Karabiber_karabiber
19 şiiri ve 22 yazısı kayıtlı Takip Et

Cehaletin bedeli




Bir kaşık salçaya çıktım komşuma zar zor utana sıkıla, yoktu işte yokluktu. Zordu hayat, soğanın varsa biberin yoktu ekmeğin varsa unun yoktu. Hep eksikti hayatta bir şeylerim,eşim gibi. Ne önemliydi oysa eş! Kaybedince anlamıştık değerini. Dolu dolu gelirdi elleri, eve gelmeden beş dakika önce arar bir şey eksik mi? Diye sorardı. “sevdiğim çilekli pastadan da alıp sürpriz yapardı ‘’Hem anne hem de baba olmak zordu, eve ekmek parası getirmek, onca insanı çekmek ve her şeyinden feda ederek yavruların için çabalamak kocaman bir yürek isterdi. Cesaretlendirirdi seni anne olmak, koruyucu bir kalkan gibi siper ederdin bedenini , melekler kıskanırdı yavrularına sardığın o kocaman kanatlarını…
Anne olmak zordu, yinede duamı ederek yatardım geceleri “Allah’ım sen yardımcım ol’’ diye. Sabahın köründe kalkıp işe gider akşam işportaya çıkardım. iki işte çalışmama rağmen iş yerimden paramı alamaz işportada satış yapamazdım. Yani hayat tekmesini vurmuş birde kahkaha atıyordu adeta.Beni bekleyen iki yavrum vardı ama! Her akşam onlara bir ekmek götürme davam onları mutlu etme çabam devam ediyordu. Bazen cebimde beş kuruş olmazdı, işte o zaman ayaklarım evin yolunu değil parkın yolunu tutardı. Bir bankta oturup saatlerce ağlar kendi kendime söylenir ve şiş gözlerle eve dönerdim. Yavrularım uyumuşlarsa çok şanslıydım ama uyumamışlarsa “Yine mi ağladın anne!’’ dedikleri an, işte o an kahroluyordum. Beni zavallı çaresiz görmelerinden korkuyordum. Diğer komşularımın eşleri elleri poşetlerle gelince veya bir hafta sonu ailecek gezmelere gittiklerinde nemli gözlerle arkalarından bakakalan oğlumun ve kızımın bakışları yüreğimde hep bir acı bırakmıştır. İç çekerdim ve bize çok uzak olan bu mutlu aile tablolarına daha fazla dalmadan bir fıkra anlatmaya başlardım onlara ve fıkranın sonunu getiremememe gülerlerdi, bende şarkı söylerdim kargaların bile dalga geçtiği bir sesle. Ve unuttururdum asla olmayacak yuva baba hasretini onlara. Gözlerim hep dolup dolup taşardı çaresizliğin koynunda.Aslında biliyorlardı elimden gelse dünyaları ayaklarına sereceğimi,uğurlarında canımı vereceğimi…Anne değil ANA olduğumu, yanlarından biran ayrılmadığımı onları çok sevdiğimi ve sonuna kadar sahipleneceğimi. Bir Allah’ım vardı hayatta aile,akrabalar veya çevre sende varsa varlar yoksa yoklardı aslında…Baba yarısı da yoktu dede ebede yoktu,bir nasılsın?diyen de.Ama konuşan karışan çoktu Dul’ olunca..Ya evlendirmeye kalkışırlardı ya çocuklarını bıraktırmaya,dulsak ayıp mı günah mı?Bu kaderi bana Allah yazdı,Hatice Anamız da dul değil miydi?Ama onun tek şansı Peygamber efendimize denk gelmesiydi.Şimdi herkes kullanma yeme derdinde,sevgi aşk namus hikaye.Ben tek başıma didinir çalışır bakarım bebeklerime,illa birisinin olması şart değil ki?Bazen yaşanmışlıklarımı bile alkışlamak geliyor içimden beni iyi bir yazar iyi bir ressam veya duygulu bir şair olma yolunda ilerletiyor beklide…Aşkta, ayrılıkta, yoksullukta söyletiyor yazdırıyor, işte .Yazdıkça yazıyor çizdikçe çiziyorum yalan olmuş hayatın her an kırılmaya yüz tutmuş sivri topuklarını.Çivisi çıkmış dünyanın her yanıma batan çivilerini tekrar çakmaya çalışırken yaralanan hep ben oldum aslında ama olsun ölünce de hatırlananlardan olurum bende. Bazen acı çekmek ilerideki mutluluğumun sevinç gözyaşlarıdır belki de tutunup bir daha bırakmayacağım gerçek hayallerimdir. Her fırtınadan sonra bir gökkuşağı doğar ya,ben o gökkuşağına sevdalıyım ve çocuklarımın bana her baktıklarında o gökkuşağım doğar aslında…Can kırıklarım,can çekişen duygularımın yerini tatlı bir tebessüm alır onlara sarılınca…Hep iyi olmamızdan iyilikler yapmamızdan kaynaklanırdı aslında huzurumuz,ben çocuklarıma sanal alemde nasıl oyun oynanır veya nasıl fesat olunur?Saç sakal bırakıp dinle nasıl dalga geçilir?diye öğretmedim.Ben çocuklarıma kardeşliği,barışı,Atatürk’ü ve onun Ülkeye yaptıklarını öğrettim.Haram lokma yememeyi fazla paranın adaletsizliğini,gözleri görmeyen insanları koluna girip karşıdan karşıya geçirmeyi,sokak hayvanlarına bakmayı ve kimseyi incitmemeyi öğrettim.Biz o yüzden sevindirdiğimiz insanların gözlerindeki o mutluluğu paraya pula değişmedik.Babaannem hep derdi “Kızım kalbindeki minik meleklerini asla kaybetme,kaybettiğin an kötü olursun o zaman hiç yaşama’’diye..Ve ben babaannemin yolundan gittim bir öğüdüne..O bana hep iyiliği gösterdi iyiliği anlattı iyiliği yargıladı…Gidip bir yoksulun kopan ceketinin düğmesini de dikti,başı bitlenen kimsesiz bir çocuğun bitini de ayıkladı,depremzedelere evinin kapısını da açtı ve ben bunlara hep şahit oldum.Ve bende onun bana öğrettiklerini şimdi yavrularıma öğretiyorum , insanlığa vatana sağlıklı ve merhametli çocuklar olsunlar diye öğüt vermekten ve saçlarını okşamaktan gocunmuyorum,insanın sevgiyle yaptıramayacağı şey yoktur.O kadar azılı katiller var geçmişlerinde hep ailelerinden gördükleri dayak ve işkenceler var,o yüzden evlatlarınıza iyi davranın ve hep doğru yolu gösterin yılmayın bıkmayın,çünkü onlar ilerde sizin eseriniz olacaklar.Ne ekerseniz onu biçersiniz çünkü.Ve zor değil bir ekmeğin varsa ikiye bölmek ,sofrana bir tabak daha fazla koymak, bir çocuğu giydirmek, bir garibanı doyurmak.Geçici olan bir dünyada asıl olan bunları yapmak ama insanlar kestikleri ağaca binmeyi,cahilliklerinin kurbanı olmaya devam ettikçe ne bu dünyada iyilik kalır ne de adalet.İnsanlar kurban kesiyor ama üçte birini fakirlere dağıtmak yerine mangal partisi veriyorlar.Belki de her gün et yerken,o fakir yiyemiyor belki kokuyor,koktukça günahı sana yazılıyor sonra sakal bırak,Cumaya git, Müslüman’ım diye.Zina yap,hırsızlık yap,eşini döv,çocuğunu sat,Müslümansın ya!Hayat hiç adil değil fakiri çok fakir zengini çok zengin…Okulunu okumak için selpak satan çocukta var,yetim büyüten annede.Ya o baba parası yiyenler?Altlarında fiyakalı arabaları ceplerinde dolarları,tek bildikleri renkli gece hayatı.Dolandırıcılıkla, kaçakçılıkla,fuhuşla her şeye sahip olanlara ne demeli?Veya küçük yaşta evlendirilen çocuklara,başlık parasıyla genç kızlarını satan soysuzlara ?Onlara tek diyeceğim bu dünya geçici.Sen ölümsüz müsün be fani !Namussuzlukta fahişeleşmiş beyinlerin hastalıklı hali…
“ BU SADECE CEHALETİN BEDELİ ’’


Beğen

Karabiber_karabiber
Kayıt Tarihi:18 Ocak 2019 Cuma 15:36:58

CEHALETİN BEDELİ YAZISI'NA YORUM YAP
"CEHALETİN BEDELİ" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.