belkibirharfimben
20 şiiri ve 330 yazısı kayıtlı Takip Et

Yonttuklarımıza tapmak...



Yonttuklarımıza tapmak...

Saffat sûresinde Hz. İbrahim aleyhisselamın bir sorusu var. Bana mühim bir eşiği ifade eder gibi geliyor. Kısa bir meali şöyledir: "Yonttuğunuz şeylere mi ibadet edersiniz?" Ben bu sualden de hayatıma uzanan çok yollar görüyorum. Çünkü ben de benzerî tuzaklara pekçok kez düşmüşüm/düşüyorum. Hayatımda ’ideal’ haline getirdiğim, ulaşmak için kendimi paraladığım, ulaşamayınca da mutsuz olduğum öyle şeyler var ki! Dikkatli bakınca görüyorum: Aslında ’yonttuğum’ şeyler bunlar. Yani onları ’o şekle’ sokan benim. ’Olmazsa olmaz’ sayan, bağlanan, bağımlanan, benim. Kendi suistimalim ile kendime müptelalıklar edinmişim. Elde edemeyince de bozulmuşum, darılmışım, yaralanmışım. Kimse bana onları dayatmamış. Ben onları tapacağım şekle getirip sonra önlerinde secdeye kapanmışım.

Çocukluğumu ele alalım. Çocukluğumda ’parmakla gösterilen’ olmaya müptela olmuştum. Şartlar da bunu elde etmeme müsaitti. Ben de, yalan olmasın, kenarından bir gayret sarfediyordum. Fakat gün gelip şartlar tersine dönünce, çantada keklik sandığım şeyler uzağıma düşünce, ciddi bir sarsıntı geçirdim. Şimdi o yıllara bakarak düşünüyorum: Tahayyülüme tapmasaydım böyle bir sarsıntı olur muydu? Olmazdı. Zaten, kendimi de ’o yıllardaki bu müptelalığımın bir hata olduğunu anlayarak/anlatarak’ tedavi ettim. Lakin derdim bundan da ibaret değil ki. Yenilerini yontmaya devam ediyorum. Kendimi rızanın şekillendireceği bir hayatın kollarına bırakmak yerine kurguladığım kaderlerin peşlerinden koşuyorum. Hevesten bahtlar inşa ediyorum. Fakat Kur’an musırrane bana hep hatırlatıyor: "Hayır Allah’ın seçtiğindedir!"

Kurgulamak yontmaktır. Tevekkülse elindeki keseri yere bırakmaktır. İnsan elbette bahtına düşen nasibi elde etmek için bir gayret sarfeder. Etmelidir de. Fakat nihayetinde ortaya çıkacak sonucun ’yonttuğumuz’ gibi olmasına gerek yok. Bunu bilmeliyiz. Arzularımız ile kaderimiz arasına bir hiyerarşi koymalıyız. Kim/kimin sözünü dinleyeceğini, son sözü kimin söyleyeceğini, belirlemeliyiz. Biz yonttuklarımıza tapmaya devam ettikçe, kader buna mecbur olmadığı için, hak sözlü İbrahimleri (aleyhisselam) putlarımıza musallat edecek. Biz baltayla yontacağız. O baltasıyla kıracak. Kaderimiz heveslerimize hapsolmayacak. Belki tasavvurumuzdan daha güzellerini de kucağında getirecek. Fakat biz, mızıkçı çocuklar gibi, istediğimizden başkasına razı olamadığımız için fırsatları kaçıracağız. "İlle de yonttuğumuz!" diyeceğiz.

Bu beladan kurtulmanın çaresi belli: Yonttuğumuza tapmayalım. Yonttuğumuza tapmayalım. Yonttuğumuza tapmayalım. Allah’ın bizim için seçtiği şeyin/şeylerin ’mış gibi’ kurgularımızdan daha hayırlı olacağına iman edelim. Çünkü onun bakışı bizimkinden üstündür. Çünkü onun bilişi bizimkinden üstündür. Çünkü onun takdiri bizim tenkidimizden üstündür. Ki, aynı ayetin devamında, sanki Hz. İbrahim aleyhisselam da bize bu yüceliği hatırlatır: "Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı." Evet. Onun ezelî nazarı/takdiri bizden de yonttuklarımızdan da yücededir. Bu yüzden her inkisar-ı hayalden sonra rahmet kucağına koşulacak olan Odur.

Beğen

belkibirharfimben
Kayıt Tarihi:11 Eylül 2018 Salı 12:54:21

YONTTUKLARıMıZA TAPMAK... YAZISI'NA YORUM YAP
"Yonttuklarımıza tapmak..." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
İpekyildiz
12 Eylül 2018 Çarşamba 06:15:32
Bi şey sormak istiyorum Ahmet Bey,

Olayın en başında hayırlısı ise ileri , hayırsız ise geri dua'sı yüzde kaç işe yarar sonraya kalırsa durum ben kendim için söyliyebilirim ki zorlanırım nerde tevekkül gerek nerde konunun üstüne yürümek... :)))harala gürele yaşarken dalıp gidiyorum ben çünkü :)))

Espri Bi yana ben baştaki dua yı ettikten sonra her niyetimde, her gün muhakkak sabah namazını kılıp sonrasında da Kuran'ı Kerim okuyorum. Türkçe meali tercih etmiyorum, anlamasam da çoğu şeyi huzur veriyor ve beni doğru davranış biçimine yönlendiriyor diye düşünüyorum. Sizin kadar bu konuya eğilmesem de Şimdiye kadar terslik olmadı :)))

Çok okumak gerek sanırım Kuran'ı Kerim'i ve sürekli okumak; unutmamak için sadece bir insan olduğumuzu.


Anlamlı bir yazı idi
Saygılar



2 cevap yazılmış Cevap Yaz


belkibirharfimben 12 Eylül 2018 Çarşamba 13:25:20
Teşekkür ederim. Evet. Mutlaka. Bize bizi anlatan bir yürek ferahlığı o. Ben de ondan uzaklaştıkça göğsümün daraldığını hissederim.
belkibirharfimben 12 Eylül 2018 Çarşamba 13:25:22
Teşekkür ederim. Evet. Mutlaka. Bize bizi anlatan bir yürek ferahlığı o. Ben de ondan uzaklaştıkça göğsümün daraldığını hissederim.
Minos
11 Eylül 2018 Salı 14:42:46
Bu yazının özeti aklını kullanmak ve doğruyu bulmak.
Doğruyu bilmenin en doğru yolu ise Kur'an okumak
Ama mealinden.


Insan niçin okur?
Anlamak öğrenmek manasını bilmediğin yabancı bir dilin sana öğreteceği bir şey yok,
Oku, öğren ve akıl süzgeçinden geçir ama hurafelerden arınmış bir zihniyetler derim hoşça kalın

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


belkibirharfimben 11 Eylül 2018 Salı 15:26:37
Meal Kur'an değildir. Kur'an'dan mealcinin anladığı/aktarabildiğidir. Kur'an'dan asıl istifade tefsir vasıtasıyla olur. Cemil Meriç merhuma "Her tercüme yeni bir teliftir" dedirten sır da budur. Mealcilik son bir yüzyılda parlayan geçici bir heyecandır.
Demircioğlu
11 Eylül 2018 Salı 13:14:16
Hayatın yarısı akletmekse, diğer yarısı inanmaktır. Maddenin ve mananın olduğu kadar düşüncenin de esiri olmamak gerekiyor. Aklımız en nihayetinde kendini kontrol etmek için var. Kendi bulduğunu doğru sanacak kadar gafil olan akıl; kendini yönetmekte de oldukça mahirdir.

Özellikle çabanın üstüne çaba koyamayacak noktaya geldikten sonrası için yapılacak en güzel şeyler; tevekkül, sabır ve iman. Aynısı çabalama süreci için de geçerli.

Bırakınız şekle büründürdüklerimizi; en azılıları üst bilincimizin bilinçsiz gayreti ile bilinçaltımızda büyüttüğümüz putlar. Onlar ki bizi kendimizden, Rabbimizden alıkoyuyor. Bazen kendimizi putlaştıracak kadar ileri bile gidiyoruz.

Saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


belkibirharfimben 11 Eylül 2018 Salı 15:27:07
Çok teşekkür ederim.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.