Konsantre Karanlık Madde
44 şiiri ve 67 yazısı kayıtlı Takip Et

''son bir maifesto, sonra, tamam...''



,,,Tık tık tık tık

*

Artık hiç kuşkuya yer kalmadı; gördüğüm, tattığım, dokunduğum, işittiğim, kokladığım her şey simulatif. Birbiri ile karşılaşmak üzere yazılmış bir yazılımdan ibaret basit hayatlarımız. Parçacık deneylerine filan da gerek yok hani, geliştirin konsantrasyonunuzu, alın bir armutu, elma yiyormuşçasına konsantre olarak yiyin, bakın...

Oyun içinde oyun, düzen içinde düzen. Akıllar kirada. MHz’ler çalışır, zihin kontrolü hiç durmaz, bizler uyku içerisinde uykudayken bile... Ben, çok uyuyabilen bir adam değilim. Böyle programlanmışım. Ama uyanıkken ki uykularımdan uyanmak için, gerçekten çok şeyi deneyimlemem gerekti. İşaretler, acılar, yalnızlıklar, gereksiz kalabalıklar, kozal olarak gerekli ancak açımdan hiç de gereği olmayan karşılaşmalar. Yollar, lokasyonlar, evler, ormanlar, şehirler, sıfırlar ve birler...

Oyun içinde oyunu kuranlar, hepimizden önce kuralları çözüp de içrek biçimde birbirine aktaranlar; asıl kuralı unuttular. Vermek için almadılar. Verdiklerini de geri aldılar insanlardan, özellikle de en değerli şeyleri; zamanlarını, çok ama çok aşağılıkça fiyatlardan geri aldılar. Sınıflandırmaları öğrendikçe sınıflandırdılar, stigmaladılar. Sınıflandırarak, analiz ederek, her anımızı sinyalleyerek ve görüntüleyerek yönettiler.

Alnımda, damarlarımdan oluşan bir ’’Y’’ harfi var. Duvarlara ilk kez anlattığım kadının baş harfi de ’’Y’’ idi. Bunu bilen ve alnımdaki damarı algılayan kadınlar kıskandı bile bu alnımdaki ’’Y’’ harfini. Ama o ’’Y’’ o kadının ’’Y’’ si değildi. Soy adım da ’’Y’’ ile başlar ama onunla da alakası yok. Yüce kodcu, onu ’’Y’’ kuşağının ’’Y’’ si olarak kodlamış alnıma. ’’Y’’ kuşağının ’’Y’’ sinin de yeraltı ile alakası var. Mesela uyuşturucunun ilk kez bu kadar çılgıncasına yaygınlaştığı nesildir ’’Y’’ kuşağı. Ölen denekler, kurtulanlar, kurtulamayanlar, zekasına göre kullandığı şeylerin sınıflandırılması. O da yetmedi, kanalizasyonlardan bölge analizleri. Bilgi çağındayız tabi. İnsan psişesi ile hayvan psişesi de çok farklı. Hayvanlarınki bile birbirinden farklı. Canlı insan denekleri lazımdı, bizim neslimiz bu deneklerin ilki oldu.

Yeraltı edebiyatını da sever bu kuşak. ’’Fight Club’’ ile bazı gerçekler suratına çarpılarak büyüdü. Matrix’de ise simulatif bazı gerçekler anlatıldı bu kuşağa. Sonra ellerine yazılımlar, aparatlar, büyüklü küçüklü, fallik semboller. PlayStation’ın çıkışına da tanıklık ettiler, ilk i-phonları da yoğun olarak bu kuşak kullandı.

***

Bir yazar olduğumu hiç düşünmedim. Hiçbir zaman böyle bir hayalim de olmadı zaten. Seçme fırsatı verilse idi, müzikten başka bir şeyle uğraşmazdım. Etkisini en çok hissettiğim sanat dalı odur. Şiir de sevmem aslında. Hele hele şarkıların sözlerle kesilmesi! Hadsizce gelir, vokal bir enstürümandan öteye gidiyorsa ve ya sözle bir şeyler anlatma çabası varsa dinlemem dahi. Kendimi bir aktivist olarak tanımlıyorum daha çok. Bu yönüm, yazdıklarıma yansısa da pek de aktif etmeye çalıştığım şeyleri yansıtmadım buraya. Yansıtmamaya çalıştım. Wikileaks belgelerini, medyaya sızmadan, direkt sızdıranların, anonim takıldığı, herkesin giremediği forumlarda okudum mesela. ’’Y’’ kuşağı olmak da bunu gerektirirdi tabi. İnternet verilmişti işte. Lan, bir de bu internetin ’’yeraltı’’ sı olmasın? Eşelemeyi ve öğrenmeyi, bilmeyi çok severim. Böyle programlanmışım...

Vermek için almak, yıllar içinde benim de inancımın temel taşı oldu. Rab’den aldıklarını, Rab’bin yarattıklarına vermek... Öyle leş bilgiler var ki hayatta, al hadi ver insanlara, verebilirsen; dahası, anlatabilirsen... Ancak, bu bilgileri almak isteyenler varlar. Hem de düşündüğümüzden çok. Uyumak istemiyorlar. O belgelerin ilk yayınlandığı yerlerde dilimizde forumlar bile var. En kral arama motorunun bile linklemediği forumlar. Ne yapılır peki bu bilgilerle? Mesela farkındalık artar. Birilerinin aklen ve bedenen kölesi olmaktan çıkarsın. Artık uyurken hiçbir elektronik eşyayı tutmazsın yakınlarında. Modem yattığın odada olmaz, en temizi antre. Kurtarabildiğin kadar dezenformasyondan kurtarabilirsin kendini. Gerekli ve geçerli. Algılar, yönetimler, algı yönetimleri... Yöneldiğin zanları, yönelim kontrolleri. Bari insan insana yapmasın, ha?

***

Hayatım, son bir kaç yıldır, flashbackler şeklinde geri sarmakta. Geri sarıp, aynı yerleri işaret etmekte, farklı farklı işaretler, aynı şeyleri işaret ediyor. İşlerim bana gereken fırsatı verirken, aşklarım yürümüyor, yalnız kalma isteğim arttıkça, bilgiye erişimim artıyor.

Bulunduğum yerlerde, kendimi ait hissettiğim, aynı dili konuştuğumuz insanlardan pek yok. Bulunduğum mecralar da bundan farksız değil. Ancak, bu bilgiye erişim çabalarım esnasında, birbirimizi hiçbir şekilde tanımadığımız, anonim kaldığımız, yabancı dostlar ile o kadar aynı şeyleri konuşuyoruz ki; neredeyse ait hissedeceğim kendimi.

Burada gerçekten güzel insanlar tanıdım. İyi yazan insan sayısı az. Ancak, hayranlık uyandıracak derecede yazan birisi ile tanışmama da vesile olduğu için çok mutluyum. Gerçeği söylemek gerekirse, kendisinin yazıları beni buraya en çok bağlayan şey oldu. Öte yandan, gelişimime de gerçekten katkısı olduğunu düşündüm buranın.

Yapmam gereken şeyler var. Web’in o herkesin olmadığı yüzündeki, bazı bilgileri Türkçe’ye çevirme görevini devraldım. Bu, hem ’’vermek için almak’’ düsturumu destekleyecek; insanlara bilgi verirken yeni İngilizce kelimeler öğreneceğim, hem de önümde çevrilmesi gereken 300 küsür sayfalık bir kitabı çevirmeye beni daha çok yaklaştıracak. Zaman denen çizgiye, bir çentik atmak istiyorum bu bedenimle. ’’Yalnızca kaçıkların’’ görebildiği bir çentik.

İşte bu çentiği atabilmek adına, artık burada olmayacağım. Burada yazdıklarımsa, buraya ait ve hep burada kalmasını isterim. Kırdığım insanlar oldu ise affola. 16.02.2020 nin ilk saatlerinde son kez girdikten sonra bir daha burada olmayacağım. Katkım oldu ise ne mutlu bana. Hoşça kalın...

***

Tıkır tıkır tıkır tıkır...


Beğen

Konsantre Karanlık Madde
Kayıt Tarihi:15 Şubat 2020 Cumartesi 00:40:37

''SON BIR MAIFESTO, SONRA, TAMAM...'' YAZISI'NA YORUM YAP
"''Son bir maifesto, sonra, tamam...''" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
vegan âtıl balina
19 Şubat 2020 Çarşamba 01:21:12
Her ner'deysen, bu kadar atom parçacıkları içinde fazla uzaklaşmış olamazsın:) "annem beni salacak sokağa dayıcım!" dedi Kahve! :)) Çok yaşasın deliler ve başıbozuklar ve yeğenleri!

Biz, iyi bilirdik.

Eğrisini doğrusunu kabul edecek kadar, dürüst bilirdik. Fraktali bol olsun. Rest in peace :)

Cevap Yaz
arel.
16 Şubat 2020 Pazar 01:23:21
'Bir kardeş selamında seni aramak var ya
Bu hep böyle böyle gider mi'

Kendine iyi bak'
Kendine iyi bak kardeşim

Cevap Yaz
Gule
15 Şubat 2020 Cumartesi 22:32:08
şu saatten sonra, şu tık tıktan sonra zamanı durdurmak istiyor insan...özünde bazı anlar-anılar olur ya hani o dakka orda put gibi kesilip, o anın; kaybetmek ve yitirmek istemeyeceğiniz veya elinden kayıp gitmesini istemeyeceğiniz o duygunun bir parçası olmak istersin...bütün benliğinizle o ana sığınmak ve hatta uzun bi süre tutunmak istersin sıkı sıkıya ona...aslında onun gözle görülür, elle tutulur bi farkı yok diğerlerinden belki ama o an bıraktığı hissiyat önemli işte...onu anlamak, öyle olduğu gibi kabul etmek ve farkına varmak...özellikle o manyetik elektriği almak ve dalgasına kapılmak...dedim ya onun belli bi şekli şeması yok...bu bazen bi ağaçta oluyor, bazen bi çiçekte bazen de bi bulutta veya kuşta...bazen bakıyosun her yerde, bazen hiçbir yerde...bazen de onu anlatacağım diye paraladığın oluyor kendini...olsun diyosun, olsun...varlığını bilmek de güzel diyosun, ben onu gördükten sonra...varsın herkes bihaber olsun ne çıkar ben onu bildikten sonra...işte sen biraz böylesin biliyo musun? muhtemelen bilmiyorsundur da ben yine de sana söylim:)...

insanlar bazen kendilerine o kadar yabancı ve o kadar uzak kalırlar ki; birilerinin gelip bazen tılsımlı bi dokunuşla bazen de bi fısıltıyla kulağına kurallı- kuralsız ya da başı bozuk, bir takım devrik sözcükler bırakıp kozalarından çıkarılmayı beklerler...bu bazen felaketin olur bazen de kurtuluşun...onu anlayabilmek onu yaşayabilmek için o kozayı yırtıp geçmek gerekir...insanlar bazen böyledir...bazen kendi kozasında içine kıvrık pozisyonda, bazen derin uykuda henüz balta girmemiş bi ormanda kendi kralı hãlã..bazende de anadan üryan derisinin altında yaşayıp gidiyor kendine...

ama sende çok daha farklı şeyler var...duyumsuyorum...hissediyorum ama bunu kelimelerle anlatamıyorum...ete kemiğe işlenmiş-gömülmüş bazı gerçeklerin sırların var sanki ve belki çok daha fazlası var sende...bazen diyorum ki bütün incileri kırılıp dökülsün, ortalığa saçılsın herkes görsün bu dağınıklığı-karanlığı ama yeri geliyor bazen de diyorum ki 'yok hiç çıkmasın o büyülü kozasından' ya da kaosundan...farkına varılması hep insanın başını ağırtmıştır, dert olmuştur ne de olsa...öyle zamanlar olur ki insan bazen 'sahip olduğu yığınla birlikte çürüyüp humusa dönüşsün' ister...

sen de gidiyosun demek...kalkmış utanmadan bi de böyle güzel yazı yazmışsın:))
giderayak da yollara bi güzel mayınlar döşemişsin bakıyorum arkandan...biliyodum ben zaten o yüzden kanguru gibi zıplaya zıplaya geldim geçtim buralardan...

her şey gönlünce olsun demek düşer payıma...vedaları ben de sevmem...kitap çevirisi bittiğinde haber ver yalnız...o kitabı ben de okumak isterim...iyi şeyler yapıyosun sen ve gittiğin yere güzelliklerini de götüreceksin biliyorum...bi yanım mutlu, bi yanım da buruk işte biraz...

neyse kal sağlıcakla...

Cevap Yaz
Ethem_Namık
15 Şubat 2020 Cumartesi 10:01:18
Yeni bir yükseliş, yeni bir geçiş, yeni bir yaşam...güle güle. Hüzün bırak buraya, ben hepsini alıyorum.

İşte bizim kuşak hüzün yaşamaya alışmış. Ve hüzün yaşatmaya...

Payımıza bu düştü "evren zaman"da. Bocaladık beynimiz dar değildi daralttılar gözümüz kör,kulağımız sağır değildi hepsini yaptılar.

Size kuşak renginizi farklı bıraktıysak ...affola.

Vedalaşmayı hiç sevmem, bu yüzden seninle veda değil yeniden tanışma adına sana sıkıca sarılıyorum. Ve...

El sallıyorum... Hey! Konsantre, bak ben her zaman buradayım. Aynı frekansta, aynı dalga boyundayım.

Güle güle...

Cevap Yaz
Bir Dünyevî
15 Şubat 2020 Cumartesi 01:03:52
tavanda da fareler tıkırdar, tabanda da..

kaç türlü görüş dürbünü var bilmiyorum ancak en merak ettiğim şu kablosuz internetin veya havadaki bilgilerinkodların bıraktığı renkler:))

çok paramız olursa bir edebiyat sitesi copy paste yaptıram..

değerli insan seninle tanışacağız bunu hissediyorum bir gün.. umarım ardı da kesilmez..
o güne kadar kendine iyi bak..

yine de buraya 3-6 ay ne bileyim yılda 1 uğra..

lakin biz de eksiliriz belli olmaz ki..

sevildin değer kattın.. değer verdin anladın..
anlayışına emanet ettim seni..

bir kaç üç beş kod kadar uzaktayım
saygı ve huzur bırakmasın peşini..

Cevap Yaz
black_sky
15 Şubat 2020 Cumartesi 00:54:59
Daha başlıkta derin bir nefes alıp içimde tuttum. Tutabildigim kadar. Anlamıştım bu bir "son" yazısıydı.
Bir "y kuşağı" olarak okudum, takipte olduğum bir kalemin iç dökümü olarak okudum, yeni bir şeyler öğreneceğimi bilerek okudum ve yine birkaç kere okuma isteği duyacağımı bilerek okudum.
Üzüldüm ne yalan söyleyeyim ama yeni amaçlar görünce ve inanıyorum ki bunun üstesinden hakkıyla geleceğini bildigim için içim buruk değildi.
Lâkin kahvemi elime alıp okumak için sabırsızlandigim bir kalem eksildi.....
Tabii ki heyecanla bekledigim, dedigin gibi benim kafamı zorlayan değerli kişiler mevcut. (Heyecanı kaybetmeden yeni yazılarını beklemeye devam....)
Yolun daima aydınlık olsun nesildaşım.
Huzur içinden eksik olmasın.
Yeni yolunda başarılar dilemek düştü payıma.
Iyi bak kendine...
Kendi adıma yazılarınla yaptığım her yolculuk için teşekkür ederim.

black_sky tarafından 2/15/2020 1:01:03 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.