Şamil Gökcen Gri
1 şiiri ve 37 yazısı kayıtlı Takip Et

Süveyda



Süveyda

Gök semadan, yasak elmanın gölgesi tezahür etti dünya betonuna. Ahir zamanın bedbahtı, bin bir meşakkatle eriştiği bu yansımayı dişledi cahilce. Adına da ’aşk’ deyiverdi. Velev ki, sırr-ı kadim bu üç harfli ’şey’, apaçık aslı suretinde değildi. Sadece ve sadece nefs-i iştahın, içtikçe içiren meyi idi. Kulaklarına bastırdı yardan ırak ellerini, duymasın vicdanı hakikati diye. Gerisin geriye koştu tuzlu yollarda kanayan ayakları, menzil-i şuur’a varmaya yetmeyince mecali. Aklar düştü saçlarından evvel gözlerine, zıttın da zıttı karanlıklara düçar bir balık misali dalınca aymazlık deryasına. Hem o ne küstah aşıktı öyle. Değmezmiş dedi, daha henüz çöle revan olmamış iken bakışları dahi. Mecnun’un adı var da, kendisini gören var mı? Ah Azizim, vah Azizim! Hele bir yanaş pervaneler meclisine. Suretlerini sileli epey vakit oldu, niyetlerini ısıtmaktalar esrar-ı mukaddes ateşte. Hem kızmazlar sana, Kenan illerinden gelen rüzgarında, beşeriyet kokusu esmedikçe. Üçler, yediler, kırklar yüzü suyu hürmetine, ’hu!’ diyelim Azizim. Acz-i zaatımın dudaklarından çıka gelen rakamlara takılma emi! Eninde sonunda Hay’dan gelip, Hu’ya gideceğiz nasılsa. Gel oturalım soframıza, ta’am edelim nice nimetleri. Her sokağı Akdeniz’e çıkan diyarlar misali, dilimizden kıvrıla kıvrıla dökülüveren kelamlar, aksın tevekkül okyanusuna. Ne ben sensiz, ne de sen bensiz, biz olabilir miyiz hiç? Adına ne dersen de, muhabbetine revan oluşum, O’ndan mütevelli. Alemlere Rahmet’in kalbe iz tebliğine mazhar olmaktır niyet-i harbiyem. Sitemine razıyım ezelden, yeter ki mutmain olsun yüreğin. Bu sendeki haller naz değil bilirim. Çırpınırsın da değil. Korkarsın daldan süzülmeye. Ey Azizim! İtibar et artık kanatlarından ziyade, onları sana sualsiz verene.

Nedendir bilinmez soğuk terler döküşün, pir-u pak alnından sicim sicim. Görmez misin dünya döşeğine yatanın kara rüyalara düçar olduğunu? Ciğerinin en derin köşesinden solurken, sayıklıyorsun o dehşet verici silüeti. Adı tek olsa da, yansıması parmak izi gibi, her canda farklı!
Söyle Azizim. İşitemedim, derde düşürenin lafzını. Aman Yarabbim! Sen beni kalben affeyle güzel kardeşim. Nasıl da akıl edemedi, şu kendi bahtına üzülüp duran nefsim? Dur bekle hele, aradan asırlar geçsin önce. Mekandan sıyrılmışların kendini dinlediği bir memlekette, salkım söğütlerin gölgesinde, akşamdan alacaklı ikindi vakti, oturalım. Yasla sırtını ağaca, gözün buram buram yaşla ver istersen sırrını. Haddim olmayarak kaldırmaya tenezzül edeyim bu yükü. Kurumuş dudaklarından bir fısıltı, dövüyor matemimi. ’Süveyda’. ’Fit-dünye’ demiş Rahman bu aleme. Manası ’alçaltılmış olan’ demek imiş. Merhamına ne dersen de hepsinin adı ’Süveyda’ imiş. Kalpteki hardal tanesi kadar, siyah bir leke. İçine hırsları, şehvetleri ve ihtirasları tıkıştırmışız. Geçip karşına, dimdik merhamına merhem olmak yerine, kaymış gitmiş seyrim ben’e ait edemediklerime. Aşşağılık olana. Sen affeyle zor olsa da.

Ah Süveyda’m. Elbette sen siyah bir lekesin. Amma biliyorum ki, derdimin adısın. Hem ne biliyorsun, belki bu bizdeki ahval güzellikler için değil de güzel olan içindir sadece. İçine düştüğüm düşünüşün ızdırabı pişirmesin mi şuurumu? Öyleyse, yalnızca vesilesin. Dert ateş ise pervaneme kanatsın. Yolumu menzile çeviren, ayaklarıma batan dikensin. Susuzluktan bitap halde yanaştığım ırmağı bulandıran çamursun. Lakin ırmak nice balıklar yüzdürür yine de içinde. Güneşe aşikar bakamaz bu aciz gözler, sen önüme gerilen tül perdesin. Özünde güneşi gösterensin. Soluduğum havasın. Alamazsam ölürüm evet. Alsam da, belki kırk belki seksen sene sonra yine de öldürürsün. Amma düşünüp de sorumlu tutulacak kadar yaşatırsın. Sana da şükür Süveyda’m. Sana da şükür.

Beğen

Şamil Gökcen Gri
Kayıt Tarihi:28 Ekim 2019 Pazartesi 00:04:32

SÜVEYDA YAZISI'NA YORUM YAP
"Süveyda" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.