sami biberoğulları
519 şiiri ve 1453 yazısı kayıtlı Takip Et

Tafarel, hagi, popescu, jardel



TAFAREL, HAGİ, POPESCU, JARDEL

Zenginlerin ikamet ettiği siteye yeni taşınmıştı. Her ne kadar taşınma evden eve nakliyat ile sağlanmış, taşınan her şey nakliyeciler tarafından taşınıp yerli yerine kurulmuş, temizlik ve sair işler bu işleri yapan şirketlerin elemanlarıyla halledilmiş olsa da nazik bedeni oldukça yorulmuştu. Şöyle bir hafta dinlenmesi lazımdı ama patrondan izin koparmak mümkün değildi.

Bilgisayar başında arkadaşlarıyla geyik muhabbeti yapan karısına seslendi.

-Arzu’cuğum bak bakalım bizim aile hekimimiz kimmiş. Bir hafta rapor alayım da seninle şöyle güzel bir tatil yapalım. İkimiz de çok yorulduk.

Başka zaman olsa Arzu ‘’ Kendin baksana, elin ayağın tutmuyor mu?’’ Derdi ama işin içinde tatil olunca ‘’ Hemen Hayatım’’ dedi ve buldu Aile Hekimlerini. Hatta en sona kalmış randevuyu da aldı.

-Hayatım ! Doktorumuzun adı Ali Kuşçu imiş. Son randevuyu aldım. Saat 16.30-17.00 arası...

-Oh ohh çok güzel. Aile Sağlığı Merkezlerinde hep Arap doktorlar görev yapıyormuş. Benimki şansıma Türk çıktı.

Karısından bir cevap gelmeyince kendisini salondaki kanepenin üzerine attı. Randevu saatine kadar az kestirecekti.

Saat 16.00 gibi karısı ‘’ Haydi randevunu kaçıracaksın. Kalk artık koca bebek’’ Deyip öperek uyandırmasaydı daha da uyuyacaktı.

‘’Ah bu kadın milleti. Tatili duyunca nasıl da iltifat ediyor.’’ Diye geçirdi içinden. Başka zaman ‘’ Git içeride zıbar. Kanepeye yayılma!’’Diyen kadın şimdi öperek uyandırıyordu.

Alelacele üzerine bir şeyler alıp arabasına atlayarak Aile Sağlığı Merkezine geldi. Kapıdan içeri girdiği anda da gözlerine inanamadı. Adeta tam teşekküllü bir hastane büyüklüğündeki Aile Hekimliği Merkezinin koridorları anlamadığı bir dilden konuşan bir sürü insanla dolmuş taşmıştı. Çocuklar ve kadınlar çoğunluktaydı.

Evet, bu insanların konuştuklarını anlamıyordu ama Arapça konuştukları besbelliydi.

Öfkeli bir şekilde üzerinde ‘’Reception’’ Yazan danışma masasına yaklaştı ve orada oturan tombulca kıza sordu:

-Afedersiniz. Doktor Ali Kuşçu’nun odası nerede?

Kız,işaret parmağı ile yukarıyı gösterdi:

-Üçüncü kat, koridorun sonunda sağdaki oda. Şu koridorun sonunda merdivenler var. Oradan çıkabilirsiniz.

Adam koridor boyunca ilerlemeye başladı ama hem şaşkınlığı hem de öfkesi daha da arttı yürürken. Çünkü koridor boyunca ilerlerken gördüğü manzara korkunçtu. Bütün odaların kapısında tamamen yabancı isimler yazıyordu. Yani hastalar Türk olmadığı gibi doktorlar da Türk değildi anlaşılan.

Bir an ‘’Bir özel Arap Hastanesine mi geldim yanlışlıkla acaba?’’ Dedi. Geri dönüp danışmadaki kıza bir kez daha sordu.

-Afedersiniz ben galiba yanlışlıkla bir Özel Arap hastanesine geldim. Bana Ayfer Soyak Sengir Aile Sağlığı Merkezinin nerede olduğunu tarif edebilir misiniz?

Kız tebessümle cevap verdi.

-Yanlış yerde değilsiniz. Ayfer Soyak Sengir Aile Sağlığı Merkezi burası.

Adamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Geri dönüp koridor boyunca odaların üzerinde yazan isimleri cep telefonuna kaydetmeye başladı. Artık alacağı rapor pek de umurunda değildi.

İlk odanın kapısı üzerinde Dr.Ebû Cafer Muhammed bin Musa yazıyordu.İkinci kapının üzerinde Gıyaseddin Ebu’l Feth Ömer İbni İbrahim...

Üçüncü kapının önü ana baba günüydü. Herkes her nedense o doktora muayene olmak istiyordu. Kapının üzerinde yazan isim iseEbu Ali el Hüseyn bin Abdilillâh bin Alî idi

Alt kat koridorundaki diğer doktor isimleri şöyleydi:

4. Oda:Ebu Abdullah Muhammed İbni Cabir ibnni Sinan el Rakkî
5. Oda: Ebu’Reyhan Muhammed bin Ahmed, 6. Oda: Ebu Ali el Hasan ibn-ül Hasan, 7. Oda: Ebu İshak Nuriddin Batrûcî

‘’Üst kat da böyle mi acaba?’’ Diye düşünerek merdivenleri ikişer ikişer çıkmak suretiyle ikinci kata geldi. Gelmesine geldi ama manzara yine aynıydı. 2. Kattaki isimleri de tek tek kaydetti:

8. Oda: Ebu Musa Cabir İbni Hayyan el Sufi, 9.Oda: Zekeriya el Râzî ,10. Oda: Ebu Osman Amr bin Bahr el Fuhaymî el Basrî 11. Oda: Ebu’l Kasım Halef İbni Abbas, 12. Oda: Ebu Muhammed Abdullah bin Ahmed 13. Oda: Ebü’l-Hasan Alâüddîn Ali bin Ebi’l-Hazmî 14. Oda: Ebu Abdullah Muhammed İbni Muhammed ibni Abdullah ibni İdrîs es Sebtî

‘’Allah kahretsin. Bu ne yahu? Türkiye’de miyiz yoksa Arabistan’da mı?’’ Diye öfkesi daha da katlanmış bir şekilde kendi doktorunun da bulunduğu 3. Kata çıktı. Çok şükür ki şansından kendi doktoru Türk’tü. Ancak 3. Katta da diğer tüm doktorlar Araptı. Bu kattaki doktor isimlerini de kaydetti:

15. Odada yazan ismi kaydetmesi hayli zamanını aldı zira isim yaz yaz bitmiyordu: Ebu Abdullah Muhammed bin Abdullah bin Muhammed bin İbrahim el Levâtî et Tancî, 16. Oda: Ebu Cafer Muhammed bin Musa bin Şakir, 17. Oda: Ebu’l Kasım Ahmed bin Musa bin Şakir, 18. Oda: Ebul İz İsmail el Rezzâz 19. Oda: Ali Kuşçu

Saat 16.45 olmuştu ve üzerinde Dr. Ali Kuşçu yazan kapının üzerindeki ışıklı panoda kendi ismi vardı: Oğuz Türkoğlu

Kapıyı çalıp içeri girdi. Masasında oturmakta olan genç doktor Ali Kuşçu nazikçe sordu:

-Hoş geldiniz. Rahatsızlığınız neydi?

Oğuz Türkoğlu cevapladı:

-Doktor bey ! Ben aslında bir haftalık rapor isteyecektim sizden ama şimdi çok daha önemli bir sorun var ve maalesef bu sorunu siz halledemezsiniz.

-Siz hele bir anlatın şikayetinizi, beni aşan bir durumsa sizi tam teşekküllü bir Eğitim ve Araştırma hastanesine sevk ederim olmazsa.

-Eğitim ve Araştırma hastaneleri de böyleyse vah benim ülkeme.

-Anlamadım. Nasılsa?

-Doktor bey ! Görmüyor musunuz? Aile ve Sağlık Merkezi komple Arap doktorlar tarafından işgal edilmiş. Siz hariç hepsi Arap doktorların.

Doktor Ali tebessüm etti.

-Anladım ne demek istediğinizi ama bu arada anlayamadığım bir husus var. Diğer odalardaki doktorların Arap olduklarını nereden anladınız?

Oğuz iyice sinirlendi.

-Doktor Bey ! Bunda anlaşılmayacak bir şey var mı? İsimlere baksanıza.

Sonra cep telefonuna kaydettiği isimleri tek tek okumaya başladı. O okudukça Doktor Ali tebessüm ediyordu. Hatta zorlamasa kahkahayı salacaktı.

-Anladım, isimler...Evet hepsi Arap isimleri. Ama arada İranlı isimleri de var ve mutlaka bilirsiniz İranlılar Arap değildir.

-İranlı ya da Arap. Neticede Türk değiller.

-Ve siz onların Türk olmadığını sadece isimlerinden anladınız. Oysa o isimler hiç de yabancısı olduğunuz isimler değil biliyor musunuz? O isimlere yüzlerce senedir Türk diye sahip çıktınız.

Oğuz şaşkınlık içindeydi.

-Nasıl yani? Anlamadım.

-Bakın Beyefendi..Pardon, isim neydi?

-Adım Oğuz

-Bakın Oğuz Bey! Osmanlı hanedanına bile -kurucularına- Ertuğrul, Ataman ( Osman ), Orhan gibi isimler taşıdıkları için Türk derken Abdülhamit, Abdülaziz, Abdülmecit gibi isimler verilenlere ‘’ Araplaştı bunlar’’ Dediniz değil mi? Hatta anneleri yabancı olduğu için ‘’ Bunların Türklükle alakası yok’’ Diyenler oldu; doğru mu?

-Evet, doğrudur.

-Ama buna karşılık İbnî Sina, Birunî, İbni Heysem, İbni Batuta gibi bilim adamlarının adları da Arap adı olduğu halde yüzlerce senedir ve hatta zamanımızda bile ders kitaplarında ‘’ Dünya medeniyetine ve bilime yön vermiş olan Türkler’’ olarak okuttunuz bu kişileri bu da doğru mu?

-İyi ama doktor bey! Bu saydığınız isimler hep Türk.

-Oğuz Bey ! Kapılarda yazan isimlerden, doktorların yüzlerini bile görmeden Arap olduklarını anladınız ama benzer isimler karşınıza ‘’Türk Bilim adamları’’ olarak çıkınca ‘’ Bunlar Türk Bilim adamları ‘’ diye dört elle sarılıyorsunuz; farkında mısınız? Bu arada beni de adımdan dolayı Türk sandınız.

-Ne yani Türk değil misiniz?

-Bu sorunuza cevap vereceğim ama şu kapılarda görüp de kaydettiğiniz isimlere bakalım. Yani Hepsine Arap dediğiniz isimlere... Tek tek sayıyorum:

1.Oda: Ebû Ca’fer Muhammed bin Mûsâ---Sizin ‘’Türk bilim adamı’’dediğiniz HARİZMÎ den başkası değil.
2. Oda: Gıyaseddin Eb’ul Feth Ömer İbni İbrahim—Siz onu ÖMER HAYYAM olarak biliyorsunuz.
3.Oda: Ebû Alî el-Hüseyn bin Abdillâh bin Alî—Siz onu İBNÎ SÎN olarak biliyorsunuz.
4. Oda: Ebu Abdullah Muhammed İbni Cabir İbni Sinan el Rakkî—Siz onu BATTÂNÎ olarak biliyorsunuz
5. Oda: : Ebu’Reyhan Muhammed bin Ahmed—Siz onu BİRÛNÎ olarak biliyorsunuz
6. Oda: Ebu Ali el Hasan ibn-ül Hasan--Siz onu İBNİ HEYSEM olarak biliyorsunuz
7. Oda: Ebu İshak Nuriddin Batruci—Siz onu BATRUCÎ olarak biliyorsunuz.
8. Oda: Ebu Musa Cabir İbni Hayyan el Sufi—Siz onu CABİR BİN HAYYAN Olarak biliyorsunuz
9.Oda: Zekeriya el Razî—Siz onu kısaca RÂZÎ olarak biliyorsunuz
10. Oda: Ebu Osman Amr bin Bahr el Fuhaymî el Basri—Siz onu CAHIZ olarak biliyorsunuz.
11. Oda: Ebul Kasım Halef İbni Abbas—Siz onu ZEHRÂVÎ olarak biliyorsunuz
12. Oda: Ebu Muhammed Abdullah bin Ahmed—Siz onu İBNÎ BAYTAR Olarak biliyorsunuz
13. Oda: Ebü’l-Hasan Alâüddîn Ali b. Ebi’l-Hazmî—Siz onu İBNİ NEFİS olarak biliyorsunuz
14. Oda: Ebu Abdullah Muhammed İbni Muhammed ibni Abdullah ibni İdrîs es Sebtî—Siz onu İDRİSÎ olarak biliyorsunuz
15. Oda: Ebu Abdullah Muhammed bin Abdullah bin Muhammed bin İbrahim el Levâtî et-Tancî—Siz onu İBNİ BATUTA Olarak biliyorsunuz
16. Oda: Ebu Cafer Muhammed bin Musa bin Şakir—MUSA KARDEŞLER
17. Oda: Ebu’l Kasım Ahmed bin Musa bin Şakir—MUSA KARDEŞLER
18. Oda: Ebul İz İsmail el Rezzâz—Siz onu EL CEZERÎ Olarak biliyorsunuz.

Ali Doktor ‘’ Biliyorsunuz’’ Dedikçe Oğuz ezim ezim eziliyordu çünkü bir iki isim dışında hiç biri hakkında bir bilgisi yoktu. Ömer Hayyam, İbni Sinâ, İbni Batuta,Birunî dışındaki isminden haberdar olduğu herhangi biri yoktu.

-Yani Oğuz Bey, işinize gelenlere Türk, işinize gelmeyenlere Arap diyorsunuz. Bilmem anlatabildim mi? Evet yukarıda saydığım isimler Türk isimleri değil ama hepsi de Türkiye’de okutulan tarih kitaplarına ya da ansiklopedik bilgilere ‘’ Türk bilim adamları olarak geçmişler.’’

-Şeeyyy peki siz?

-Evet ben...Türk bilim adamı deyince ilk akla gelen isimlerden büyük Türk bilim adamı matematikçi Ali Kuşçu...Adaşım Ali Kuşçunun asıl adı da Alaaddin Ali İbni Muhammed’dir. Bu isim sizce Türk ismi mi?

-Ne yani şimdi siz bana ‘’ Türk bilim adamları’’ Diye bildiklerimizin hiç birinin Türk olmadığını mı söylüyorsunuz?

-Bunu ben değil siz söylüyorsunuz Oğuz Bey...Evet, siz söylüyorsunuz ama ne söylediğinizin farkında bile değilsiniz maalesef.

-Doktor bey ! Siz şimdi ‘’Nobel ödüllü Aziz Sancar da Türk değildir.’’ Dersiniz.

- Yanılıyorsunuz. Ben böyle bir şey demem ama sahaya sürdüğü on bir futbolcusu da yabancı olduğu halde kazandığı bir maç için ‘’ Türk’ün Zaferi’’ Diye manşet atan sizler dersiniz. Evet, Osmanlılara gelince ‘’ Hep devşirme sadrazamlar tarafından yönetildi bu devlet’’ Diyen sizler on biri de yabancı olan bir takımınızın kazandığı futbol maçına ‘’Türk’ün Zaferi’’ Dersiniz.

Oğuz ne diyeceğini şaşırmıştı. Kendi kendine ‘’Taffarel, Hagi, Popescu, Jardel’’ Diye sayıklıyordu. UEFA Kupası ve Süper Kupayı bu yabancı futbolcularla kazanmıştık. Türk’ün gücünü Avrupa’ya gösterirken bunlar vardı takımda. Hatta süper kupayı aldığımızda takımın başında Lucescu vardı.

*****

-Oğuuuuzzz. Oğuuuzzzzz. Kalk haydi. Randevuna geç kalacaksın.

-Hıııı

-Kalk artık hayatım. Deminden beri ‘’Taffarel, Hagi, Popescu, Jardel ‘’ Diye sayıklayıp duruyorsun.

Oğuz zorlukla açtı gözlerini. Başucunda karısı Arzu onu uyandırmaya çalışıyordu. Sallana sallana ayağa kalktı.

-Şeyyy. Benim doktorun adı Ali Kuşçu’ydu değil mi?

-Ayol saçmalama. Ne Ali Kuşçu’su? Doktorunun adı Fikret Egemen...Unutma sakın. Fikret Egemen. Aile Sağlık Merkezi de Ayfer Soyak Sengir Aile Sağlık Merkezi.

-Oh ya Rabbi Şükür Türk’müş...Of beee ne rüyaydı ama. Rüya değil tam bir kabustu.

Yarı sersem arabasına binip Ümraniye- Ayfer Soyak Sengir Aile Sağlığı Merkezine geldi. Heyecanla içeri girdiğinde merkezde rüyasındaki gibi on dokuz değil sadece beş birim olduğunu, her birimde de Türk Doktorları ve ebe- hemşireleri olduğunu gördü. Rüyasında gördüğü bütün isimler silinmişti.

Duvarda gördüğü doktor ve ebe isimlerini tek tek cep telefonuna kaydetti.

1. BİRİM: Uzm. Dr. Büşra İ. EZENGİN EGEMEN ​ve Ebe Pınar ŞİMŞEK
2.BİRİM:Uzm. Dr. Fikret EGEMEN ve Ebe Seda YİĞİT

3.BİRİM: Dr. Saniye İLHAN ve Ebe Vildan AKASLAN

4.BİRİM:Dr. Savaş UÇAR ve Hemşire İpek ŞAKAR

5.BİRİM: Dr. Veli TÜRKAN ve Ebe Hilal TATAR

İçlerinde bir tane bile Arap yoktu. Sevinç ve gururla doktorunun kapısını tıklatıp içeri girdi

Beğen

sami biberoğulları
Kayıt Tarihi:8 Ekim 2019 Salı 00:46:19

TAFAREL, HAGİ, POPESCU, JARDEL YAZISI'NA YORUM YAP
"TAFAREL, HAGİ, POPESCU, JARDEL" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Yekta Attila
8 Ekim 2019 Salı 23:25:08
Değerli hocam, tarih bize parlayan kültürleri olduğu kadar sönen kültürleri de gösterir...
Sönenlerden aklıma geliveren Yunanlar, parlayanlardan Ruslar, Almanlar, Japonlar vb...
Kültürler çağının değerlerine sahip çıktığında parlamış, çıkmadığında sönmüş...
Kültürler değerlere sahip çıkarken de onların ırkına, diline, dinine, cinsiyetine bakmaz...
(Bunun bugün ilk akla geleni Amerika'dır... Amerika bugün bilim ve teknoloji üretiminin merkezidir ve bunu da sadece beyaz Amerikalılara borçlu değildir...)
Dolayısıyla yazıda sıralanan çağının 18 aliminin isimlerine bakarak onlar (sadece) Araptır, Acemdir, demek çok güçtür...Kimbilir ırkını, dilini, belki de dinini...
Bu bahiste önemli olan nokta şudur: Bugün bu alimlere söz konusu ayrımcılıkla bakanlar ile Osmanlı Türk değildi diyenler aynı yerde biraraya geliyorlar ve bir nevi Haçlı bakışını ifade etmiş oluyorlar...
Sanki 600 yıllık ömründe Osmanlı bir kültür meydana getirememiş, genişlemesini sadece fetihlere borçluymuş gibi...
(Yabancı bir tarihçiye göre bugüne kadar dünyada görülmüş 3 büyük medeniyetten (veya kültürden) biri Osmanlıdır; o tarihçiye göre diğer ikisi İngiliz ve Çin...)
Tabii Haçlının amacı belli: Türk'ü İslamiyet'ten soyutlamak, Türk'ün bugüne kadar özümsediği İslamiyet'i sadece Arap kültürü gibi gösterip, bir taşla iki kuş vurmak...
Böylece Türk'ü göçebe imajı ile sınırlandırıp, basitleştirmek...
Eğer, Türk ta 1071 'den beri Anadolu'daki varlığını koruyabiliyorsa, bunu İslamiyet'e borçludur...
Yoksa, en fazla 100 yıl içinde Bizanslının dilini de dinini de benimseyip kaybolurdu...
Vesselam...

Selam ve saygılarımla.

Cevap Yaz
Ahmet Zeytinci
8 Ekim 2019 Salı 09:42:58
Eleştiriler çok haklı ve yerinde... Ben de Galatasaray ile ilgili sahaya 11 yabancı futbolcu ile çıktıklarında bunun ile ilgili bir yazı yazmıştım geçmiş dönemde.... Dünyanın bütün ülkelerindeki takımlarda yabancı futbolcular oynuyor, ama hiç kimse de bizim kadar olayı abartmıyor. Bir ara milli takımda bile bir zenciyi oynattık sanırım... Türkler, Araplar, Acemler karışmışız zaten geçmişte, kız alıp kız vermişiz, isimler farklı olsa da... Bir de şu var UEFA Kupasını ya da Şampiyonlar Ligini kazanan takımlarda da bakıyorsunuz altı yedi tane değişik ülkelerden yabancı oyuncular var. Bizde de var, demek ki şartlar eşit sayılır bir bakıma... Güzel bir yazı kutluyorum Sami Hocamı...

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.