Elmas ana,canlansın isterdim gözümde,,kısaca,örgü yelekten,farklı,saçı,başörtüsü,terliği
evet, okuyacağım,sizi mutlak,,
Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 7 Nisan 2020 Salı 12:18:08
En büyük hayranlığım olan Yaşar Kemal’den bahsederken; “üfff bir karıncanın yuvasına ekmek taşıyışını beş sayfa anlatan bir yazar okunur mu” diyen insan gördüm... oysa ben her sayfasına kutsal kitap muamelesi yaparım Yaşar Kemal’in.

Demem o ki; Elmas Ablanın çıkık elmacık kemikleri, çekik gözleri, çilli yanakları, sürekli kulağında olan uzun sallantılı, abartılı altın küpeleri, her daim ağzında olan ama bir şey anlatacağı zaman ağzından çıkarıp başının üzerine, yemenisine yapıştırıverdiği sakızı kimsenin ilgisini çekmeyebilir, hatta tiksindirebilirdi tüm bu ayrıntılar:) (bitmeyen cümle kurdum:))

Ama, eleştiriniz gerçekten kıymetli. Bundan sonra göz önünde bulunduracağım bu detayı. Çok teşekkür ederim...
n.asım 7 Nisan 2020 Salı 22:14:27
ahh,yaşarkemal,,
burada,elmaskarakteri,ana figürü, abla değil,bunu,iyi bir okuyucu,edebiyat bilen,herkes anlar,,yorumları okuyacağım,,bakayım,kim ne anlamış,,zira,hikaye,muazzam,
Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi
5 Mart 2020 Perşembe 11:59:16


Bir Eflatun Ölüm tarafından 3/5/2020 12:06:15 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
hç_kmse
5 Mart 2020 Perşembe 11:48:00

“Öfke; her zaman ikincil bir duygudur” diyor Cenap Hoca... “Ondan önce mutlaka başka bir duygu vardır. Öfkelerinizin arkasına bakın çocuklar! Karşınıza büyük olasılıkla, bir hayal kırıklığı çıkacaktır!”

Öfke yeterince anlaşılmayan ve çoğunlukla da yanlış değerlendirilen, dinlemesi güç bir duygu..bekleyişin öyküsü kıvamında, dolu dolu anlattı kendisini. Öfkeyle ilgili kısmı özellikle dikkatimi çekti. İlk okuduğumda da öykü orada durdurmuştu..Hayal kırıklığı, üzüntü, çaresizlik ikincil bir duygu olarak öfkeyi çağırabiliyor. Çağırmayaydı ne olurdu diye düşününce, o da bir nimet diyorum kendimce.Teşekkür ederek izninizle bu kısmı kendime alayım.

Geç de olsa selam,saygı ve tebriklerimle..




1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 5 Mart 2020 Perşembe 12:00:03
Birbiriyle karıştırdığımız duygular olduğu gibi, birbirinin arkasına saklanmış, bir diğerini tetikleyen duygularımız da var. Karma karışık bir dünya aslında insan ruhu...

Çok teşekkür ederim öyküye ilginize, dikkatinize...

Saygıyla
Salih Yıldırım
29 Şubat 2020 Cumartesi 00:24:44
Kutlarım güzel bir anlatım, güzel betimlemeler.Sıradan bir günü sıradışı aktarmışsınız.
Kalemize sağlık.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 29 Şubat 2020 Cumartesi 00:52:24
Çok teşekkür ederim Salih Bey...
Meyzem
27 Şubat 2020 Perşembe 00:49:00
Çok manalı derin ve hüzünlü ..
Tebrik ederim günün en güzel yazısını..
çok beğendim.. kaleminize sağlık

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 27 Şubat 2020 Perşembe 11:18:14
Çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle...
Gule
27 Şubat 2020 Perşembe 00:36:35
insan ömrünün yarısı belki bu bekleyişler ve arayışlarla geçiyordur...özellikle varlığını ve hiçliğini sorgulayan insanlarda daha da çekilmez oluyor bu...insan hep bir bekleyiş içersindedir...ve hep bir sürüncemede içindeki boşlukları 'nasıl dolduracağım?' diye düşünür...ağır ağır tırmanır o basamaksız köhne merdivenlerini yüreğinin...bazen ne beklediğini bile doğru dürüst bilmez insan...bi boşluk vardır yanında.. hep yarım ve eksik kalan bir şeyler...bunu hisseder ama en yakınındakine bile farkettirmez...sorulacak olsa cümlelere bile dökemez...onu tanımlamak da böyle garip gizemli bi şey...bazen bi camın kenarında bazen de bi kapıda böyle bi ölüm sessizliği vardır ve put kesilir başucunda insan...temkinli ve utangaç bi anlam da veremez bu bekleyişlerine...böyle de soyut ve soğuk bi kavram...orasından burasından kemirilmiş bi şeyler...ne gariptir ki bu tek kişilik gölge oyunlarında biliyoruz ki yalnız değiliz...varlığını hissettiren bir şeyler hem var hem yok...yazarken bile tebessüm ettim ne saçmalıyorum diye ama işin gerçeği bu:)

gündelik hayatın bütün anlamsızlığı bazen böyle sağa sola saçılır, gözüne batar oysa insan tenezzül edip yüzüne bakmaz ama bazen de böyle tarifi imkansız sokulgan ve huzursuz edici dokunaksız duygular olur izini sürmekten yorulmaz insan...o kırıntıların, kıymığın derisine batmasından, kanatmasından gocunmaz...tersine onları baş tacı eder...

üstümüzde ince bi zar gibi dünyaya direnen bu hırpalanmışlık, bu yıpranmışlık, derisi dökülmüş bu saydamlık ve yanılsama...e bir de bu devasa boşluk olunca artık ürkmüyor da insan kolay kolay... zamanla alışıyor...en derin çukurları bile eliyle bulup çıkarıyor ve gözünün içine sokuyor...

camda ve kapıda hep aynı cevapsız soru: "biri mi var orda?"...böyle karanlığı ikiye bölen uğultular ama çoğunlukla sağır ve dilsiz...

çok içten ve dokunaklı bir yazı...tebrikler...sevgiler...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 27 Şubat 2020 Perşembe 11:22:01
Soluksuz okudum tahlilinizi, muhteşemdi! Öyle yerli yerinde anlatmışsınız, öyle farkındalıklar yaratmışsınız ki, insan “aaa evet, aynen bunu hissediyorum” diyor birçok yerde.

Eşliğinize çok teşekkür ediyor, sevgilerimi gönderiyorum...
Gule 27 Şubat 2020 Perşembe 15:53:48
güzel yazınızın bu yalın ve özgün anlatımına kayıtsız kalamazdım çünkü sevdiğim bir anlatım diliydi ve kendime çok yakın bulduģum bir yazıydı...bu anlamda ben de çok teşekkür ediyorum size...sevgilerimle...
farzımuhal
27 Şubat 2020 Perşembe 00:30:36
Aslina bakarsan siirlerinde de oykulerinde de cok kalibre bir turkce kullaniyorsun, noktalama vs ..
Biraz acelecilik sanirim uzun olunca goz gezdirme ile yetinme durumu da oluyor gerci siirlerde de
ama sabredip okudum

Konsatre huzun
Birikmis hayal kirikliklari
Baba (bir siirime yorumunla beraber dusununce bu yaziyi daha iyi anlamlandirdim)
Dilegim kurgusal bir aci olmasi oykunun


Not

Siir ya da yazi farketmez toptanciliga bakisimi biliyorsun
Iyi sairin her siiri iyi olmaya bilir vs vs


Cevap Yaz
farzımuhal
26 Şubat 2020 Çarşamba 22:14:15
Eflatun, bir toplantida kacamak okudum yazini
Agladim sanki ama gozlerimden yas gelmedi
Yalniz okusaydim aglardim sanirim
Yorumu yazarken bile aglamakliyim

Bu acitan yaziyi nasil tebrik edeyim



farzımuhal tarafından 2/26/2020 10:38:30 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 23:31:06
Acıta acıta büyütüyor, olgunlaştırıyor hayat. Üzmüşüm seni, ona üzüldüm. Hem tebriğe gerek yok, varlığını burada görmek yetiyor.

Bu arada, sen benim öyküleri şiirlerimden çok seviyorsun gibi hissediyorum:) şiirlerimde hep sıfırcıydın:)

Bedri Tokul
26 Şubat 2020 Çarşamba 21:13:16
Sevgili kardeşim.
Böyle güzel bir yazıyı okuyup sıradan bir yorum yazmak yerine.
Daha sonra tadına vararak okuyacağım.
Bu günlerde harman yeri oldu defter.
Saldılar birini onunla boğuşmaktayım.

Selam ve Saygıyla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 23:21:02
Teşekkür ederim inceliğinize... Saygıyla...
Suat Zobu
26 Şubat 2020 Çarşamba 13:12:17
Çok güzel. Yerine de yakışmış.

Tebrik ederim kardeşim.

Selamlar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 13:14:15
Çok teşekkür ederim.

Saygıyla...
KurşunKalem
26 Şubat 2020 Çarşamba 12:47:14
Kalemini, yüreğini severim senin, yine çok anlamlı ve güzeldi, seviliyorsun rengim...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 12:52:40
Gururlandırdın, şımarttın yine beni. Çok teşekkür ederim canım.

Sevgilerimle çokça...
erdal güvenli
26 Şubat 2020 Çarşamba 12:43:51
Samimi
Duru
Dokunakli
Konuyu net anlatisiniz, sarkmayisiniz ve olusan bütünlük tam usta işi
Doymak icin degil tadi icin yediginiz bir yemegin damaginizda biraktigi enfes tad ve tekrar yeme istegi gibiydi okuduktan sonra hissettigim
Kocaman tebrikler

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 12:51:00
Çok teşekkür ederim güzel görüşünüze, cümlelerinize...

Saygıyla...
esesligizem
26 Şubat 2020 Çarşamba 12:03:32
Kağıttan bir uçurtmanın küskün bir rüzgar yüzünden düştüğü bir çatı üzerinde gökyüzüne bakarak ölümü bekleyişidir.Kimi zamansa bir buluta takılıp bahar kokmaktır yaşamak.Bilmez ve bilinmezliklerle dolu bir hayat.Neyi ve nedenleri bilmeden beklemektir hayat.Yüreğin dert görmesin.Kalemin daim olsun.Gerçek kesitler,yaşanmış hikayeler.Sen yaz Eflatun biz okuyalım.
Sevgi ve selamlar.

Cevap Yaz
esesligizem
26 Şubat 2020 Çarşamba 12:01:21
Kağıttan bir uçurtmanın küskün bir rüzgar yüzünden düştüğü bir çatı üzerinde gökyüzüne bakarak ölümü bekleyişidir.Kimi zamansa bir buluta takılıp bahar kokmaktır yaşamak.Bilmez ve bilinmezliklerle dolu bir hayat.Neyi ve nedenleri bilmeden beklemektir hayat.Yüreğin dert görmesin.Kalemin daim olsun.Gerçek kesitler,yaşanmış hikayeler.Sen yaz Eflatun biz okuyalım.
Sevgi ve selamlar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 12:07:10
Çok teşekkür ederim, mutlu oldum...

Sevgilerimle
Mervan Tan
26 Şubat 2020 Çarşamba 11:24:30
Dün bir Balat kahvesinde çay içerken okumuştum gözümden iki damla yaş düştü... hiç birşey hayal kırıklığı kadar kötü değildir...


Saygılarımla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 11:40:08
Yaşanmışlıklarımız benzer sanırım... O yüzden her yazımda kendinize dair bir şeyler buluyor ve etkileniyorsunuz. Çok teşekkür ederim, varlığınız hep mutlu ediyor beni.

Saygıyla...
Serap IRKÖRÜCÜ
26 Şubat 2020 Çarşamba 10:44:26
İl dışı eğitim dönemim olmadığı için öğrencilik hayatım boyunca yurt yaşantım hiç olmadı. Bu konu içimde hep ukde olarak kaldı. Yazınızdaki detaylar bu konuda çok bilgilendiriciydi aslında.

Mekanın tasvirlerindeki detaycılık, babasını bekleyen bir kız öğrencinin ruhsal tahlilleri çok başarılı. Beklentinin sürdüğünü anlatan son cümle ise!... Çok çarpıcıydı.

DURUM VE KESİT ÖYKÜSÜ'nün çok başarılı bir örneği olan öykünüz bugün hak ettiği yerde. Kaleminize sağlık. İçtenlikle kutarım.

Sevgilerimle...


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 11:38:07
Çok teşekkür ederim Serap Hanım, fikriniz benim için önemli.

Tüm sıkıntılarına rağmen, gerçekten hayatın en güzel süreci sanırım yurt yaşantısı. Sizin de tatmış olmanızı yürekten dilerdim!

Sevgilerimle...
Baht-ı Siyah
26 Şubat 2020 Çarşamba 10:03:18
Bence uzun uzun birşeyler yazmanıza gerek yok,nasıl olsa her şekilde güne gelirsiniz.Avlu dizisini anımsadım.:))

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 11:10:08
Daha iyi bir performans bekliyordum sizden, çok cılız kalmış...

Öyle bir dizi mi var? Bilmiyordum... Dizi izlemem ben. Size de izlememenizi öneririm. Sonuçları ortada:)
Baht-ı Siyah 26 Şubat 2020 Çarşamba 13:17:32
:))
Ethem_Namık
26 Şubat 2020 Çarşamba 09:28:52

Zahir mi daha etkili batın mı...

İçimizde yükselen beklentiler en büyük çöküntülere yol açıyor.

Acılara bir merhem olsun diye kendi dışımızdakilere sarılma isteği oluşabiliyor.

Beklentiye hiç mi kapılmayalım... İçimizde bazı şeyler eksik kalıyor. Tamamlamak için dört elle sarılıyoruz beklentilere, en yakın beklentilerimiz en sevdiklerimiz değil mi?

İçe dönüp yükselmek bizi kendimiz yapacak sonunda.

Bir iç serzenişiydi yaşanmışlığın, yorumdan sayma...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 10:21:56
İçimi anlatmış... Yorumdan saymadım, sevdim serzenişi...

Teşekkürler
meleksukan
26 Şubat 2020 Çarşamba 06:34:25


dün bir ara dışarıya çıktım hatta bugün hiç çıkmadın dedim kendi kendime. ve uzun zamandır da böyle güzel bir yazıyla buluşmadın. kendimi ilk önce sokakla sonra da seninle buluşturdum:) ve her anımı eksiksiz yaşadım şarkıdaki gibi.


kutluyorum Eflatun
söylemeden geçemeyeceğim
her daim karizmatik geliyorsun bana
tanımıyorum. bilmiyorum
ama öyle
sanirim hep de öyle kalacaksin


Sevgiler


.




1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 10:18:13
Çok teşekkür ederim Fues! Ne güzel, ne mutluluk, gurur verici cümleler bunlar! Yüzüm kızarmış olmalı şu an:)

Sevgilerimle çok!..
Bir Dünyevî
26 Şubat 2020 Çarşamba 02:00:36
neydi bu ??

çağla yeşili olmaz asker yeşilidir o halifeksin rengi:)) şaka bir yana..

bir ara hapishane izlenimi aldım, kafamda hapishaneler görüntülenirken, sonra sabah kahvaltıları canlandı gözüme.. gün doğumu izlemek için banklardan katlardan indirilene kadar ve daha gelen beklenene kadar soğuyan çaylar kahveler...

10 bloktu 5 i kız 5 erkek yurdumuz..üstkatlar da ekseri üst sınıflar kalırdı..isyanı hallerimde geçmişe özlemlerim depreşti okudukça..

anonslar genelde süpriz barındırırdı.. sonradan sonraya alışmıştık herhalde.. lakinilk yıllarda bir başka güzel gelirdi anoslarda ismimiz okununca..

çıplak ayakla halıya basmak istemenin hayali bir başka yere aldı götürdü, sonradan sonraya odaya halı atmıştık..

yüzde doksan biri olurdu kantinde tabağını veya çayını kahveni ekmek arasını eline alıp sandalyeni çekeceğin masasına bir arkadaş olurdu, olmadığı zaman telefonlar görürdü o işi..

sahi telefon yoktu öyküde sanırım ??

önce sevgili gelecek sandım, sonra baba çıktı, o da gelmedi ya ...bayram tatillerinde memleketine gitmeyenler geldi aklıma.. ıpıssız her yer..

4.kat inmesi bir derttir çıkması ayrı dert ihtimal asansör de yoktu.. sesler gürültüler... insana bir bakıma yalnız olmadığını hatırlatır. o bekçi veya temizlikçi veya yemekhaneci abiler ablalarher zaman dert ortağıdır öğrencinin.. yine canlandı gözümde simalar..

6 kişilik odalar hem eğlenceli hem de karışık.. sesler, çöpler, ortak masanın genelde devamlı karışık ve dağınık halleri..

ne çok şey vardı sahiden de bu yazıda...geçmişle bağını koparamayanlar içinbir kapı ve pencere gibiydi..

telefon hafızalrından veya sim kart değişimlerinden hatayla silinen numaralar olmasa, bu saatte arayıp uykusunu böleceğim 3-4 kişi geldi hemen hafızama..

ne çok şey sığdırmışsınız bu güzel yazıya.
yazmak da bir marifet işte budur..

anıların acısı hüznü neşesi sevinçi umudu ve her şeyiyle..

okuyup okumamak da kararsız kaldım bu yazıyı ilk başta..gittim geldim...
iyi ki okumuşum da diyemiyorum, keşke okumasaydım da diyemiyorum..

en az hikayenin kahramanı gibi bir haleti ruhiye içinde şimdi..

saygı ve kalanımdan huzur bırakıyorum.

esenlikle..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 10:16:05
Şu içtenliğinizi öyle çok seviyorum ki! Öncelikle bunun için teşekkür ederim...

Öyküye gelince; herkesi öğrencilik yıllarına, yurt hayatına götürmüşüm sanırım. E iyi de olmuş bence:) düşünsenize, sizin de dediğiniz gibi çayınızı, kahvenizi, yemeğinizi alıp herhangi bir masaya, arkadaşlarınızın yanına oturuvermek ne büyük mutluluk ve huzur! Sıkıntılar yaşansa da, en güzel süreç sanırım insan hayatındaki.

Okuyup okumamakta tereddüt etmişsiniz ama, hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan okumuşsunuz. Bu özen ve dikkat için de ayrı teşekkür borçluyum! Ve elbette övgü dolu sözler için de...

Çok mutlu ettiniz, eksik olmayın!

Ha bu arada; halıfleks gerçekten çağla yeşiliydi:)
arel.
26 Şubat 2020 Çarşamba 00:56:51
Marifet iltifata tâbidir bu olayın başka bi yönü:)
her şeyden önce yazıda zamana ve mekana bağlı kalarak ama andan kopmayarak yazmak okura ayna tutmak yazar işidir
Korkmazgil acılara tutunmak ismini verir insanın acısını sevmesi ama kanatmayarak acısına tutunması ama kendini hırpalamayarak
öykünün kahramanı değil kahramanları olmalı Elmas ana gibi Emine abla gibi
ve iyi ya da kötü gizli kahramanları beklenen baba gibi çok fazla şey söylenebilir öykü üzerine ama ben üçüncü kez okuyup burada keseceğim:)
çok beğendim bilmiyorum daha ne diyebilirim bu bir bekleyişin aslında affedişin ve öze dönüşün bi öyküsü çözümleme kısmına girmeyeceğim tılsımı var çünkü öykünün ama biliyorum ki zaman zaman bu öyküyü yeniden okumak için bu sayfaya döneceğim
sevgiler ve tebrikler çokça

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 09:55:56
Yorumunu iple çektiğim insanlardansınız. Çünkü bazen, yaptığım ama farkında olmadığım şeyleri görmemi sağlıyorsunuz. Her yazımda, yazdıklarımdan çok daha fazlasını okuduğunuza da adım gibi eminim! En çok da bunu seviyorum sanırım:)

Bu övgüyü, bu tebriği kazanmak çok çok kıymetli benim için! Sonsuzca teşekkürle...
Aziz Remzi
26 Şubat 2020 Çarşamba 00:17:42
Anlamıştım zaten... tebrik ve takdirlerimle

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 08:34:00
Sizin takdiriniz onurdur, teşekkürlerimle Hocam...
Serkan BOL
26 Şubat 2020 Çarşamba 00:07:51
Güne geleceğinden emindim. Çok güzel kaleme alınmış bir eserdi. Tekrar tebrik ederim sizi ve güzel eserinizi.

Saygılarımla....

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 08:33:01
Tekrar çok teşekkür ederim nezaketinize...
Sör
25 Şubat 2020 Salı 23:59:55
Gün her zaman güzel size
Gelinlik gibi
Tebriklerimle

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 08:31:33
Çok teşekkür ederim, ne kadar zarif bir yorumdu...
üçrenk (Italia)
25 Şubat 2020 Salı 20:50:41
"beklediğim zamanları ekliyorum mutluluğa"

Ve beklenen ne kadar kıymetliyse o derece büyük hayal kırıklığı yaratır gelmeyişi..

Gün içinde farkedip akşamı beklemiştim ben de okumak için bekleyiş öyküsünü..

Günün öyküsü olmaya değer, profesyonelce kaleme alınmış bekleyiş ..

Tebrik ediyor ve mutlulukla izliyorum öykülerini Sevgili Eflatun..

Gönül dolusu Sevgilerimle..

💜

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Şubat 2020 Salı 21:29:33
Ben de; “iyi ki rengarengim var, beni asla yalnız bırakmaz” diyorum ve hiç yanıltmıyorsun! Ellerinde bir sürü övgüyle, uçuş uçuş görünüyorsun kapıda:)

Teşekkür ederim, ama gerçekten teşekkür ederim varlığına!
Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Şubat 2020 Salı 21:31:53
E şunu yapmayı unutmuşum ya; 💜

:)
üçrenk (Italia) 25 Şubat 2020 Salı 21:42:19
Sevgiyle sarıldım:🤗
black_sky
25 Şubat 2020 Salı 20:25:46
Demir bir perde midir çaresizlik...
Ve bir mucize beklerken tüm inancinla, aynı anda da dipsiz bir kuyuya düştüğünü bilmek midir umutsuzca...
Doğaya meydan okumak, güneşi sabitlemeye çalışmak...öfkeye evrilen o duygular.
Öyle bir çaresizlik işler ki içine insanın bazen, iyileşmek bile gereksiz gelir...

Hikaye kaleminizde canlanıp, gerçekle boy ölçüşüyor...acıtıyor hatta fiziken.
Bu arada pencerenin önündeki o " arsız " benim sanırım.

Sevgiyle kalın.
Tebrikler.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Şubat 2020 Salı 21:26:14
Arsız benim idolümdür:) ne zaman yapraklarım dökülse, onun inatla çiçek açışını hatırlarım.

Çok teşekkür ederim, sevgiyle...
Kıyısız/ım
25 Şubat 2020 Salı 19:06:00
Beklemek sancısı ne zor şey...

Heyecanın, sevincin, hayalin, acabaların aynı anda insana yaşattıkları. Sonrasında ki kırıklık...

Bütün bunları bu öyküde çok güzel bir anlatım diliyle hissettirdin bizlere..

Sevgilerimle...

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Şubat 2020 Salı 21:24:12
Ne mutlu bana, o zaman!

Çok teşekkür ederim... Ve çok sevgilerimle...
Kıyısız/ım 26 Şubat 2020 Çarşamba 08:40:05
Şaşırmadım bu öyküyü günde görünce.. Daha nicelerine diyerek tebrik ve taktirlerimi bırakıyorum...

Sevgiler...
Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 26 Şubat 2020 Çarşamba 09:45:50
Çok teşekkür ederim, iyi ki varsın!

Sevgilerimle...
Gülüm Çamlısoy
25 Şubat 2020 Salı 18:36:45


Şİmdiden kutluyorum.
Zevkle okudum.

Sevgimle

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Şubat 2020 Salı 21:23:13
Çok teşekkür ederim Gülüm Hanım! Sevgilerimle...
Hicran Aydın Akçakaya
25 Şubat 2020 Salı 18:22:43

O heyecanı, o telaşı ve gün sonundaki hayal kırıklığını iliklerimde hissettim, öyle güzel kaleme almışsınız ki öyküyü. Aşırı bir sarılma arzusu oluştu içimde, kıvırcık saçlarını koklayıp öpesim geldi öykü kahramanının. Elmas Abla da sarılmadı galiba. Kıyamam. Bekleyişler olgunlaştırıyor insanı en çok, olmasını istediklerin olmadığında, gelmesini istediklerin gelmediğinde büyüyorsun en çok.
Tebrikler harika bir öyküydü.
Sevgimle.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Şubat 2020 Salı 21:22:30
Eminim hiç itiraz etmezdi öykünün kahramanı, böyle zarif bir şairin ona sarılmasına:)

Çok teşekkür ederim nazik yoruma! Sevgilerimle...
Serkan BOL
25 Şubat 2020 Salı 18:12:28
Beklemenin tarifsiz hali. Sonra gerçekle yüzleşmekten korkmak ve en sonunda büyük hayal kırıklığı....

Güne geleceğini düşündüğüm eserinizi yürükten kutlarım.

Saygılarımla...

Serkan BOL tarafından 2/25/2020 6:18:37 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Şubat 2020 Salı 21:17:53
Çok teşekkür ederim güzel görüşünüze, eşliğinize...
ikiodabisalon
25 Şubat 2020 Salı 17:55:28
Zehirli zatürre teşhisi konulduğunda Şişli Etfal hastanesinde yatmıştım tam dokuz yıl, dokuz yıl boyunca her pazar annem ve babamın gelmesini beklemiştim. Yedi günde bir, bir kaç saat görüşebiliyorduk. Sonrası ıssızlık ve karamsarlık dolu bekleyiş.
Yıllar sonra annemle konuşurken, dedim ki ne zor geçti o yıllar biliyor musun? diye.
Bana verdiği cevap hiç inandırıcı gelmemişti; Topu topu onüç gün yattın be oğlum.

Müthiş bir yazıydı.

Teşekkürler Eflatun

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Şubat 2020 Salı 21:16:12
Gülmekle ağlamak arası saçma bir ifadeyle okudum anıyı:) ancak bu kadar anlaşılabilirim herhalde...

Hep söylüyorum; zaman denen şeyin ölçüsü, neye beklediğine göre değişiyor.

Müthiş olan; dokuz yıllık hastane macerasıydı:)

Teşekkürlerimle...
Den(iz)
25 Şubat 2020 Salı 14:04:34
Siyah!

Sevgilerimle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Şubat 2020 Salı 21:06:55
Bir baba-kız, birlikte ne yapar biliyorsan eğer, dünyanın en mutlu insanı olmalısın... Bazen, yaşadığın anlar yanına kâr kalır sadece. Kimilerinin ise o anları, anıları bile yoktur!

Huzurla uyusun baban... Sevgilerimle...
Aziz Remzi
25 Şubat 2020 Salı 13:32:41
Anlar vardır anlamaz nadanlar.Anlar vardır bitsin istemezsin.Ve öyle anlar vardır bitmez,geçmez...O da sevdiğin birinin gelmez olası anlarıdır Hele bir de bir kız çocuğunun babaya olan hasreti ise çifte zulümdür.Keşke o ranzalı günlerimiz geri gelebilse dediğimiz günleri yaşıyoruz maalesef.

Ne kadar içten ve bir o kadar da bendi hikaye .. Tebrik ve saygılarımla

Aziz Remzi tarafından 2/25/2020 1:39:26 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Şubat 2020 Salı 20:51:02
Teşekkür ederim Aziz Hocam, hep anlarsınız...
yeğinadnan
25 Şubat 2020 Salı 12:54:09
Önce içimde kelebeklerin bir bir nasıl öldüğünü gördüm sonra Devrilen içimi
"Turkuaz-açık mavi masada, annemin çiçekli masa örtüsünü görüyorum. Bir tekmeyle devriliyor masanın üzerine yerleştirilmiş çorba kaseleri, yemek tabakları, su bardakları... Tenceresiyle birlikte fayansa fırlayan kuru fasulyenin suyu akıyor duvardan aşağı. Bardaklardaki su; çiçekli masa örtüsünden halıya.. "Bu tasvirde. Olsun dedim iki damla yaş süzülürken yanağımdan. Olsun Dizlerimin karnıma doğru çekildiğini fark ettim kimsesizdim ama yalnız değil.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Şubat 2020 Salı 20:49:17
Teşekkür ederim eşliğinize...
uğurdemircan
25 Şubat 2020 Salı 10:40:16
Gelmeyenin hissettirdikleri... Anlatılanın ardındaki anlatılmayanlar... Duygusu güzel, betimlemeleri güzel. Çok hoş bir öykü. Tebrik ederim. Başlarında beni yurt yıllarıma götürdüğün için de...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Eflatun Ölüm Yazının sahibi 25 Şubat 2020 Salı 11:03:01
Bir sürü can yakan bekleyişle geçmiş de olsa, en güzel günlerdi sanırım onlar. Anlamlıydı yoksunluklarımız...

Hayran olduğum kalemler beğenince siniyor içime yazdıklarım. O yüzden, ne kadar teşekkür etsem azdır...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.