Bayram KAYA 1
390 şiiri ve 1092 yazısı kayıtlı Takip Et

Kurtuluşun felsefesi 06



6]Hiç kuşkusuz kadro da, parça işlevlerin denk düşer uygun seçilim kriterleriydiler. Başta hareket içinde bir şekilde var olan bu emek verir değerler, yol haritasının her yerinde yoktular. Üstelik yol boyu karşı oluş ve direnişlerle, yeni yol alınışa da, karşı duruyorlardı.

Bu da Mustafa Kemal farkı olsa gerekti. Kadroların, süreçten, yoldan anladıkları; yurdun düşman işgalinden kurtarılması ve hilafetin, o eski özgür yapısına süratle kavuşturulmasını, hedef ve ilke edinmiş olmalarıdır. Atatürk dışında, ülke geleceğini planlar olma ve geleceğin inşası fikri, gelecek bilinci; diğer Kurtuluş Savaşı’na değin olan cenah önderlerinin, kafasında yoktu bile.

Şimdi Gazi’ye, Beton Mustafa! Diktatör Mustafa vs diyen kişiler, konuyu anlamada, hırs ve gecikme gösteren insanlarımıza sormak gerekir; sizin bu günkü sürece olan katkınız nedir? Evet, Mustafa Kemal yanlışları olan, bireysel kararlarını da dikte ettiren, bizim gibi zaafları olan bir insandı. Ve hiç insanüstü değildi! Tikel olaylar genel olayların ilişkilerini soyutlar. Bir olaya böyle baktığınız zaman Gazi’yi nereden bakarsanız orada görürsünüz. Gazi dedi kodo ve olayların adamı değildir. İnşaacı bir sistem koyardır.

Ne varki Gazi eseri olan sisteminin içini tam doldurup olgunlaştırmaya ömrü vefa etmemiştir. Ama onca iç ve dış badirelerin içinde sorunları oldukça azaltmış ve olan sorunların tansiyon ve gerilimini hayli aşağılara çekmiştir. Böylece esenliğe kavuşturduğu, güncel işleyen ve üzerine yeni yeni güncelin hızla değişen gündemine uygun, entegre devinmelerin eklenmesi ile koplike edilebilir bir sistem olgu akışını, kendisinden sonraya aktarabilmış bir devasadır.

Bu yüzden, her yapısalcı gibi Atatürk’te kendi çelişki ve zaaflarını yaşamak zorundadır. Bundan tabi ne var ki? Tüm bunlar, Türkiye Cumhuriyetine gelişteki bu süreci; yönetme başarısı, beceri ve bilgi, birikimine değin pratiğini gösterir bir değer olan Gazi’ye vefamız; tüm yaptıklarını yok saymamızla mı olacaktı? Atatürk bu süreci ortaya koyan ve adım adım süreci oluşturup, yöneten; beceri ve başarı ve dinamizmdir.

Bir insanın yaptıklarını unutup, yapamadıklarını, sizin yapmanız gerekenlerinizi; Ona kusur ihale edişlerle konuşursak; onu yok sayama zaafına düşebiliriz. Gazi her şeyi yapsaydı, size bir şey kalmaz eli boş olmaktan sıkılırdınız değil mi! Gazi’nin her şeyi yapar olup da, demokrasi alanında ve diğer alanda size yapacak bir şey bırakmamış olsaydı, Sizin varlığınızı inkâr olurdu değil mi?

Hem Gazi her şeyi yapamayacak kadar, etten kemiktendi. Hem de, o günün temel üretim ilişkindik örgülenmesi nasılsa ve nelerin talepleşmesine ve demokratik kurallaşmasına uygun olabilmişse, onlar başarılmıştır. O günlerde ilişki ağı içinde olmayanlara değin Dünya güncelinde olup, sizin nesnel ilişki düzeninizin henüz bir gerektirmesi olaraktan belirememiş zorunlulukları, demokrasi adımlarını bu gün içinde Gazi yapmamıştı türü denişlerlen; ’ armut piş ağzıma düş’ tarzı bekler olmak da, bir başka türcü aymazlıktır.

Atatürk eleştirilmez mi? Elbette eleştirilir! İlk önce en az onun topluma yaptığı hizmetin yüzde kırkını, yüzde ellisi oranında bir toplumsal faydayı ortaya koymalısınız. İkinci olaraktan da, günümüzün her tür zevk ve eğlencesini, sefasını, şikâyetsiz bir hak ve lütuf olarak, tüketirken; şimdiki sorunsalların ve günümüzün, nelerin de Atatürk sorumludur? Ve günümüz de, yapılacak olup da, Atatürk’ten dolayı yapamadığımız nedir? Atatürk’e hangi bağlılığınız ve vefanız, bu güne engel ise, bunu söylersiniz!

Söz gelimi kişi başına milli geliri kırk bin dolara çıkaracaksınız da Atatürk mü engel oluyor? Güncel ilişkilenmenizin demokratikleşmesini yapacaksınız da Atatürk mü karşı çıkıyor? İşsizliği enflasyonu önleyip, uluslar arası emek göçü vermeyi önleyeceksiniz de Atatürk’e olan sevginiz mi engel oluyor? Uluslar arası para fonlarından borç almayacaksınız da Atatürk mü al diyor? Bunları mı eleştirmek istiyorsunuz? Yoksa başarısızlığınızı unutturmak için, gölgede kalmanın ezilmesi mi sizi saldırtıyor.

Atatürk; toplumsal akılcılık ve toplumsal bilimcilik olan laikliği, sosyal adaleti ve demokratik bir cumhuriyeti, tek otoriter yapılı üniter bir toplumu, bizlere bıraktı. Bu ilkeler, mevcut konjonktürsel toplumsal, Dünya birliği yapılarında da geçerlidir. İlkeler, temel eksen işlev devinmeli, izafiliklerdir. Bunlardan sapmayan, ama günümüzde aksayan türden değişmesi gereken her yanlışı, Atatürk mü önlüyor? İzafi olanı, zaman ve düzlemin akışı belirlerdi. Değilse mevcut düzene, geçmiş öznellikleri monte etmek, ne bir haktır, ne bir özgürlüktür, ne de bir demokratikleşen anlayıştır. Ne de Atatürk’e layık bir bakış tarzıdır.

Atatürk’ü haksız eleştiren bir melun, bilmeli ki Atatürk’ün kurduğu tek bir laiklik dahi olmasaydı bu günkü hayal ettikleri Atatürk’ten bekledikleri demokratik adımları atamamayı bir yana bırakın; demokrasinin adı ağızlarına alınamaz bir bilinemez olabilecek denli iki otoriteli yapının dışlaması kapsamında olacaktı! Üstelik böyle bir öneri ve tartışmanın cüretini bile edemeyecekti. İşte Gazi’ye dek olumlamanız da, olumsuzlamanız da, bu içermeler içinde olmalı. Yoksa olmayana erg metodu ile bakıp; bakılan nokta da, parça olaylarla sistemin ana inşasını görememek bir aydın abesliği olsa gerek.

Atatürk işleyen bir yapı ve doğma olmayan mekanizmanın temelini bize bıraktı. Atatürk benim her yaptığım, sizin gelecekteki eylem kılavuzunuzdur demedi. Kendisi bir değiştirici olan geleceğe değin değişmezliği savunamazdı. Bu tür söylemler, kerameti kendinden men kül, kişilerin absürtlüğüdür. Atatürk bıraktığım ipe sıkı sarılın, yoksa sapıtırsınız da, demedi. Bilimin ve aklın ve çağdaşlığın güncel ölçüsünü salık verdi ki bu zaman ve düzlem durumunda, yeni yeni üretilecek olan akıl ve bilimdir.

Böyle bir dinamiğe, nasıl vebal sorulaki? Bunlar, inançsallık dışında düşünemeyen kafa anlamaların yorum mantığı ve kusur arayışıdır. Atatürk gibi deha düzeyindeki bir diyalektik de zaten; yarın da, gelecekte de; siyasetini tartışılmaz ve akıl üstü kılması, beklenmezdi. Eleştiriler, size ders olur. Değilse tarihi değiştiremezsiniz. Geçmişte, şu şöyle olsaydı demek tartışamamak ve absürtlüktür. Bu günümüz onun öyle olmamasıyla, gerçekleşmiş bir yola koyuluştur. Ve böyle sürmek de, zorundadır. Geçmişe dair yapacağımız bir şey yoktur. Ancak güncelin bilinçli eleştiricisiyle güncel akışa katkınca yön veririz.

Aklı işleten unsurlar, yapının üzerine yapı oluşturur. İkide bir yapı, yapboz yapılmaz. Yol bu istikamete girmiştir. Sular geri akıtılamaz. Bu iklimde hiç bir ulus, bundan önceki yapılarını özlemez. Bu ancak güdük ve yobaz düşünmenin sevinmeci umudu olur. Bir beden dahi gelişmenin hiç bir aşamasında o aşamadaki kusurdan rucu edip, tekrar tekrar başa dönen davranış göstermez. Hatadan yarar çıkarıp ilerler. Vücudun mükemmelliği buradadır. Akla ve bilime danışamayan yobazlık, ulemaya danışır.

Sürecek

Bayram KAYA

Beğen

Bayram KAYA 1
Kayıt Tarihi:16 Ekim 2008 Perşembe 19:26:32

KURTULUŞUN FELSEFESI 06 YAZISI'NA YORUM YAP
"Kurtuluşun Felsefesi 06" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.