HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
765 şiiri ve 184 yazısı kayıtlı Takip Et

Mehmet şevket eygi üstadı da hakkın rahmetine uğurladık..



Mehmet Şevket Eygi Üstadı da  Hakkın rahmetine uğurladık..

.
Haberlerde hergün büyük bir yazarımızın vefat ettiğini görmekte giden bu değerli ilim adamlarının kaybına üzülmekteyiz.En son çok değerli tarihci araştırmacı yazar Kadir Mısıroğlunu ahirete yolcu eylemiştik.

Aradan çok fazla bir zaman geçmeden bugünde Çok değerli araştırmacı yazar Ehl-i Sünnet akidesini mudafaa eden Üstad Mehmet Şevket Eygiyi kaybetmenin derin hüznünü yaşıyoruz.

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.Sanki kapı ağır bir gürültüyle kapandı.Geride Efendim diyerek başladığı nezaket ifade eden cümleler..

Çok yönlü İstanbul beyefendisi bir zarif adam göçtü bu dünyadan..Geride son nefesine kadar mücadelesini verdiği İslam davası..

Rabbimiz Mehmet Şevket Eygi merhuma merhametiyle muamele etsin inşaallahü Teala..
Mekanı cennet rehberi Hazreti Kuran kabirde yoldaşı Hz.Muhammed Mustafa sav.olsun inşaallah..

Yeri doldurulamayacak mesleğinde usta sanatçılar,Ehl-i Sünnet alimler bir bir dar-ı dünyadan dar-ı beka alemine gitmektedirler.Osmanlı Mekteplerinde okuyan kaç alim kaldı diye araştıracak olsak belki de kalmamıştır bir tane bile.

Bugün kürsülerde Ehl-i Sünneti savunan alimler olmayınca Kürsiyyi Muhammediler bu işleri bilmeyen reformistlerin Mezhepsizlerin eline kalmaktadır.

Mehmet Şevket Eygi Üstadımız Ehli sünnet ve’l-cemaate olan sevgi ve muhabbeti ile özdeşleşen , eğilip bükülmeden kitabın tam ortasından yazan, mütevazı ve kibar bir İstanbul beyefendisi idi.

Onu 1980 li yıllarda Bugün Gazetesindeki köşe yazılarından tanıdım ilk olarak.Ehl-i Sünnet camiadan olduğunu söylediler onun yazılarını takip etmemizi tavsiye etti bu işleri bilen Ehl-i Sünnet abilerimiz..

Davasından ve çizgisinden taviz vermedi hapislerde mahkemelerde geçirdi günlerini gecelerini inandığı değerler manzumesi uğrunda.

Susturabileceklerini sananlar yanılmakta olduklarını gördüler.Memleketin geldiği noktada Ehl-i Sünnete yapılan haksızlıklara Dinlerarası Diyaloğa ,sapık tarikatlara,Sabataist kripto yahudilere ve en nihayet Fetö ihanetine dair yazıları korkmadan neşreden nadide yazarlarımızdan biriydi.

Bu ülkenin inanç, kültür ve değerlerinin yılmaz savunucusuydu..Kendisine Allahü teala’dan rahmet, kederli ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum..

Bugün ikindi namazında Fatih Camiinde cenaze namazı kılınarak Kozlu Mezarlığında Rabbimim merhametine tevdii olunacak inşaallahü Teala.

Merhum Üstad şöyle derdi:Eğitim bu ülkede düzelmezse,Boğazın altından bir değil on Avrasya Tüneli geçirilse,camilerin kubbeleri altınla kaplatılsa,Atatürk Atatürk diye tüm gençler avaz avaz bağırtılsa,yılda bir milyon müslüman dindarımız turistik umre ziyaretleri yapsa,İmam-Hatip Liselerinin sayısı on bine çıksa,milyonlarca gencimiz lüks cep telefonları ile gevezelik yapsalar Türkiye düzelmez ve ayakta kalamaz!!

Rabbimiz gani gani rahmet eylesin.Cenab-ı Hak Teala sevdikleriyle haşreylesin.Savunduğu davanın semeresini kabirde ahiret aleminde alan kullardan eylesin.Mekanı cennet olsun...

Kısaca üstadın biyografisini aldım sizler için aşağıya.

Mehmet Şevket Eygi (d. 7 Şubat 1933, Ereğli, Zonguldak), Türk gazeteci, makale ve köşe yazarı.
Galatasaray Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunudur.

Genel olarak Tasavvufi yaşam, bid’at hareketleri, mezhepsizlik, sabetaycılık, Osmanlı dönemi gibi konulara değinen Eygi, halen Milli Gazete’de köşe yazarlığı yapmaktaydı.

ESERLERİ
Gıybet İlleti-İslami Konular-Birkaç Yazı-Namazı Dosdoğru Kılmak-Yahudi Türkler Yahut Sabetaycılar -Ehl-i Sünnet’i Savunuyorum ..

Hatırasını yad etmek için yine güzel bir kaç yazısını sunuyorum. Bütün yazıları güzeldi.İnanan kimseleri kuruluşları cemaatleri isim vermeden korkmadan eleştirir yanlışlardan tevbe etmelerini isterdi.

ALLAH BELANIZI VERSİN.

Bunlar kimlerdir hemen açıklayayım : Dindar görünüp de, dinci görünüp de, İslâmcı görünüp de; Yüce İslâm dininin, Yüce Şeriâtın yasak etmiş, haram kılmış olduğu bir sürü kötülüğü bilerek, kasıtlı şekilde, mütecâsiren (küstahça ve cesaretle), mütecahiren (açık şekilde) yapan fasıklar, facirler, azgınlar, kudurmuşlar güruhudur.

Neler mi yapıyorlar, bir bir sayayım :

Onlar haram yerler. Haram kazançlar elde ederler; haram, necis ve kara servetler biriktirirler.
İhalelere fesat karıştırırlar."İşlerden" komisyon alırlar. Emanetlere hıyanet ederler.

Halkı aldatırlar, yalan söylerler, vaat ederler sözlerini tutmazlar.Çoluk çocuklarını, akraba ve taalukatlarını, hısımlarını, hemşehrilerini, hizipdaşlarını ehil ve layık olmadıkları makamlara getirirler.

Kimisi hiçbir iş yapmadığı halde aydan aya bankamatikten maaş çeker.Kanunen ve hukuken inşaat yapılmaması gereken yerlere rüşvet veya baskı karşılığında inşaat yaptırırlar.

Memleketi babalarının çiftliği zannederler.Türkiye nin istikbalini (geleceğini) yetiştiren eğitimi berbat ederler.
Mahiyetini ve kaynağını asla açıklayamayacakları efsanevî servetlere sahip olarak Karun gibi zengin olurlar.

Dindar geçindikleri halde İslâm ın en amansız, en azılı, en acımasız, en gaddar düşmanlarıyla işbirliği yaparlar.
Ne kadar kutsal değer varsa onları paraya, menfaate, prestije, itibara, şöhrete alet ederler.

Nemrud ve Firavun’a taş çıkartacak şekilde ve aşırı derecede lükse, israfa, gösterişe, şatafata, debdebeye, tantanaya yönelirler.

Kur’an derler, Kur’an-ın emirlerini ve yasaklarını hiçe sayarlar; Peygamber derler, Sünnet derler, onların uygun görmediği her şeyi yaparlar.

Ben derler, başka bir şey demezler. Benlikleri için, şahsî ihtirasları için, dünyevî şehvetleri için yemeyecekleri halt yoktur.Münafıklığın belli başlı kaç alâmeti varsa onlardadır.

Biz ıslah ediyoruz derler, fitne ve fesattan başka bir şey yapmazlar.

Evet, dünyada ve yurdumuzda kefere vardır, fecere vardır, İslâm’a ve Müslümanlara açıkça düşmanlık eden karanlık ruhlu insî şeytanlar vardır. Lakin emin olunuz, onlar din sömürücüleri kadar tahribat yapamazlar, zarar veremezler.

Yüce İslâm mukaddesatını şahsî menfaatlere ve nakde tahvil edenlere lânet olsun!

İslâm’ın önündeki en son, en büyük, en korkunç engel işte bu din sömürücüsü habislerdir.

Onlar bütün ümitlerimizi târumar ettiler.

"Bu sistem bozuktur, yerine düzgün bir sistem getireceğiz" diye işe başladılar ve sonra yaptıklarını gördük. Bozuk dedikleri düzenin necis, haram, kirli, kara nimetlerine (!) kurtlar gibi saldırdılar.

Vaktiyle birtakım pek hızlı, pek ödünsüz, pek heyecanlı radikaller vardı. Ne oldu onların hiç sesleri çıkmıyor. Yükü tuttular, ne radikallik kaldı, ne heyecan, ne aşk, ne şevk. Meğerse yalanmış hepsi!..

Allah’ın bütün insanlığa, hassaten müminlere en güzel bir örnek ve model olarak gönderdiği Peygamber nerede, birtakım zevat-ı nâ-şerif nerede. Peygamber vefat ettiğinde altın ve gümüş miras bırakmadı.

O ömrü ve hizmeti boyunca parayı sevmedi, paraya önem vermedi. Bir de şu, Müslüman görünen sefil ve sefihlere bakınız. Akılları fikirleri, emelleri hep para, hep menfaat, hep benlik...

Peygamber böyleleri için "Onların dinleri paraları, kıbleleri karılarıdır" buyurmuştur.

Hadis-i şerif olduğunu söyleyen var, Hazret-i Ali nin sözüdür diyen var, şu hikmetli söze dikkat buyurunuz:

"Kişinin namazı ve orucu sakın sizi zarara uğratmasın. Siz onun dinarlar ve dirhemlerle (eurolar, dolarlar, TL ile) olan muamelatına bakınız."

Sevgili Müslümanlar, firasetli olunuz, uyanık olunuz, şuurlu olunuz.

Dindarlık lâfla, edebiyatla olmaz.

Dindar kişi asla haram yemez, dürüstlükten kıl kadar ayrılmaz, halkı aldatmaz, yalan söylemez, verdiği sözü çiğnemez ve emanetlere hıyanet etmez.

Gerçek dindar, sefaletten ölmeyi tercih eder ama haram parayla geçinmeyi hele zenginleşmeyi hiç düşünmez.

Bizi agresif dinsizler, kefere, fecere, İslâm ve Müslüman düşmanları mahvediyormuş...
Hayır, hayır! Bize içimizdeki münafıklar, din sömürücüleri, mukaddesatı maddî menfaate tahvil eden alçaklar en fazla zararı veriyor.

Müslümanlara uyanın diyorum.

Din sömürücülerine, mukaddesat bezirganlarına, bile bile, kasıtlı bir şekilde canavarca bir iştahla haram yiyenlere,
"ALLAH BELANIZI VERSİN!" diyorum.

***
’’Yurt ve pansiyonlarında barındırdıkları evlad-ı müslimîne (Müslüman çocuklara ve gençlere) Ehl-i Sünnet itikadını ve ilmihalini öğreten, onlara beş vakit namazı cemaatle kıldıran, onların iyi efendi ahlaklı terbiyeli edebli vatansever olmaları için eğitim veren: merhum Süleyman Hilmi efendi hazretlerinin bağlılarına Ümmet-i Muhammed adına teşekkür ediyor, bütün hayırlı işlerde başarılar diliyorum.

Yetişmesiyle meşgul oldukları çocuklara ve gençlere Ehl-i Sünnet akidesini öğreten, ilmihal ve fıkıh öğreten, onlara beş vakit namazı cemaatle kıldıran ve ahlak-ı islamiye ile mütehalli (ziynetli) olmaları için çalışan diğer bütün hayırlı ve müspet cemaatlere tarikatlara kuruluşlara da teşekkür ediyorum.

Bildirmek lütfunda bulunurlarsa, diğerlerini de isim vererek zikr edeceğim.

Kendilerine tevdi edilmiş Müslüman çocuk ve gençlere Ehl-i Sünnet akaidini öğretmeyenleri, onları inanç konusunda cahil bırakanları kınıyorum.

Bütün Müslüman talebe yurtlarında, bütün Müslüman özel okul ve kolejlerinde öğrencilerin tamamına cemaatle namaz kıldırılmasını talep ediyorum. (Eskiden Galatasaray Sultanîsinde (lisesinde) böyleydi. Okulda ezan okunur, Müslüman öğrencilerin hepsi koridora çıkar sıraya girer, alt kattaki 600 kişilik mescide gider, orada okulun resmî imamının ardında namaz kılarlardı. Bu cami şu anda kapalı spor salonu olarak kullanılmaktadır. Namaz kılan birkaç dindar genç için mescid var mı, bilmiyorum.)

Kendilerine zimmetlenmiş çocuk ve gençlere ilmihal öğretmeyenleri kınıyorum.

Yurt ve pansiyonlarda beş vakit namazı topluca cemaatle kıldırmayanları kınıyorum.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nı, AB kriterlerine aykırıdır gerekçesiyle yayınlamadığı bütün Ehl-i Sünnet kitaplarını yayınlamaya davet ediyorum.

Reformcular tarafından hazırlanan ayıklanmış hadisler külliyatının piyasadan çekilmesini, satıştan kaldırılmasını istiyorum.

Diyanet’in, Fazlurrahman fırkasının sapık ve bozuk olduğunu çok açık ve gerekçeli şekilde Müslüman halka bildirmesini talep ediyorum.

Diyanet kitabevlerinde, “Allah gerçek bir Janus’tur” (İslam Şinası kitabında) yazan Ali Şeriatî’nin kitaplarının satılmamasını istiyorum.

Diyanet’in Feminizme alet edilmesini kınıyorum.

Feministlerin ve reformcuların, Buharî ve Müslim’de mevzu (uyduruk) hadis vardır hezeyanını enerjik bir şekilde protesto ediyorum.

Sünnet ve hadisler konusunda en doğru sözün ve görüşün, Sünnî ulemanın dediği olduğunu ilan ediyorum.

Mukaddes dinî konuların magazin mevzuu yapılmasını, mıncıklanmasını, cahiller tarafından terbiyesizce tartışılmasını protesto ediyorum.

Açıkça söylüyorum: Kemalistten ilahiyatçı olmaz.

Müslüman anne babalar: Çocuklarınıza Ehl-i Sünnete uygun sahih ilmihal kitapları okutunuz.

Ergenlik yaşına gelmiş çocuklarınıza beş vakit namaz kıldırınız.

Bütün Müslümanlara: Haftada bir Cuma namazı kılmakla namaz vazifesi yerine getirilmiş olmaz. Beş vakit namaz kılınız.

Müslümanlara: Zekatınızı Kur’an’a, Sünnete, Şeriata, fıkha uygun şekilde hakkedenlere temlik etmek şartıyla veriniz.

Almaya hakları olmadığı halde zekât toplayan eşkiyaya: Cehennem ateşi topladığınızı biliniz.

Saf ve cahillere: Zekâtlarınızı zekât eşkiyasına kaptırmayınız.

Bilenlere: Bilmeyen halkı gafletten uyarmazsanız, cehaletten kurtarmazsanız, onların veballeri sizin üzerinize olacaktır.

Birine: Senin Kur’an tercümesi, meali, tefsiri yapabilecek ehliyetin, ilmin ve icazetin yok iken, kalktın böyle bir kitap çıkardın. Men fessere’l-Kur’anebireyihifekadkefer hadisinin tehdidi altında olduğunu bil. Bu yolla kazandığın paraları afiyetle yiyemeyeceğini de hiç unutma.

Sahte şeyhlerin, din sömürücülerinin, din mıncıklayıcılarının yanlarında durmak bir tarafa, yakınlarından bile geçmeyiniz. Bir gazab saikası inerse birlikte yanarsınız.

O geveze ve zevzek, dilini tutmadı, söylenmemesi gereken sözler etti ve cezasını çekti. Dili, insanın en büyük düşmanıdır. Korunmak isteyen lisanına hâkim olsun.

Gıybet ve iftira eden, yalan söyleyen, laf taşıyan, fitne ve fesat çıkartan, mü’minleri ötekileştiren ve dışlayan o adam kesinlikle tarikatli olamaz. Olsa olsa tarikatçi olur. Derviş, ölü kardeşinin etini yemez. Derviş, Müslümanları çekiştirmez. Derviş, kendi ayıp günah ve kusurlarına bakıp üzülmekten dolayı başkalarınınkileri görmez.

Nefsime: Biliyorum yapmakta zorlanacaksın ama hiç olmazsa teoride, kendini halkın ednası bilmelisin…

Haram yiyicilere: Biriktirdiklerinizi afiyetle, huzur içinde yiyemiyorsunuz. Başınız dertte. Bunlar dünyadaki sıkıntılar, ahirette işiniz büsbütün zor.

Üç saat ötedeki şehirde, 24 saat demlenerek pişirilen o dillere destan, damaklara bayram enfes yemeği yemek için acele et. Üçüncü dünya savaşı çıkarsa, Melhame-i Kübra vukua gelirse, ne tencere tabak kalacak, ne yemek, ne de lokanta. Pisboğaz adam, acele et acele et…

Şu Trump’un ABD halkına ettiğini, hiçbir düşman devlet ve ülke etmemiştir.

Bir azgına: Ne oldum deme, ne olacağım de. Cenab-ı Hak ihmal etmez, imhal eder (Erteler, mühlet verir.)

Türkiye’nin en büyük düşmanı kimdir?.. İçimizdeki birtakım bozuk, ahlaksız, rezil, soysuz, densiz, şerir, şaqi, alçak, vatan haini kimselerdir. Onları, kanun ve bilgelik sınırları içinde engellemez ve kösteklemezsek, yıkmak istedikleri yapının enkazı altında kalırız.

Be adam söyleyeceğin hiç iyi bir şey yok mu?.. Olmaz olur mu… Dişi bir köpeğin, annesi ölmüş yetim yavru kediyi sahiplenip, onu emzirdiğini gösteren fotoğrafa bak.

Bu işin sonu nedir?.. Kısaca anlatayım: İman edenler, Allah’ın rızasını kazandıracak salih işler işleyenler, Resulullahın (Salât ve selam olsun ona) yolundan gidenler, ömürleri ölümlerine iman ile bitişenler, muhlisler; Allah’ın fazl ve keremi ile Cennete girecek: müşrikler, kâfirler, münafıklar, inkârcı azgınlar, yer yüzünü fesada verenler Cehennemi boylayacak.’’

***

PARA..

Geçinmek için bir işle meşgul olacak, para kazanacaksın ama paranın mutluluk getirmediğini bileceksin.
Parayı put haline getirmeyeceksin.

Kanaatin, elindekiyle yetinmenin çok büyük bir hazine olduğunu kabul edeceksin ve ona göre yaşayacaksın.
Para ve zenginlik hırsına kapılmayacaksın.

Para ana değerin olmayacak.Para şehvetine kapılmayacaksın.
Paranın ebedî saadetine gölge düşüreceğini, hatta seni Cehennem ateşlerine atacağını aklından çıkartmayacaksın.

Âbid fakirin, azgın ve âsi zenginden üstün olduğunu çok iyi bileceksin.Haysiyetli fakir, haysiyetsiz zenginden üstündür.

Az gelir ve az para ile mutlu olmak sanatını biliyor musun?Aşırı para hırsı insanı kudurtur.Paran varsa, onun bir kısmı ile malî ibadet yapacaksın.

İstihdam sağlamak, işçi çalıştırmak büyük bir hizmet ve hayırdır.İşyerinde, fabrikanda kendine ayrı yemek hazırlatmayacak, herkesin yediğini yiyeceksin.

Otomobilin, işçinin otomobilinden pahalı, lüks, gösterişli olmayacak.Sermayeni, servetini batasıca nefsin için değil, Allah’ın rızasını kazanmak için âdilâne kullanacaksın.

Malının, paranın, sermayenin sana emaneten verildiğini ve imtihan edildiğini hatırından bir an bile çıkartmayacaksın.
Peygamberimizin (Salât ve selam olsun ona), zengin Müslümanların Cennet’e, fakirlerden 500 sene sonra gireceğini bildiren hâdisi seni titretecek.

Kendine örnek olarak, Aşere-i Mübeşşere’den Abdurrahman b. Avf’ı alacaksın.Salih ve sadık zengin olacaksın, fâsık zengin olmayacaksın.

Dünyanın en zenginleri listesinde yer alan, serveti on milyarlarca dolar olan IKEA firması sahibinin, on altı yaşında eski bir otomobile bindiğini görüp utanacaksın.

Para seni azdırıp kudurtmayacak.En zengin sen olsan yine israf etmeyeceksin.
İşçinin zeki, istidatlı, ehliyetli, liyakatli, ahlaklı, faziletli çocuğuna, senin orta seviyedeki çocuğundan fazla yatırım ve masraf yapacaksın.

Din sömürücüsü haşarata zırnık kaptırmayacaksın.Sen paranın kölesi ve uşağı olmayacaksın, o senin kölen olacak.

Para fahişesi olmayacaksın.Müslümanları uyarıyorum:Şu fani dünyada para sınavı geçiriyorsunuz. Bu sınavı kaybederseniz ebedî mutluluğunuzu da yitirirsiniz.

Müslümanlar!.. Peygamberimiz (Salât ve selam olsun ona) parayı ve malı sevmezlerdi.Eline büyük servetler geçirdi de onların hepsini tasadduk ederdi.

Şöyle buyurmuşlardır: “Yanımda Uhud dağı kadar altın olsa, borç ödemek için ayıracağım bir dinardan başkasının bir gece bile nezdimde kalmasını istemem, hepsini tasadduk ederim.”

Müslüman kesim para imtihanını kazandı mı, kaybetti mi? Lütfen cevabı siz veriniz.
Dini imanı para olanın Müslümanlığı eğretidir.Doğu Karadeniz’de iki kimlikli Pontuslar var mı?

Batı medeniyeti intihar ediyor. Sadece kendisi ölmeyecek, insanlığı ve yeryüzünü de öldürecek.

Bağ bahçe bir yer. Meyve ağaçları, üzüm bağları, yeşillikler, çiçekler... Bir arktan su akıyor. Bir gölgelik altında biri oturmuş, semaverden çay doldurup içerken kitap okuyor. Kuş sesleri, anne ördek ve yavruları... Rüzgâr kır çiçeklerinin kokularıyla dolu. Gökte beyaz bulutlar. Ah keşke, o bahçede kitap okuyan o adam ben olsam.

Son bayramda Eminönü insan selleriyle dolmuş. Ortalık çöpten geçilmiyormuş. Gürültü patırtı, toz duman, çoluk çocuk. Tramvaylar balık istifi insan doluymuş. Ana baba günü... Bodruma tatile gidemeyen fakir vatandaşlar böyle bayram yapmış.

VIP salonları: Asillerin giremediği, vekillerin girebildiği lüks mekânlar.

Türkiye’nin dini İslam’dır. Laiklik bahanesiyle dine saldırılınca büyük bir kopukluk ve bozukluk olur ve devlet ülke halk sarsılır. Japonya’da Şinto dinine düşmanlık edilseydi, o ülke bu kadar ilerleyemezdi.

Elindeki çöpü, gazoz şişesini, mısır koçanını çöp kutusuna değil yere atan vatandaş nasıl bir vatandaştır? Elbette vatandaştır ama alçak bir vatandaştır. Yüksek bir vatandaş olsaydı, çöpü kutuya atardı.

İstanbul’a en uygun sıfat hangisidir. Yaşanmaz bir şehir oluşudur. Peki, burada nasıl yaşıyoruz? Yahu bizimki yaşamak mıdır?’’

***

DEMOKRASİ YAYGARALARI..

Bazı holiganlar Türkiye’de demokrasinin D’si bile yok diyorlar. Ne büyük abartı. Demokrasi var ki, iktidar Ankara, İstanbul, İzmir ve daha nice şehrin belediyesini kaybetti.

Demokrasinin D’sinin olmadığı yıllar geride kaldı. 1945’e kadar tek parti vardı, başka parti kurmak yasaktı. Tek parti iktidarının astığı astık, kestiği kestikti.

İstanbul seçimleri yenilenecekmiş…

Doğru da olsa, yanlış da olsa, bu da demokrasinin olduğunu gösterir. Burası Türkiye’dir. Demokrasi bizim demokrasimizdir. Bizimkisi İngiliz, İsviçre, Norveç demokrasisine benzemez.

Bizim egemen azınlık vesayet rejimi holiganları, şapka yüzünden vatandaşların idam edildiği o kara günleri altın çağ olarak gösteriyor. Demokratlıklarını sevsinler!..

Millete sormadan milletin bin yıllık millî yazısını değiştirdiler, demokrasi bu mudur?

Demokrasi olsaydı, dil devrimi çılgınlığını yapabilirler miydi?
Demokrasi olsaydı, Hilafeti kaldırıp Halifeyi kovabilirler miydi?

Hilafet taraftarı büyük vatansever Trabzon mebusu Ali Şükrü Beyi kahpece öldürtebilirler miydi?
Millete sormadan Ayasofya’yı camilikten çıkarttılar, demokrasi bu mudur?

Zalim İstiklal Mahkemeleri’yle memleketi darağaçları ile doldurdular, demokrasi bu mudur?
Ömürlerinde hiç ticaret yapmamış ağababaları efsanevî servetlere nail oldu; demokrasi olsaydı, nereden buldun diye sorulmaz mıydı?

Onların Kara Çağında Zonguldak kömür ocaklarında zoraki işçilik vardı, bundan kaçanlara asker kaçağı muamelesi yapılıyordu.

On bin camiyi, mescidi, medreseyi, tekkeyi, taş mektebi, hayrat vakfı binasını sattılar, yıktılar, kimisini kiraya verdilerdi. Demokrasi olsaydı bu zulmü yapabilirler miydi?

Tarihî İslam kabristanlarını düzlediler. Bir tek, Üsküdar Bülbülderesi’ndeki Dönmeler mezarlığına dokunmadılardı.
Kalkmışlar ah demokrasi, vah demokrasi diye saçlarını başlarını yoluyorlar. Riyakarlar, iki yüzlüler, yalancılar!..

Demokrasinin ırzına geçenler şimdi demokrasi aşığı oldu.Ezanları susturanlar…Vicdanlara zincir vuranlar…

İslam’a saldırmakta Stalin’le yarışanlar…Demokrasinin D’si bile yokmuş… Ah yalancılar…Allah ellerine fırsat vermesin.

Ben elbette yolsuzluklara karşıyım ama “Meclise başörtülü hanım milletvekili girerse, benim de bir öğle tatilinde Meclis bahçesinde bikini mayo ile güneşlenme hakkım doğar” diyen holigan zihniyetin İstanbul’a hâkim olmasını istemem.

Meclis’te, hatta kabinede başörtülü milletvekilleri var, haydi cesaretin varsa sen de git Meclis bahçesinde bikini mayo ile dolaşsana. Bunu yapamazsın, ne Türkiye’de, ne de demokrasinin beşiği İngiltere’de.

Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak.Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak.Ehven-i şerreyn tercih olunur.Hangisi ehven-i şerreyn?

Bir çarıklıya: Ben elbette siyaset üstadı değilim ama senin gibi cahilden siyaset öğrenecek kadar da akılsız ve kültürsüz değilim.

İnsanlar elbette insan haklarına sahip olmakta ve hukuk önünde eşit ama bütün Afrika, bütün İslam dünyası; iktisatta, üretimde, ilimde, teknolojide, eğitimde Japonya ile eşit değil, onun çok gerisinde.

Hükümleri Kur’an’dan Sünnetten çıkartılmış Şeriat, hür ve mukim Müslüman erkeklerin farz namazları camilerde cemaatle eda etmesini emrediyor ama kadınlara böyle bir yükümlülük getirmiyor. Kadınlar elbette camilere gelebilir, lakin namazlarını evlerinde kılmaları efdaldir diyor. Camileri kadınlarla doldurmak projesi, Şeriata aykırıdır. Şeriata aykırı her şey batıldır, hederdir.

İslam Feminizmi: Kur’an’a, Sünnete, Şeriata, Ehl-i Sünnet ve Cemaate, Fırka-i Nâciyeye aykırı bir ideolojidir.
İslam’da kadınlar ile erkekler arasında mutlak eşitlik yoktur. Kadın kadındır, erkek erkek. Kadınlar bazı hususlarda erkeklerden üstündür. Resulullah Efendimiz, Cennet babaların ayakları altında dememiş, annelerin ayakları altında buyurmuştur.

İşlerine gelmeyen muhkem ayetleri, mütevatir sahih hâdisleri inkâr, ret ve tekzip edenler dinden çıkar.
Kur’an-ı Kerim’i kendi re’y ve hevası ile cahilane tefsir ve te’vil etmek küfre köprüdür.

İslam’da sahih bir imandan sonra ikinci önemli asıl, beş vakit namaz kılmaktır. Namazı hafife almak dalalettir, küfre köprüdür.

Ben namazı huşu ve hudu ile kılamıyorum diyenin de mutlaka kılması gerekir.
Namazı yitiren ve dünya şehvetlerine kapılan Müslüman bir toplum yıkılmaya, helak olmaya mahkûmdur. Namazın terki zillet getirir. Namaz kılan aziz olur.

İslam Şeriatı hırsızın eline kesmeden önce hırsızlığın kökünü keser.İslam’ı tahrif etmeye yeltenen reformcular, yenilikçiler, değişimciler dall ve mudil kimselerdir. Onların peşlerine düşenler Cehenneme götüren yola girmiş olur.

İbn Teymiye büyük bir âlimdir ama dinde İmamımız değildir. İlmi kadar aklı yoktu, çok ağır tenkitlere maruz kalmıştır.

Tasavvuf ve tarikat konusunda, hem Şeriat âlimi hem Tarikat şeyhi olan Ömer Ziyaüddin Dağıstanî hazretlerinin “Feteva-yı Ömeriyye” adlı kitabının sınırları dışına çıkılmaması gerekir.

Atatürkçü bir şeyhten bahs ettiler, çok güldüm.Merhum Saadettin Kaynak tevbekar oldu, ahir ömründe Sultanahmet camiinde imamlık yaptı.

Lisanını gıybetten korumayan tarikatçı olabilir ama tarikatlı olamaz.Bediüzzamanı ve Risale-i Nurları iyi bilmeyen kimse sıradan bir Nurcu olabilir ama kesinlikle has hizmetkâr, ağabey olamaz.Meşrep farklılığı yüzünden salih ve abid Müslüman kardeşlerini dışlayanlar salih Müslüman değildir.’’

Rabbimiz gani gani rahmet eylesin.Cenab-ı Hak Teala sevdikleriyle haşreylesin.Savunduğu davanın semeresini kabirde ahiret aleminde alan kullardan eylesin.Mekanı cennet olsun...

13.07.2019//KIRIKKALE
HİDAYET DOĞAN***

Beğen

HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
Kayıt Tarihi:13 Temmuz 2019 Cumartesi 14:06:00

MEHMET ŞEVKET EYGI ÜSTADı DA HAKKıN RAHMETINE UĞURLADıK.. YAZISI'NA YORUM YAP
"Mehmet Şevket Eygi Üstadı da Hakkın rahmetine uğurladık.." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.