Konsantre Karanlık Madde
44 şiiri ve 67 yazısı kayıtlı Takip Et

Bınah



U’un anısına...

Anlamaya çalışmanın, bir adım sonrasında sığlığa ya da sığ bir isyana götürdüğü bazı yazgılar vardır.
Yalnızca gözlerinin içine dimdik bakmayı gerektirir...

Şu bizim Galata Kulesi var ya...
Bazen dibinde, bazen de karşısında itlik serserilik yaptığımız...
Galata, isminin Kelt’lerden geldiği düşünülür. Eh, kuleyi bugünki haline de Cenevizliler getirdiğine göre,
pek mantık dışı gelmiyor. Mahalleye o isim veriliyor ve Kule’de bu mahalleye yapılıyor.
’Kelt’ Latince ’Celtae, Galli’ Antik Yunanca ’Keltoi, Galatai’

Konumuz bu değil. Etimoloji de değil ama bir çok konu etimolojiye çıkıyor. Çünkü ses insandan önce vardı.
Doğanın da bir dili var.

Keltlerin dini bir mitinde bir yaradılış hikayesine rastlamıştım.

Ağaç köklerinden yürümeye başlıyor. Bulaştırıyor diğer ağaçlara da. Evriliyor evriliyor insan oluyor. İlk
zihin, ruh, can kombosu ağaca veriliyor yani...

Benim yaratılış inancım pek böyle değil. Ama ağaç düşüm benziyor. Düşümde ağaçlar yürüyor. Yetişkin bir
erkek ağaç, başka bir ağacın dallarından arp yaparak dişi ağacı uyandırıyor, müzikle. Çiçekler dans ediyor.
Bir tırtıl çiçeklerden su döküyor kendi tepesine. Hepsinin ağızları gözleri var.

O da ne; bir de kötü ağaç var. Dişi ağaca hastalık derecesinde de tutkuları. Esniyor, dili bir çayen. Ağzından
köpük değil yarasa fışkırtıyor. Kuru dallarından sağında bir akbaba, solunda bir akbaba. Hastalıktır zaten tüm tutkular...

Dişi ağaç dans ederken önüne çıkıyor. Zorbalaşınca, erkek ağaç müdahale ediyor. Hızarlar çekiliyori (çokonat turuncusu) Erkek ağaç kötü ağacı düşürüyor yere. Doğramıyor. Çiçekler kötü ağaca dil çıkarıyor, kikirdiyor...

Kötü ağaç çubuklardan sürtünme yardımı ile ateş yakıyor. Kıvılcımı ormana bulaştırıyor. Kuşlar uçuyor. Hayvanlar
kaçıyor. Rüzgarın da etkisi ile tırtıllar, böcekler hepsi etkilenmemek için koşmak zorunda kalıyor. Erkek ağaç
dişi ağacı arkasına almış ateşi söndürmeye çalışıyor. Çiçekler su püskürtüyor ama nafile. Ateş kötü ağacı kıçından
ısırıyor. Kötü ağaç tutuşuyor. Kuşlar çok yukarı uçup bulutları deliyor. Yağmur yağıyor. Sağanaklaşınca yangın sönüyor... Akbabalar bu kez ağacın cesedi üzerinde dönüyor. Ağır, durağan... Tırtıl yuvarlanıyor, yüzük oluyor, erkek ağacın önüne gidiyor. Erkek alıp, dişi ağacın dalının ucuna takıyor. Kol dallarının ucuna...

Düşümdeki yangında bir böcek dahi ölmüyor. Hayvanları severim. Evime giren böcekleri, sinekleri öldürmeyecek kadar. U’ da severdi... Bir tane beyaz kedisi vardı. 1+ antre, dışarıdan tuvaletli, rafsız mutfaklı, banyosuz bir gecekonduda yaşardı. 29 yaşında, baya bilinen özel bir üniversitenin, erkek yurdunun temizliğini yaparak geçimini sağlardı. O’nun yangını daha 2 yaşında bebekken çıkmıştı. Babası, Annesini öldürmüş ve cinayet ört pas edilmişti. Bu yangında kafası yanmıştı U’un. Şizofreni diyordu psikiyatri... Üvey anne elinde işkenceler ile büyümek de eklenince sadece kafası yandı ise yine iyi derdim...

14 yaşında cinayeti ve detaylarını öğrenince de Babasına ve eve s*ktiri çekip, başka bir gecekonduda, garsonluk yaparak hayata tutunmuş. Yarısını samimiyetimiz ilerleyince kendisi anlattı ise yarısını da bizi tanıştıran arkadaş anlattı bunların...

Evinde haftada 1-2 toplanır pişti ve poker oynardık. İçerdik. Şen şakrak muhabbeterimiz olurdu. U bütün oyunlara ciddiyetle başlar, piştide kağıt sayar takır takır ama performansı maksimum 1 saattir. Sonra ilgisi dağılır, olmayacak kağıtlar atıp ortağını çileden çıkarır. Eh biz de alıştık artık, maksimum verimi düşünce yerini başkasına verirdik. İstemezdik O’nun parasını kazanmayı da ondan... O atardı en güçlü kahkahaları da tüm bunlar olurken... Derdim ki kendi kendime;

’’Bu çocuk hala böyle gülebiliyorsa, senin gram konuşmaya hakkın yok. Sokarım senin derdine ıstırabına...’’

***

"Bil ki, bu Evren bütünüyle bireysel bir varlıktan başka bir şey değildir, başka bir deyişle, en dıştaki semavi küre,
bütün içerdikleri ile birlikte, tek bir varlık olduğu hiç şüphe götürmez..."

Moses Maimonides

Bazı tridasyonlarda siklüs konusunda günümüze çok yakın bilgiler sunulmuştur. Günümüzden ilerisi de sunulmuştur bence. Zaman kavramını ’6’ rakamı ve katları ile yürüdüğünü Mısır’lılar çözmüştür. Dairesel ve 6 etrafında dönen bir döngü. 60 saniye. 60 dakika. 360 küsür gün. Jüpiter’in 1 yılının 12 yılımıza eşit olduğunu o zamanlar gözlemlediler. 12
tane de ayımız var güncel takvimlerimizde de. Bu ayı oluşturan gün sayısı 6 rakamının katıdır yine.

Bitmedi. 6 fit 72 inç ve o da 1 fathom. 3 fit 36 inç o da 1 yard. 1 fit ise 12 inç. Bu 6 nın siklüsü...

Evrenin dili var evet. Algılayışımız semboller olmadan imkansız sadece. Zamanın sembolü 6 demek ki? Bazen, bazı sırları taşımakta zorlandığımı görebiliyorum. Neden ’yalnızca kaçıklar için’ anlıyorum. ’Kaos, Brahman, devamlı genişlemekte olan boşluk’ ya da ’Sunyata’ aynı şeydir aslında... Boşluk, sonsuzluk, anlayış dışıdır. Ama bugün burada anlayış denen küreyi konuşuyoruz.

Anlayışta disiplin vardır. Disiplin, zaman ve mekan... Kayın ağacı, Satürn ve beynin sol tarafı ile işkillidir anlayış, bu dili kavrayış. Keter’den Hochma’ya, Hochma’dan Binah’a taşan bir akış. Kavrayışın disiplin gerektirmesini anlıyorum...

Mutlak dediğimiz şey, kış ayazında, altında hava sirkülasyonunun olduğu bir köprüdeki kayganlık gibidir,
kavranamaz... Eter alemi ile mümkün değildir bu kavrayış. Düşünceleri geride bırakmak ise kış lastiği vazifesi
görebilir köprüden geçerken... Kelimeler büyülüdür ancak, eşyanın kökenini açıklamakta çok ama çok yetersizdirler...

Olası permütasyonlardan geçerken, kimi sessiz giysili insanlara rastlarız... U bunlardan birisi idi... Doğduğum şehre uzaktım. Ziyarete geldiğimde, baya yakın bir arkadaşım ’’U ölmüş galiba Abi’’ dedi... ’’Galiba ne oğlum, nereden duydun, nasıl olmuş?’’ şoklarını atlattıktan sonra bindik arabaya, gecekondusunun önüne gittik. Karanlık pencereleri. Kedisi camın kenarında değil... Bahçeden girdiğimizde, camlardan birisinde bir kağıt asılı... ’’Yıkım için arayın. Yıkımcı. 0532 ... .. ..’’ Okkalı bir küfür ettim hayata. Kapıya tekmeyi bastım. İçeri girdik. Eşyaları ortaya toplanmıştı. Akrepsiz ve yelkovansız, Beşiktaş yapıştırmalı camsız saatini, kumar oynadığımız kağıtları aldım çıktım...

***

Yıllar ilerledikçe anladım biraz. Biraz kavrıyorum işte, ucundan. Umarım anne şefkatinin olduğu bir olasılıktasın şimdi Kardeş. Bunca disipline bu kadar anlayış bence az da Tanrı ile pazarlık da edilmez...

Bir kıza platonik aşık oluyor bizimki, masumane, safça. Yakışıklı da çocuk U. Ama bariz parasız, bariz ezilmiş, bariz delirmiş. Gözlerinden akıyor bunların distile hali... Kız da resim okuyan bir dövmeci çırağı diyelim. Tabi yüz vermiyor. ’’Hiçbir şey tek bir nedenden ötürü değildir...’’ Diyor Üstad. O kız bir taşma noktası oluyor sevgisizliğin... Hepimizden çok gülen U, doğudan aldığı safraları batıya kusacak olan bir Doğu Ekspresi mi, sabah banliyösü mü bilmiyorum; bir demir solucana parçalatıyor sessiz giysisini...

Şıpır şıpır yağmur yağıyor. En sevdiğimden. Gece şimdi. Karanlık. Cam U’un bir zamanlar olduğu yerleri uzaktan görüyor. Kocaman binalar dikilmiş. Anlıyorum kentsel ve ruhsal dönüşümü, dönüşümün doğanın dilinde bir ton olduğunu.

Anlıyorum neden bu kadar acı var bu sürüngen düzende. ’’Sürüngenler şehrinde’’ yaşamak istemediğini söyleyen Yavuz Çetin de köprüden atmıştı kendini?

Ya sus payımı alıp tüm bu acılara sırtımı döneceğim ve denizi izleyeceğim ya da birilerine, bir yerlere kötü patlayacağım bu lanet yarış, aşağılık düzende...

Ayrım, konkordato, antlaşma, ruh pazarlığı, adı her ne ise... Yakın.


Beğen

Konsantre Karanlık Madde
Kayıt Tarihi:1 Aralık 2019 Pazar 06:12:17

BINAH YAZISI'NA YORUM YAP
"BINAH" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Ayten Tekin
2 Aralık 2019 Pazartesi 13:46:29
Ben çok etkilendim. Bazı şeyleri anlayamadım tabii. O benim kusurum. Harika bir anlatım. Sizi tebrik ederim. Ancak siyah üzerine kırmızı biraz zor okunuyor. Belki de o renklerin de anlamı vardır. Elinize sağlık

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Konsantre Karanlık Madde 3 Aralık 2019 Salı 01:40:47
Ayten Hanım, okuduğunuz için ayrıca, muteber değerlendirmeniz için ayrıca teşekkür ederim.

Estağfurullah, kusurluk bir durum değil bu, baya baya geçmişte kalan bir öğretiden terimler içermekte son üç yazım. Bir yedi tanesi daha öyle olacak.

Renk konusu da ben sarı ve siyah yaptım ancak bir tutukluk var sitede. Düzelteceğim.

Tekrar teşekkür ederim.
Butimâr.
1 Aralık 2019 Pazar 13:18:33
Âh dedim, âh.. sadece "âh" dedim..

:(

Ruhuna huzur diliyorum U.'un.. sana, bana, herkeslere.. huzur diliyorum.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Konsantre Karanlık Madde 1 Aralık 2019 Pazar 19:11:39
Ah ki ne ah...

Güzel insanlar uzun yaşamıyor, yaşasa da yaşamak olmuyor pek o...

Güzel dileklerini aldım, iki katı ile sana iade ettim.

Sevgiyle kal.
Konsantre Karanlık Madde 1 Aralık 2019 Pazar 19:12:06
Ah ki ne ah...

Güzel insanlar uzun yaşamıyor, yaşasa da yaşamak olmuyor pek o...

Güzel dileklerini aldım, iki katı ile sana iade ettim.

Sevgiyle kal.

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Ethem_Namık
1 Aralık 2019 Pazar 11:46:59
Yazıya şapkamı çıkartıyorum ve saygıyla egiliyorum.

Dostum, bu iş bitmiş...sadece sen degil okurunda yükselmesi lazım anlamak için, yazıları kaderine terketme dön yeniden sula,besle daha da gürbüzleşsin ve klasikler arasında yerini alacak kadar olgunlaştır.

Sonra mı, sonrası kolay...

Selamlar olsun.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Konsantre Karanlık Madde 1 Aralık 2019 Pazar 19:07:50
Abi, beni anlayan anlasa kardır.
Üzerine afiyet, anlaşılma kaygım var.
Anlaşılmama kaygım hiç olmadı.
Biliyorsun, bakış açın, beğenin çok önemli bende.
Yanaklarım kızarıyor bunları okurken.
Şımarmam ama çok da tatmin edici senden duymak.
Teşekkür ederim gerçekten.
Selam ve sevgilerimle...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.