Albatros Piyal
7 şiiri ve 51 yazısı kayıtlı Takip Et

Paltomun cebinde balzac - 1



Paltomun Cebinde Balzac - 1

Yağmur, yatılı okulun siyaha çalan gri duvarlarını, yüzsüz bir köpek gibi yalıyordu. Bahçenin yüksek duvarları, üçüncü kattaki yatakhaneye değin yükseliyordu. Dikenli telleri saymıyorum bile. En büyük çocuğun on üç yaşında olduğu bir okul için, fazla ciddi bir yapıya sahip olan bu bina, ilerde birçoğunun yetişkinlikte dahi kabuslarına meze olacak gibiydi. Teneffüste dışarı çıkmanın bir anlamı yoktu. Zira bahçeye döşenmiş koyu siyah fransız asfaltı, güneş ışıklarını olduğu kadar, minik zihinlerin küçük heveslerini de emiyordu. Şaşırmamalı, en uzun yol ağının halen Fransa’ya ait oluşuna. Ağır sanayinin yansıması. Nitekim, koyu petrolden bozma bu zift, eğitim kurumlarına kadar sızmıştı.

Henüz on iki yaşında olan Balzac, onu daha altı aylıkken evlatlıktan reddeden, varlıklı olduğu kadar ruh hastası da olan annesinin, neden onu sevmediğini bir türlü anlayamayışıyla, gökyüzüne sövüyordu. Minik elleri, buz gibi demir parmaklıkları sinirle sıkmaktan kaskatı kesilmişti. Bu okula gelene kadar, üç farklı aile ve ev solumuştu zihni. Daha yolun başında, neyin sınavıydı bu? Cevabını bilmiyordu. Çünkü, ağır buhranlarla boğuşmaktaydı.

Ve Tanrı, aynayı indirdi yeryüzüne. Karşısına geçip, Balzac’ı seyrettim.

Dersin ortasında, disiplin delisi kimya hocasından izin alıp, tuvalete koştum. Zira, bir başıma kalabildiğim tek zaman dilimi buydu. Oturup klozete, ağzıma peçeteleri tıkıştırdım. Ve başladım hüngür hüngür ağlamaya. Sebebini bilmediğim ani sinir krizlerim geldiğinde, beynimin içini ateşe veriyordum. Kulaklarımı insanlara kapayalı uzun süre olduğu için, yangınımın dumanı ensemden çıkıyordu, sicim sicim. Sifonu çekip, sanki iki dakika önce havale geçiren ben değilmişim gibi, bütün acılarımı foseptiğe yolcu ediyordum. Yanağımdaki tuzlu izleri silmeye suyun gücü yetse de, kızarmış gözlerin çaresini bulamamıştım. Sınıfa geri döndüğümde, durumu fark etmesine rağmen, ’çabuk geç yerine’ diye bağıran duygusuz öğretmen, acaba hiç çocuk olmadı mı diye düşünmeden edemiyordum, zil çalana kadar.

Ve Tanrı, merdiveni indirdi yeryüzüne. Birer, ikişer atlayıp yılları üniversiteye başladım.

Boktan farksız aile hayatımı bahane etmek yerine, sınavlara çalışıp, hukuk fakültesini kazanmıştım. Parlak bir gelecek vaat ettiğimin kokusunu alan annem, yıllar sonra ilk kez, haftasonlarının dışında da eve gelip, akşam yemeği yemem için beni aradı. Henüz villanın dış kapısında dahi, o derin despotluğu, yaşanamamış çocukluğumun halen orda bir yerde sek sek oynadığını ve kardeşlerimle kovalamaca oynarken düşüp dizimi kanattığımı hissetmiştim. Haftalar ayları kovalarken, annemin yanına yerleştim. O yaz mezun olup, noter olarak işe başladım. Artık kendi ayaklarımın üzerinde duruyor ve hatta koşuyordum. Elim para görünce, haliyle annem de artık daha az tiksiniyordu benden.
Oturduğumuz muhitte ki sıkıcı zenginler, etkinlik olarak bir balo düzenliyordu. Bende, bizi temsilen zorla gönderilmiştim. Dar gömlekler, sahte gülümsemeler o kadar boğdu ki, kendimi devasa bahçenin, uzak köşesinde ki, dökme demir banka zor atmıştım. Sigaramı, oksijensiz kalan bir astronotun, son anda bulduğu hava tüpünü içine çekişi gibi emiyordum. Akşam üstüydü. Belli belirsiz bir sima bana doğru yürüyordu. Benden yaşça epey büyük bir kadın, omzundan askılı, krem rengi straplez elbisesiyle oturdu yanıma. Sigarasını yakıp, bir anda boynunu çevirerek, bakışlarımı kıskıvrak yakaladı. Adeta donmuş kalmıştım. Öyle bir kimyası vardı ki, ’benimle seviş’ diye bağırıyordu. Bir kadın nasıl bu kadar çekici olabilir? Gözlerimi bir türlü alamıyordum sivri omuzlarından. Yüzü karşıya baksa da, bakışlarımı hissettiğini biliyordum. Bu tepksizliği beni baştan çıkarmaya yetti. Dayanamadım ve durumun içine ettim. Nasıl mı? Omuzlarından öptüm. Evet evet! Öyle, bir anda! Kaşlarını çattı ve ayağa kalktı. Bana dönüp, ’seni genç sapık’ dedi ve hızla uzaklaştı. Kendi kendimi ne kadar tokatlasamda, Tanrıça sinirli bir şekilde benden kaçmıştı.

Ve Tanrı, ayrılığı indirdi yeryüzüne. Komşumuz olan bu kadına (ilk kez) aşık olmuştum. Ama onlar, benimle yaşıt iki kızıyla birlikte taşınmışlardı.

Nereye gittiklerini bilmeyişimin, acım üzerinde katlayıcı bir etkisi olduğu kesindi. Odama kapanmış, ne kadar viski ve konyak varsa, dibini görmüştüm. Boş şişeler artık yatağımın altına ya da gardıropun içine sığmaz olmuştu. Ta ki o güne kadar...


Beğen

Albatros Piyal
Kayıt Tarihi:6 Ocak 2020 Pazartesi 02:07:36

PALTOMUN CEBINDE BALZAC - 1 YAZISI'NA YORUM YAP
"Paltomun Cebinde Balzac - 1" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Bir Eflatun Ölüm
6 Ocak 2020 Pazartesi 10:32:09
Yine kendine hayran bıraktıran bir anlatım! Sanırım herkes bekliyor devamını.

Sevgilerimle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Albatros Piyal 6 Ocak 2020 Pazartesi 14:54:44
Yine beni mahçup eden bir yorum. Rica ediyorum efendim, biz kim hayran bırakmak kim. Sağolun.
Mavii KeLeBeK
6 Ocak 2020 Pazartesi 08:11:17
Çok güzel akıcı insanı içine çekip adeta beni oku diyen bir yazı idi
bir an yaşadım sanki
o caddelerde yürüdüm
o aynaya baktım
ve göz yaşlarını ta yüreğimde hissettim

harikasın yoldaş devamını bekliyorum

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Albatros Piyal 6 Ocak 2020 Pazartesi 15:03:42
Cumartesiye kadar yazmayacağım, evine yerleş iyice, kahveni yap, sandalyene otur öyle paylaşacağım Yoldaş :)
Konsantre Karanlık Madde
6 Ocak 2020 Pazartesi 03:37:07
Öncelikle devam devam devam!
Ve kurtarılmalı Türk Edebiyatı tozlarından, aşınmışlığından, tekrara düşmekten, ağlaklıktan, şiir despotizminden.

Tebrik ediyorum. İlgi ile takipteyim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Albatros Piyal 6 Ocak 2020 Pazartesi 15:37:59
Değişik bir şeyler oluyor. Biyografi, hikaye, anlatım dili sebebiyle oto biyografi. Sonu hayr olsun :)
Bir Dünyevî
6 Ocak 2020 Pazartesi 02:41:19
çok güzel anlatım.. ve merak konusu... ta ki o gün gele, devam edeyim okumaya..

teşekkür ederim bu güzel yazı için..
saygılarımla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Albatros Piyal 6 Ocak 2020 Pazartesi 02:55:54
Hikayeleri derinleştirmek istiyorum. Bunun için de birkaç seri gerekti. Artık böyle yazmaya karar verdim. İlginiz için çok müteşekkirim. Sağolun.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.