Şamil Gökcen Gri
1 şiiri ve 37 yazısı kayıtlı Takip Et

Platonik salıncak



Platonik Salıncak

’Salıncaktan düşen çocuk, hiç küser mi parka?’

Kaan’ın da dediği gibi: ’On dört milyar yıl ne çabuk geçti?’. Yaşayamadığımız ne kadar his ve heves varsa adı ’çocukluk’ kaldı tozlu anılarda. Sonrasında ise sitemkar bir serzeniş ahire, ’keşke çocuk kalabilseydik’. Ama işte burdayız, bugünde. Zihnimize kurulan stres şantiyelerinin dolambaçlı yollarından, geçtikçe pişmanlık kamyonları, bükük bir boyun gözükmekte dışarıdan. Artık burnuma gelmiyor, haftasonları pişen maydanozlu omletin kokusu. Gazete sahipsiz bayağıdır, elinde kahvesiyle okuyan babam gittiğinden beri. Nefeslerimizin ısısı yetmiyor camı buhulandırmaya, kız kardeşim üniversiteye başladığından beri. Bir kedinin spontane yaşamına o kadar uygun ki evin ruhuyeti, hiç zorluk çekmiyor hanenin dört bacaklısı. Nostaljik betimlemelerden kaçacak kadar yüzüm kalmamış evvelime. Yazları, yaylada ki başı bulutlara değen çam ağaçlarına kendi salıncağımızı kurardık kalın iplerden. O kadar yükseğe çıkardık ki, heyecandan hayal kurmaya vakit kalmazdı. Hamurunda özgürlük olan körpe akıllar, gece yataklarında uyurken harikalar diyarında gibi olurdu. Hatta beyaz tavşana bile ihtiyacımız yoktu, o alemlere dalmak için. Sabahları, halının motiflerini ezberleyecek kadar dalıp gitmezdik, hatırlamaya çalışırken gördüğümüz rüyayı. Gün geldi, bizi kuşların ahbabı yapan o güzelim salıncaklar öksüz kaldı. Uzaktan baktığımı hatırlıyorum. Hepsi, Kazıklı Voyvoda’nın kurbanları gibi, rüzgarda boş boş salınıyordu. Bazılarımızın çocukluğu dayamış sırtını o heybetli çamlara, küçük elleri sarkıyor dizlerinden, nemli gözlerle suçlar gibi bakıyorlar halen daha.

Ebeveynlerin gelecek kaygısı, pamuk şeker satan tatlı bir amca kılığında belirdi kasvetli sislerin arasından. Tadı güzeldi başlarda ama biz büyüyüpte ekmek parası için çıkınca hayat bahçesine, yeni nesil çikolataların yapıldığı fabrikalarda iş vermediler. Bizim bildiğimiz tek beyaz yakalı, prensesi uyandırmaya gelen prens idi. Şimdi ise, bulutlara değen sihirli fasulye ağacının yerini kocaman gökdelenler almış ve içinde binlerce beyaz yakalı var. Ne hiçbiri prens ne de prensesler aşka inanıyor. Milenyum denen zaman diliminin canavarı bambaşka. Masalların aksine, gerçek olduğunu bildikleri halde korkmuyorlar. Gözlerinden, kulaklarından irinler akıyor, o kadar şişman ki yerinden kalkamıyor. Kolundaki dövmesinde şu üç manidar kelime : ’mutluymuş gibi yap’. Adı ’Sosyal Medya’. Saçlarını uzatmıyor şatonun tepesinden Rapunzel. Güveni kalmamış, şekilcilikce meşgul prense. Kralın oğlu olmak yetiyor kapıları açmaya çünkü. Artık sefil köylünün oğlunun çıkıp düzeni değiştirmesini bekliyor ümitsizce. Lakin bu da çağımızın efsanesi olsa gerek.

Kapattı kitabın kapağını yazar. Reklamı yapılmayan yazılarının ederi yok bu piyasada. Hem günümüz çocuklarının da masallara karnı tok gibi. Mevzu bahis olduğunda Kırmızı Başlıklı Kız’ın hikayesi, mantık hatalarını sayıyor size dört yaşındaki bireyler. Ellerinden düşürmedikleri camdan karelerdeki ütopyalarına dalmış bir şekilde. Tayfunlar sallıyor parklardaki plastik salıncakları. Devasa demirden oyuncaklarla dolu lunaparkta birbiriyle konuşmaya tenezzül etmeyen yetişkinler, model oldukları yavrularının ellerini tutarken. Gelipte gökyüzüne çıkmayan çocuklara hasret platonik salıncak. Eyvah.

Beğen

Şamil Gökcen Gri
Kayıt Tarihi:13 Ekim 2019 Pazar 10:58:04

PLATONIK SALıNCAK YAZISI'NA YORUM YAP
"Platonik Salıncak" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Oya gedik
13 Ekim 2019 Pazar 23:20:30
Evet Şamil bey sindire sindire okudum bu güzel kaleminizin izlerini, bitmesini de istemedim. Bu sayfanızı çokça okurun okuması kalben dileğimle...


Eski günlere indim sayenizde (Nefeslerimizin ısısı yetmiyor camı buhulandırmaya,, çocukluğumda kış mevsimleri yoğun karlı geçerdi, benimde mutluluğum sevincimdi kar soğuğundan sobanın sıcağından camlarımız buhu olurdu her noktasına resim çizerdim.Rahmetli titiz annem nasıl kızardı camlarda parmak izi kalıyor diye hemen silerdi resimlerimi. en mutlu yıllarıma gittim biliyormusunuz; şimdi çağın çocuklarına gerçekten içten üzülüyorum...
Kutlarım ...Sevgi ve saygı ile...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Şamil Gökcen Gri 14 Ekim 2019 Pazartesi 03:59:50
Kocaman sarıp sarmalayan bir tuhaf parantez (geçmiş). Ona ve içindekilere selam olsun. Bizi biz yaptılar. Vel hasılı kelam, şu an yaptıklarımızla bir nevi geçmişi yazıyoruz farkında olmadan. Zahmet buyurup, fikrinizi paylaştığınız için ben teşekkür ederim.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.