Irmak Yosunkent
105 şiiri ve 54 yazısı kayıtlı Takip Et

Mavi kelebeklerin lavinia aşkına hüznün karışımı



Mavi kelebeklerin lavinia aşkına hüznün karışımı

Trajedi ile güzelliğin koyun koyuna resmi ...

Sen yine de git istersen Lavinia
Ben şarkılar söylemeye devam ederim...


İnsan öyle alışıyor ki, bazen neye alıştığının bile önemi kalmıyor...
Farkedemeden geçilen yollar, inilen yokuşlar ve incitilirken eriyen hisler...
Alıştırılmanın adı rehabilitasyon oluyor. Nasıl da bilimsel bir kelime...
Oysa özünde kelimenin niteliği ile yaptığı şey; kopardığı ödünler
kendine ters düşen bir şablondan başka bir şey değil aslında.
Agnotisizm tarzında bir uluşma.
Uzlaşamama; niteliğinin ağırlığını bulamamasından kaynağını alan
yadsımanın tarihsel seyri…

Nerde başladığını, nereye gideceğini bilemez hale gelmesiyle
anlamın tam da ucundan düşerek anlamsızlığın çukurunda boğulan
yürek gerçekliğidir rehabiliteye uğramış insanın yansımaları.

Çağın özgüllüğünde başlangıcından itibaren yapılan esasında
kavramlara boğma,
özünden boşaltma durumu.
Yaşamın estetizasyonuna karşı yapılan her eylemi
bilimsel kavramlarla kabullenir kılma çabasıyla
çağın tersyüz edimcilerinin kendini yaşatmaya dair buldukları formülün özü.
Kendinden kopan, yaşadığı gerçeğe, yaşamın asıl olanına,
en yaşanılır olan insani duygu, özlem ve istemlere yabancılaşma;
temelde kendine yabancılaşmanın ta kendisi.
Kendini bilmeyen, kendinin olmayan insan başka başka kapıların sürgünü oluyor.
Sürgünlük devam ettikçe acıyan ruhlar hissizleşiyor,
yabaniliğin değeri daha fazla anlaşılıyor.

Kanser mi çağın hastalığı ?
Yüreğinde ur gibi büyüyen yalnızlık depresyonları,
her gün biraz daha korkuya bulaşan düşünsel deneyimler,
üzerine basıldıkça zevk duyan böceğimsi çoğalmalar ve
uçucu bir parfüm kokusu telaşının yokolum korkularıyla
günü geldiğinde ölümün adı bile sıradan kalıyor.
Kimbilir belki de doğal yaşam süreci olarak doğanın
en olağan anlamına bürüneceği sesin ölümle buluşması gerekirken
en korkunç yaşam detayı olmaya devam ediyor.

Hiç yabancısı olunmayan hikayenin sonunda belirir mavi kelebekler...
Bir taraftan güzelliğin diğer taraftan kasvetli bir hüznün resmi olan
mavi kelebeklerin ölümle özdeşleşen lavinia çiçekleri üzerinde toplaşmaları...
Lavinia, mezarlar üzerinde açan ölüm çiçeği;
o çiçeğin doyumsuz özüyle beslenen mavi kelebekler.
Mavi kelebeklerin çok olduğu yerde erimiş insan kokusu,
kaybedilmiş bir ülkenin kucağından düşen çocuklarının
gözlerindeki uçurtma sevinci, çiçeğin özündeki tadın coşkusuyla
çırpınan kelebek kanatları ...
Trajedi ile güzelliğin koyun koyuna çekilmiş anısal resmi...

Uyandığında bir suskunun sesine
kuytuları kendiliğinden yeşillenir sokağın
Adımını bilen döner kendine
Her uyanış biraz kendindendir
Hikaye bittiğinde zamanın uzağında
Kalan önce düşe sığınır...

Bir çağ daha elinden kayıp giderken yaşamın, yolu gösteren çok;
gösterilen aynı yolda yalnız kalanlar daha çok ...
Gidip gitmeme arasında sıkışan ruh belki de en büyük kaybeden oluyor.
Zaman geçtikçe durduğu yerden ne geriye ne ileriye gidemeyip
çürümenin dibinde bekleyen...

Yolları bilir yılların arasından süzülen
Gitmemiş olana her yer rüya,
Gidene deneyim anısıyla, acısıyla, en çok da yüreğin rahatlığı ...
Hikaye özgür olana yazılıyor,
hikayesini sahiplenen özgürleşiyor...

Yosun Kokusu
18 temmuz /kalbin hüznü


Beğen

Irmak Yosunkent
Kayıt Tarihi:18 Temmuz 2018 Çarşamba 00:06:55

MAVI KELEBEKLERIN LAVINIA AŞKıNA HÜZNÜN KARıŞıMı YAZISI'NA YORUM YAP
"Mavi kelebeklerin lavinia aşkına hüznün karışımı " başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Serkan BOL
25 Eylül 2018 Salı 11:12:37
Çok değerli eser okudum. Emeğiniz ve paylaşımınız için teşekkürler.
Kaleminiz var olsun.
Saygılarımla...

Cevap Yaz
muslumbayram
25 Eylül 2018 Salı 10:48:57
Okurken ürperdim
soğuk terler aktı alnımdan, insanlığımdan utandım
sefilce hallerimizden
dondum donuklaştım birisi bana bir tokat atsınnnnnnnnnnnnnnnnnnn
bize ne oldu böyle
çok çok duyarlı bir eser
candan tebrikler

Cevap Yaz
Nafiz Diba
25 Eylül 2018 Salı 10:26:01
Nerde başladığını, nereye gideceğini bilemez hale gelmesiyle
anlamın tam da ucundan düşerek anlamsızlığın çukurunda boğulan
yürek gerçekliğidir rehabiliteye uğramış insanın yansımaları.

Hemen her edebî metin anlamlıdır ve anlamlı olan metin de okur adına faydalıdır...
Teşkürler...

Cevap Yaz
Filiz Şahin.
25 Eylül 2018 Salı 09:11:35
Güzel bir yaz,ı öncelikle teşekkür ederim, tam deminde, ne çok açık, ne çok kapalı, okuyanlarda merak uyandırıp araştırmasına sebep oluyor ki aslında olması gerekende budur Lavinia adını Özdemir Asaf'ın şiirinden biliyorum ama ölüm çiçeği olduğunu bilmiyordum Levent bey yazmış oradan öğrendim ki detaylarını da artık kitaplardan okumak farz oldu, mavi kelebekler bize daha yakın daha güncel olduğu için biliyordum ama son iki yıl içinde öğrendim ki benim bildiğimi Türk halkı bilmiyor. İzninizle onu da ben paylaşmak isterim. Çünkü bu acı vahşeti unuttuk ve oradan alınan eti yedik...

"Avrupa’nın göbeğinde 312 bin kişi öldü... 35 bini çocuktu... 50 bin kadına tecavüz edildi...
Bosnalılar savaş sonrasında hep kelebekleri takip ettiler…

Mavi kelebekleri…

Biliyorlardı ki; o kelebekler tek bir çiçeğin üzerine konuyordu…

Ve o çiçek sadece Bosna'daki toplu mezarların üzerinde çıkıyordu…
Bosna Savaşı’nda 312 bin kişi öldü.

35 bini küçücük çocuklardı.

Binlerce çocuk annesiz, babasız kaldı. Tarif edilemez acılar yaşadı.

50 bin kadın tecavüze uğradı.

Ruhunda tamir edilemez yaralar açıldı..

Ölenler toplu mezarlara gömüldü.

Sadece bugüne kadar 500’ün üzerinde toplu mezar ortaya çıkarıldı.

Bunların 300’ü mavi kelebeklerin yardımıyla oldu.

İşte bu yüzden de mavi kelebeklerin hikayesi bugüne kadar duyduğum en yürek yaralayıcı öykü…

Srebrenitsa katliamından sonra Sırplar,
Boşnakların mezarı bulunmasın diye derin çukurlar açmışlar ve etrafını bitki örtüsüne uygun şekilde yeşillendirmişler..Öyle ki uydu fotoğrafları bile işe yaramıyordu..
Ta ki mavi kelebekler ortaya çıkana kadar..Mavi kelebeklerin sayısındaki artış uzmanların dikkatini çekmişti.. İncelemeler yapılmaya başlandı..Mavi kelebeklerin yoğun görüldüğü yerlerde bitki örtüsünde ilginç bir zenginleşme vardı..Nedenini araştırırken korkunç gerçekle karşılaştılar...O bölgeler toplu mezarlardı..Gömülen bedenler toprağa karıştıkça toprağın besleyiciliği artmıştı..Topraktaki minarel ve protein zenginliği lavinia'ların ( ölüm çiçekleri) fışkırmasına sebep olmuştu..Bu çiçeğin özü ile beslenen mavi kelebeklerin sayılarının artması ve belli bölgelerde yoğunluk kazanması bu yüzdendi..
Bu sayede 300 toplu mezar bulunmuştur..
İşte bu yüzden Bosna'da mavi kelebeklerin kanatları hem ölümün hem de yeniden doğuşun simgesidir...

Sevdiklerinin kemiklerini bulmak, sadece onlardan bir ize rastlamak isteyen binlerce kişi günlerce mavi kelebekleri izlemeye, onların peşinden gitmeye başlamış.Birçok kişi için kocaman bir acı olan bu hikaye, Bosnalılar içinse bir umuttu.Nice ömür mavi kelebeğin peşinde geçti…

Bosna'da Ölüm Çiçekleri sayesinde 300 toplu mezar bulundu…"

Toplu Mezar Enstitüsü 19 yıldır sürdürdüğü çalışmalarda 20 bin kişinin cesedine ulaştı ancak yalnızca 18 bin kişinin kimliğini belirleyebildi. Cesetlerin parçalanmış ve yakılmış olması kimlik belirleme çalışmalarını güçleştirmektedir.""



3 cevap yazılmış Cevap Yaz


levent taner 25 Eylül 2018 Salı 09:48:29
Yine bir şahin pike dalışı yapmış dedim usulca

Beraberinde on yıl kadar önce oynayan Ölüm Çiçekleri dizisine uzandım şöyle bir

İnsanı hüzünlendiren hatta geren sahneleri unutulmaz

Miloseviç'e, Karadziç'e, Arkan'a, Srebrenitsa'yı Sırplara kadeh tokuşturarak teslim eden Hollanda'lı kumandana, vs. lanet olsun...

Filiz Şahin. 25 Eylül 2018 Salı 10:03:27
insanın acilen yeryüzünden yok olması lazım

hiç bir şey yapamıyorsak zavallı bir kedi yavrusunun dengesini bozup ölümüne neden olacak kadar caniyiz ... :-(((
muslumbayram 25 Eylül 2018 Salı 10:51:01
tebrikler Filiz hanım

çok aydınlatıcı en az makale kadar güzeldi
sizi okumak ayrı bir keyf

teşekkürler saygılarımla
Gamzelimm
25 Eylül 2018 Salı 08:42:27
Kendi hayatlarına yabancılaşmış, yalnız ve mutsuz insanlar topluluğu
Özgürlükten bahsediliyor ama gerçekten hangi ruh özgür ki, kim bilir belki de ölüm ile özgürleşecek yaşam süresinde bir kapana kısılmış gibi nefessizlik ile savaşan mutsuz ruhlar
Dayatmaları yaşıyor bir çoğumuz, iç sesi itiraz etse de susuyor dudaklar çok defa
İstenilen değil mecbur olunanlar
Olmazsa olmaz diye küçük yaşlardan itibaren beynimize kazınanlar

Mavi kelebekleri hep çocukluğum ile özdeşleştirdim neden bilmiyorum. O kadar renk varken neden mavi kelebek...kasvetli hüznünden belki

Çağın hastalığı kanser değil sadece. İnsanı insan yapan hücreler eriyor gittikçe
Kof olmaya başladık bedenler var ama içleri boş, ruhsuz
Yalnızlıktan şikayetçi herkes ama yalnızlığı tercih eden de bizleriz aslında

Düşünen robotlar gibiyiz.

Etkili bir yazıydı sevgili Irmak. Daha yazacaktım ama bu konularda yazdıkça içimi kasvet basmaya başladı. En iyisi burada bitirmek yorumu

Sevgilerimle

Cevap Yaz
levent taner
25 Eylül 2018 Salı 08:23:50
Hilmi Yavuz ve Özdemir Asaf'ın şiirini bir kez daha okumama vesile oldu şık yazınız

Musikinin la notasını duyumsadım Lavinia ile birlikte

Lavinia'ya esin kaynağı olan hikâyede ki Titus'un kızına üzüldüm inceden

Kadın öyledir çağlar boyu

Zulme uğradı mı bir daha uğrar

Uğradığı tecavüz kefeni olur bir de

Zalimane olan alimane hükme bağlanır

Vay efendim sen nasıl tecavüze uğrarsın?

Hukuk ve ahlak bir türlü tecavüze uğradığına inanmak istemez kadının ve kadının hükmünü de tayin eder bu

Ruhunda vardır şeytani olana yatkınlık çünkü kadının!

Yüreğinize, emeğinize, kaleminize, kelamınıza bereket

Saygı ve selam ile...

levent taner tarafından 9/25/2018 8:29:47 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
KurşunKalem
18 Temmuz 2018 Çarşamba 20:43:37
Çok güzel bir paylaşımdı, tebrikler yüreğinize...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 18 Temmuz 2018 Çarşamba 23:08:05
Çok teşekkür ederim.
Sevgiyle.

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Ömer KIYAK
18 Temmuz 2018 Çarşamba 18:12:24
Zaman diye bir derdi olmayan kelebek bile, herşeyi bir kenara bırakarak, konduğu çiçeğin usarelerinin hazzını doyasıya yaşarken, en çok zaman baskısı ile yaşama tutunmaya çalışan insanoğlu, azgın bir nehir gibi akıp giden zamandaki anların kıymetını niçin bilmez, değerine önem vermez, suyun üsþundeki saman çöpü gibi savrulur, kayıtsız kalır? Şarkıdaki gibi "çabuk olalım aşkım, herşeyi paylaşalım, ben kendimi sana adadım......." veya"zamanı var ki her bezmim beni anarsın, beni birgün olur arar, sorarsın. Gelince hatrına, durmaz yanarsın." Kutluyorum sevgili Irmak.

Ömer KIYAK tarafından 7/18/2018 6:17:07 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 18 Temmuz 2018 Çarşamba 22:55:29

Çok teşekkür ederim Ömer abi.
Zaman böyle bişey işte insan tutamıyor
Dokunamıyor ki
Bi bakmışsın miadımız dolmuş bile...
Burda tanıdığım ender insanlardansın.
Güzellik umut hep senle olsun...

Daim sevgimle ...

muslumbayram
18 Temmuz 2018 Çarşamba 11:21:46
ŞİİR GİBİ BİR YAZI
BİR İÇ SESLENİŞ
KELEBEĞİN MUTLULUĞUNDA Kİ İNSANIN ÖZÜ
MUHTEŞEM BETİMLEMELERLE SÜSLEMELERLE RENK RENK SAYGILAR TEBRİKLER

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 18 Temmuz 2018 Çarşamba 16:04:15

Teşekkür ederim.
Bu tarz yazı kimden bana etkisi kaldı bilmiyorum.
Belki de okuduğum tüm şair ve yazarların karma bir etkisi
olmuştur. Öykümsü denemeler diyorum ben bunlara.

Saygıyla.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.