Bi Bir Dünyevî
399 şiiri ve 187 yazısı kayıtlı Takip Et

Rol yapma



Değerli bir insanın Rol mü Yapıyorsun? yorumudur beni bu yazıya iten. .Rol yapmaya ihtiyaçım yok, lakin sanırım değerli hocam bile bu fikre kapıldıysa bu yazıyı klavyeye almam da bir zaruret kendi adıma..

Samimi olmak için arkadaşlar klavyeyi kasmayın, rahat bırakın..

Konuya şöyle gireyim..Seçim zamanlarında duyduğum bir söz vardı bir siyasetçiden, ihtimal yerel siyasetçi. Bu arada benim isimlerle sorunum olmaz, derdim fikir..
şöyle demişti: insanımızın eğitim veya üniversiteleşme oranı artıkça, dini argümanlara sarılan partilere giden oylar azalıyor, mealinden bir açıklamaydı.. tam olarak nasıl ifade etti internette bulunabilir.

İnsanlar okudukça gerçek tefekküre girer ve toplumsal baskıya dayanabilirse zaten din çevresi ekmek yiyemez din üzerinden.. Lakin şimdi rızk dindedir..

Eğitim hayatım şudur: zaten bilgilendirme kısmımda da mevcuttur.

"D.1982 Ö:....?

Eğitim;
Teknik Lise(Elektronik)1994-1998;4 yıl
Haberleşme (Ön Lisans)2001-2004; 3 Yıl
Kamu Yönetimi (AÖF)2006-2011;4 Yıl
Sosyoloji (AÖF) 2012-2015;4 Yıl"

Y kuşağına mensup, ömrünün yarısını yazılı ve görsel medya takibiyle geçirmiş bir insanım, ilk gençlik yıllarımdan 17-18 yaşımda başlayan şiire merakım 2004 lerden internet edebiyat sitelerinden bu güne devam ediyor..

37 yaşımdayım, ömrümün 29-30 yılı cami ve islam kültürü içinde geçmiştir. Fikrim, ruhum, vicdanım bu şekilde beslenmiştir. eski ben ümmetçi kısmı yüzde 60, milliyetçi kısmı yüzde 40 olarak beyan etsem doğru olur.

2006-2015 süresince yılda kimi 2, kimi 4 bölüm sınavlarına, ders başına bu sayı 10-15 arasına tekabül eder, sınavlarına hazırlanmak mecburiyetinde devamlı sorular ve kitaplar içinde geçti.. Bunun yanında devamlı kuran bazlı, sünnet bazlı bir yaşantıyı da gerçekleştirmeye çalıştım.

Hayatın tüm meşgalelerinin arasına eğitim meselem büyük yer tutar..
Arkamdan bir itekleyen yoktur veya önümde.. Şu atasözünü çok severim. Kurda ensen neden kalın diye sormuşlar, kendi işimi kendim yaparım demiş misüllü..

Bu vesile insan okudukça sorgulamaya başlar..Kolay değildir, Sorgulamak başlı başına işkencedir, insanın kendi kendine yaptığı.. Gerçek şu ki şairlikte budur bence..

Kamu yönetiminden bana kalan damıttığım fikrim şudur: Dini söylevler, ümmetsel söylevler çağın idari yönetim anlayışa uymuyor, ulusların uluslararası toplumdaki yeri, kültürü, coğrafyası ve önemi gibi bir çok başlık daha geniş bir kapsayıcılık içermesi gerekir, bunu da evrensel hukuk, devletler hukuku vb diye tanımlamış akıllı insanlar.. Bu kadar basit ve net sonuç çıkardım.. Bu sonucu hemen Kamu Yönetimini bitirdiğim 2011 yılında çıkarmadım bir süreçtir, tarihi , dinsel ve kültürel olayları devlet ve siyaset endeksli okumaların sonucudur.

Sosyoloji bölümünden bana kalan damıtılmış düşüncede şudur: Tarihi süreçteki, toplum(lar) düşüncesi, ağalar-marabalar, çobanlar ve sürüler, patronlar ve işçiler etrafında şekillenmiştir ancak çağ düşüncesi bireyselliktir. BU ÇAĞ BİLGİ ÇAĞIDIR, GERİSİ SÖMÜRGE OLMAMIZA KADAR GİDER..

Yani ben koyun değilim, maraba olamam çobanla da ağayla da eşitim, eşit haklarım var ve her devlet veya uluslararası kurumlar bunu kabul etmek mecburiyetindedir. Ancak devlet edebi denilen, ulus devlet hiyerarşisi de mecburidir, tamamen hukuğa dayanması gerekir. Anayasa, yasa, tüzük, yönetmelik, genelge ve yine bir karşılığı yoksa karşılaştığınız olayın merkezden görüş alınarak ve o görüşü de hukuki anlamda hak ise uygulanır. Haksızlık varsa dersin ki ben bu işi yapmam, neyse bana uygulanacak müeyyide de kabulümdür. Olay budur.

Bunun yanında çoğunluğun nasıl yönlendirildiği, nerelerden yönlendirildiği, dini argümanların bu konuda nasıl insanları zapturapt altına aldığı, bir taraftan çoğunluğa günah denilenlerin yukarıda sevap olarak görüldüğü bir kültürel silsile mevcut. İster bunu laiklikle, ister diyanet, sağ sol tarikat ve cemaatlerle genişletmeye çalışalım aynı sonuca çıkacağımızı gördüm..

O yüzden ilahiyatçilar fazla girmez bu konulara, diyanetler, tarikat ve cemaatler fazla girmez bu konulara çünkü ana kaynakları yaralanacaktır, insanların onların düşüncesinden çıkmasını gerektirir. bu konuları işlerlerse..

Tüm bu kısa özeti dini inanç düşüncesine uyguladığınızda çıkan sonuç şudur, ben elhamdüllilah artık müslüman değilim.. Nesin sen; İNSANIM. Bir nebze yürek de ister bu toplumda. Bende o yürek var mı yok mu tam emin değilim.. artık ben hayatta müslüman kalamam..

Din düşmanı değilim, olamam. saygı duyarım, ancak dinin vahşiliğine karşı çıkarım artık.
Din düşmanı değilim, olamam, saygı duyarım, ancak dinin aile yapısını şekillendirmesi önemli değildir, karşılıklı saygı ve sevgi ailenin özüdür,
Din düşmanı değilim, olamam, saygı duyarım, ancak dini literatürle devlet ve kamu aklının esarete alınmasına göz yummamam gerekir..

Bu arada Fetö davalarım da devam ediyor, ağır ceza beraat, savcı beraatlerin hepsine itiraz etmiş, ohal komisyonu red, beraat kararından 5 gün önce karar vermişler bunu belge tarihlerinde görüyorum, bir istinaf mı diyorlar veya üst mahkeme ağır cezam devam ediyor dosya olarak, idare mahkemesi devam ediyor, atamalar yapılırsa mahkemeler sanırım 3 en fazla da 6 ay içinde sonuçlar çıkar diye düşünüyorum.. Hayrı şerri de hayatımın olağan akışında yerini alır geçer..Lakin hukuk mücadelesi kaç yıl sürer kim bilebilir..? en asgari tahminim 8 yıl, olumsuz sonuçlar gelirse..Ağır ceza gerekçeli kararı beni kimi güldürdü, kimi düşündürdü, kimi üzdü aynı zamanda..

iddaname olarak;

Deseydi ki (yürütme)savcı; bu insan, şu kurumda şu görevi yapmış ve fetö yapısına şu şekilde yardım etmiş.. Kamu görevini kamu değil kamunun bir kesimi için kullanmış.. delilleri şunlar, yaptıkları işlemler bunlar gibisinden..eyvallah derdim... aynı zamanda diyemez zaten.. Kamu hakkı; insan veya kul hakkının binlerce yüzbinlerce katı büyüklüğünde bir suçtur..Böyle hakk yenile bilir mi??
Ve deseydi savcı bu insanın, kamuya girişinde şaibe var, delilleri şunlar bunlar.. eyvallah da..
Veya deseydi torpille yükselmiş şu makam bu makam.... yani bir örgütün beni veya benim bir örgütü kamusal alanda desteklediğimi yazabilse iddanameye eyvallah dersin gerçek bir araştırma yapılıyor.

Ohal komisyonuna da belirttim sanırım hukuk gelirse siz suçlu durumuna düşeceksiniz diye, bir de şiir gönderdiydim ağır ceza dosyasına veya ohal komisyonuna..

Aslında yıllar önce ilk tanıştığım ve kitabi şair dediğim hocam da bir röportaj arasında belirtmişti, böyle dava süreçlerindeki olaylar, yaşananlar, kendi hayatında başka bir konu onunki...:)) Yani komedi gibi geliyor hayat bana..zamanında tüm tiyoları ya çevrem ya da kendi hayallerim bana vermiş sanki...

Kaldığım nezaret, lisedeki platonik aşkımın babasının beni devamlı attırdığı nezaret çıktı. ben zamanında hayalen o nezarete serseri olarak zaten sokmuştum kendimi sevda ve aşk boyutunda...:)
Nfk şiirleri girmişmiydi o zaman hayatıma hatırlayamıyorum...

Güleyim mi veya tekrar hikmet deyip Allah benimle gerçekten ilgileniyor mu diyeyim:) Düşüncelerimi yıllar sonra gerçekleştiriyor..Allah u alem yani..

Neyse;

Zaten gerçek şu 100 bine yakın insan fetöcü deyip listelere alındıysa bu mücadele tüm kamuyu ilgiledirecektir, hukuk kazanmazsa, 657 çöp olacak ileriki süreçte, 657 neden önemlidir cahillerle tartışmak istemiyorum, zaten şu başkanlık seçimi sistemi de bu kargaşa arasına şıkıştırılıverdi...?? Neden acaba??

En son yazdığım şiirin birinde belirttim: "sağ sol türk kürt etö fetö girizgah"

Y kuşağı bunların altından kalkarsa z kuşağı daha güzel bir ülkede yaşar.. yoksa her 10-20 yılda bir konjöktür değişecek de o ülkeye refah, hukuk, toplumsal barış gelecek.. böyle bir ülke olamaz..

1990 larda işlenen cinayetler var.. bahriye üçoklar, uğur mumcular vb... bulundu mu faiilleri veya madımak, başbağlar vb...

Kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyorlar milletle.. Ve bunu yaparken işte din ve millet ve vatan kelimelerini kullanıyorlar..

son 15 yıllık süreçte, önemli başlıklar zaten bir şeyi işaret ediyor: yıl sıralaması karıştırabilirim belki..

Ankara otagar patlaması
Muhsin yazıcıoğlu nun şehit edilmesi
Etö
Fetö
Khk gibi.. aradaki gündem başlıkları ara destektir.. milletimizi yönlendirdikleri olaylar bunlar..

Demem o ki ortaçağı bizim üzerimize y ve z kuşaklarının üzerine yamamaya çalışan bir akıl tutulması var fikri düşüncelerde...

Şunu kabul etmem, benim dini reddetmemim bu olaylarla ilgisi diğer sorgulamalarımın yanında çok az bir yer tutar. İnsan böyle bir ortamda dinleri reddedermi , din güç verir aslında inanırsanız; hikmet, hayırda şer, şerde hayır, daha kötüleri var şükür, nasip kimseye güçünün üzerinde yük yüklemeyiz, namaz dua vb ayet, sünnet veya sözler ile..

inanmayı bırakınca da ruhsal gücünüz eksilmiyor aslında..

Bu arada 2 defa intiharın eşiğinden döndüm. Nasıl döndüm, nasıl o sınıra yaklaştım.. O da, yukarıda bahsettiğim yüzde 40 milliyetçi düşüncemin etkisi.. yani vatan haini, terörist olarak devamlı basın yoluyla bir algıya tabii tutuluyorsunuz, suçunuz yoksa bile suçlu olarak hedef gösteriliyorsunuz gibi.. psikolojik etkiler..

Bu intihar sürecini Mevlana’dan La Tahzen ve Şems’in sözleri ile bir de İntiharın haram ve günah olduğunu düşünerek atlatabilmiştim o süreçte, tabii bunlar yaşanırken devamlı da tebessüm bırakıyorsunuz çevrenize, ailenize, dost veya arkadaşlarınıza, komşularınıza..tabii bu çevrenin gerçek yüzünü de böyle görürsünüz..

Kötülüğe iyilik yapabilirsen mertsindir.. Mertliğin hükmü budur.

En fazla olan anne babayadır.. Kendi derdini bırakırsın onları mutlu etmek için çırpınırsın..Evlatlık vazifesidir, evlatlık vazifesi içinde dini literatüre gerek yoktur..

Ancak kafanızda dönen, devamlı ölüm.. Bunların yanına da psikiyatrıdan insanı halsiz bırakacak veya olumsuz düşüncelere girmemesi için yardımcı olan reçeteli ilaçlar kullandım.. 1 ay falan..en düşük ilaçlar diyeyim..
Her zaman karşı çıkarım ilaç kullanımına, çünkü insan iradesi en kuvvetli ilaçtır benim gözümde..

Beden ibadeti dediğim spor salonları ekstra bir huzur da verir insana.. Paradan daha çok huzur verdiği söylenir sporun..

Bu dayanmanın alt yapısı da aslında bir şaire kadar uzanır..
Mehmet Emin Yurdakul, mealen bir mısrasında demiştir ki; vatan için ölmek kolaydır, lakin görevin yaşamak ve yaşatmaktır gibi..tam mısrayı internette bulursunuz.

değerli hocalarım, kardeşlerim...
fazla bir şey demiyeyim artık.. çok uzadı sanırım:)
bir tebessüm bıraktıracak kadar iyi bir insan olmaktır şairlik öyle değil mi?

Daha çıta olarak önümüzde

Kazak abdal,
Şair eşref,
Dertli,
Hasan dede,
Eşrefoğlu
Ozan Arif gibi hicvin üstadları olarak gördüğüm insanlar özeldir yazın edebiyatımızda..
Lakin bunların en güzeli de halk edebiyatı ozanlarının mısralarında yer alır benim şahsi düşünceme göre..
Lakin sol veya sosyalist şair ve edebiyat bilgim olmadı pek, o konuda ara ara da arkadaşlar okuyabilirsem ne ala...
Durduk yerde bu üstadları niye andım ki..Varsa Allah, ruhlarını şad eylesin.

şiir yolculuğuma ne girer bu saatten sonra ihtimal en çok üzerinde durduğum mevlana ve yunus’a reddiye demeyelim de, eleştiri özelinde şiirler olabilir emin değilim tam da..

Sonuçta, Ozan Arif dün var dı bugün yok.. Bahriye Üçoklar dün vardı bugün yok..

Kimler geldi kimler geçti, kavga ettirmeyin artık eksi köhne fikirleri, çünkü z (hazretlerimiz) kuşağımız bu gidişle sömürülür her konuda..
Yani çocuk ve torunlarımızın geleceği için aklımızı başımıza almak mecburiyetindeyiz..

Evrensel değerler ve çağ düşüncesini yakalamaya çalışalım..
Zülfi yare dokunan ifadeler olduysa da kusura bakmayın..

Saygılar ve hürmetler...

Beğen

Bir Dünyevî
Kayıt Tarihi:10 Temmuz 2019 Çarşamba 14:40:06

ROL YAPMA YAZISI'NA YORUM YAP
"Rol Yapma" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Serap IRKÖRÜCÜ
11 Temmuz 2019 Perşembe 00:56:20

Gereksiz bir alınganlık mi bilmiyorum ama başlık bana sesleniyor gibi geldi. :))

Bu tür konusuna çok atkılmayın, benim de böyle bir ayırımdan söz etmediğimi düşünün. Samimi ve sorgulayan br yazı diliniz var, yazın siz... İçinizden geldiği, söylemek istediğiniz gibi...

Dün vardı bugün yok dedikleriniz hep var, toplumun belleğine kazındılar. Fikren onları destekleyenler olduğu sürece, Türk Tarihinde yer ettikleri için hep varlar artık.

Bence önemli olan yaşadığımız sürece birileri için bir şeyler yapabilmiş, iyi izler bırakabilmiş olmamız. Bunun bilimsel ölçütü, sınırı yok. Vicdan tek kıstas!...

Okumayı düşündüğünüz büyüklerimize dili biraz ağır gelse de ( sadeleştirlmiş eserlerini bulabilirsiniz ) Nef'î ve neyzen Tevfik'i de eklemenizi öneririm.

Bin yıl önce yaşamış büyük İranlı şair Ömer Hayyam'ın rubaileri de benim başucu kitaplarımdan biridir.

Umarım yazınızdaki çok önemli detayları okuyanlar ve çıkarım yapanlar bolca olur, çünkü buna çok ihtiyacımız var ne yazık ki!...

Yüreğinize, kaleminize sağlık.

Saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî 11 Temmuz 2019 Perşembe 02:19:29
"İçinizden geldiği, söylemek istediğiniz gibi..."
bu ifadenizi görünce bir yutkundum dilim damağıma yapıştı.
nef'iyi boğdurup, atmışlar denize..

denize girenleri de rahatımı bozuyorsunuz diye hicvediyor olmalı hala..

şair, şiiri yüzünden zulme uğramadıysa hiç, hiçtir galiba..

değerli katkılarınız ve yorumunuz için teşekkürler hocam
saygılarımla..
muslumbayram
10 Temmuz 2019 Çarşamba 15:10:43
Değerli şair

çok sade ve gerçekçi yaklaşımlarla duru bir anlatım olmuş içten samimi

bu sağ sol Alevi Sünni olaylarının ülkemize 1970- 1980 li yıllarda çok vahşice yaşatanların
Travma tik Sancıları sarılıp iyileşmeden farklı sancılar olmakta nedense

O dönemlerde köyden ilçeye yürüyerek beş km okula giderken, neredeyse hiç bilmediğim bir mevzu olan o dönemlerde 5-6 öğrenci yolda önümü keser vay kızılbaş alevi seni diye kavgaya tutuşurduk
bir kış günü yine böyle bir mevzuda
Çekerek ırmağına attım kendimi
uzun hikayeler var aslında
ancak olayı kaşımamak adına yazmıyorum
çok fazla kafaya takma her şeyi

geçenlerde o kavga ettiğimiz bir kardeşim beni ziyaret etti
şimdi hepsiyle iyi dostuz;))

BANA NE DEDİ BİLİYORMUSUN? SİZ ALEVİLER BİZ SÜNNİLERDEN EN AZ İKİ YÜZ YIL İLERDESİNİZ DEDİ
BENDE ONA YANILIYORSUN en az 1000 yıl dedim
ona bile kesinlikle katılırım dostum diye ikilemedi bile

CAHİLLİK BÖYLEDİR KARDEŞİM
MAALESEF
SAYGILARIMLA

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî 10 Temmuz 2019 Çarşamba 17:55:27
hocam denecek daha bir kitap malzeme var..

lakin ne 200 yıla ne de 1000 yıla katılırım toplama /2 der 600 yıl diyebilirim..:)

alevi sünni olaylarını tekrar gündeme getimenin faydası yok ZATEN BELİRTMİŞSİNİZ,, yaşanan acıları tazeledikçe yeni neslin intikam alma arzusu kabarıyor ve bunları bir şekilde kullananlar oluyor..

vatandaşlık ve millet olma bilinçi, hukuku bizi bir arada tutan temel değer kabul edilebilirse ne ala, kabul edilemezse çoğunluk azınlığa bir şekilde zulmetmenin piyasasını oluşturuyorlar. yumuşak karnımız burası anadolu olarak..

belki de alevi olarak hayatımda tanıdığım (3-4 kişi) veya bunu direkt söyleyen ilk kişisiniz, diğer 3'nden biri yakın arkadaşım oldu.. dürüstsen ahlaklısan kafa yapısını da uyarsa kan çekerse hesabı mezhep veya meşrep beni ilgilendirmez ki.

sünnilerin alt kanadı veya alt ve orta sınıfının pek alevilerden farkı yoktur, fark dede ve ilahiyatçı cami hocaları tarafından açılıyor.. onlar açtıkça da gel de kapamaya çalış..

zaten din bir şekilde ayrıştırıyor insanları..
TEHLİKELİ MESELELER, tarihi kan ile dolu.. insanlığı yaşabilmek önemli olan değil mi?

şu da var, mandıra filozofu gibi dersem ben aleviliğe de karşıyım:)

DEĞERLİ katkılarınız için teşekkür ederim.
muslumbayram 11 Temmuz 2019 Perşembe 09:41:17
;)) Bak sana bir sır vereyim

senin gibi biri dünyaya geldiğinde senin geçtiğin safhalardan geçerse ancak belki ihtimal Mirimin dediği gibi bir yerde bir tuğlaya maruz kalarak kendine geliyor uyanıyor,

oysa bizde daha ana rahminde bu uyanma başlıyor;)))))))))))))))))))))

BİN YIL DEMEM DEKİ KASTIM BUYDU
SAYGILARIMLA
Bir Dünyevî 11 Temmuz 2019 Perşembe 11:16:37
tuğla hikayesi mahkemede allah var mı nerde o konu mu acaba,

fıkra gibi bir hikayeydi..

vurmuş kafasına tuğlayı adamın Allah işte burda der gibi..
Den(iz)
10 Temmuz 2019 Çarşamba 14:48:52
Ahmet abi ne iyi etmiş de bu yazıyı yazmanıza vesile olmuş diyelim o zaman :))

Tanıştığımıza memnun oldum efenim. Henüz nezaret görmesem de adliye ile çok sıkı fıkı olduğumu belirtmek isterim son zamanlarda. Neyse şimdi ben de başlayıp kendi eteğimdeki taşları dökmeden noktayı koyayım en iyisi . NOKTA :)))

Sevgilerimle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî 10 Temmuz 2019 Çarşamba 17:59:47
dökünüz efendim taşları kendi sayfanızda..
insanlar birbirlerini tanısınlar düşüncelerini...yoksa toplumu gerim gerim geriyorlar. kopartmalarına izin vermemeliyiz.

saygı ve hürmetlerimle..

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.