HİDAYET DOĞAN
790 şiiri ve 193 yazısı kayıtlı Takip Et

Nerden çıktı bu askeri darbe söylentileri ne güzel memleketimin insanları rahat ve huzur içinde birarada yaşıyor..



Nerden çıktı bu Askeri Darbe söylentileri ne güzel memleketimin insanları rahat ve huzur içinde birarada yaşıyor..

Yeni Şafak gazetesi yazarı Yusuf Kaplan, "Darbe söylentilerini gözardı etmeyelim; önlem almaya bakalım" başlıklı bugünkü yazısında "darbe söylentilerinin ciddiye alınması gerektiği" görüşünü dile getirdi.

"Bu kez, pat diye darbe yapmaya kalkmayacaklar" diyen Kaplan, darbenin ’Kemalistlerden geleceğini’ iddia etti.

15 Temmuz’u önceden uyardığını yazan Kaplan,"15 Temmuz darbesini sadece Amerikan, Avrupa ve İsrail medyasında yazılıp çizilenlere bakarak yaklaşık altı ay önce Ülke Tv’de Mustafa Yıldız kardeşimin “Odak Noktası” programında söylediğimde de, felâket tellallığı yapmakla itham edildim." yazdı.

Yazının tamamı ise şöyle :

’’Darbe söylentilerini gözardı etmeyelim; önlem almaya bakalım!Bu kez, darbe söylentilerini ciddiye alalım, diyorum.

Duman tütüyorsa bir yerde, orada bir şeyler oluyor, meşum bir hazırlık yapılıyor demektir, şer şirret güçler ve uşakları tarafından...

28 Şubat darbesinde ve 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminde apaşikâr bir şekilde parmağı olan Rand Corporation adlı görünüşte “düşünce kuruluşu”, gerçekte ABD’deki Yahudi gücünün entelektüel istihbarat şebekesi gibi çalışan “örgüt”, hazırladığı Türkiye Raporu’nda darbe çığırtkanlığı yapıyor!

Bu raporu ve içeriğini cuma günkü yazımda yazmıştım.

Şöyle bir söylem geliştiriliyor medyada, sosyal medyada vesaire: “Gelsinler! Gelecekleri varsa, görecekleri de vardır! Bu kez millet, boğazına çökecektir hainlerin!”

15 Temmuz darbe ve işgal girişiminde tankların altına yatarak darbeyi püskürten bu çilekeş halk, elbette, yeni bir darbe girişimi olması durumunda, yine direnecektir, yine tankların altına yatacaktır, yine darbecilere gereken cevabı verecektir.Bundan şüphem yok.

Ama başka bir durum var yüzleşmemiz gereken: Bu kez, pat diye darbe yapmaya kalkmayacaklar. Önce darbenin ortamını oluşturacaklar; yazılı, görsel medyalarla sosyal medyalar üzerinden!Bu kez, önce, medyada algı operasyonları yapacaklar...

Sonra, sosyal medyada bindirilmiş kıtalarla infial oluşturacak provokatif haberler yayacaklar...
Sonra da, kitleleri sokaklara dökecekler!

Tekrar ediyorum: Felâket tellallığı yapmıyorum. Bu kadar kritik bir meselede felâket tellallığı yapmak, milleti tedirgin etmek ahlâksızlıktır. Böyle bir şey yapamam.

Ama ortada apaşikâr göstergeler varsa, bu durumda susmak, vurdumduymazlık yapmak, üstüne yatmak tam anlamıyla sorumsuzluktur, ruhsuzluktur. Asıl ahlâksızlık budur!

15 Temmuz darbesini sadece Amerikan, Avrupa ve İsrail medyasında yazılıp çizilenlere bakarak yaklaşık altı ay önce Ülke Tv’de Mustafa Yıldız kardeşimin “Odak Noktası” programında söylediğimde de, felâket tellallığı yapmakla itham edildim.

Tek kaynağım vardı: Bizzat Batılıların kendi medyalarında yazıp söyledikleri! Darbe geliyorum, diyordu adeta. O zaman Kemalistlerle Gülenistlerin ortaklaşa hareket edebileceğini tahmin ediyordum.

Sonuçta darbe oldu ama Erdoğan’ın dirayetli liderliği ve dik duruşuyla, özellikle de bazı cemaatlerin, tarikatların ve ülkücülerin hemen sokağa çıkarak darbeyi püskürtmeleriyle darbe destansı bir direnişle başarısızlıkla sonuçlanmış oldu.

Eğer yeni bir darbe girişimi daha gerçekleştirilecek olursa, pattadanak darbe yapmayacaklar!
Ortamı darbeye hazır hâle getirecekler!

Bunun için planlanan ilk stratejiyi yüzdeyüz başardıklarını üzülerek söylemek zorundayım: 15 Temmuz’da Erdoğan’ın çağrısından önce sokaklara dökülen cemaatler, tarikatlar, sivil toplum kuruluşları büyük algı operasyonlarıyla şeytanlaştırıldılar; saygınlıkları da..

Toplumdaki sosyolojik karşılıkları da büyük yara aldı, kelimenin tam anlamıyla büyük darbe yedi; planlanan darbenin başarıya ulaşmasının önündeki en büyük engel büyük ölçüde ortadan kaldırıldı.

Bu ülkede bu toplumun Müslüman omurgasını oluşturan ve koruyan yegâne ve sarsılmaz kaynaklar olan cemaatler, tarikatlar aşağılanacağı kadar aşağılandı; toplumun özellikle cemaatler ve tarikatlar üzerinden tam bir inanmışlık ve adanmışlıkla hainlere, darbecilere direnme güçleri kırıldı!

Burada çok hayatî bir noktaya parmak basmış oluyorum. Darbe, laikçi, Kemalist şebekelerden gelecek... PKK, FETÖ darbede kendilerine verilecek uşaklık rollerini oynayacaklar seve seve, elbette!

Devleti de, halkımızı da dikkatli ve teyakkuz hâlinde olmaya davet ediyorum. Allah, ülkemizi şer şirret güçlerin oyunlarından korusun, bize de basiret versin.Vesselâm.’’ Yusuf Kaplan

***

Darbe söylentilerini çıkarmak eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmektir.Birilerinin ekmeğine yağ sürmektir.Darbeler bir gece ansızın ya da bir suikastle de yapılır.Abdulaziz Han Sultan Abdulhamidi Han saray darbeleri gibi.Mısır’da Libya’da Suriye’de suikast şeklinde liderler al aşağı edilmiştir.

Darbenin başarılı olabilmesi şartları hazır olmalıdır.Darbe ordu içinde askerler dışarda medya muhalifler ve işadamlarının birlikte yaptıkları alçakça siyasilerin el değiştirmesi olayıdır.12 Eylülve 28 Şubat Potmodern Darbesini yakınen yaşadım.

12 Eylül Darbesi halktan kabul görsün olgunlaşsın diye mayıs ayında planladıklarıbinlerce darbeyi 12 Eylüle ertelemişlerdir.Bu arada vatan evladı gencecik fidanlar sağdan soldan can vermişlerdir.

Halkın büyük çogunluğunun istemediği darbe sonuçta Darbecilerin göz altına alınmasıyla sonuçlanır.
Her üç darbeden biri ancak başarılı olmuştur. .

12 Eylül öncesinde sabah evden çıkan öğrencilerin akşam evine sağ dönemediği acı günleri askerler seyretmişler anneler babalar akşam evlatlarının yolunu gözlemişlerdir.12 Eylül Darbesini milletin büyük çoğunluğu dökülen kanlar son bulsun diye desteklemişlerdir.

Demokrasiye geçildi tekrardan yıllar sonra seçimler yapıldı yasaklı liderler affedildi.Sağdan soldan onlarca genç hapishanelerde asıldı.Merkez Bankamızın 177 ton altını bir anda bilinmeyen yerlere taşındı.Yeniden siyasete atılmalarına 1987 de eski liderlerin bir kere daha fırsat verildi.1983 de yapılan Anayasa referandumunda Evren liderliğindeki Askeri cunta %87 oranında oy alarak yeni Anayasa kabul edildi.

Başarılı olan darbelerin arkasında halkın desteği bir bakıma onayı da vardır.Ekonomimin bozuk olması,işsizlik,dışarda yaşanan sorunlar,Hükümetlerin olayları idarede beceriksizliği darbelerde en büyük etken olagelmiştir.

28 Şubat Postmodern darbesine bakacak olursak şartlar olgunlaşsın diye olmadık senaryolar tertipler
yapılmıştır.Kudüs Gecesi,AliKalkancı-Fadime Şahıin-Müslüm Gündüz-Aczimendiler olayı bunlardan başlıcalarıdır..

Hükümeti devirmeye çalışan mahviller hep birlikte hareket etmişlerdir.Atılan gazete manşetleri ortada durmakta kimin darbeye açıktan destek sağladığı görülmektedir.Basın bugün dünyada beşinci güçtür.

28 Şubat süreci, 28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı olduğu iddia edilen, ordu ve bürokrasi merkezli süreç. Türkiye siyasi tarihine geçen kararlar ve kimilerince bir dönüm noktası olan bu kararların uygulanması sırasında Türkiye’de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlere neden olan bir süreçtir. Yaşananlar, çeşitli kaynaklar tarafından post-modern darbe olarak adlandırılmıştır.

Refah Partisi 1995 Genel Seçimlerinde birinci parti olmuştur. 1996 yılında, seçimlerin ardından kurulan DYP-ANAP koalisyon hükümeti, Refah Partisi’nin güven oylaması hakkında hukuksal inceleme yapılması için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru haklı görülerek güven oylaması geçersiz sayıldığından dağılmıştır.

Bunun üzerine TBMM’de birinci parti durumunda olan Refah Partisi ile ikinci parti olan DYP arasında kurulan 54. Hükümet (Refahyol hükümeti), 8 Temmuz 1996’da TBMM’de yapılan oylamada güvenoyu almayı başarmıştır.

RP-DYP Koalisyonu kurulmasının ardından bu dönemde yaşanan bazı olayların, 28 Şubat sürecini tetiklediği ve hızlandırdığı iddia edilmektedir. Bu olaylar;2 Ekim-7 Ekim 1996 tarihleri arasında Başbakan Necmettin Erbakan sırasıyla Mısır, Libya, Nijerya’yı ziyaret etti.Libya’da, Kaddafi’nin bir çadırda Erbakan ile yaptığı görüşmede sarfettiği sözler muhalefet ve basın tarafından ağır bir şekilde eleştirildi.

Kayseri’nin Refah Partili Belediye Başkanı Şükrü Karatepe, 10 Kasım 1996 tarihli Refah Partisi İl Divan Toplantısındaki konuşmasında, Türkiye’de henüz gerçek demokrasinin olmadığını, hâkim güçlerin herkesi kendi görüşleri
doğrultusunda hareket etmeye zorladığını söyledi.

Karatepe konuşmasında şunları söylemişti:Süslü püslü göründüğüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. Resmi görevim nedeniyle bugün bir törene katıldım.
Belki başbakanın, bakanların, milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır.

Ancak, sizin hiçbir mecburiyetiniz yok. Refah Partili olarak yeryüzünde tek başıma da kalsam, bu zulüm düzeni değişmelidir. İnsanları köle gibi gören, çağdışı bu düzen mutlaka değişmelidir. Ey Müslümanlar sakın ha içinizden bu hırsı, bu kini, nefreti ve bu inancı eksik etmeyin. Bu bizim boynumuzun borcudur. ”

Ne var bunda aynı sözleri herkes yıllardır söylüyor..Memlekette hürriyet var yoksa yok mu diyorsunuz.
Kimse kimseyi de zorla sevmek önünde eğilmek zorunda değildir demiyorlar mı.O günler geride kaldı.

Nemrut ve Firavunlar devrinde öyle şeyler vardı.Müslüman ve de insan ancak Rabbinin önünde eğilir o kadar...
Sultan Abdulhamid dedeme o gün basın ve edebiyatımızın önde gelenleri yazı ve şiirlerinde en ağır hakaretleri yaptılar ve ceza almadılar.

Biz yapsak neler oluyor bugünkü siyasilere ve Devlet adamlarına görüyorsunuz...Bunu diyenlere de saygı duyarım.’

Karatepe bu konuşması nedeniyle 1 yıl hapis ve 420.000 lira ağır para cezasına mahkûm edildi.Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, 11 Ocak 1997 Cumartesi günü, Başbakanlık Konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi.

Yüksek rütbeli subaylar 22 Ocak 1997 tarihinde Gölcük’te toplanarak irticanın iktidarda olduğunu tartıştılar.Gölcük Donanma Kuvvetlerinin merkeziydi.18 Ağustos Depreminin merkezide Gölcük olduğu yetkililerce belirtilmiş o günlerde Allahın bir ikazı dediği için Nur Cemaatinin ileri gelenlerinden Mehmet Kutlular muhakeme edilerek hapis cezasına çarptırılmıştı.

30 Ocak 1997’de Sincan belediyesi Kudüs gecesi düzenledi. Belediye başkanı Bekir Yıldız, İran büyükelçisinin misafir olduğu gecede sahneye konulan cihad oyunu basında tepki oluşturdu.

Star muhabiri Işın Gürel sakallı olduğu görülen iri kıyım bir Sincan Belediyesi işçisi tarafından saldırıya maruz kaldı.
Görüntüler ilk günkü gibi hafızamda yakın plandan zumlanarak günlerce medyada gösterilip askerlerin darbe iştahı kabartılmıştı.

Hulasa bize göre doğru olan şeyler yahudi basına ve bizden olmayan irtica karşıtı dönmelerce dillere dolanıp post-modern darbe zemini sağlam temellere oturtulmuştu.Millet (Dönmeler,azınlıklar ve solcular )tencere tava çalmaya mum söndü ayinlerine başlamıştı o günlerde.

Bekir Yıldız tutuklandı, mahkûm edildi.4 Şubat’ta Sincan’da askerler 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yaptı.5 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Erbakan’a birkaç mektup gönderdi.Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya ‘irtica, PKK’dan daha tehlikeli’ dedi.11 Şubat’ta Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü Ankara’da yapıldı.

28 Şubat’ta yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. MGK laikliğin Türkiye’de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu sert bir şekilde vurguladı.28 Şubat 1997’deki MGK kararları Hükümete bildirildi.

Kararda, laiklik için yasaların uygulanması istendi, tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB’e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı, deniliyordu.

Bugünlerde gündemde olan Fethullah Gülen gerekirse Türkiyedeki okullarımı Devletimize bırakırım dedi ama nedense asla bırakmadı.İmam-Hatiplerin önü kesilip Gülen Okullarının önleri açıldı.Hükümete de stayişkar bir biçimde Hürriyetin Milliyetin başı çektiği yahudi boyalı medyasında ’Yeter artık beceremediniz bırakıp gidin’ mesajını verdi.

***

Gezide 28 Şubatta bir çok kalkışmada Menderes Hükümetini köşeye sıkıştırmada basın bugün sosyal medya face ve tvitter büyük rol oynamışlardır. Dış güçler Gezi Parkı bahanesiyle gençleri ve parayla kandırılan gençleri,örgütleri sokağa dökmüştür.

Neticede ekonomimiz onlarca milyar dolar küçülmüş,Borsada ve dövizdeki zararı büyük olmuştur.
Geziyi finanse eden dış ve içerdeki uzantıları harcadıklarının yüz mislini çıkartmış olan zavallı halka olmuştur.

17 Aralık 2013 te ayakkabı kutuları Fadime Şahin-Müslüm Gündüz’deki tertip gibi kameralar önünde halkın gözünün içine sokulup cambaza bak denilirken 4.5 milyonluk alındığı iddia edilen rüşvete karşılık Devletimiz 150 milyar tl.zarara uğratılmıştır.

Cambaza bak derler herkes iki elini kaldırıp bakmak isterken halkın arasındaki yankesiciler halkın cebine el atmışlardır çoktan.Biz bu oyunu daha öncede darbelerde,28 Şubatlarda çok gördük.

17 Aralık ve 25 Aralık operasyonları ile Borsadaki şirketler bir haftada 42 milyar dolar zarar ederken Devletin artan döviz fiyatları ile doğan zararı faizleri artırmış her artan bir puanlık faiz Devletin ve şirketlerimizin borcunu 5 milyar tl.artırmıştır.

Faiz lobisi illada faizlerin artırılmasında ısrar etmektedirler.Bankadan sabit faizle kredi kullananları etkilemeyen bu finansal kriz,bankalardan kredi çeken esnafı olumsuz etkileyecek,iflaslar başlayacaktır.

İHH tırlarında ve MİT tırlarına yapılan operasyonla Hükümetin ve Türk Devletinin Uluslarası arenada teröre destek veren ülke olarak yargılanmak istendiği aşikardır.

Bunu yaptıran güçlerin Türkiye Devletinin dostu olmadıkları aşikar olmakla beraber gizli güçlerin emrinde piyonlar olma ihtimali yüksektir.Arap Baharı denilen darbeler sosyal medyalar ile halkın sokağa dökülmesiyle gerçekleşmiş ülkemizde yaşanan 15 Temmuz darbesi de hakeza Cumhurbaşkanının halkı sokağa çağırması ile önlenmiştir.

15Temmuz bir takım asker içine sızmış eli silahlı Fetöcü askerler tarafından yapılmıya çalışılan başarısız darbedir.
15 Temmuzun medya asker ve halk ayağı tam olarak vucut bulmuş değildir.Halkımız bu darbeye destek vermediği gibi sokaklarda darbecilere dünyayı dar etmişlerdir.

Cumhurbaşkanımızın eğer bir darbe yaparsanız millet sokağa dökülür demek askerle milleti gibi karşı karşıya getirip iç savaşın önünü açmak degilde nedir. .Darbecileri yargılamaz iseniz olacağı budur. .28 Şubatı yaşatanlara gereken cezalar verilmiş midir?

Bu memlekette Hakimler savcılar özgür..Milletvekilleri bu Milletin vekili..Valiler Kaymakamlar işlerini yaparken hür,bağımsız özgür diyebilir miyiz. Kusura bakmasınlar. Hepsi artık iktidarın emireri oldu sayelerinde..Bunun yanlış olduğunu eskiler,Kadıyı satın aldığınız zaman adalet ölür sözüyle tarihe not düşmüşlerdir.

Darbe olacak teraneleriyle baskın seçim yapıp sandıktan yine iktidar olarak çıkmak istiyorlar belki de birileri.
Bu millet bu numarayı yemeyecek bu sefer diye düşünelim bir defa da...Bu iktidardan küskün olanlar azımsanmayacak ölçüdedir.

Fetö mensubusun denilerek hapishaneye doldurulan masumlar,Ergenekon-Balyoz-Ayışığı darbe kumpası gerekçesiyle hapise konulup salıverilenler bunların aileleri,sol cenaha mensup kesimler,iktidarın yaptığı dini tahrifatı beğenmeyen tarikatlar,oy vermediği için her gün baskı altına alınan tarikatlar bunları çoğaltabiliriz..

Bunların yakın bir seçimde iktidarı desteklemeyecekleri olası bir darbede iktidar için meydanlara dökülmeyeceklerini söylemek yanlış olmayacaktır.Basından öğrendiğim kadarıyla Ehl-i Sünnet akidesine bağlı dernek ve kuruluşlardan birisiyle oy vermedikleri için uğraşılmaktadır.

Çok yakın bir zamanda bu derneğin İstanbul’da bulunan bir yurdu gecenin dördünde çürük olduğu gerekçesiyle yıkılmıştır.Yurt yıkmanında bir usulü adabı vardır.Gece yarısı yurt mu yıkılır.Bunu yapanlarda hiç insaf vicdan yok mudur?

Bugünlerde sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla Elazığda yine bu derneklere ait bir yurt amacı dışında kullanılmak üzere Valilik tarafından el konularak talebeler dışarı çıkartılmıştır.Bütün bu olan bitenler hukuk Devletinde olmaması gereken eylemlerdir.

***
Ali Adnan Menderes dönemi ile bu yakın dönemi tarihi kaynaklardan okudugumda ilk zamanlarından beri özleştiririm bendeniz.Bire bir aynı minvalde gidiyor işler..Menderese bazı alim fazıl eşhas tarafından Ayasofyayı aç denir açamaz. Rusya ile yakınlaşır darbeden bir kaç ay öncesinde,ilk zaman dost müttefik olduğu Abd ye uzaklaşır.Şeyinin doğrusunda gidecegim der kafasını kuma gömer. Su uyur subay uyumaz.

Ehli Sünnet müslümana o zamanda baskılar vardır.Ezan aslına döner de İslam’a tahrifat başlar.Zina domuz eti Lbgt İstanbul Sözleşmesi Dinlerarası Diyalog-Fetö ile yıllarca dirsek temasları -Diyanette şia ve Vehhabilerin yer tutması yenilir yutulur herzeler degildir.

Bu yakın zamanda yapılan dini tahrifatı Chp yapmamıştır. .O gün gercekte dönme olan muhafazakar müslüman gibi dışarı lanse edilen iktidar vardı. Tıpkı bugünün kopyası.Yapılan bütün işler bid’at ehline azınlıklara hürmet Ehl-i etme dindarlara acılar yaşatmaktır.

O yıllarda Kılıçdaroğlu’nun yerinde daha şedit bir İnönü vardı.Allah bir zalimi başka bir zalimlere cezalandırılır misali..
İnönünün din düşmanı Allah demeyen biri olduğunu sağır sultan bilir.Kılıçdaroğlu takiyye yapsa da ondan daha mülayim bir dini bakışa sahiptir.

Menderes sebataycı dönmeydi ona darbe yapanlarda başka bir grup yahudi dönmelerdi. .
Abd li yetlili kuruluşlar ısrarla yakında Türkiyede bir darbe olacak dediyse mutlaka bir bildikleri vardır.

Menderesede darbe olacak dediler yok canım benim askerim bana darbe yapmaz demişti.
Menderes uçaktan düştüğünde onu Havaalanında karşılayıp ayaklarına kapanan kişi ile onu ipe asan cellatta aynı kişiydi.

Milletimiz 15 temmuzda ki gibi elbette meydana çıkar ama Türkiye’ye bunun acı bir faturası da olur.
Sonu benzemesin diyecegim ama ısrarla acı sona dogru gidiyor işler..Milleti kutuplaştırmanın anlamı yok.Millet aynı o zaman olduğu gibi bugünde dindar ve dinden kindar sağ sol gruplar şeklinde kutuplaştırılmıştır.

İktidarlar seçimle kansız bir biçimde el değiştirirlerse bunun adıDemokrasi olur.Secimlere az var belki bu sene kasımda yada seneye oyu alan kalır öbürü çekilir köşesine..Tarih tekerrür etmesin.Şimdiye kadar bu oyunu Abd bir çok İslam ülkesinde defalarca oynadı.

***
Türkiyede bu dini kimseye bırakmayan Dinci partiler,Türkçülüğü kimseye bırakmayan MHP gibi milliyetçi partiler,sağcı düşmanlığını Emevi düşmanlığını Atatürkçülüğü kimseye bırakmayan CHP liler ve Kürdün hakkını savunacağım diyerek ülkemizi parçalamak isteyen Kürtçü partiler oldukça bir santim kalkınma olmaz bir ileri bir geri memleket yerinde sayar durur.

On yılda bir darbe yapan askerin de 28 Şubatı yapan zihniyetin de gerekçesi bu değil midir?
Halbuki bütün siyasi partiler birbirinin aynısı tüzüklerle kurulmuşlardır.Ne AKP ne Saadet Partisi Şeriatı getirebilir.Ne de HDP ülkemizi bölebilir...

Ülkeyi karıştırarak muhalefet ederek değil de ülkeye hizmet ederek vergiyi azaltarak vatandaşın yükünü alarak hizmete ne zaman başlayacak bu partiler anlıyamıyorum.

Batıda Abd de böyle değil.Parti ülke menfaatinden yukarda değil.Bush gider Obama gelir ama işler asla aksamaz..
Yazık oluyor bu cennet vatana insanımıza dışardan empoze edilerek yıllarımız da paramızda çar çur ediliyor..

***

Kabe, Hz. Adem’in inşa ettiği yeryüzündeki ilk insan yapısıdır. Dört tarafında dağlar vardır. Nuh tufanı ile hasar gördü. Ardından Hz. İbrahim yeniden inşa etti. İlk zamanlar 4,5 metre yüksekliğindeydi. Yüzyıllar sonra aşırı yağmur ve oluşan sel suları sebebiyle sular altında kalıyordu. Kabe, yıprandığı için 9 kez yenilendi.

Mekke’nin yenilenmesi için temeline kadar inildiğinde Hz. Adem’in bıraktığı yeşil taşların görüldü Ebrehe’nin başına gelenler bilindiği için çekinildi. Ancak yıkmak için değil, yapmak için müdahalede bulunuldu buna rağmen taşlara müdahalede bulunulduğunda zelzele (deprem) meydana geldi.

Mekke şehrinin Kabe’nin değil, zemzem kuyusunun etrafında kuruldu.Hz. İbrahim’in eşi Hz. Hacer’i bıraktığı yerde zemzem suyu çıktı, "Allah’ın (c.c.) izniyle zemzem suyu bulundu. Kabilelerin yerleşmesiyle birlikte Mekke şehri kuruldu,

Kabe’nin (İslamın) taşlarıyla oynamak lazım. .Deprem seller çıkar bir ikazdır anlayana..İktidarın elbette yanlışları var.
Şimdi müminler için sabır zamanı..Sabreden derviş murada erermiş..Allah cc.daima sabredenlerle beraberdir.Sabırla ekşi koruklar üzüm olurmuş..

Devlet bizim Devletimiz Millet bizim Milletimiz. .Cumhuriyetin bidayetinden beri 400- 500 siyasi parti geldi gecti.
Akp de bunlardan biri.Anap kaldı mı Demokrat Parti ona hakeza. .İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme Allahım. .

Bu millet beş bin yıldır tarih sahnesinde at oynatıyor.Oynatmaya da devam edecek de bakalım seneye kimler ölecek kimler kalacak..Zâlimleri bir sivrisinekle yok eden Rabbimizin herşeyden haberi var..Chp zulmünden daha ağır bir baskı mı var yok Ehli Sünnete iş o raddeye gelmedi henüz. .

28 Şubatta neler yaşandığını hala unutmadık.Darbeler bu memleketi elli yıl geriye götürdü şimdiye kadar.
Ekonomi tepetaklak oldu.Darbeciler atıp kaçtılar her zaman.Bankalar boşaltıldı.Memleket beş yüz milyon dolar alabilmek için IMF nin kapısına dayandı.Seçimler yapıldı her darbeden sonra sağ muhafazakar bir iktidar sandıklardan çıktı.

Darbeciler tekrardan başımıza gelirse ne olur Rabbimin gadabı sonunda onları bulur.Millete darbe yapanlar her zaman milletin şamarını suratlarında bulmuştur.Kenan Evrenin sonu ortada.Cenazesine Devlet büyükleri hariç halkımızdan katılanlar çok nadirdi.

Sabır sabır sabır başka çare yok.Dua etmekten milletimizin selameti için Hakka yalvarmaktan başka bir çaremiz yok..Birileri cehennemî hak edecek birileri cenneti..Birileri cennete girecek birileri ateşe..
Hak etmeden almak sadece dünyada olur ancak ..

ABD, Türkiye’de 1970 muhtırası, 1980 askeri darbesi, 28 Şubat, 27 Nisan e-muhtıra ve son olarak 15 Temmuz darbe kalkışmasını tertiplemiş.1960 İngiliz darbesine de sessiz kalarak desteklemiştir.

ABD’nin, Türkiye’deki siyasal açıdan da partneri Kemalist ve Ulusalcılar olmuştur. FETÖ ile nikâh tazelemiştir. Dolayısıyla FETÖ ve NATO, Kemalist ve Ulusalcılarla iş birliği yaparak darbe yapmak için Türk ordusunun şerefli subaylarını ikna etmeye başlamıştır.

Çünkü NATO ve ABD, yıllardır statükoya İslamcı kisvesiyle FETÖ, Atatürk ve Ulusçuluk duygusuyla Kemalistlerce hâkim olmuşlar. Sivil bürokrasi de ‘Devlet dediğimiz aygıtı sağ-sol, muhafazakâr-seküler gibi kutuplaşma üzerinden sürekli olarak toplumu kontrol/dizayn etmiştir.

Buradan devletin güvenliğinden sorumlu kurum ve kuruluşlarını uyarıyorum.. Darbeyle iltisaklı veya meraklı sivil veya asker her kim karışmışsa, gereği ‘sert bir şekilde’ yapılmalıdır.

Türk ordusu; Libya ve Suriye’de ateş hattındayken, Türkiye’de ekonomik sıkıntılar hat safhadayken, ülkenin kaderi birkaç kişinin ABD’ye yaranması için heba edilmemelidir. Vesselam..

17.02.2020//KIRIKKALE
HİDAYET DOĞAN

Beğen

HİDAYET DOĞAN
Kayıt Tarihi:17 Şubat 2020 Pazartesi 23:50:00

NERDEN ÇıKTı BU ASKERI DARBE SÖYLENTILERI NE GÜZEL MEMLEKETIMIN INSANLARı RAHAT VE HUZUR IÇINDE BIRARADA YAŞıYOR.. YAZISI'NA YORUM YAP
"Nerden çıktı bu Askeri Darbe söylentileri ne güzel memleketimin insanları rahat ve huzur içinde birarada yaşıyor.." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.