Bayram KAYA 1
391 şiiri ve 1120 yazısı kayıtlı Takip Et

Nasıl yaşar nasıl ölürüz 53



Porfirin hücre inşacısı bir enstrüman olacak sa da porfirin hücrenin kendisi değildir.

Hayat lizözümle, sizle, semenderle, kolektif var oluştu düzen ilişkileriyle kolektif zekayla canlanacaksa ve fiili hayat olacaksa da canlanma fiili hayat değildi. Hayat ta siz değildiniz. Lakin sizsiz de de hayat yoktu. Yani parça enerji düzenli işlev duruma havi ve entegre süreçlerle yansımalı bir gelecek içinde beliremeyen hayat ta yoktu.

Yani inorganik süreçli organize oluş, organik organize oluşlardan öncedir. İnorganik oluş bir nedensellik olmakla birlikte, inorganik işlevlerin kend doğuracakları ekstrem potansiyeli organik organizeni oluştan hiç haberi yoktur.

Bu nedenle şimdiki ikinci faz sonuç durum olan organik oluşum, inorganik oluşumlarını, seçme ayıklama kriteri kabilinde içerirler. İnorganikler de kendi enerji düzenli fonksiyondular.

Bu düzen ve fonksiyonlar, yalıtımlı alan içinde kısıtlanıp ilişkilenince; bu ilişkinlikle kazanılan süre durum, bu yeni bağıntı özelliğie ve bu yeni bağ faaliyetle, canlılık dediğimiz bir aktivasyon verdi.

İşte bu aktivasyon durumun faaliyet ve işlev sekanslarından kaynaklanan yeni alan etkisi ile işlev ve faaliyetler türlü olam olasılıklara eğimledirler.

Alan etkisi de kendi içinde akış olanlara karşı, karşı dirençledir. Eylem akış olan enerjinin, akış olmama oranıyla belirmedir. Eylem olan, eylem olmayan zıddıyla haberdardır.

Çünkü zıddı olan ters yönü ile yine o fiilin kendisidir. O eylem direnç dönüşmeli süreçler girişmesidir. Bir direnç geri çağrılma, geri çekilme, geri sekme, geri yansıma, ısı gibi enerji dönüşmeleri vs. biçiminde olabiliyordu.

Olabilen her bir durumların her biri parçacık ve kesikli durumla var olan olgu ve olayları geçmişti. Kesikli olnların dalgacık bağıntılı sürekli olan görünüşleri de gelecekti. İşlev ve faaliyetler şu anki ilişkin süre durumlar özellikli bağıntı belirmelerin, hem kesikli hem sürekliliğidirler.

Buna karşın kendi içlerindeki zıt yansımalı süre durumdan haberli olan inorganikler, nedeni olacakları “ilişkin özellik bağıntılı gelecekten habersizdiler”.

Çünkü bir var oluşun kendi içindeki zıtlar, ters yönde o var oluşun kendisiydi. Yani akış olanın, akmaması gibi bir durum değişerek öbür durum olmakla o var oluşun kendisiydi.

Ama aynı var oluşun ilişkindik durum içinde kazanacağı yeni bağ özellik, o ilişkin durumların hiç birinin kendisi değildi. Biri değişerek öbürü olan değildi. Yeni bağ özellik ilişkindik olan hiç birinin zıt durumu değildi. Bu nedenle inorganik işlev ve faaliyet aktivasyonları, nedeni oldukları ilişkidik bağ özelliklerden (ilişkindik sonuçlardan) habersizdiler.

İnorganik işlev ve faaliyetler gelecek içinde olacakları ilişkindik özellikli bin bir tür olacakları bu eğimin baskı ve basıncından habersizdirler.

İnorganik işlev ve faaliyetler ilişkindik özellikli (bağ özellikli) bu baskı ve basıncın içinde sürecin nedeni de olmakla kendisinin hangi eğilimlerle olacağından habersizdir.

İnorganik işlev ve faaliyetlerin nedeni olacakları sonuçtan “yani hayattan” ikinci bir habersizlik durumları vardır. Bu ikinci habersizlik durumu da çevredir. İnorganik işlev ve faaliyetin kendi dışındaki sıcaklık, soğukluk, afinite oluşa azlık çokluk, asidik, bazik gibi birçok çevresel niceli durumlar vardı.

Çevre durumları katkılı olmakla, değişen sarmal bir çevrenin vesile etkisidirler. İnorganik işlev ve faaliyetler kendi dışlarında, kendilerinden bağımsız olan bu çevre değişmelerinden de habersizdirler. Bu habersiz oluş nedenle inorganik işlev ve faaliyetler aktivasyonu; çevresindeki ne gibi bir vesile katkı ile ne gibi bir sonuca neden olacaklarını bilemezler.

Organik ilik olmasa bu kadar muazzam, yokuş yukarı düzlemli enerji düzeni ile tür gibi toplum gibi ansal (zihinsel) süreçler gibi kolektif depolu bilişsel düzlem ve hayatlar gibi çeşitlilik te asla ortaya konamazdı.

İşlev olan faaliyet olan özdür, özgüç ve öz nedendir. Çevresel olan dış neden olmakla, “vesile nedendir.” Kısaca inorganik ilikle başlayıp türlü türlü çeşitlenen, organize sekans ilişkindi aktif faaliyet bağıntılarının her biri; her bir durumla; bir var oluş, yok oluş, yokuş yukarı enerji düzeni ve entropi kuralı gereği yokuş (iniş) aşağıdırlar. İç ve dış çevre dirençlidirler.

İşte tam bu noktada yokuş aşağı oluşun entropisi ile etkin entropi içine düşmeden ekstrem düzenli enerji kullanma süreci ile durumu tekrardan zıt yönlü olarak, geri yokuş yukarı ve kesikli sürekli yapan çevrimleri içinde olan bu bağıntı özellikli hayattı, İşlevle değil hayatla canlanmaydı.

Hayat kesikli sürekli olan durumuyla gelişme ve dönüşmeyi; hantal bir yığılma yapmadan, yalıtımlı bir seçme ayıklamalar yapmaktadır. Yalıtım içi deneyimlerinin imajını almaktadır. Alınan imajlardan, imajlara göre zıt ve ters imajlar birlikteliği içinde boşalan dolan bir yer geçişmeli sürekliliğe dönüştü.

İçsel bir enerji düzen ilişkisiyle işlev ve canlı olan, ama yokuş yukarı enerji düzeni içinde olamayan cansızlık; tam da entropi içine düştü düşecek iken; bu düşmeyi, bu yuvarlanmayı bir süre erteleyen, geciktiren süre durumların düzenliliği olan hayatla organizeliktiler.

Taştaki korunan enerji düzeni, sizdeki süreçlerin bağrında olmakla hayat sal var oluş avatar kalıplarınızla ölüp yok olmakla beraber, yine de aldığı imajla yok oluşa karşı bir tepki içindedir.

Taş enerji düzeni ile başlayıp, imajı oluşan kesim ve kırpmalar yapmanın gelecekle var olacağı içinde seçme ayıklaması olmanın imaj seleksiyonu vardı. İşte bu imaj seleksiyonlu yeni durum, kesikli sürekli durum oluşun içinde ve gelecekle ancak sizde vardı.

Sizde olan bu durum, kesikli sürekli imajları içinde olamayan taşın sıgası içinde yoktu. Taşa göre, taş ta (taş içinde) olamayıp ta; sizde olan bu fark, sizin taşa göre önce bireysel, sonra türsel ve daha onra da kolektif bir çevresel ilik içinde can ve hayat bulmanızdı.

Beğen

Bayram KAYA 1
Kayıt Tarihi:30 Eylül 2019 Pazartesi 13:31:00

NASıL YAŞAR NASıL ÖLÜRÜZ 53 YAZISI'NA YORUM YAP
"Nasıl Yaşar Nasıl Ölürüz 53" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.