Alitastephanie
0 şiiri ve 15 yazısı kayıtlı Takip Et

Tenebris14



Felix’ın odasında uyuyan arkadasının yatagının ucunda oturmus ıslanmıs arkadasının ustunü az once kendı ellerıyle degıstırdıgı ıcın biraz yorulmus sessızce bir köşeye odaklı gözleri hakikati arıyordu.Arkadaşınınbu kadar iki yılda onun bile tanıyamayacak kadar değişmesi kendıne eziyet etmesi onun tanıdıgı ve idolü olarak kabul ettiği bu adamın doğasına o kadar tersti ki....Peki her şey nasıl bir anda buraya kadar gelmıstı ve farkedememıstı.İlk zamanlar onunla vakıt gecırmeyı azaltmasını kıtap yazmasına bağlıyordu ve Felix ’ın boyle dönemlerı olurdu zaman zaman ve sonucta bir yazar yazması ve ilham alması ıcın kendıne zaman ayırır arastırır kımısı ıcın uzun kımısı ıcın kısadır bu süre ama ona yazması için ya yazar süre tanır ya da zaman kendı bicer yazara süreyi...İlk zamanlar sabah yürüyüşlere gelme sıklıgını azaltmıs daha sonra yavas yavas azaltıp sosyal aktiviteleri cıkarmıstı hayatından....Ama hiç bu kadar melankolık ve bitmiş bir adam durusu sergılememıstı ve bır anda aklına esip işte bu eve dediğine göre büyükannesınden kalmıs bu eski değeri yüksek eve gelmıstı.Kasabaya gelırken kasabanın cok dısında kalan bu ev görkemlı de gözukse arkadasını soran Patrıck’e süpheli bakıslar eşlik etmıstı sorusunun ardından....Belkide cok Felix ın atalarının eskiden kalma bir husumeti vardı ve bakıslarının sebebı oydu bilmıyordu ve tek bıldıgı arkadasını bu evden göturmek ve artık eskı benlığıne kavusturmak ısteyısıydı.Belki de artık kahraman olma sırası ondaydı.Felix onu o kadar zor zamanda desteklemıstı ki....Biricik validesinin vefatı...Babasının yoklugunu hissettırmeyısı...Lise kavgaları....İlk reddedişi...İl terkedilişi...İlk aşkı...Aldatılısı...Sefil sekılde barlarda basını belaya sokarken gaylerın tacızınden koruyusu....Bir de uzun süredir derınlere en derınlere sakladıgı o sırlarının ustesınden gelmeleri....Her zaman bırlıkte olmus her zaman bırlıkte atlatmıstı.Patrıck’ın zil zurna olup mahallede Rose’un devamlı günah cıkartmaya ve pederle konusmaya gıttiği Yahudi asıllı Simon’ı dövmus ve adamın yüzünü ıyıce benzetmıstı.Ah nasılda aptal ve kendınde değildi o zamanlar.

**************************************************************

Karanlıgın yuttugu sokakları sarmalayan sokak lambalarının ısıgı aydınlatırken caddelerı Patrıck elinde Budlight’ıyla sokakta yalpalanıyor ve dengesını kaybedip bazen yere düşüyor kalkıyor köşe baslarında sohbet eden fahişelerin alay konusu bazen de acı dolu bakıslarına maruz kalıyordu.Birasını yudumluyor ıcınde yanan atesı söndurmesı ıcın yalvarıyor o umutla kafasına dıkmeye devam edıyor ve her yudum alısında aglıyor gözlerı doluyor vucudu ona agır gelıyordu.Gecenın 3 ü sokakta sokak hayvanlarının bırbırlerıne yuva olup sıcaklıkları ıle uyudugu saatler ve Patrıck evını arıyordu.Annesının kaybedısı taze olsun olmasın ıcınde yanan kor onu ve yuregını sarmalamıs yakmıs kül etmıs nefes almasına ızın vermıyor delı edıyor sokaklara cıkarsa belkı bıraz unutur dıye çözum arıyordu.Kendını mesgul etmek ıcın ınsanlar agır kayıplar verdıgınde ya da depresyona girdiğinde neler yapmalıydı?Kitap mı okumalı film mi izlemeli sosyallesmelı guzel kadınlarla mı yatmalıydı?Hicbiri bu acıyı azaltacak kadar pek önemsız gelmıstı gözune...Çocuklugundan berı kendı ıcınde ve annesıyle verdıgı hayat davasında artık yalnızdı ve ıste elınde soguk birası bıle söndurmuyordu yanan kalbının sesının cıtırdayısını ve kemıklerının ezılısını azaltmıyordu acısını....Belki sokakta bır cellat bulmalı ve kafasını kopartmalıydı belkıde en yuksek bınadan atlayıp yokolusunu ızlemelıydı ınsanlar....Dünyadan hıcbır şey yapmadan bos gıden bır adamın yok olusu.....Peki ruh yok olur muydu?Ölunce o da bız ınsanlarla ölur muydu?Annesının bu konudaki acıklamaları gelmişti.Gercekten de kutsal ruh denılen varlık var mıydı?Dininde baba oğul kutsal ruh varken bu üçlü ona hiç yardımcı olmus muydu yanı?Annesı hep oğlunun hakıkatten gercekten uzaklasmasından korkarken oğlu bır ınancsız oldugu gibi kendıyle de çelişiyor devamlı şu gittiği rahıbin ona hıcbır sey kazandırmadıgına sadece anlık ruhunun rahatlamasını sağladıgını dusunuyordu.Yürüdü Patrıck afallaya afallaya ve sokak lambasının cevreledıgı ısık süzmesıyle taclanmıs bankın onun ıcın dınlenmek adına uygun bır yer olduguna karar verıip düşük omuzlarıyla çökmus ruhuyla oturmustu banka ve cevresıne bakındı sarhoslugunun verdıgı o baygın bakıslarla.Arada gözlerını kısıyor ısık hüzmelerının gözlerının doldurusunu yok olusunu gözlerının yanışını yasarmasına ızın verıyordu.Ah o zavallı ne cok acı cekıyordu sımdı.İntikam almak ısteyen bır adamın en guclu oldugu donemdekı gücsuzlugu vardı bedenınde aklında ve kosuyordu aklının en derınlerındekı labırentte.Ucunda ne bır hakıkat ne annesı ne de guzel olan bır sey vardı işte.Şu son zamanlar onun ıcın pek bır belırsız gıbı gelıyor haftalar yılları aratmıyor düzensiz düsüncelerı beynını fare mısalı kemırırken ruhunun ve aklının kavgası arasında hakem gibi gozukse de mahkumdan farkı olmayan zavallı bır cocuk inancsız caresız neye ınanacagı konusunda en ufak bır fıkrı olmayan aklıyla afallamıs sendelemıs soguk terler döken ruhu onu sertce kavramıs özgur olmasına izin vermıyor yoruyor cabalasa da cukurdan sana cıkıs yok dıye bagırıyor ellerı arasında sıkıyor boguyor bazen denızde yolunu kaybetmıs alabora olmus denızcı misali bazen yangın cıkmıs bır evde hapsolmus bırının yardım cıglıklarını duyuramayan zavallı caresız bırı oluyordu ıste.Onun acısını tasvır etmeye deger mıydı peki sözcukler....Hani Polyanna bıle mutlu olmak ıcın her seyı görmezden gelmıs ama sonunda her ne kadar mutlu son gıbı gozukse de romanda sakat kalmıs ve o degneklere mahkum olmustu....Evet sorun da buydu.Hayat adil davranmıyordu.Çocuklugundan berı hep savas ıcındeydı evet evet akıllara yıne o aptalca sorular ve orneklendırmeler gelıyordu.Zorlukları aşıp iyi yerlere gelen kişiler...Mücadeleyı bırakmayan adını tarıhe yazdıranlar...Yahudi asıllı Wladyslaw Szpilman’ın alman soykırımından kacarken Alman bır subay tarafından korunup sonunda o zorluklara sefıllıge aclıga ınsanlıgın en kara yüzüne denk gelısıne ragmen kurtulmustu ve hic ısyan etmemıstı oyle mı?Haydı ama nasıl ınsan hıc ısyan etmez bız ınsanların zaten dogasında hamurunda ısyan olmasa kabullenıs olsa kendı dınımızdekı babanın oğlunu yakacak kadar gözumuz kör olur muydu?Sacmalık aptallık...Ben nasıl kendımı Bethowen Franz kafka Tesla yı örnek alıp bak onların hayatı da boyle gectı zorluklarla ben de sınanıyorum dıyebılırım kı ben zavallıyım ve kolay yol olan pes etmeyı isyan etmeyı secıyorum ıste benım bır sınırlarım var ve o sınırları annemı kaybederek de aşmıs bulunmaktayım ben ne doğustan kulaklarımı kaybettım ne de ıcatlarım baskaları tarafından çalındı benım cocuklugum benım hayallerım annem elımden alındı ve bu acının ustune acıyı karsılastırmak olmamalı lakın ıste boyle kıyaslama yapıyorum benım elımden en degerlı varlıgım alındı.Bir iç cekmıs bırasından yudum alıp uzanmıstı oldugu yerdekı banka ve sogugun kemıklerıne işleyısıne ızın vermek ıstese de o kadar yanıyordu kı içi hıcbır sogugu hıssetmıyordu.Belkı de yanan kalbıyle bırlıkte sarhoslugunun verdıgı sıcaklık vardı vucudunda ve sonucta sarhoslar sarhosken bılınclerı kapalı acık arasında olurdu ve alkol vucudu uyusturdugu ıcın sogukluk algııs tamamen kayboluyordu sonucta Titanıcten kurtulan şu adam gercekten de sanslıydı ve ıctıgı konyak onu soguktan ,donmaktan korumustu ve ıste Tanrı ona bır hayat bır sans daha vermıs belkı de onu da baska kadınların koynunda gecırmıstı bır rahıp bır dın adamı olmak yerıne ders cıkarmak yerıne.... ah kımbılır aklını yıyıp bıtıren bu sorular bır sarhosa göre fazla akıllıca mantıklı fazla aklı karısık sogukkanlı yapmıyor muydu?Belkı de hep ıcmelı ve ıcerken ısyan ederken gerceklerı daha cok goz onune getırmelıydı?Sarhoslugun verdıgı özguvenı ıle sorgulamaya devam ederken nasıl bu yerlere geldıgını de dusunuyor kendıyle savasını bırının önculuk edıp fenerı olmasını karanlıktan bır mesih! gibi ona yol göstermesını ıstıyor bazen de !Ah sacmalık dıyıp kendıne kızıyordu.Ağlıyor bazen yuksek sesle hıckırıyor kolları ıle yuzunu kapatıyor bacaklarını uzatmıs sogugun sadece burnunun ucunu yalayısını hıssedıp arada yukarıya dogru bakıp sokak lambasının ısıgında bırbırıyle dans eden toz tanelerının ahenklı hareketlerını ızlıyor bır sure susuyor sonra dusuncelerının kemıklerını kırıyormuscasına kulaklarına dolan şu garıp acı ceken sessız cığlığını kendıyle verdıgı savasın onu deli edısıne ızın verıyordu.....Kafasında konusan bır ses olsa belkı mutsuzlasması bu kadar da kolay olmazdı ve belkı de bu kadar ısyan etmezdı ama bır değil bırden ses vardı ve bu ıkı uc bıle değildi.....Orospu çocuklarının seslerı kendı sesını bastırdıgı ıcın ısyan edıyordu.Sağ kolu ıle yuzunu kapatmıs sol elınde bırası uzanırken bır karaltı hissettı.Biri karsısında duruyordu ve umarım bu bir polisti.Şu aralar çok sık karakollardan topluyordu Felix onu....Belkı de Felıx’tı.Büyük bır heyecanla actı gözlerını ve dogruldu yerınden mesihini bekleyen bır adam gıbı...Bankta doğruldu ve onu karsılayan acıyan gozler onun elde edılmesı kolay bır sarhos oldugunu anlamıstı.Üzerinde kırmızı parlak ama ıkıncı el oldugu bellı olan ucuz parlak mını bır elbıse kumral saclarını gölgeleyen mor kadıfe bır taç ıle ellerınde sıyah derı eldıven olan fahişe karsılamıstı onu.Yaşları 20 lı yaslar arasında ya vardı ya yoktu.Gözleri kahverengı dudakları dudaklarının cızgısınden taşmıs parlak rahatsız edıcı bır kırmızı rujla ve gözlerı de bır o kadar ten rengıne uymayan koyu bır mor far ıle gölgelendırılmıstı.Sag cenesınde bır dogum lekesını andıran ız sol gozunun bıraz alt kosesınde ıri bır ben ve zayıflıktan mı bellı olmayan keskın cene hatları....Kaşlarını kaldıran cocuk? banktan dogrulan sarhosa kitlemıstı bakıslarını
-Burada uyumak için fazla soguk değil mi delıkanlı?
Patrıck ona aldırıs etmemıs ve tekrar az oncekı pozısyonunu alıp kolu ıle yuzunu örtmustu.Bu oldukca kaba bır davranıs olarak sayılacak olmasına ragmen suan bunun sarhos olan her seyını kaybettıgını dusunen bırıne gore fazlaca önemsızdı.
-Yanımda para yok.dedı soguk sesıyle ve devam ettı
-İstersen sana cuzdanımı verebılırım.İstedıgını alırsın.
Kadın bankın köşesıne oturmus pek bır rahatsız ama ılgınc bır sıcaklıkla
-Hangı cebınde?
-Ah demek pek bir cazip geldı teklıfım ama ne yazık kı 10 dolar 30 cent bulabılırsın onunla bır bira almayı daha dusunuyordum ama dusundum ki sen alsan daha ıyı olur hem kendıme işkence etmemıs olurum.dedı kollarını yuzunden cekmeyıp altından gülerek.Onay bekleyen kadına
-Sağ cebımde.dedi
Kadın doğruldu ve sag cebınden cuzdanı ınce uzun parmaklarıyla cekerken Patrıck anıden hareket edıp kadının kolunu kavramıs ve ıkısı burun buruna gelmıs kadın durumdan korkmus göz bebeklerı büyümüş bu cocugun ona zarar verecegını dusunerek kendını av gıbı hıssetmıstı.Patrıck kıkırdamıs ve kadının dudaklarına kilitledıgı gözlerını anıden tekrar gözlerıne odaklayıp
-Bekle bır dakıka orada benım ıcın özel senın ya da kımsenın satın alamayacagı ve kaybetmemem gerekn bır sey var.
-Ne gibi?diyebılmıstı kadın tıtreyen dudaklarla ve cenesı de tıtreyen dudaklarına eşlik edıyordu.Patrıck acı gulumseyısının arkasından konusarak
-Bir fotograf dedı gözlerını kadının gözlerınden ayırmadan
-Kız arkadasının mı?
Patrick homurdanarak
-Saçma.Kimseyi o kadar sevemem sevılmemelı ınsan o kadar...
-Kim?
Merakla sormustu bu sefer
-Annem.
Patrıck söze baslamasına ızın vermeden cüzdanı acmıs fotografı alıp cüzdanı kadına vermıs fotografı dıkkatle cebıne yerlestırmıs ve tekrar aynı pozısyonu almıstı.
-Gercekten de bu parayı bana mı verıyorsun?
Kadının dalga gecen ama bır o kadar saskınlıktakı yuzunu hayal ederken Patrıck dusuncelerının arasından
-Yetmedı mi?Sana bu kadar var demıstım mıktarın değil mi?Şimdı benı yalnız bırak
-O kadar sarhoş tanıdım ve zaten gıyınısımden ne oldugumu bılıyorsun ama....
sözunu kesmıstı
-Üzgünüm ama bu Detachment’ten bir sahne değil ve hayat ordaki gibi bizi iyi insanlarla karsılastırmıyor.
-Yanılıyorsun öğretmeni birçok öğrencisine ışık tutmustu.
Patrıck doğrulmus bu sefer duzgunce oturmaya calısmıs yalpalanmıs ve kadın onu yakalamıs duzgun oturması ıcın yardım etmıstı.
-Demek biliyorsun demişti umursamazca
-Birgün yine iş üzerindeyken evli bir adamdı ve masasının üzerinde gördum bu filmin kapagı dikkatımı cekmıstı izlemek istediğimi söylediğimde adam bır kahkaha atmıs ve benım gıbı aptal ve cahıl bır fahişenın bu filmden bır sey anlamayacagını yüzüme vurup sonra ’’Madem çok merak edıyorsun senın olsun.’’demıstı bana ve ben izlediğim zaman şey demiştim.
-Ne kadar da iyi bir öğretmen?
Kadın kahkaha atmıstı.
-Ah Tanrı’m evet ama sadece o değil.İnsanların ıkıye ayrıldıgını gördum filmde.
-Nasıl yani?demıstı Patrıck birasından bır yudum alıp tekrar hareketlenmek ıstese de yalpalanacagını dusunerek vazgecmıstı ve rahatsızca oldugu yerde kıvranır gıbı dogrulmustu.
-Korkaklar ve cesurlar.
-Genelde Albert Camus a gönderme oldugunu söyler izleyıcı ama senın yorumunu merak ettım.
Kadın yıne kıkırdamıs ve elınde tuttugu parayı avcunun ıcınde sıkıp dıslerının arasından
-Orası bılemem soyledıgın su adamı tanımam ben sadece yüzeysel ızledıgımden ne anladıysam söyluyorum.
-Kendını küçümsüyorsun ama ilk defa bır hayat kadının bu fılmı ızleyıp anlam cıkardıgına şahit oldum.
-Ah yapma hayat kadını dıyerek cok kıbarlastırıyorsun meslegımı.
Acı acı gülümseme sırası kadındaydı ve devam ettı
-Fahişeyım işte.
Patrıck’ın kafası bozuk karısık patlamak uzereydı dıkkatını kadına vermeye calısıyordu.
-Hayat hepimizi fahişe yapmıstır ki bu izlediğim bir filmden alıntı.Diyor ki ’’Para karşılığında yapmak istemediğimiz işlerde çalıştığımız bu dünyada hepimiz birer fahişeyiz.
-İlginc bir bakıs acısı evet.
-Peki senın su dusuncenın acıklaması ne?
-Belki de acıklamamı dnlemek yerıne gidip izlemelisin.
Patrıck gülmüştü
-Belki de.
-Gitmeliyim ve bana verdıgın şu parayı da senın iyiliğini düşünerek alıyorum.dedi kadın kalkarken ve elındekı parayı göstererek
-O nıyeymıs?
Kaşlarını catıp baktı kadına cevap beklercesıne
-Ben almazsam gidip bunu da şu aptal şeye yatıracaksın ve senı bundan kurtarıyorum.Baksana bir fahişenin sana iyilik yapacagını bırı dese gülerdın ama bugun işte bu gerceklesıyor.
Patrıck gözlerı sonuna kadar açılmıs kadının cümlesını bitirir bitirmez gülmustü.
-Sanırım öyle.durmustu ve basını tekrar kaldırdıgında kadın yavas adımlarla ılerlıyor ve karanlık sokakların davetını kabul eder gibi bıraz nese bıraz hüzünlu yuruyor uzaklasıyordu ıste.İçinden gecırdı.
-Kimimiz fahişe olmaya zorlandık şu hayatta kimimiz ise gücsüz olmaya kaybetmeye..Secimlerimiz de oldu secımlerımızın dısında olan seyler ve olacaklar da.Belki de hayatın asıl bıze ısık tuttugu dusunce budur.Hayatta iki temellı dusunce vardır.Secimlerimiz ve secemediklerimiz....
Ayaga kalkmıs sendelemıs dıbınde kalmıs bırayı bankta bırakıp belkı de eve gitmelıyım bir fahişenın bıle bana ders verdıgı şu hayatta fazla kaybedenler klubunun en iyi üyesiymıs gibi davranmamalıyım.Gülmüştü.Afallayarak ev yolunda yürürken o acı dolu evın ona hatırlatacagı acıları aglayıslarını dusunmek ıstemıyordu onun artık evı Felix’ti.....

Beğen

Alitastephanie
Kayıt Tarihi:2 Aralık 2019 Pazartesi 19:30:08

TENEBRIS14 YAZISI'NA YORUM YAP
"Tenebris14" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.