Konsantre Karanlık Madde
24 şiiri ve 24 yazısı kayıtlı Takip Et

Çan tınısında bir saat



Müsamaha molekülünün Arap argosundan, Arapçaya geçmiş ve en çok kullanılan hali kelime olarak ’’mukadderat’’tır...

Diyelim bir müsamaha molekülünden... Aile evinden çıkıldıktan yıllar yıllar sonra ailenin evinde, kendi odasında, kapıyı kilitleyip içiyor Adam. Bir yandan da hızlı hızlı yenilerini sarıyor, yolda sağa çekmemek için. Annesi kapının arkasından söyleniyor ’’ Hadi Oğlum insanlar seni bekliyor, evlenmek için gidiyorsun ama kimin umurunda? Biraz değiş bari.’’ Adam 2 tane sarabilmişti ve bu söylenmelere dayanamayarak, moleküllerini ve bir kaç parça eşyasını alıp kapıdan çıktı. Annesinin gözlerinin içine bakarak ’’Ben hep değişim halindeyim ama bazı alışkanlıklarım hiç değişmeyecek, en fazla onların da şekil değiştirdiğini görebileceksin.’’ dedi. Yanağından makas aldı, çıktı. Evlenmesine 3 gün vardı. Evleneceği Kadın ile kavga edip doğduğu şehire dönmüş, Kadın Adamın peşinden gelerek, ağlayarak, konuşarak ikna etmiş, Adamsa Kadına ’’Tamam, sen yarın dön, arkandan bir gün sonra da ben geleceğim, söz...’’ diyerek Kadını yollamıştı şehrine. Şimdi ise gitme vakti idi...

Arabasının camlarına baktı, bir hafta önce çok ciddi bir kazadan el ele kurtuldukları yeni lastiklerine baktı, arabasına bindi. Hemen molekülüne davrandı tabi. Müzik açıldı, molekül bitti, orta hızda yüksek müzikte ikinci molekül de henüz şehrin paralı çıkış gişelerine gelmeden bitti. Akşam saati. Hava yeni kararmış.

Evleneceği Kadın ile son konuşmalarında ’’Bu evlilik olacaksa benim moleküllerime karışmayı bırak, adlarını ağzına almayacaksın.’’ demişti. Eh, Kadın da son olanlardan sorumlu hissettiği için kesin bir şekilde buna karışmayacağını belirtmişti. Şimdi ise iki avuç müsamaha ile yoldaydı ancak yine hazırlaması gerekiyordu. Otoyolda ilk dinlenme alanına girdi. Yola bakan park yerlerinin hepsi dolu idi. Markete bakan park yerlerinden birisine mecburdu. Alman plakalı bir ’’Unimog’’ kamyondan karavana çevrilmiş bir aracın yanında boş yer bulabildi ve ’’bunlardan bir şey olmaz’’ diye düşündü içinden. Geri geri, burnu yola bakar şekilde girdi. Marketten su almak için arabadan indiğinde kamyonun kocaman kaputundan çıkan Alman bir kadın ile birbirine bakakaldılar. Kadın güzeldi, gülümseyince daha güzel oldu. Adam toparlandı markete gitti. Markette iki Türk önündeydi sırada. Konuşmalarını dinliyordu. Beraber çıkmışlardı iki Alman Kadın ile birlikte yola. Adam iyi tanırdı bu tarz gençleri. Kendisi de bir zamanlar onlar gibi başka bir ülkede yaşıyordu. Çokça karşılaştığı, iki kültür arasına sıkışıp kalmış vasat tiplerdendi markette önünde bekleyen gençler. Adam sırası geldiğinde sularını aldı çıktı marketten. Yola bakan tarafta yer boşalınca karşı tarafa çekip, hafif hüzünlü bir şekilde müsamaha moleküllerini hazır ediyor. Başka kamyonlar hızla geçiyor yoldan. Sesleri, yakınlaşmaları, uzaklaşmaları... O esnada karavana binip çıkıyorlar. İki Türk genci arkaya uyumaya, iki Alman genç kadın ise direksiyon kısmına. Adam arka arkaya bir kaç tane daha sarıyor. Arabasını çalıştırıyor. Dikiz aynasına bakıp, ’’Sen evlenmeye gidiyorsun, senden alınan hayatın da böyle geziyo’dur’’ diyip, koyuluyor yola. Biraz seyrettikten sonra, saatte yaklaşık 70-80 km hızla giden kamyon karavan karışımı aleti sollamaya çıkıyor, kendisi de 160 km ile seyrederken. Sollamasını yaparken yan camından müsamaha sisleri çıkıyor. Orta şerite tekrar geçip 5-6 sn seyrettikten sonra 2 kez selektör yapıyor Alman Kadınlardan birisi. Kendisi de dörtlü sinyallerini 1 kez yakıp hemen söndürerek karşılık verip uzaklaşıyor...

Arka arkaya müsamaha molekülüne fazla abanmıştı kimi şeyleri düşünmeden müzik dinleyip arabasını sürmek için. Uykusu gelmeyeceği halde uykusu geldi Adamın. O mevsimde 5 saat uyku fazla gelirdi kendisine. Adam bulduğu bir dinlenme alanına girdi. Gideceği şehre 150 km kalmıştı. Arkaya geçti. Bir müsamaha molekülü daha alıp eline onunla uyuyakaldı. Saat sabah 5 suları idi...

Telefonunun bilmem kaçıncı ısrarının sesine, öğlen 14 sularında uyanmıştı. Arayan Evleneceği Kadındı. Telefonu arabada bırakıp, lavaboda yüzünü yıkamaya gitti. Aynada kendisine baktı, etrafına baktı, kimse olmayınca iki cümle kurdu kendisine. Kahvesini arabanın dışında içti. Hava naneli ama ılık bir hava idi. Çok severdi. Kamyonlar, sesleri, yakınlaşmaları, uzaklaşmaları... Arabaya geçip, geceden kendisi ile uyuyakalan müsamaha molekülünün kalanına bir şarkı ile davrandı. Şarkı bitince telefonu alıp, Kadını aradı. Telaşlı olmasına gerek olmadığını. Ölmediğini, uyuyakaldığını izah etti. Ardışık bazı izahatler de bittikten sonra şarkısını açtı, molekülünü aldı ve yola devam etti...

Şimdi, mukadderat demişken... Bunu bir Tanrı’nın kuramı olarak da algılamadan hiç, karşımıza çıkması kaçınılmaz olan olaylara da yok diyemezken. Bugün, hepimizin aciz kaldığı olaylardan ziyade, sadece mükemmel hesaplama yetilerine sahip olan küçük azınlık bile bunu seçeneklerinde kullanamayıp, doğru olasılıklarının sayesinde mutlu insanlar olamıyorsa, sokakta kalan bir köpekle göz göze gelinip, sevilip orada bırakılıp gidilmek zorunda kalınıyorsa kimse bana insanın gücünden bahsetmesin. Yani, evet. İnsan aciz bir canlıdır. Doğru olasılığı her zaman hesap edemez ne kadar zeki olursa olsun, özellikle söz konusu kendisi olduğunda. Geçmişin pencerelerini önemsemeyen insanların başarılı olduklarını görmedim, başarı aciziyet azaltır. Bazen yazgıların gözlerine bakmak, geçmişin sırtına vurmak gerekir. Bir şey tasarlarken tecrübeler eşliğinde yapılabilir bu. Bir daha seçmen gereken bir sınıra geldiğinde gelecekteki yazgında, tecrübelerinden, yani geçmişinden ve güdülerinden yararlanırsın, insansın. Belleğin arka odalarına attığımız şeylere dikkat etmeliyiz... Zihnimizi başımızı derde sokacak bir şeyi imlerken bulursak, hemen müdahale edebilmeliyiz. Stres kirli enerjidir. Şimdi, bu yolda kaçıncı kez gittiğimi hiç bilmiyorum, ama çok fazla gittim. İki arkadaşım müsamahaya dayanamayıp uyudu. Direksiyondayım. Aynı mola yerinde durdum tesadüfen. Saat gece 2 olmuş. Burada bir saat civarı durup, çok erken orada olup kimseyi uyandırmak istemezken, geçmişin penceresinden şöyle bir baktım. Daha da önemlisi: Artık bu yolu gidip gelmek istemiyorum. Gidip gelmeyi özlediğim başka yollar var... Koyu ve şekersiz kahvemi içiyorum, birazdan yola devam edeceğim, ama şimdi kamyonlar, sesleri, yakınlaşmaları, uzaklaşmaları...

Beğen

Konsantre Karanlık Madde
Kayıt Tarihi:14 Mart 2019 Perşembe 04:24:33

ÇAN TıNıSıNDA BIR SAAT YAZISI'NA YORUM YAP
"Çan Tınısında Bir Saat" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Fırat Avcı
14 Mart 2019 Perşembe 04:59:15
Bu yol benim kime ne? Yol zaten bensem kiminle? Hoştu...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Konsantre Karanlık Madde 23 Mart 2019 Cumartesi 01:31:59
Teşekkür ederim Adaşım (:
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.