Suat Zobu
320 şiiri ve 131 yazısı kayıtlı Takip Et

Tepesi delik han (öresin han)



Tepesi Delik Han (Öresin Han)

.

Anadolu Selçuklu Devleti döneminde ticareti canlandırmak amacıyla 2. Kılıçarslan ana yollar boyunca kervanların konaklaması için hanlar yaptırmış. Bu hanlar, o günkü şartlarda kervanların bir günde ulaşabileceği aralıklarla yapılmış. Bu yollardan biri de Kayseri-Konya arasındaki yol. Bu yolun İpek Yolu olduğu da söyleniyor.

Bu güzergahta benim bildiğim hanlar Horozlu Han, Ak Han, Saray Han, Ağzıkara Han, Tepesi Delik Han, Alay Han. 4-5 handa bir daha büyüğü yapılmış. Mesela Sultan Hanı. Adına da Kervansaray demişler. Sultan Hanı’nın çevresinde bu gün 10 bin nüfuslu bir yerleşim oluşmuş ve Aksaray İli ’ne bağlı tek köyü olan bir ilçe olmuş. Sultanhanı İlçesi. Evet evet tek köyü var.

Bir zamanlar ticaret kervanlarının gelip geçtiği, yaz kış içinde insanların yatıp kalktığı, nice yaşanmışlıkların olduğu bu hanlar, artık kullanılmaz olunca, harabeye dönmüş. (Resim 1,2) Hepsinin ayrı ayrı, ilginç ilginç hikayesi var.

2008 yılında Tepesi Delik Han’ın restorasyonunda görev aldım. O tarihi eser harap olmuş. Şimdiki Aksaray-Nevşehir-Kayseri-Konya yolunun kenarında. Yoldan 40 metre içeride. Aksaray’a ise 30 km mesafede.

Ne hikayeler var. Tepesi Delik Han’ın yakınlarındaki köylüler taşlarını götürmüşler. Ev yapmışlar, avlu duvarı örmüşler. Sonra taş götürenlerden birinin çocuğu sara hastalığına tutulmuş. "Han’ın taşı çarptı" diyerek taş alımını durdurmuşlar. Belkide çakıl tanesi bile kalmayacaktı ! Gidip köyde taşları tespit ettik, ama neye yarar..! Jandarma marifetiyle almaya kalksak ortalık karışacak.

Görenler anlattı, demir yüklü bir TIR, dorsesinden kayan demirleri geri geri han duvarına dayayarak yerine oturtmaya çalışmış. Hanın büyük bölümü göçmüş. Şoförünün umurunda mı..? Saçımı başımı yoldum sinirden. Hanı koyun ağılı olarak kullanmışlar. Yerler yarım metre yükseklikte gübre yığınıyla dolu. Pireden geçilmiyor.

Tepesi Delik Han’ın Aksaray tarafında, bir konak ötesinde bulunan han Ağzıkara Han. Nispeten sağlam kalmış. Kayseri tarafında bulunan bir konak sonrasındaki han ise Alay Han. Bu Alay Han daha büyük. Bir zamanlar Konya Kayseri Karayolu bu hanı ortalamış geçmiş maalesef. Daha sonraları kim fark ettiyse, hangi vicdanlı akıl ettiyse yolu bir yay çizecek şekilde 100 metre falan kenara almışlar. (Resim 6)

Vakıflar Genel Müdürlüğü bu hanları restore etme kararı almış. Bize de Tepesi Delik Han düştü.

Taş ekibimiz oldukça deneyimli. Camilerde, minarelerde, taş yapılarda oldukça tecrübeli olan, o bölgede çok iş yapmış bir taş ekibimiz var. O yönden şanslıyım.

Han, plan olarak, giriş kapısını karşınıza alıp durduğunuzda sağa sola doğru beş aks, öne arkaya doğru ise yedi aks şeklinde.

Hanın yapımında kullanılan taş ocağını araştırdık. 15 km yakınında orijinal taşların ocağını bulduk, taş siparişini verdik. Yakındaki Bebek Köyü’nden handa çalışacak işçileri ayarladık. Bu işçilerle yıkıntılardaki mevcut taşlardan kullanılabilir olanları ayırmaya başladık. Taşların ayıklanmasında, hanın temellerine ulaşıncaya kadar temizlenmesinde ASLA İŞ MAKİNASI ÇALIŞTIRMADIM. TAMAMEN ELLE, İNSAN GÜCÜYLE YAPTIK. El, kazma kürek, el arabası.

10-15 günlük ayıklama ve kazı çalışmasından sonra bizi en mutlu eden olayla karşılaştık; HANIN KİTABESİNİ BULDUK. Toprağın içinde ters dönmüş yatıyordu. Sapasağlam. O günlerde tesadüfen oraya gelen Mevlana Müze Müdürü kitabeyi okudu. “Bu Han Kılıçarslan zamanında Hicri 655 (1258) yılında yapıldı” yazıyordu mealen. 1258 yılı. Bu han, bu taşlar Fatihi, Kanuniyi, Yavuzu görmüş. Osmanlı Devleti kurulmadan 41 yıl önce yapılmış, 41 kere maşallah. Kitabe öyle değerli ki servet. Hazine avcıları gelip kaçırırlar. Hanın olduğu yer dağın başı, korkmaya başladım. Yatağımın altında tutuyorum kitabeyi. İşçiler dedikodu yayıyor habire. Bekçimiz sağlam ama. Bir gün herkes duyup görecek şekilde paketlenmiş kitabeyi arabanın bagajına yerleştirdik. Dümenden götürüp Konya Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğüne teslim ettim güya. Ben kitabeyi handaki taç kapıda kendi yerine koymak istiyorum. Uzun süre bagajda durdu, sonra yatağımın altında. Mevlana Müzesi istedi bir süre sonra, götürdüler dedim. Resmi kurumlar da alır götürür, korkuyorum..

Kitabeyi Hanın Taç kapısına yerleştirdik. Şu an orada.

Hanın yıkıntılarının ayrıştırmasını bitirdik. Elde kalan taşların hanın tamamlanmasına yetmesi mümkün değil. Hanın duvarları yükselmeye başladı. Mümkün olduğunca çimento kullandırmamaya çalıştım. Hele görünürlerde hiç yok, kireç var. Yıkıntılarda çıkan taşları araya serpiştirdim. Taç kapıyı da bulduğumuz birkaç özel yapım taşa göre yaptık. Kitabeyi yerleştirdik. Orijinaline uygun olarak hanın üstünü çamurla sıvayıp, kurşun kaplamasını yaptık. Ortadaki ışık kulesini de ismine uygun olarak “Tepesi Delik” yaptık. (Resim 3, 4, 5,)

Birkaç yerde restorasyonla ilgili yorumlar gördüm. “Yeniden yapsanız daha iyiydi” diyenler var. Elde malzeme olmayınca ne yapacaktık. Eski taşlarla yeni taşların rengi tutmuyor ister istemez. Eski taşlar yüzlerce yıl güneşte kalmış, haliyle koyu renk. Ocak aynı ocak, taş aynı taş ama..

Bir şeyi anlayamıyorum;

Padişah armağanı olarak tarihi eserlerimizi Avrupalılara vermeyi düşününce, bu şekilde paketlenip götürülerek Berlin’de kurulup bu gün milyonlarca turist çeken Pergamon Müzesini düşününce, TIRdaki kayan malzemenin düzeltilmesi için hanı dayanak olarak kullananı düşününce, taşlarını götürüp avlu duvarı yapanları düşününce..

Biz neden böyleyiz !! ??

Mimar Suat Zobu

Resim Gözükmüyor. Şuradan bakabilirsiniz:

suatzobu.blogspot.com/2019/07/tepesi-delik-han.html

.

Beğen

Suat Zobu
Kayıt Tarihi:23 Temmuz 2019 Salı 20:37:13

TEPESI DELIK HAN (ÖRESIN HAN) YAZISI'NA YORUM YAP
"Tepesi Delik Han (Öresin Han)" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
resulcivcik
8 Kasım 2019 Cuma 22:24:21

MERHABALAR
DEĞERLİ KALEM.
Doğrusu okuken adeta içim burkuldu içim sızladı
Aynı zihniyetler aynı kaderi yaşayan aynı kültürün aynı soyun evlatları.
Ne denebilirki "CEHALET" ten başka.
Ülkemizde en çok TAHRİBATA UĞRAYAN TARİHİ ESERLER
SELÇUKLU ESERLERİDİR.
Çünkü selçukluların eserlerinin büyük bir bölümü kervansaraylardır.
ANADOLU da özellikle Uuuuppp uzuuuun bir ipek yolu üzerinde
belki binlerce kervansaray vardır.
Hepsinin kaderide malisef yukarıda görüldüğü gibi
buğun benim yayınladığım ATLAS HAN Şiirim de işlenen konu gibi.
Kotu kader kötü yazgı diyemiyeceğim.
tekrar ediyorum CEHALET KURBANI OLMUŞLARDIR.
Devletimizde Malisef TARİHİ KÜLTÜR MİRASIMIZA yeterince sahip çıkamıyor
müdahil olmuyor yada olamıyor.
Duyarlı hassas kalemin yüreğinden öpüyorum.
GEÇMİŞİNE SAHİP ÇIKAMAYAN ÇIKMAYAN MİLLETLER
YIKILMAYA MAHKÜMDUR.
Saygı Sevgi Hürmetlerimi yolluyorum.
ALLAH DOĞRU ve DOĞRULARIN YANINDADIR.
Selâmetle.

Cevap Yaz
Filiz Şahin.
24 Temmuz 2019 Çarşamba 18:10:55
bizim cehlimiz bizden de büyük amma haberimiz yok
işin aslını astarını öğrenmeden oraya buraya çamur atmayı maharet bilip konuşurken de mangalda bırakmadığımız külden hareketle soruya cevabım üzgünüm ki yok :-(

akıcı arı duru bir dille yazılmış ve öğretici içeriğe sahip bu yazı umarım çok okunmuştur
kendi adıma tebrik ve teşekkür ederim
saygımla.

Cevap Yaz

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Bedri Tokul
24 Temmuz 2019 Çarşamba 00:23:34
Hani eski askerim ya o günleri yazmışlığım var.

Ama senin kaleminden, senin yüreğinden, senin
yaşamışlıklarını okumanın tadı da bir başka oluyor hanii !!!

Daha sen de mesleğin icabı ne anılar vardır.
Arada böyle yaz da bizde bazen hayıflanalım,
bazen hayret edelim. En önemlisi de bilmediklerimizi öğrenelim.

GARDAŞIM BENİM...
Selamlar... Saygılar...

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.