HakkınSesi
845 şiiri ve 652 yazısı kayıtlı Takip Et

'dört kelime'



'dört kelime'



Nefes alamıyordum. Ellerimi bir an için olması gereken yerde bulamayınca, gözlerimi kuvvetle sıktım. Sonra parmaklarımı buldum. Dudaklarımı hissettiğimde yaşadığımı anladım. Fakat yutkunamıyordum. Tükürmek; varlığıma ait hücrelerimle sövmek istiyordum. Bana ne olmuştu? Dudaklarımı aralayıp, iki parmağımı ağzıma soktuğumda, boğazımı tıkayan şeyi bulacağıma dair umutlanmıştım. Bir şeye dokundum. Fakat ne olduğunu anlayamıyordum. İki parmağım kerpeten gibi boğazımı tıkayan şeyi yakalayıp dışarı doğru çekerken, gözlerim hâlâ kapalıydı. Yavaş hareketlerle ağzımdan dışarı çıkanı göğsümün üzerine bıraktım. Hâlâ yutkunduğum söylenemezdi. Altı kez üst üste iki parmağımı kullanıp boğazımı tıkayan şeyin geri kalanını çıkarmaya çalıştım. Gözlerim kapalıydı. Göğsümde biriken her neyse artık nefesimi verirken boğazımda beni rahatsızlık eden şeyi hissetmiyordum. Göğsümün üzerinde birikenleri avuçlayıp ayağa kalktım. Karanlıkta banyoya gitmem uzun sürmeyecekti.

Aynanın karşısında sersem biri duruyordu. Elinde tuttuğum siyah, uzun kıllara bakıyor ve anlam veremiyordum. Eski bir hikâye anlatıcısının ölmeden önce duvara çaktığı son mıhın sesiyle irkilmiş gözkapaklarını araladı ve ‘şaka mı bu’ diye kendisine sordu. Dün bir cenaze namazında arkalarda saf tutmuştu. İğrenmek istiyordum. Elindeki uzun kıllara bakarken midesi kalkıyor, en açık halk sövgülerini ona ithaf etmeyi arzuluyordu. Yazma isteği dışında onda kalan son arzu bir Ege kasabasında toprağa karışmaktı. İçim dışım acı terdi. Elini, yüzünü yansıtan aynaya doğru uzatırken, yüzü bir freskten farksızdı. Kireç dudaklarına, gözlerine ve saçlarına işlemişti. Kabaran uzuvların arasında bir el, kıl yumağını tutuyordu. Şimdi bir demetti. Usulca ıslak kılları mavi banyo dolabının üzerine bırakırken ‘ama iyi olmanı da istiyorum’ dedim. Yanlış bir anlaşılma sonucu buraya gelmişlerdi. ‘İyi olmanı istiyorum sersem.’ Uygarlık, kirası her ay düzenli yatan kurum binalarından geçer: ’Biliyorum ama bunun için yapabileceğin bir şey yok! Sakın üzülme, kötü şeylerin etkisinden insanlar genelde uzun süre kurtulamaz. Benim gerçek diye adlandırdığım bu.’ Elini kaldırıp siyah bir atleti üzerinden çıkardı. ‘Senin gerçeğin bu fakat ya diğerlerinin ki?’ Şaşırmış gibiydim. Alnının ıslaklığını hissediyordum. Terliği neredeydi? ‘Kimin gerçeğine daha çok değer veriyorsun? Şu an inanmanı istemiyorum.’ Sustu.

Bu bir soru değildi. Uzaklarda, benim gibi mutsuz birinin hesabını kapatıyordum. O an ellerimi yıkama gereksinimi hissettim. Mide özsuyuna bulanmış parmaklarım iğrenç kokuyordu. Öksürdü. ‘İnsan’ dedi, ‘olmazsa ölürüm, yaşayamam dedikleri için bir süre mücadele eder. Sonra arzu ettiği şeylere kavuşur. Bu sefer tek bir sorun kalmıştır: İsteğini kaybetmiştir.’ Hızlı konuştuğu için fresklerin arka tarafında duran, bir heykelden farksız vücudunu incelemeyi unutmuştum. ‘Sadece iyi olmanı istiyorum. Tek dileğim bu!’ Çürüyen felsefenin iyiliği, kendi hesabına yükümlülüklerden kurtulmak adına başkasının menfaatini savunmaktı. ‘Günah’ dedi, ‘iki insan arasındaki şiltenin parçalanmasıdır.’ Büyük bir yalandan soyunup, heykelin olduğu fayanslara başımı çevirdim. ‘Yalan’ diye fısıldadım.

Gözleri göğe doğru fışkıran bir yanardağı andırıyordu. Gözlerinin beyazı akacak kadar yakındı. Dokunmamak için kendimi zorladım. Nefes almak istiyorum. Biraz seninle, yalnızca seninle nefes almak istiyordum. Tüm nefesimi içine çekiyorsun. Nefessiz kaldım. ‘Hayır, beni öldürüyorsun’ dedi. Buna nasıl katlandığını söylemeden bırakmayacaktım. Tutabilmek için elimi uzattım.

Gittiğinden beri sokak çok hızlı değişiyor. Rüzgâr içimdeki melankoliyi tuhaf bir şekilde içe doğru dağıtıyor ve tanıyorum bu ezgiyi. Sesler anlaşılır olursa, o kadın olabilirim. Bir kadın olabilirim. Her deliğinden kan akan omurgalı bir türün en korkağı olabildiğim kadar, dahası asla korkamayan bir canavara da dönüşebilirim. Kireci seviyorum. Doktor tavsiyesiymiş; ölünüzün üzerine dökeceksiniz. Allah’ın cezası bir sperm az önce bozuk tali yoldan sapıp, uçuruma yuvarlandı. Elimi yıkadın. İzlerin çokluğu korkutuyor. Ne söylediysen hafif kaldı! Uçucu. Oysa her şey alkol kana karışmadan önceydi.

Ellerimin arasından düşürmüşüm; ah, sersem, sersem, sersem! Banyoya geri dönüp bıraktığım yerden geri aldım. Koridor eylemini yitirmiş bir vagona benziyordu. Işık başımdan aşağı akıyor. Dizlerim dayanabilseydi çökmezdim. Fotoğraf sol avucumda uzanmışken, sağ elimde fotoğrafta olması gereken saçları tutuyorum.


Beğen

HakkınSesi
Kayıt Tarihi:11 Ocak 2020 Cumartesi 06:15:58

'DÖRT KELIME' YAZISI'NA YORUM YAP
"'dört kelime'" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Cemile Ülkü
31 Ocak 2020 Cuma 13:27:43
Maalesef yorum yapmayınca yorum da yapılmıyor.jalbuki yorumu fazlasıyla hak eden bir yazı

Cevap Yaz
Cemile Ülkü
31 Ocak 2020 Cuma 13:26:12
Çok güzel ve usta bir yazı okudum.elinize yûreğinize sağlık.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.