Bayram KAYA 1
390 şiiri ve 1094 yazısı kayıtlı Takip Et

Atatürk'ü sevmek



Atatürk’ü sevmeye bilirsiniz. Ne var ki saygı duymak, vefa göstermek, yaptıklarını yer yer şükranla anmak zorundasınız. Kimse sizi buna zorlamaz. Kimse de böyle bir şey beklemez ve istemez. Bu bir bilinç ve sorumluluğa dek içsel duyumlu idrakin sorunudur. .Ancak sevmemek için de nefretiniz içinde aklınızdan zorunuz olsa gerek. İnsan idraksizliğinin ve nankörlüğünün ve dahi şartlanmış kibrinin esiri olmamalıdır. Sevgi’yi, Özlem’i sevmeye biliriz! Ana babamızın sağlamalarına karşın, minnetimiz vardır.

Tarihe ve tarihselliğe takım tutarlık duygusuyla bakılmaz. Süreç tuğla yükseltme sürecidir. Pek çok kişi görecelik yasasına katkındır. Ne var ki Einstein herkesten bir fazlasını söyleyişle, izafiyetle anılmanın temsilini ve gururunu taşır. Tıpkı Sevgili Gazi’miz gibi. Niye Damat Fert Paşa değil de Atatürk, hiç düşündünüz mü? Niye Atatürk denmiş, hiç düşündünüz mü? Gelecekte siz nefret edin diye mi? Yoksa bu söylemde geleceğe aktarılan bir mesaj mı var? Atatürk gibi bir diyalektik değer, ulusun aleyhine ve hoşnutsuzluğuna olabilir mi?

Hali hazırdaki Dünya’da geçmişten günümüze tarihi kişiliklere dek saygın kabul olunmalarının belli kriterleri vardır. Bu kriterler bizden aşkındır. Atatürk bu kriterlere uyuyorsa sizin de mecburiyetiniz var demektir. Sevmek bir duygu işi iken, analiz ve sentezle minnetinizi belirtmek şükranı olmak bir bilinç ve zekâ kavrayışıdır. Tarih olan tarihsel olan, tarihi bilinç olan, tarihi diyalektik olan; gereksinme duyduğumuz bir öğrenmedir de. Öğrenmişseniz, idraksizlikle farkında değilsinizdir.

Bunca minnetiniz olan şeyin duyumudur bu. Bu duyum çevreye, hayata, şimdiki olup bitene katılmanın bilincidir. Yaşama sevincine açılan kapılardan biri de bu tür içselleştirmelerdir. Eğer sunumlarından yararlanıyorsanız, bir vefa borcunuz bir minnettarlığınız ve minnetsizlikten ötürü bir mihneti duyumunuz var demektir.

Kısacası minnetinizi belirtemiyorsanız, sağladıklarından da vaz geçmeniz kendinizin kendinize dürüstlüğü olur ki; bu sizin zorunlu bir vefanızı gerektirir. Bir sağlanmışlık içinde uzanan eli tutmuşsanız; minnetiniz vardır. Ya da siz, ne yaptığınızı bilmez denli sorumluluklar baskısından mezun ve gayri müsellahsınız demektir.

Kendi ilişkinliği içinde, bağıntılarıyla güncel ya da aktüel olan sosyo toplumsa girişme ve giriştirmelerin; kendisine özgü kural kılınan işlerleşmesi vardır (tabulaşması vardır). Bunlar biraz ileride doğal olanın dinamizminden ötürü ilişkinlikleri hani sıfıra inmiş; yeni durumla hiç bir bağ ve bağıntısı kalmamış bir duruma dönüşürler.

Yeni durum bambaşka sosyo toplumsa bağıntılarla süreçlinirler. İleri süreçlerin içinde siz hala eski tabuyu devinme eksenli kılıyorsanız; yanlış olan, çağ dışı olan, klik olan, put olan ve zararlı tabu olan durumlar bunlardır.

Atatürk sevgisi bağımsızlık savaşı yapmanın, devrimler yapmanın, baştanbaşa inşalaşmanın yanı sıra aktüel oluşla eskimiş yapıyı yıkan devrimci ruhtur. Kendisinden sonraki yepyeni gelişmişliğin üreten, paylaştıran teknik teknolojik bağıntılı hukuksallığına rağmen; kurduğu bu yapının da eskiyip; değişip, dönüşerek süreceğini bilmenin ve öngörmenin de ruhudur.

Atatürk sevgisi, haksızlığa karşıdır. Atatürk sevgisi, Atatürk sevgisi üzerinde ve hukuksal zemin üzerinde birlik yapmanın ruhudur. Atatürk sevgisi, dostluğa, güvende oluşa, iyi güzel şeyleri paylaşıma çağrışın birlik ruhudur. Atatürk sevgisi olan sembolizm, değişme dönüşme sürecinin de kendisidir.

Atatürk’le eşleştireceğiniz özellikler olmadan (özellikleri bilmeden) Atatürk’ü sevemezsiniz. Dünler geçmişe dek mantık oluşlarıyla, günümüzü kavrayamaz olmalarındaki ilişkin bağıntılarını bilmek, zaten Atatürk sevgisinin kendisidir. Atatürk, bu tutumun ve deneyselliğin tarihsel bilincidir. Atatürk sevgisi bu bağlamlarıyla düzenleyen ve düzenlenen ilkedir. Böyle olunca, söz gelimi günümüzün ilerleyen bilim teknik teknolojik üretim ve paylaşım değerler zümresi, Sevgili Gazi’nin kendi anlayışıyla, zıtlaşıp; değişme ve dönüşmelere uğrayacaktır.

Bunu bilen Sevgili Gazi’nin; bilim, teknoloji demesi; geçmişteki kullanımların (kendi uygulamalarının bile) bugün hurafe durumuna düşen uygulayımlarına karşı olması demek olup; bu nedenle, aklı, bilimi önceleyen referanslarla, yapıyı inşa etmeyi önermiştir.

Bilimi, yol ve hakikat olarak önermek; kendi kurduğu düzen ve ilkelerin de bilimsel olan gelişme ve bağıntılarla değişeceğinin öngörüsü ve salık verilmesinin ta kendisidir. Zaten akıl bilim ve güncelliğin içinde bulunmakta bunu gerektirir. Bu öngörüler, Atatürk’ün süreç sel izleğini, gerisin geri tepe taklak çevirmeğe dönüşmenin sığlığı da hiç değildir.

O şeyi, Atatürk öyle söyledi diye o şey öyle değildir. O şey öyle olduğu için o şeyi Atatürk’ te bildiği için Atatürk onu öyle söyleyebilmenin yüce gönüllülüğü olan diyalektik bir bilinçtir. Atatürk bu yüzden de gelecekte sevilmenin sembolizmi olmayı hak etmiş bir değerdir. Sosyal söylemle, kibirini aşmıştır

Kendisinden sonrakilere kıyasla bu yazının yazıldığı güne kadar kimseye nasip olamayan bir tarihsel diyalektiktir sevgili Gazimiz. Gazi’nin genel ilerlemeci olan yanı dışında, o günün konjonktürüne göre oluşmuş, dinamik sağlam düşüncelerini olgulayan bağ ve bağıntılardı olan her bir gelişmiş bilim ve teknolojiler sayesinde Gazi; yeni yapının aktüelliğini başarmıştır. Aynı bağ ve bağıntı sal dinamizmin kendi eseri üzerinde ve kendisinden sonraki bugünkü günlerde de farklı işleyeceğini bilmektedir.

Bu değiştirici dönüştürücüleri bilmekle birlikte düşünceleriniz de farklı olmaktadır. Bu Atatürk’ü dışlamaz. Dünün mantığı ve aklı; ilerinin değişeceğini bilir. Ama o, dünün mantığı oluşla, günün mantığı olmayacağını da bilir. Zaten Atatürk te dünün mantığına karşı olan, aktüellik değil miydi?

Sevgili Atatürk kendisinden önceye saltanat ve halifelik ihdas ettiler diye saltanat ve halifeliğe ne çattı Ne kusur buldu. Ne de böyle yaptılar diye deli Dumrul gibi işleri tersine çevirmeğe gayret etti. Ne de bunları kötülemenin dile getirilişiyle meşrulaşmanın gayretine düştü.

Biliyordu ki onlar zamanın, güne göre aktüel ve cari inşalarıydı. Atatürk’ü Atatürk kılan, Atatürk’ün Tarihsel diyalektik oluşu buydu. Bu nedenle kendisinden önceye atıfları olsa da, Atatürk kendi öncesi ile dövüşmedi. Kendi öncesinin güncellenememelerinin örneki tespitleriyle, kendisini bu hatalardan arındırdı. Tarihsellik bilinci buydu. Bunun yoksunluğuyla kendisine yel değirmenleri inşa etmedi.

Sevgili Gazi’mizin kendisini halk ve toplum refahına adamış bir erdemdi. Bu erdemli olan gayretinin muzafferiyet ulviliklerine, manevi sevgi bağıyla bağlıyız. Atatürk’e olan bu sevgi sel bağ; Atatürk’ün gelişmeci ve ilerlemeci ruh olmasının dışında; Atatürk’ümüz günümüzün dengeleri içinde oluşla ve Atatürk dönemine göre inşanın gerisine düşmemek kaydıyla tasarruflarınız, zaten kendilik meşrudur.

Bu bilinçle gereği oluşla, her süreç ve her şey gibi o günkü süreçlerin inşa üstü bağ ve bağıntısı oluşla yeni düzenletişler içinde, Atatürk döneminin hani neredeyse hiç bir bağ ve bağıntısı kalmamış gibidir. Bu Atatürk’ü dışlamaz. Bunlar Atatürk sevgimizi dışlamaz. Aksine bu öngörüyü salık vermesiyle, bu öngörüyü demeyip hale doğru uzanan bayatların kendilerinden menkul yalancı kerametlerini her ifşa edişlerinde, Atatürk’ümüze olan bu sevgimiz, pekişip katmerli olarak katlanmaktadır.

Her şeyin üzerinde olan zaman farkının bir dinamizmi; bu öngörülerin nedenidir. Atatürk bu aklın ve bu öngörünün emozesi oluşla; put kılınır düzlemli olan, kendini önerten, kendini sevicilik tabuculuğu yerine; Atatürk’ün aklı ve bilimi eylemlerin merkezine koymasıyla, Atatürk’ümüz kendi kıratını ikame eden bir tevazuen bilinçtir.

Ama kirli siyasetler, kirli işlerini hep sevgili Gazi gibi dinmez sevgi selimize maal ederler. Kirli işlerini referans ederek bizi sömürtmekte ve anti demokratik uygulamalarını Atatürk diye diye ortaya koyar olmaktadırlar. Söz gelimi 12 Eylül yöneticileri, kendi her melanetlerini, Atatürk adı altında, kimi açık açık melanetlerini topluma ve halka dayatılmasının bir kullanım süreci olmuşturlar.

Nasıl Atatürk sevgisinin oluşulmasına Atatürk’le eşleşen anlama ve düzenlemeler varsa; demokratik olmayan tutumları da demokratik ilerlemeymiş gibi her seferinde Atatürk anılarak yapılırsa; bu da bilinç altında Atatürk nefretini ortaya koyar.

Atatürk adının istismarı kullanımı, hem zamanın ön görüsü olmamakla; hem Sevgili Gazi’mizin vefat etmiş olmasıyla ve sevgili Gazi’mizin günün muhatabı olmaması, hesabıyla; günün ne sorumlusu, ne de günün nedendesi değildir. Ve güncel melanetin nedeni olamaması yüzünden, güncel melanetleri onunla referanslaştıran ihanetler, zararlı bir tabu kullanımına dönüştürüldü.

Sabah kalkıyorsunuz Atatürk, Akşam yatana dek yine Atatürk duyuyorsunuz! Bu bilinçli bir yıpratma ve onunla kötülükleri referanslaşmanın bilinçaltına uzanan bir kötülenmesiydi. Siz 12 Eylül’ün anti demokratikliklerini Atatürk’le algılarsanız, Atatürk zihninizde nasıl yer ederdi acaba?

Geçmişteki kimi sevgili değerlerimiz gibi onları anlamak yerine onları sopa imleci gibi kullanıp, sevgili Gazi’mizi de putlaştırıp gözlerden düşürmenin empozesini yapmışlardır. Her çıkar çevresi, her iyi güzel referansı kendilerine sömürü ve baskı dayatması yaparlar.

Aydın ve ilerici olan; Atatürk gibi değerleri içselleştirmiş olan; bu tür bilgileri, bir bilmezi mantığı gibi kullanmaz. Yanlış olan, zararlı olan, insanlığı batağa saplayan şey; günceldeki yararlı tabunun, güncel kullanım dışında da, kendisinden sonranın da hala bağıntı ve işlerliklisiymiş gibi tabu olarak kullanılma tabusudur. Çok yanlış olan ve savaşımı verilmesi gereken bir durumdur. Bu gibi yaklaşımlar daha çok yeni olanın bağıntı ve referanslarını kuramayan güdük ve kısır basiretsizliklerin, kısa devre yoludur.

Şu da unutulmasın ki memlekette her haksızlık ve başarısızlık. Her yolsuzluk ve korumacılık. Ne yaparsa yapsın, ister hukuki olsun; ister hukuk dışı olsun demeye getirilen "ben valimi yedirtmem" türü havsala dışı söylem ve savunma; sıradan bile olsa bir yöneticinin kurabileceği cümle değildir.

İşte yolsuzluk, işsizlik, işlerin rayından çıkması, hayat görüşlerinin genel görüş gibi dayatılması vs. olan bunlar halk nazarında rahatsızlıkla; halkın bunları bir düzleme seslenmesi ve bunları bir düzleme şikâyet etmesi nedeniyle; halkın seslenme ve şikâyeti, o düzleme sevgi seline dönüşür. Bu düzlem de hali hazırda Atatürk’tür. Hem kendinize olan nefret ve hoşnutsuzlukla bu sevgiyi bilmeden istemeden inşa edip pekiştirirsiniz; Hem bu sevgiden kendinize Donkişot lük vazifesi çıkarırsınız. Şancho Panza’lar hazırdır.

Bizler, Atatürk’ü severken; ne Atatürk’le aldatıp, ne de aldatılan olacağız.

13.11.2013

Beğen

Bayram KAYA 1
Kayıt Tarihi:14 Kasım 2013 Perşembe 16:09:59

ATATÜRK'Ü SEVMEK YAZISI'NA YORUM YAP
"Atatürk'ü Sevmek" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.