Bayram KAYA 1
390 şiiri ve 1095 yazısı kayıtlı Takip Et

Nasıl yaşar nasıl ölürüz 12



Evrimsel sürecin çevresel etkilere karşı çevreye vereceği konjukasyon gibi kimi tepkileri vardı. Bu tepki eşeyli üremeye geçişi destekleyen bir tutumdu. Tabi ki evrimsel süreçler eşeyli üremeyi hedeflemiyordu.

Sonuçtan habersizdi. Sadece korunan iyi karakteri (iyi tepkiyi) geleceğe aktaracaktı. Bu gibi çeşitli ön enstrümanlarını kullandı. Bir etki karşısında türlü yapılar ekseninde türlü tepki yolları zaten kendilikten beliriyorlardı.

Kambriyen döneme kadar süren birçok birikimleri ile donanan çok hücreli yapılar, geride bıraktıkları milyonlarca başarısız enkazlarına rağmen başarılı olanlardan seçilen iyi karakterlerle kimi türsel donanımlar üzerinde hayat karaya çıktı. Amfibiyen türü birikmiş tasarruflarla hayat türleri adeta birden ortaya çıkacaktı.

Bir şey zıddıyla belirmeden ortaya konmaz. Bozulan bir şey onarım yanı olan boşluk alanla onarıcılık kendisini yineleme olarak belirir. Tıpkı bozulan sağlığınızın bozulan boşluk alanı içinde ortaya konan ona karışıcı (müdahale edici) eylem sellikleri var etmesi gibidir.

Bozulan sağlık alanı boşluğu üzerinde milyonlarca sınama yanılma re jenerasyonları yapılır. Bu alışma öğrenme ile yararlı olan ve iğneyle kuyu kazılan tutumlar adım adım; niceli durumlarla birikir.

Süreç büyücülük ve koca kadın ilaçlarına doğru evrimleşen okültizm süreçler, altı milyon yıllık primat deneyimleriyle bugünkü ecza durumuna gelir. He alan kendi tarafından böylesine bir boşluk ve eylem alanını ortaya koyar.

Siz bu günkü toplum içinde Kızılay da hiç tanımadığınız bir kalabalığın içine doğru yönelseniz.
Biliyorsunuz kalabalıklar hırsızlık, kapkaç, iyilik yapma, cinsellik, saldırma, sizi sırtına alıp taşıma gibi hazır birçok olumlu olumsuz yeteneklerle dolu olan her türlü potansiyel durumla, size bir tazyik yani baskı ve basınç olmanın durum çevresidirler.

Ve sizin bir andaki yönelme eyleminiz, yığılıp kalma durumuna dönüşse. Yığılmanıza aldırmadan gidenler olacağı gibi sizi merak edip başınıza toplaşacak baskı ve basınçlara maruz kalacağınız (açık, karşı karşıya kalacağınız) kuşkusuzdur.

"Bu yığılıp kalma olayı ile yığılma sürecinizin sizde yeni bir boşluk alanla size kendilikten müdahale edilir bir duruma" dönüşme olacağı pek açıktır.

Çevredeki onca tazyikli kalabalığın potansiyel durumla varoluşu zaten sizinle zorunlu karşılaşmadır. Tazyikli kalabalık çevre içinde de sizdeki müdahale edilir olan bu boşluk alan içine doğru uygun olan tazyiki çekecektir.

Yani boşluğun dolma eğilimli çekimi, potansiyel tazyikli akışın da boşluğa yönelme eğilimi elektrik yükü gibi, mıknatıslanma gibi, tatlının sineği çekmesi gibi birbirini çekecek diğerlerini itecektir. Çekme itme zaten en temel seçme ayıklama kriteridir. İlişkin durumlarıyla zekâ akıl başlangıcıdır.

Kalabalığın tazyiki yığılmanızla birlikte sizde oluşan potansiyel boşluk alanının üzerine doğru kendilik bir seçilim ve çekimle eğimleri oluşturur.

Bu girişme birbirine anahtar kilit gibi uyumla girişecektir. Uygun bir karışıcı tazyiki, bu boşluk alan mutlaka seçip çıkaracaktır.

Unutmayın ki hayatın binlerce sınama yanılması, binlerce milyonlarca hayatla binlerce, milyonlarca çevrenin etki alanı içinde olacaktır. Olası karşılaşma eğimi bu çevrede olmasa, bin çevrede olmasa on bin birinci çevrede olmakla mutlaka uygun karşılaşmaya denk gelecektir.

Denk gelen istisna bile olsa seçilecek. Eşeylere aktarılacak. Yığılmaya karşı diğer doktor olmayan tazyikler elenecek. Bu bir tane olan eğilim karşılanması tepkisi türden türe aktarılmakla aktarılan birçok olağan duruma gelecektir.

Ölümsüz hayat yeni karakterleri eşeyler üzerinde aktarmakla hem ölüme yol açmıştı hem çok hücreli organizma olan vücudun taşıyıcılığını yani vücudu eşeylere avatar kalıp haline getirmişti.

Ölümsüz hayat çok hücreli birleşmeleri içinde ölmekle hem vücut içindeki çok hücreli entegrasyonun benzer imajını vücut dışında vücutlar arası kolektif ilişkiler entegrasyonuyla, kolektif birimli üreten kolektif sürece çevirdi. Hem de dıştan toplumla kolektif aklın, kolektif bilincine dönüşmüştü.

Artık yeni hayatla zemin kolektifti. Bundan kurtuluş yoktu. Kişisi yetenekler kolektif yeteneklerle düşünüp, buluşlarını kişi olarak kolektif zemine göre yapmak zorundaydı. Tıpkı üreten ilişkinin kolektif zeminli olması gibi.

Üretim ilişkisi sizin için değil, kolektif zemin için yapılıyordu. Üretim ilişkisi grup kolektif ligi içinde başlamakla önce grup kolektif ligi için yapıldı. Buğday ekenin yavru bakımını savunmasını vs. diğer kişisi kolektif güç sağladı.

Üretim ilişkisinin grup zeminli kolektif temeli, gruplar arası totem meslekli ilişkilere dönüştü. Üretim hareketi totem meslekler arası üretim hareketine dönüştü. Totem meslekler arası üretim ittifaklardı.

Böylece üretim hareketi kaçınılmaz olarak kolektif zeminli başlayıp kolektif zeminli sürüyordu. Üretim hareketi ittifaklarla ikinci bir kolektif zemin ortaya koymuştu. Buna sektörler arsı kolektif zemin hareketi diyorduk.

Köleci sistem ve daha sonra kapitalist sistem bu sürecin paylaşım aşamasını enfekte etti. Ama üretimin kolektif zeminli inşa olan yapısını bozamamıştı. Üretimi kâr adı altında satsa da kolektif zemine göre üretip; kolektif zemine göre enfekte oluşla satar.

Kızılay Meydanındaki yığılmanız karşısında diğer kalabalık etkiler bugünkü tutumla söylersek "aranızda doktor yok mu?" demenin beklentisi ile müdahale etmeden, öylece durup duracaktır. Müdahale edecek bir en uygun ölçüşen koşulu (doktorun belirmesini), bekleyecektir.

Evrim doğa yasalarının bir türü olarak var. Bizim de bu yasaları eş deyişle özelde de evrimi neden ve nasıl işlediği ile açıklayıp söyleyen teorilerimiz vardı. Demek ki teori doğa yasalarını açıklamanın kuralıdır.

Nasıl kambriyen döneminin hayatı, kambriyen dönemin öncesi olan ölümsüzlerin hayatı değilse, bugünkü ölümlüler de kambriyen dönemi içinde olan ilk türlere dönüşen çok hücreliliğin kambriyen dönemindeki ölümlüleri değildiler.

Hayat hem eşey üzerineydi hem nasıl kambriyen dönemdeki ölümlüler gibi değildik? O çevre koşulları içinde olmamakla ve o koşullara özgü tepkilerle değildik. Sosyal hayatlarla değildik. Kolektif sosyo toplumsa bilinçlerle değildik. Üreten ilişkilerle, doğaya karşı direnç tutumlarla, türe dek bilgi ve deneyimlerle vs. değildik. Sadece onlar gibi eşey aktarımlı yol olan zemin evrimi üzerinde benzerdik.

Bizim için ölüm demek, iyi karakter birikimlerinin eşeyle her bir eşeme kotardıklarımızın doğumu olmakla ölüm ve ölüm ötesi bizden sonrakilerinin hayatlarıydı. Ölüm ve ölüm ötesi biraz da bizdik. Ölüm ötesi hayat karşısında bizim için bu kadarıydı.

Dawkins’ten esinle söylersek biz doğmakla ölüm arasında hayatı taşıyan eşey kalıpların avatarlarıydık. Belki de evrim yasaları için parçalı var oluşlarla vardık.

Ama eşeyli süreçler sonrasında, kolektif oluşla, toplumla bizler kambriyen döneme göre çok daha fazla bir şeydik. Evrimin de bilmediği, evrimin de tahmin dahi edemediği bam başka bir şeydik. Unutmayın ki evrim ne zekadır. Ne bilinçtir.

Evrim sadece çevresel var olucu onca kalabalık etkinin içinde o hayat için çevre tepkilerinin uygun olanlarını, yine o çevre tepkileri boyunca seçip; ayıklanıp, tekrar tekrar oluşmasını ortaya koyucu mekanizmalardı.

Şimdi biz bu gelişmeler sonucu olan ortaklaştıran entegre evrim yaşamıyla bilgisayar oyunlarındaki gibi evrensel şartları tasarlayan bir hayat için evrim yasalarıyla insan üstü simülasyonların inşacısıydık.

Hayat öngörü (program) olmadan, öngörüleri olmadan (programlanmadan) ortaya çıkmıştı. Ama evrimsel birikmeli ilişkenlilerle programlanmıştı.

Ve şimdi hayat; sosyo toplumsa insan eli ile dışta entegre süreçler içinde kolektif bilinçli kolektif akıl ile yeni yeni hayat tiplerini programlayan, simüle eden (öngören) bir hayat olmuştu. Evrimin bu gibi enstrümanı; şimdi üreten kolektif toplumdu. İnsan da kolektif toplumun ürünüydü.

Toplum ötesi; bizden sonraki kuşaklara ait simülasyon yapan toplum ötesi kuşaklar olmasıyla bu kuşaklar da tek tek gelmiş geçmiş ve şimdiki kişiler olmayacaktılar. Ve insan ötesi geçmiş toplum üzerinde ve toplum nesneleri üzerinde eylemli olmakla da artık ne toplumdu ne de toplum ötesiydi. Yeni bir şeydi.

İşte ölümümüzle, yani ölmekle bizim açtığımız boşluk alanlı yeri dolduracak olanlar bizden sonra devam eden hayatla, ölüm sonrasındaki hayat; böyle bir ölüm ötesini oluşacaklardı.

Tek tek kişilere ait olan ölüm ile bizden sonraki ve bizim karakterlerle sürecek olan ölüm ötesi hayat; hiçbir zaman bizim hayat olmayacaktır.

Yani yer açtıklarımız nedenle, bizim için ölüm ötesi yoktur. Bir kere hayat alanı olan yerinizi vermiştiniz. Başka türlüsü olmadıkça, bir daha boşalttığınız yeri ne ölümünüzle ne ölüm ötenizle doldurma şansınız yoktur.

Nasıl eşeyli oluşla size yer açanlar siz, değilseler; sizler de de yer açan ölümünüzle, ölüm ötesi değildiniz. Yani ölüm ötesinde çevrim oluş zinciri olan unsurlar dışında, hayatı yaşayan bilinçle yoktunuz.

Bizdeki evrimle oluşan iyi karakterler şimdiki ve gelecekteki simülasyonu hazırlamağa evirileceklerin eşey hücrelerini hazırlayan genetik imajlarına, bizler birer avatar kalıptık. Çünkü çok hücreli ve ölümlü hayatın evrimi, avatar kalıp yoluculuğu ortaya koymuştu.

Buna rağmen bizler (kolektif bilinç ve kolektif yetenekli zekâ olan bizler) şimdiki hal ile bile simülasyonu yapan yeterlilik değildik. Simülasyon içinde olan tekillikler de zaten simülasyonu hazırlayanlar değildi.

Ne ölüm sizin içindi ne ölüm sonrası sizin içindir. Bu sözün tersi de öncesi yaşamla ne yaşam sizin için değildi. Sonrasıyla da ne ölüm ötesi yaşam sizin için değil olacaktı. Biliyorum kavraması zor.

Ölüme ait, ölüm ötesi olmayan süre durum; zaten ölüm yokken hem evrensel var oluştu. Hem sizinle var olmuştu. Ve de o günlerde olmayan ölümden sonra var olmamıştı.

Nüansları atlamak suretiyle eşeyli ve ölümlü hayat, yaklaşık ve kabaca söylemle, günümüzden 600 milyon yıl önce ilk cesetti yeryüzüne bırakmaya başlamıştı. Ölümlü hemcinslerimiz (insanımsılar-hominidler) ve türleri şunun şurasında 13,8 milyar yıllık evrensel hayatın yanında yedi milyon yıldır vardılar.

Şunun şurasında bizler de 8 bin yıldır insandık. 8 bin yılın altı bin yılından beri de kul ve köle insan olduk. Şu bilimsel gerçeği bilmez isek anlatılan konuyu anlamakta zorlanırız. Bu konuyu bilmek demek te konuyu geçmiş bek raundu içindeki süreçleriyle şimdisine olan evrimsel olanı bilmek demektir.

Beğen

Bayram KAYA 1
Kayıt Tarihi:6 Eylül 2019 Cuma 18:40:43

NASıL YAŞAR NASıL ÖLÜRÜZ 12 YAZISI'NA YORUM YAP
"Nasıl Yaşar Nasıl Ölürüz 12" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.