Se Serkan BOL
198 şiiri ve 30 yazısı kayıtlı Takip Et

Sahipsiz




BU ÖYKÜ HAYATLARI YURTLARA TERK EDİLEN ÇOCUKLAR DÜŞÜNÜLEREK YAZILMIŞTIR.
BU ÖYKÜNÜN KENDİ HAYATIMLA ALAKASI YOKTUR.

Kim tarafındın nasıl ne şekilde dünyaya getirildiğinizin önemi yoktur. Asıl mesele sahip çıkabilmektir dünyaya gelenlere.

Yıllar bir çok şeyi biriktiriyor senin yerine. Hiç anlamadan yıllar ile değişen bir çok şeyi görüyorsunuz hayatınızda. Çoğu şey aslında istemsiz bir şekilde geçiyor hayatınızda.

Daha yedi yaşındayken kabullenmek zorunda kaldım herşeyi. Kimse kimsenin bildiklerini yaşadıklarını bilemez. Benim bildiklerimi de kimsenin bilmesinin imkanı yoktur. Bilmek için küçük büyük olmak gerekmez. Yaşanmışlık herşeyi öğretiyor yaşayana.

Yıllar öncesinde kulaklarıma fısıldanan sesler büyüye büyüye bir çığ olduğu zamanlarda herşey tutuluyordu. Varlık ya da yokluk mücadelesinde ortaya çıkan ayrıntılar şöyle dursun kapalı kapılar ardında konuşulan varlığımız(!) hayallerimizi öyle parçalıyordu ki bilinmezlik çoğrafyası işte o anda gerçek olduğunu anlıyordum.

Bilir misiniz bazen zaman durur hiçbir şey ilerlemez. Hayatın olağan akışı bir yerlerde kendine yer bulsa da gerçekler öyle acı öyle inciticidir ki yeryüzü çatlasa alt üst olsa daha iyi olur bazıları için.

Hayat bize sundukları ile hayal edilen arasında her zaman fark vardır biliriz bir de kabul etmek vardık ki onu herkes başaramaz.

Normal yetişen ve gelişen çocuklar için aile ortamı en önemli konudur. Sürekli sevgiyle yoğrulmuş çocuklar mus mutlu çocuklardır. Haliyle de dünyaya entegre olmak da çok kolaydır.

Biz de kabul olmamış gerçekleriz annelerimizin babalarımızın gözünde. Neyi nasıl hissederek bizleri dünyaya getirmişler bilemiyoruz ancak benim gibi yüzlerce yurtta yetişmiş bireylerin kabul olmamış gerçekler olduğunu biliyoruz annelerimizin babalarımızın gözünde. Bir yokluk vardır bir de yokluğu icat etmek vardır. Yokluktan dolayı yurta olanlarla hakkında yokluk icat edilmiş olanlar aynı değildir. Biz biliriz ki yokluktan dolayı orda olanlar bir şekilde günün birinde ailesine kavuşacaktır. Sadece zamanın onları yetiştirmesini bekleyeceğiz dönmeleri için.

İşin özüne inersek benim hikayem farklıdır bana göre. Biz kabul olmamış gerçekleriz yaşanan dünyada. Geçmişle gelecek arası bir dünyada yaşarken ön sözümüzle son sözümüz arasında nedense bir fark yok.

Hayatımızın ilk yıllarında tanıştım anne ve babanın sevgi ve ilgisine muhtaç olarak yaşamaya. Bu nedenle de her ortamda fark edildi sevgiye karşı açlığım. Fark edildi diyorum ilk öğretmenim başka öğretmenle konuşurken duymuştum " Sevgiye şefkate merhamete" muhtaç olduğumu. Bu nedenle İçine kapanık topluma uyum sağlamadan özgüven yokluğu ile toplumda bulunuyormuşum.

Kimse bilmedi ki ben daha bebek iken annem çok uzaklarda bir yerlere gitmiş. İlk kelimem "anne" olmamış. Anne kelimesini ben okula başlamadan öğrendim. Evet annem babamdan ayrılmış beni de bir kenara bırakmış sorumsuz bir babaya. Sorumsuz bir baba diyorum çünkü onu da görmeden geçti onun evinde yaşadığım günler. Zaten çok da bana tahammül edemedi ve birgün dudağında hiç bırakamadığı sigarasıyla telefonda anneme ulaştı ve ona hitaben:

-Artık onunla uğraşamayacağım ya alırsın ya da atarım sokağa. Ona baktığım yeter " dedi anneme.

Kulağımdan gitmiyor bu ses. Sokakta yaşamak tahammülü çok zor bir şeydi benim içinde herkes içinde . Yedi yaşında sokağa terk edilmeyi geceler boyunca düşündüm. Çok dua ettim Allah’a " beni sokağa atmasınlar" diye. Hergün dayak yemeye razıydım. Çünkü sokaklar bilinmezliklerle doluydu ve sokaklardan korkuyordum.

Günler günleri kovalarken bir gün babam hadi hazırlan gidiyoruz dedi. Küçük bir çantam vardı eski püskü. Hazırlan demesiyle çıkmamız beş dakikayı aldı. Bir yerlere gidiyorduk ama nereye içimdeki korkuyu tarif edemem. Bir otobüs terminaline geldik. Ve beni bir otobüse bindirdi.

-Sana annen bakacak artık. Seninle uğraştığım yeter. Dedi

Arkasına bakmadan ve bir veda bile etmeden otobüsten indi gitti bilinmeyenlere doğru. Kim bilir şimdi hangi cehennemde kimin canını yakıyor bilmiyorum.

Sabah oldu. Annem geldi asık suratla otobüse.

- Off geldin mi? başımın belası dedi.

Başının belasıydım niye aldın kabul ettin ki beni? Onu da bilemedim. Dolmuşa bindik hiç konuşmadan eve geldik. Mekan değişti ama davranışlar değişmedi. Hergün azar hergün dayak. Burada İlk defa gördüğüm bir kadın var. Annemin annesiymiş. Anneanne demem gerekiyormuş. Anne demesini bile bilmezken şimdi "anneanne" demeyi öğreniyorum.

Anneannem geldiğimden beri beri çok hırçın. Yüzünde hiç tebessüm görmedim.

- Kendimize bakıyorduk da bir de elin döllerini doyuracağız şimdi. Diye sürekli söyleniyor.

Babam nasıl bir tehditte bulunmuş ki beni kabul etmek zorunda kalmışlar. Kabul etmek zorunda kalmışlar çünkü bir varlığa sevgisi olmayınca o varlık kabul edilmez. Bir eşyayı bile sevmezsen atarsın. Bunlar beni kabul etmek zorunda kalmışlar anlaşılan.

Zaman her yerde olduğu gibi burda da geçmiyor. Arkadaş yok, anne yok, baba yok. Büyükler yok. Tek varlığım ilk öğretmenim Canım öğretmenim de yok. Beni bu dünyada en çok öğretmenim seviyordu sanırım. Çünkü beni dünyada tek önemseyen oydu. Babamın yanındayken yanağımdaki kızarıklığı görünce onda bir irkilme olmuştu ve telaşlanmıştı.
Anneannemin sözleri dün gibi kulaklarımda.
- Çocuk demek. Ekmek demek, yemek demek, elbise demek, gürültü demek, okul demek. Çocuk demek para demek. Sen biliyor musun para nasıl kazanılır. Paran var mı da bu "piçi" başıma bela ettin. Sana baktığım yetmiyormuş gibi bir de "piçine mi" bakacağım. Yeter benim baktığım bu velede biraz da devlet ilgilensin. Yurda ver bunu. Diyor
Başka bir şey demiyor.

İşte orda tanıştım yurt denilen kavramla. Yurt diye bir yer varmış. Devlet diye bir baba varmış. Yurdu olanın yuvası da olurmuş.

-Devleti arkasında olanın sırtı yere gelmezmiş. Diyor burda bir teyze.

Sevgi olmayan bir ortamda tutunmak mümkün değildir. Sevgi olmayan yerde aile bütünlüğü kendini ifade etme gibi sosyal hayatta olan şeyler olmadığı gibi hayata tutunmak olmazdı. Olmadı da zaten. Topu topuna annemle üç ay geçti.

Sonrası mı?

Sonrası belli işte....

BU ÖYKÜ HAYATLARI YURTLARA TERK EDİLEN ÇOCUKLAR DÜŞÜNÜLEREK YAZILMIŞTIR.
BU ÖYKÜNÜN KENDİ HAYATIMLA ALAKASI YOKTUR.


Beğen

Serkan BOL
Kayıt Tarihi:18 Ocak 2019 Cuma 15:46:43

SAHİPSİZ YAZISI'NA YORUM YAP
"SAHİPSİZ" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
hürsel
29 Ocak 2019 Salı 19:03:18
Maalesef sevgisiz ve yolunda gitmeyen ilişkilerin bedelini çocuklar ödüyor ve sevmeyi öğrenmeye çalışmaktansa sevmeyi bilmemeyi tercih ediyor çoğu insan, yürek acıtıcı gerçeklerdi, toplumun kanayan yarası olan ve sağlıklı bireyler ve sağlıklı ilişkilerin askında çocuk sahibi olunması gerektiğine vurgu yapan, farkındalık yaratan bir yazıydı, duyarlı yüreğiniz var olsun , saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serkan BOL 31 Ocak 2019 Perşembe 15:43:52
Zaman ayırdınız okudunuz yorum yaptınız. Çok teşekkür ediyorum.

Saygılarımla...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.